Meriadoc Brandybuck, Merry Kimdir?

Merry Meriadoc Brandybuck

Merry Künye:

Irk: Hobbit
Dil: Westron
Cinsiyeti: Erkek
Soy: Erdiyarı Hobbitleri- Brandybuck Ailesi
Ebeveynleri: Saradoc Brandybuck ve Esmeralda Took
Eşi: Estella Bolger
Doğum Tarihi: 3.Çağ 2982
Ölüm Tarihi: 4.Çağ 65
İkamet Ettiği Yerler: Erdiyarı
Diğer İsimler: Merry, Holdwine, Kalimac Brandagamba
Taşıdığı Ünvanlar: Erdiyarı Efendisi, Rohan Beyi

Çocukluğunda Merry

Meriadoc Brandybuck 2982’de doğdu. Babası Saradoc-Altınserpen-Brandybuck, Annesi ise Esmeralda Took’dur. Merry babasının tek çocuğu ve varisiydi. Annesi sayesinde Pippin ile arkadaş ve yoldaş oldu. Bir diğer dostları olan Frodo ile de birinci dereceden kuzendi.

Frodo ile yola çıkmadan önce Brendi Konağı’nda yaşıyordu. Konak çok uzun bir zaman önce, Bataktaki hatta Shire’daki en köklü ailelerden biri olan Yaşlıer ailesinin reisi Kirliçıkı Yaşlıer, tarafından inşa edilmiştir. Bölgenin ismini Brandybuck olarak değiştirdi ve buraya yerleşip neredeyse küçük bir bağımsız ülke sayılabilecek bu bölgenin efendisi oldu.

Ailesi büyüdü de büyüdü, o toprak olduktan sonra da büyümeye devam etti; öyle ki, sonunda Brendi Konağı üç büyük ön kapısı, bir sürü yan kapısı ve yüz kadar penceresi olan bir yapı haline gelip alçak tepenin tümünü kaplar oldu. Bunun üzerine, Brandybucklar ile sayısız hizmetkârları tepenin çevresinde önce oyuklar kazmaya, zamanla da toprağın üstünde yapılar yükseltmeye koyuldular. Nehir ile Yaşlı Orman arasında gayet yoğun yerleşimli bir şerit olan ve Shire’ın genişlemesinin ürünü sayılabilecek Erdiyarı böyle doğmuştu. En önemli köyü de, Brendi Konağı’nın arkasındaki bayırlara kümelenmiş olan Erşehir idi.

Batak’takiler Erdiyarlılar’la iyi geçinirlerdi, Konağın Efendisi’nin (yani Brandybuck aile reisinin) hâkimiyeti de hâlâ Kütük’ten Sazlık’a kadar bütün çiftçiler tarafından kabul ediliyordu. Fakat eski Shire’da oturanların çoğu Erdiyarlılar’ı tuhaf tipler, sanki yarı yarıya yabancıymışlar gibi görüyorlardı. Hâlbuki aslında Dört Dirhemler’deki diğer hobbitlerden pek de farklı değillerdi. Tek bir nokta hariç: Kayıklardan hoşlanıyorlardı ve bazıları yüzme bile biliyordu.

Merry ve Tek Yüzük

Bilbo’nun ortadan kayboluşundan bir yıl önce Merry yolda yürürken önünde yaşlı hobbiti görmüştü. Yolun karşısında Torbaköylü Bagginsler belirdiğinde Bilbo yavaşlamıştı. Ve Merry daha ne oldu anlayamadan ortadan kayboluvermişti. Aklı başına geldiğinde o da çitten geçip yolun kenarındaki tarladan yürüdü. Torbaköylü Bagginsler geçtiğinde yolu gözlerken Bilbo kaybolduğu gibi beliriverdi. Altın gibi parlayan bir şeyi cebine koyduğu da Merry’nin gözünden kaçmadı. Bu olaydan sonra iyice meraklanan Merry iyice meraklanmıştı. Bu yüzden Bilbo’yu gözetlemeye başladı. Hatta zar zor yakaladığı bir boşlukta Bilbo’nun kitabına göz atmayı bile başarmıştı.

Suç Ortaklığı Kuruluyor

İlerleyen zamanlarda Bilbo’nun davetinden sonra, kuzeni olan Frodo ve yakın arkadaşı olan Pippin ile daha fazla vakit geçirmeye başladı. Frodo’nun her geçen yıl daha da içine kapanması ve gizemli halleri Pippin ve Merry’yi korkutuyordu. Bu nedenle Sam’le beraber bir suç arkadaşlığı kurmuşlardı. Sam, Gandalf’ın ziyaretlerinde Frodo ile konuşmalarını gizlice dinleyip, Pippin ve Merry’ye söylüyor, beraber durum değerlendirmesi yapıyorlardı. Amaçları Frodo’nun yalnız başına hareket etmesini veya yanlış bir şey yapmasını engellemekti. Böylece Yüzük ile ilgili birçok bilgi elde ettiler.

Merry’nin Shire’dan Ayrılışı

Merry Çukurçay’a Yola Çıkıyor

Frodo Shire’dan ayrılışının tuhaf karşılanmaması adına sahte bir dedikodu yaratmıştı. Bu dedikoduya göre parası bitmişti, bu yüzden Çıkın Çıkmazını Torbaköylü Bagginslere satıp Erdiyarında Merry’nin ayarlayacağı bir eve yerleşecekti. Çocukluğunda orada yaşamış olduğu için bu hikaye yadırganmadı. Merry Frodo’nun Çıkın Çıkmazından ayrılmasına yardım etti. Evi düzenlemek için de diğer Hobbitlerden önce yola çıktı.

Çukurçay’daki eve vardığında Tombiş Toluk ile beraber evi hazırlayıp düzenlediler. Frodo, Pippin ve Sam uzun süre gelmeyince başlarına bir şey geldiğini düşünüp midillisini Kütük’e doğru sürdü. Yolda arkadaşlarını arabasıyla getiren Tırtıl ile karşılaştı. Daha sonra Hobbitler hep beraber Çukurçay’a döndüler.

Suç Ortakları Ortaya Çıkıyor

Merry

Önce banyo yapıp sonra tekrar bi akşam yemeği yediler. Daha sonra Pippin tüm başlarından geçeni detaylıca Merry’ye anlattı. Frodo ise arkadaşlarına ayrılması gerektiğini nasıl söyleyeceğini düşünüyordu, ama bir şekilde lafa giremiyordu. En sonunda Merry planladığı her şeyi bildiklerini söyleyerek rahatlattı onu. Bunu duyan Frodo şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi. Pippin aslında sandığı kadar dikkatli olmadığını söyleyinde Frodo iyice telaşlandı. Tüm Shire’ın ayrılışından haberdar olduğunu zannetti. Ama Merry sadece kendileri tarafından bilindiğini söyleyerek rahatlattı onu. Frodo onu durdurmaya çalışmamalarını söyledi. Fakat Merry şöyle dedi:

“O yüzden gelmeye karar verdik. Yüzük’ün çocuk oyuncağı olmadığını biliyoruz; ama Düşman’a karşı sana elimizden geldiğince yardım edeceğiz.”

Böylece Frodo arkadaşlarını da yanına almaya ikna oldu. Ertesi sabah erkenden yola çıkacaklardı.

Yaşlı Orman

Ertesi sabah yola çıkacakları zaman Merry her şeyi çoktan hazır etmişti. Eşyalar paketlenmiş, midilliler hazırlanmıştı. Kara Süvarilere yakalanmamak için Yaşlı Orman’dan geçeceklerdi. Merry daha önce gündüz vakti ormana girmişti, onun rehberliğine güveniyorlardı. Pippin ona Yaşlı Orman ile ilgili anlatılan hikayelerin gerçek olup olmadığını sorunca şöyle dedi:

“Eski gulyabani hikâyelerini kastediyorsan, cevabım hayır olur. En azından ben onlara inanmıyorum. Fakat Orman tuhaf bir yerdir, içindeki her şey, tabiri caizse, Shire’Jaki şeylerden çok daha fazla canlı, olup bitenlerin çok daha farkındadır. Ve ağaçlar yabancılardan hoşlanmaz. Seni gözlerler. Gündüz vakitleri genellikle sadece izlemekle yetinirler, pek bir şey yapmazlar. Zaman zaman en düşmanca olanları üstüne bir dal düşürür veya yoluna bir kök çıkarır, ya da bir sarmaşık uzatıp seni tutmaya çalışır. Fakat gece işler gayet ürkütücü olabiliyormuş, öyle diyorlar.”

Fakat her şeye rağmen Tombiş Toluk’u geride bırakıp Çalı Çit’i geçerek Orman’a girdiler. Ormanda uzun süre yürüdüler. Orman onları boğsa da başlarda yollarını tutturmayı başardılar. Fakat uzun bir gün yürümenin ardından takip ettikleri patikanın onları doğruca Gündüzsefası vadisine götürdüğünü fark ettiler. Burası gelmek istedikleri bir yer değildi. Şöyle demişti Merry Gündüzsefası hakkında:

“Gündüzsefası vadisinin bütün ormanın en acayip yeri olduğu söylenir-bütün acayipliklerin çıktığı merkezdir adeta.”

Sonunda Gündüzsefası nehrine vardılar. Burada biri tarafından açılmış bir patika gördüler. Merry eğer takip ederlerse Orman’dan direkt çıkacaklarını söyledi. Fakat patika onları Söğüt Adam’ın dalları altına getirdi ve Hobbitler onun tuzağına düştüler…

Yaşlı Söğüt Adam ve Bombadil

Yaşlı Söğüt Adam’ın şarkısı yüzünden Hobbitlerin uykusu geldi. Merry ve Pippin ulu ağacın gövdesine yaslanıp uyudular. Böylece ağaç onları içine çekti. Gövdesinin içinde uyandıklarında dışarıdaki Frodo ve Sam’in onları kurtarma çabalarını duyabiliyorlardı. Fakat Sam’in yaktığı ateşten rahatsız olan ağaç Merry’i sıkıp ikiye ayırmakla tehdit etti. Merry arkadaşlarına baBunun üzerine arkadaşlarını kurtarmak için hiçbir umudu kalmayan Frodo ormanda yardım çığlıkları atarak koşturmaya başladı.

O sırada bir cevap duydu, birisi bir şarkı söylüyordu. Gelen Tom Bombadil’di. Hobbitler ondan yardım istediler. Tom Bombadil, söğüt ağacının başına giderek ona bazı şarkılar söyleyerek hobbitleri bırakmasını istedi ve hemen itaat etti söğüt ağacı. Hobbitleri hapsettiği yerden çıkardı. Daha sonra Tom onları evine davet etti. Eve vardıklarında eşi Altınyemiş çoktan sofrayı hazırlamıştı. Hobbitler şaşırdılar. Ormanın ortasında böylesine tuhaf bir çiftin ne aradığını merak ediyorlardı. Ama Tom tepelerin ve ağaçların efendisiydi. O Yaşlı Orman’a aitti, Yaşlı Orman da ona.

Tom Bombadil’in Evi

Merry Meriadoc Brandybuck Tom Bombadil'in Evi

Beraber güzel bir yemek yediler ve gece kötü şeylerden daha fazla bahsetmek istemediler. Daha sonra uykuya dalan dört hobbit de farklı farklı rüyalar gördü. Merry’nin duyduğu, huzur dolu uykusuna dökülen suyun sesiydi: Tatlı tatlı akıyordu su, sonra karşı konulmaz bir şekilde tüm evin etrafına yayılıp kıyısı olmayan bir göle dönüşmeye koyuldu. Duvarların altından çağıldıyor, yavaş yavaş ama tartışılmaz biçimde yükseliyordu. “Boğulacağım!” diye düşündü. “Su bir yerlerden içeri girecek ve boğulacağım!” Yumuşak çamurlu bir bataklıkta yattığını hisseder gibi oldu, fırladı, ayağı soğuk sert bir taşın köşesine değdi.

O zaman nerede olduğunu hatırladı ve tekrar yattı. Sonra, “Kapılardan ve pencerelerden ay ve yıldız ışığı ve tepelerdeki rüzgardan başka bir şey giremez,” dendiğini duyar gibi oldu, ya da duyduğunu hatırladı. Sonra tekrar uykuya daldı.

Ertesi günü de orada geçirdiler. Tom onlara birçok hikaye anlattı. Ama daha önemlisi, onlar hakkında da epey bir bilgisi vardı. Hobbitler büyülenmiş gibi sessiz bir şekilde dinliyorlardı Tom’u. Fakat Tom kurnazca sorular soruyordu ve Frodo Gandalf’a bile anlatamadığı korkularını, düşüncelerini Tom’la paylaşıyordu.

Daha sonra konuşmalarının ortasında Tom Frodo’dan Yüzük’ü göstermesini istedi. Frodo yine anlam veremediği bi şekilde hemen çıkarıp Yüzük’ü Tom’a verdi. Tom Yüzük’ü bir süre inceledikten sonra birden parmağına geçiriverdi. Daha sonra bütün hobbitler şaşkınlık içinde kaldılar, çünkü Tom ortadan kaybolmamıştı. Frodo daha sonra emin olmak için Yüzük’ü taktı, hobbitler göremiyordu, Yüzük kendi yüzüğüydü ancak Tom onu hala görebiliyordu.

Höyük Yaylalarında Sis

Sonunda hobbitler Tom’un yanından ayrılmıştı. Onun tarif ettiği yoldan ilerliyorlardı. Tom, başları sıkıştığında söylemeleri için bir tekerleme ezberletmişti hobbitlere. Gün boyu ilerlediler, bir süre sonra Höyük Yaylaları’na ulaşmışlardı. Sıcak evlerinde bile hikayelerini dinlemek istemeyecekleri yere..

Bir dikili taş altında dinlenip bir şeyler yemeye karar verdiler. Ama daha sonra hiç istemedikleri bir şey olmuştu. Bütün hobbitler birden, rahatsız bir şekilde uyandılar. Niyetleri kesinlikle uyumak değildi. Uyandıklarında hava kararmış, etraflarını yoğun bir sis sarmış ve bir tuzak gibi üstlerine doğru kapandığını hissediyorlardı.

En azından hala yolu hatırlıyorlardı, böylece midillilerine binerek doğru olduğunu düşündükleri yoldan devam ettiler. En önde Frodo olmak üzere tek sıra halinde gidiyorlardı, kaybolmamak için. Fakat bir süre sonra Frodo arkasına dönüp baktığında kimseyi göremedi. Diğerleri kaybolmuşlardı. Telaşla hobbitleri ararken korkudan yere düştü ve başını kaldırdığında karanlık bir gölge üzerinde eğilmişti, buz gibi temasıyla bilincini kaybetti Frodo.

Bombadil Hobbitleri Kurtarıyor

Kendine geldiğinde hapsedildiğini anladı. Arkadaşları yanında uzanıyordu, hepsi de bembeyazdı. Artık sonunun geldiğini düşünüyordu. Fakat bu düşünce ona son bir cesaret vermişti. O sırada bir kol parmakları üzerinde yürüyüp, yanındaki Sam’e doğru ilerliyordu. En sonunda bütün cesaretini toplayarak yanındaki kılıcı yerde sürünen ele defalarca indirdi. En sonunda el kopmuştu. O sırada aklına Tom Bombadil ve onun ezberlettiği tekerleme geldi ve tekerlemeyi söylemeye başladı.

Bir süre sonra şapkası, tüyü müyü her şeyiyle gerçekten Tom gelmişti. Hobbitleri hapsoldukları yerden kurtardı. Daha sonra hobbitler kendilerine geldiler. Tom’un yaptıkları bununla sınırlı değildi, midillileri de bulmuştu. Merry uyandığında şöyle dedi:

“Bu ne ola ki?” diye başladı Merry, gözlerinden birinin üzerine kaymış olan minik altın tacı elleyerek. Sonra durdu, yüzü gölgelendi ve gözlerini kapadı. “Tabii, hatırladım!” dedi. “Carn Dûm’lular gece karanlığında baskın verdi, bizi telef ettiler. Ah! Kalbime giren o mızrak!” Göğsünü tuttu. “Hayır! Hayır!” dedi gözlerini açarak. “Ben ne diyorum? Rüya görüyordum. Nerelerdeydin Frodo?”

Biraz dinlendikten sonra Höyükten çıkan kamaları alarak tekrar yola koyuldular. Tom onlara Bree’deki Sıçrayan Midilli Hanı’na gitmelerini söylemişti.

Frodo, Sam, Merry ve Pippin Bree’de

Sıçrayan Midilli Hanı

Merry Meriadoc Brandybuck Sıçrayan Midilli Hanı

Yolcular sonunda Sıçrayan Midilli’ye ulaşmıştı. Hanın sahibi Arpadam Kaymakpürüzü, çok hızlı konuşan, aceleci birisiydi. Öyle ki hobbitlere göre sonsuza kadar konuşabilirdi. Yolcuları tam hobbitlere göre bir odaya yerleştirdi ve akşam yemeklerini getirdi. Frodo, Pippin ve Sam daha sonra büyük salona giderek orada kalabalıkla beraber oturmuşlardı.

Merry ise bunun boğucu olacağını düşünerek onlara katılmamıştı. Bree’li insanlar hobbitlere oldukça ilgi göstermişti. Üstüne bir de Frodo’nun yazacağı kitap için bilgi topladığını öğrendiklerinde bir sürü hikaye anlatmaya başlamışlardı. Pippin ise iyice rahatlamış, handakilere komik hikayeler anlatıyordu ve iyice ilgi odağı haline gelmişti.

O sırada bir adam Frodo’nun dikkatini çekmişti. Gecenin başından beri dikkatle hobbitleri dinliyor, kukuletası yüzünden yüzü de gölgelerde kalıyordu. Kaymakpürüzü’nden adamın bir kolcu olduğunu ve pek tekin biri olmadığını öğrenmişti. Bilinen ismi ise Yolgezer’di. Daha sonra Yolgezer, elinin ve başının bir hareketiyle Frodo’yu yanına çağırmıştı.

Merry Nazgul ile Karşılaşıyor

Yaklaşık bir saat içerde oturan Merry arkadaşları dönmeyince hava almak için dışarı çıktı. Dolaştıktan sonra geri dönmüş lamba ışığının altından yıldızlara bakarken birdenbire ürperdi. Korkunç bir şeyin sürünerek yaklaştığını hissediyordu. Yolun karşısındaki gölgeler arasında, tam lambanın ışığının kenarcığında, daha koyu bir gölge gibi bir şey vardı. Hiç ses çıkarmadan hemen karanlığın içine kaydı gitti. At yoktu. Merry onu izlemeye çalıştı. Birdenbire çitin yanında sesler duydu.

Birisi bir şeyler homurdanıyor, diğeri de fısıldıyor, daha doğrusu tıslıyordu. Konuştuklarının tek kelimesini bile duyamadı. Daha yakına da emeklemedi, çünkü her yanı titremeye başlamıştı. Sonra dehşete kapılıp geri döndü, tam buraya koşacaktım ki arkamdan bir şey geldi ve Merry’i yere düşürdü. O an bilmese de Kara Nefes’in etkisine girmişti. Kaymakpürüzü’nün elemanı olan Nob Merry’i yerde yatarken bulup geri getirmişti.

Yolgezer

Merry dışarıda Nazgul’u takip ederken içeride başka olaylar oluyordu:

Frodo Yolgezer’le sohbet ederken, Pippin kendini iyice kaptırmış Yaşlı Bilbo’nun partisini anlatmaya başlamıştı. Frodo, Pippin’in ağzından Yüzük’ü kaçırabileceği korkusuyla bir şeyler yapması gerektiğini düşünerek ortaya çıktı. Biraz konuşma yaptıktan sonra misafirlerin isteğiyle şarkı söylemeye başladı ve hoplaya zıplaya şarkı söylerken çok kötü bir şey oldu. Dengesini ayarlayamayıp bira fıçılarının üstüne düşmüştü ve tam izleyenler gülecekken her nasıl olduysa Yüzük Frodo’nun parmağına geçirip birden ortadan kaybolmuştu.

Bir masanın altına girerek Yüzük’ü çıkarttı parmağından ve yavaşça Yolgezer’in olduğu tarafa gitti. Daha sonra Yolgezer onunla önemli bir konuda konuşmak istediğini söyledi. Handakilere durumu açıkladıktan sonra Yolgezer’le beraber odaya çıktılar. Yolgezer, Frodo’ya bildiği şeylerin bir kısmını anlattı ve karşılığında onlardan kendisini yanına almalarını istedi. O sırada Kaymakpürüzü gelmişti, o da önemli bir şey anlatacaktı. Gandalf’ın 3 ay önce Frodo’ya göndermesi için bir mektup bıraktığını, ama yoğunluktan dolayı unuttuğunu söylüyordu.

Mektuptan sonra Frodo, Yolgezer’in Gandalf’ın dostu olduğuna ikna olmuştu. Gerçek adı da Aragorn’du. Aragorn onları sabah erkenden yola çıkartacak ve Fırtınabaşı’na götürmeye çalışacaktı. O sırada sonunda Merry gelmişti. Kara Süvari ile karşılaşmasını ve gördüklerini arkadaşlarına anlattı. Böylece kendi odalarına gitmediler, düşman yerlerini öğrenmiş olduğu için.

Frodo, Sam, Merry, Pippin ve Yolgezer Ayrıkvadi Yolunda

Fırtınabaşında Saldırı

Ertesi sabah Grup yola koyulmuştu. 3 gün boyunca yabanda ilerlediler, üçüncü günün sonunda Titrersineksu Bataklığı’na ulaşmışlardı. Burada epey zorlandılar, çünkü titrersinekler resmen yiyordu onları. Ertesi gün biraz daha rahat olsa da yine de pek rahat sayılmazdı. Beşinci gün, sonunda Fırtınabaşı’nı gördüler. 1 hafta sonunda Fırtınabaşı’na varmışlardı. Orada üç gün önce Gandalf’ın orada olduğuna dair bir işaret görmüşlerdi. Bu da daha hızlı olmaları gerektiğini gösteriyordu ancak Ayrıkvadi’ye daha 2 haftalık yolları vardı.

Ancak o sırada ne yapacaklarını düşünürken, aniden aşağıda, uzaktaki Kara Süvarileri gördüler. Artık yapabilecekleri bir şey yoktu, devam edemezlerdi. Çünkü önleri uzun ve çıplak bir yoldu. Tek yapabilecekleri şey orada beklemekti. Öyle de yaptılar. Sonunda gece olduğunda Kara Süvariler harekete geçmişti. Tepeye tırmanmışlar, grubun karşısına çıkmışlardı. Merry ve Pippin korkudan yüzlerini kapatıp yere yatmış, Sam de Frodo’nun yanına büzüşmüştü.

Frodo’nun içinde inanılmaz bir Yüzük’ü takma dürtüsü vardı. Dayanmaya çalışmak acı veriyordu ona ve en sonunda dayanamayıp Yüzük’ü taktı. Kara Süvarileri pelerinlerinin altındaki halleriyle görüyordu. Üç tanesi ona doğru ilerliyordu, birden O Elbereth! Gilthoniel! diye haykırarak kılıcını bir Süvarinin ayağına sapladı. Hemen o sırada da Süvari, zehirli kılıcını Frodo’nun omzuna saplamıştı. Fakat tam o anda Aragorn yetişmiş, Süvarilerin kaçmasını sağlamıştı.

Frodo kendine gelmişti ancak kuvvetli bir zehir taşıyan Morgul Bıçağıyla yaralanmıştı. Bu bıçağın özelliği, kurbanını yavaş yavaş gölge diyarına geçirmesiydi. Aragorn Athelas otuyla Frodo’nun yarasını yıkayarak etkisini geciktirmeye çalışıyordu.

Nehir Geçidine Kaçış

Yolculuklarının on ikinci gününde Bilbo’nun yıllardır hobbitlere anlattığı trollere rastladılar. Bu hikayeye her zaman şüpheyle yaklaşan, inanmayan Pippin gerçek olduğunu kendi gözleriyle görmüştü. Akşam vakti, arkalarından yaklaşan bir at sesi duydular. Korkuları yersizdi, gelen Elrond’un evinden Glorfindel’di. Dokuz gündür Frodo’yu arıyordu. Frodo’nun yarasını inceledikten sonra bir an önce Ayrıkvadi’ye yetişmesi gerektiğini anlamıştı.

Bu nedenle kendi atı Asfaloth’a Frodo’yu bindirip, onu hızlı bir şekilde gönderecekti. Geçit’e yaklaştıklarında Kara Süvariler onları yakalamıştı. Glorfindel’in komutuyla koşmaya başlayan Asfaloth, Frodo’yu büyük bir hızla Ayrıkvadi’ye doğru götürüyordu. Bruinen Nehri’ne vardıklarında Kara Süvariler adımını nehre attığında sular kabardı ve Süvarilerin üç tanesini yuttu. Fakat hemen sonra Frodo da bayıldı.

Yüzük Güneye Gidiyor

Elrond’un Divanı

Dört gün sonra Frodo kendisine gelmiş ve iyileşmişti. O gece Ayrıkvadi’de büyük bir ziyafet ve şölen vardı. Üstelik Bilbo da oradaydı. Ertesi gün, Elrond’un Divanı toplanmıştı. Divanda yaşanmış tüm meseleler, Yüzük hakkında her şey ve seçmeleri gereken yol uzun uzun tartışılmıştı. En sonunda Yüzük’ü yok etmeye karar verilmişti ve Frodo bu göreve talip olmuştu. Onunla beraber Gandalf, Aragorn, elflerden Legolas, Gloin oğlu Gimli ve Minas Tirith’ten Boromir de Frodo’ya yardım edeceklerini söylemişti.

Sam, divanı gizlice dinlemiş, Frodo’nun gideceğini öğrenince dayanamamış, ortaya atılıp Frodo’yu yalnız bırakmayacağını söylemiş ve o da Kardeşlik’in üyesi olmuştu. Pippin ve Merry de Elrond’a Frodo ile gidebilmek için yalvardılar. Ancak Elrond Merry ve Pippin’in gitmesini istemiyor, Shire’a dönerek halklarını yaklaşan tehlikeye karşı uyarmalarını istiyordu. Ancak Gandalf’ın da desteğiyle ikilinin gitmesine razı oldu. Böylece düşmanın dokuz süvarisine karşı, dokuz kişilik Yüzük Kardeşliği kurulmuştu.

Caradhras’da Kar

Kardeşlik 25 aralık günü yolculuğuna başlamıştı. 15 günün sonunda, konakladıkları yerde Crebainlerin gözcülük yaptığını gördüler. Bu durumda Kızılboynuz Geçidi’nin de gözetlenebileceğini düşündüler. Fakat o an için ateş yakmak tehlikeliydi ve gece yolculuk yapmaları gerekecekti. Bunu öğrendiğinde Pippin epey rahatsız olmuştu. Ateş yakılmaması bir yana, sıcak bir şeyler yeme düşüncesi vardı ve o ihtimal de ortadan kalkmıştı.

Gandalf ve Aragorn, Caradhras’tan geçmeyi planlamışlardı. Sonunda Caradhras’a vardılar ve yolculuklarına o yol üzerinden devam ettiler. Ama yolculuk çok zor geçiyordu. Şiddetli kar yağışı ilerlemelerini engelliyordu. Hobbitler perişan haldeydi. Pippin Frodo ve Merry’e yaslanmış titriyor, bir an önce bu durumdan kurtulmak istiyordu. Yanlarına Boromir’in önerisiyle odun almışlardı. Ama ancak yaşam ve ölüm arasında kalırlarsa ateş yakacaklardı ve şu an tam olarak bu iki seçimin arasındaydılar.

Ancak odunlar ıslak olduğundan, bu fırtına ve karda kimse o ateşi yakamazdı, Gandalf dışında. Bu nedenle istemeyerek de olsa bir ateş yaktı büyü yardımıyla. Ateşin etkisiyle grubun keyfi yerine gelmişti.

Artık geri dönmek istiyorlardı, ama geride büyük bir kar kütlesi vardı. Böylece Aragorn ve Boromir, karların arasından bir yol açmak için gittiler. Daha sonra geri geldiklerinde bir yol açtıklarını, oradan gidebileceklerini söylemişlerdi. Ama hobbitlerin taşınması gerekiyordu. Aragorn ve Boromir sırayla Hobbitleri taşıdılar. Böyle böyle tüm grup sonunda kar kütlesini aşmıştı.

Grup, gece saldıran warg grubundan sonra Moria’ya gitme kararı almıştı.

Karanlıkta Yolculuk

Moria Kapısı

Merry

Oldukça korkutucu bir isimdi Moria. İsimsiz bir tehlike söylentisi vardı. Bir de orklar tarafından istila edilmiş olma ihtimali. Ama artık gidebilecekleri tek yol orasıydı. Bir süre sonra Moria’nın duvarlarına ulaşmışlardı. Ancak kapı kapalıydı ve sadece parola söylendiğinde açılıyordu.

“Deyiver Dost ve öyle gir” Gandalf uzun süre kapıyı açacak parolayı düşündü, açma büyüleri denedi ancak kapı açılmıyordu:

Merry:  Deyiver, dost, öyle gir, demekle ne kastediyor?

Gimli: Orası besbelli.Eğer dostsan parolayı söyle, kapılar açılır, sen de içeri girersin.

Fakat en sonunda buldu: tercüme “Dost deyiver, öyle gir” olarak yapılmalıydı. Bunun ardından dost kelimesinin elfçesi olan, Mellon der demez kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Şöyle dedi Gandalf:

“Meğerse yanılıyormuşum,” dedi Gandalf, “Gimli de yanılmış. Olacak şey değil ama, Merry haklıymış meğer. Açma sözü orada, kemerin üzerinde yazılı işte! ‘Dost’deyiver, öyle gir, diye tercüme etmeliydik bunu. Dost sözcüğünün Elfçesini söylememle birlikte, kapılar açılıverdi. Çok basit. Kuşkulu günlerde yaşayan irfanı bol bir arif için fazla basit. O günler daha mutlu günlerdi. Evet, artık gidelim!”

Fakat tam o sıra sudan çıkan dokungaçlı bir kol Frodo’yu yakalamıştı. Sam imdat çığlıkları atarak kılıcını o kola indirmişti, ama daha sonra yirmi kol birden çıktı. Zar zor içeri girebilmişlerdi, sudaki gözcü arkalarından kapıyı parçalayarak artık geri dönememelerini sağlamıştı. Moria’dan geçmekten başka seçenekleri kalmamıştı.

Kardeşlik Moria’da

Bir süre sonra grup, üç kapının olduğu bir yere gelmişti. Gandalf burayı hiç hatırlamıyordu. Durdukları yerde geniş bir kuyuya benzer bir yarık vardı. Pippin o yarığın cazibesine kapılmış, dibine kadar gidip aşağıya bakmıştı. Daha sonra her nedense içine bir merak düşmüş, bulduğu bir taşı kuyudan aşağı atmıştı. Ses çok büyük bir gürültüye dönüşmüş, hemen ardından sanki cevap verir gibi başka sesler duyulmuştu. Gandalf bu nedenle Pippin’e epey kızmıştı. Sonra diğerleri uyurken gidecekleri yolu bulmuştu. Grubu uyandırıp yollarına devam ettiler.

Sonunda Mazarbul Odasına ulaşmışlardı. Burada Balin’in mezarını gördüler. Fakat o sırada grup saldırıya uğramıştı. Orklar çok kalabalıktı. Doğu kapısından kaçmaya hazırlandıkları sırada iri bir ork grubun ortasına dalarak koca mızrağını Frodo’ya sapladı. Ama Frodo yaşıyordu, üstelik iyiydi.

Khazad-dum Köprüsü

Böylece kaçmaya başladılar. Gandalf kapama büyüsü yapmak için geride kalmıştı, ama arkada başka güçlü bir varlık vardı ve Gandalf’ı neredeyse mahvediyordu. Sonunda tam güç bela köprüye ulaşmışlardı ki, düşmanlarının bir Balrog olduğunu gördüler. Gandalf grubu karşıya geçirmişti ve kendisi Balrog’u karşılamak için beklemişti. Asasını bir haykırışla yere vurdu ve köprü tam Balrog’un olduğu yerden kırıldı.

Ama düşerken son anda kırbacını da savurmuştu. Gandalf’ın ayağına dolanarak onu da dipsiz karanlığa çekmişti. Gandalf’ın düşmesiyle liderliği Aragorn ele almıştı. Onun yönetiminde grup madenlerden çıktı ve umutların ötesinde rüzgarı yüzlerinde hissettiler.

Lothlorien

Diğerlerini toparladıktan sonra Aragorn’un liderliğinde hızlıca Lothlorien’e doğru yola koyuldular. Akşam vakti ulaştılar Lothlorien sınırlarına. Lothlorien komutanlarından Haldir’le karşılaştılar. Bir süre konuştuktan sonra onları Caras Galadhon’a götürme kararı aldı Haldir. Ancak gitmeden önce, gece bir ork grubu sınırlara saldırdı ve hepsi öldürüldü.

Ertesi gün grup Caras Galadhon’a vardı ve orada Orman’ın Hanımı Leydi Galadriel ile tanıştılar. O gece huzur içinde uyudular. Böylece bir ay Lorien’de kaldılar. Ama artık yola tekrar koyulma vakti gelmişti. Celeborn onlara daha rahat yol almaları için kayık vereceğini söylemişti. Bir de erzak ve yolculuklarında çok işlerine yarayacak, lembas peksimetlerinden vermişti. Bununla beraber, yolcular hediyelerle donatılmıştı. Hepsine elf yapımı pelerinler verilmişti. Ayrıca Galadriel tek tek hediyeler de vermişti. Merry ve Pippin’e altından bir kemer ve elf pelerinleri vermişti.

Amon Hen’de Saldırı

Lorien’den ayrıldıktan on gün sonra grup Amon-Hen’e ulaşmıştı. Artık bir karar alınması gerekiyordu. Yüzük Taşıyıcısı olduğu için, kararı Frodo verecekti. 1 saat yalnız kalıp düşünmek istedi. O sırada Boromir Frodo’nun peşinden gitmiş, Yüzük’ü ondan almaya çalışmıştı. Geri gelip olanları eksik bir şekilde anlatmıştı. Ama bu bile diğerlerinin telaşlanmasına yetmişti. Aragorn bir şey diyemeden tüm grup dağılarak Frodo’yu aramaya başladı.

Aragorn, Boromir’i Pippin ve Merry’yi koruması için göndermişti. Tam o sırada büyük bir ork grubu saldırmaya başlamıştı. Boromir borusunu öttürmüştü ve orklarla dövüşüyordu. Ama yirmiden fazla düşmanı öldürdüğü halde, vücuduna saplanan birkaç okla düşmüştü. Orklar Pippin ve Merry’yi yakalayarak bağladılar ve tutsak olarak aldılar.

Pippin ve Merry Orkların Elinde

Merry

Kalabalık ork grubu Pippin ve Merry’i yanlarında götürüyorlardı. Yolculuğun büyük bir kısmında Merry baygındı ve uruklar tarafından oradan oraya taşınmıştı. Fakat bir noktada Ugluk onlara yürümeleri gerektiğini söyledi. Önce başındaki yaraya kara bir kutudan çıkarttıkları bir merhemi sürdüler. Merry acı içinde bağırınca orklar onunla alay etti. Daha sonra ona zorla yakıcı bir ork içeceği içirdiler. Boğazından aşağı giderken içecek canını yakmıştı fakat Merry kendine gelmişti.

Solgun ama suratsız ve cüretkâr, oldukça da canlı görünen Merry ayakta durabildi. Alnındaki uzun ve derin yara artık ona rahatsızlık vermiyordu ama ömrünün sonuna kadar alnında kahverengi bir iz taşıdı. Şöyle dedi Pippin’e:

“Hey Pippin!” dedi. “Demek sen de bu küçük araştırma gezisine katıldın? Yatak ve kahvaltı için nereye baş vuracağız?”

“Hadi bakalım!” dedi Ugluk. “Kesin şunu! Dilinize hâkim olun. Birbirinizle konuşmak yok. Yarattığınız herhangi bir sorun diğer tarafa bildirilecek, O size ödetmesini bilir. Yatağınız da kahvaltınız da olacak merak etmeyin: Midenizin kaldıramadığı kadar çok hem de.”

Böylece urukların pençelerinde biraz daha ilerlediler. Pippin bir fırsatını bulup pelerinin broşunu yere bırakmayı başarmıştı. Bu şekilde umduğu gibi Yolgezer onları takip ediyorsa hayatta olduklarını öğrenmesini istemişti.

Pippin ve Merry Orkların Elinden Kurtuluyorlar

Uzun bir süre daha yolculuk devam etti. En sonunda orkların konuşmalarından yakınlaştıkları anlaşılan Rohan atlıları orkları yakalamıştı. Şimdi orklar çok daha hızlı, Hobbitleri hayrete düşürecek kadar hızlı koşuyorlardı. En sonunda Fangorn ormanı yakınında kuşatıldılar. Pippin ve Merry bu iğrenç orklarla birlikte öleceklerini düşünüyorlardı. Fakat daha sonra Grishnak hobbitleri enselerinden yakalamıştı. Bir yandan hobbitlerle konuşurken, diğer yandan parmaklarıyla hobbitleri yokluyordu.

Pippin, Grishnak’ın Yüzük’ü bildiğini fark etti birden. Böylece sanki Yüzük üstündeymiş gibi yem attı. Numarasını yemiş gibi gözüken gulyabani heyecanlanmıştı. Fakat Pippin’in Yüzük’ü istiyorsa bacaklarını çözmesini söylemesi üzerine sinirlendi.

Grishnakh onları gözlerden uzak bir yere götürmüştü. Artık niyeti hobbitleri öldürmekti. Ancak kılıcını çektiği an, bir ok gelip elini parçalamış, ardından gelen bir süvari onu yere sermişti. Böylece hobbitler savaş alanının dışında kalmışlardı. Pippin ellerini daha önce çözmüş olduğundan tüm bağlarından kurtuldular. Ve ilk başta emekleye emekleye, daha sonra ayağa kalkarak hızla oradan uzaklaştılar. Önlerinde Fangorn Ormanı vardı ve şu an için ormanın tehlikeleri hakkında az çok bilgileri olsa da en emniyetli yer orasıydı.

Pippin ve Merry Fangorn’da

Fangor’un havası çok kasvetliydi. Hobbitler bu nedenle çok zor ilerliyorlardı. Fakat Merry Ayrıkvadi’de haritaları biraz incelemişti. Hatırladığı kadarıyla Entsuyu’nu takip ederlerse girdikleri yerden çıkabilirlerdi. Bu yüzden kendilerine güvenerek ormanın içine doğru yollarına devam ettiler. Bir noktadan sonra orman iyice boğucu hale gelmeye başladı. Hava almaya ihtiyaçları vardı.

Biraz ilerledikten sonra yüksek bir kaya gördüler. Temiz hava alma ümidiyle bin bir zorlukla kayanın tepesine çıktılar. Fakat tam o sırada Pippin Orman hakkında konuşurken arkalarından bir ses duyuldu. Sonra bir el onları döndürüp havaya kaldırdı. O an en olağandışı yüze bakıyorlardı. On dört ayak yüksekliğinde, insana, hatta trole benzeyen, hareket eden bir ağaç!

Ağaçsakal

Daha sonra Ağaçsakal ve hobbitler, kendilerini tanıttılar. Gandalf’tan söz ettiler, hobbitler onun düştüğünü anlattılar. Daha sonra Ağaçsakal onları kendi evine getirdi. Burada ent suyu verdi. Hobbitler daha sonra görecekti ki, ent suyu sayesinde boyları uzuyordu. Böylece tarihteki Bandobras’ı da geçerek en uzun iki Hobbit olacaklardı.

Daha sonra hobbitler başlarından geçen tüm hikayeyi karışık bir sırayla anlattılar. Yüzük’ten hiç bahsetmediler tabii. Ağaçsakal, Saruman konusunda bazı bilgiler verdi hobbitlere. Onun hakkında bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyordu, ancak entler her konuda olduğu gibi bu konuda da acele etmiyorlardı. Ama Pippin ve Merry’nin anlattıklarından sonra Ent Meclisi’ni toplamaya karar verdi.

Ertesi gün, Ağaçsakal hobbitleri uyandırdı ve Ent Meclisi için yola çıktılar. Sonunda entler toplanmıştı. Hobbitler civarlarda dolanırken entler de toplantılarına başladılar.

Entler içindeki tek aceleci ent olan Tezmertek, hobbitlerle ilgileniyordu. Ent Meclisi başladıktan 3 gün sonra Entler kararlarını vermişlerdi, Isengard’a yürüyeceklerdi.

Pippin ve Merry Isengard’da

Eski Dostların Buluşması

Entler Isengard’ın yönetimini ele geçirdikten sonra Ağaçsakal Merry ve Pippin’i kapıyı korumakla görevlendirdi. Kral Theoden geldiğinde onu Merry karşıladı. Théoden Rohan efsanelerinde nadiren isimleri geçen Hobbit ahalisi hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. Bu yüzden Isengard kapılarında kendisini karşılayan iki Buçukluk görmek onu fazlasıyla şaşırtmıştı. Onlarla ilgili bildiklerini anlattı. Özellikle ağızlarından duman çıkardıklarını hiç duymadığını söyleyince Merry şöyle dedi:

Merry: Bu hayret verici bir şey değil, çünkü bu bizim birkaç nesilden beri yapmaya başladığımız bir sanattır. Bizim hesabımıza göre 1070 yıllarında gerçek pipo otunu bahçesinde ilk yetiştiren, Güneytopraklardaki Uzundip’ten Tobold Boruüfler olmuştur. Nasıl olup da yaşlı Tobby’nin o bitkiyi bulduğu ise…

Fakat Gandalf Hobbitlerin sonsuza kadar gevezelik yapabileceklerini söylerek araya girdi. Ağaçsakal ile konuşmak üzere yola devam etmeleri gerektiğini söyleyince şöyle dedi Theoden:

Theoden: Seninle geleceğim.Hoşça kalın hobbitlerim! Umarım bir daha, evimde görüşürüz! Orada yanımda oturup, gönlünüzden geleni anlatırsınız bana: Hesabını tuttuğunuz kadarıyla atalarınızın yaptıklarını anlatırsınız; sonra Yaşlı Tobold’dan ve bitki irfanından da söz ederiz. Hoşça kalın!

Isengard Muharabesi

Daha sonra olanları hobbitler, Miğfer Dibi Savaşı’ndan sonra, Isengard’a gelen Yol Arkadaşlarına anlatmışlardı. Yol Arkadaşları, Rohan Hükümdarı Theoden ve Eomer’le birlikte gelmiş, karşılaşmaları büyük bir keyif vermişti herkese. Daha sonra diğerleri Ağaçsakal’la konuşmak için ayrılmış, Aragorn, Legolas ve Gimli ise hobbitlerin yanında kalmıştı. Beraber gidip Saruman’ın kilerinden güzel bir ziyafet çektiler.

Daha sonra başlarından geçen hikayeyi anlatmaya başladı hobbitler. Entlerin yürüyüşüne kadar olan kısmı anlattılar. Böylece Isengard Muharebesi’ni anlatmaya başladılar:

Saruman tüm ordusunu yolladıktan sonra entler saldırıya geçmişlerdi. Isengard kapısını Ağaçsakal ve bir düzine ent daha kolayca tuzla buz edip içeri girdiler. Kulesine dönmüş olan Saruman makinelerini çalıştırıp bir enti yakmıştı ama bu diğerlerini daha çok hiddetlendirmişti. Zaten ork okları entlerin kalın kabuklarını aşamıyordu. Ağaçsakal birkaç ok yedikten sonra iyice ısınmıştı, ve kendi deyimiyle “aceleci” davranıyordu.

Hiddetlenmiş bir ent korkunç bir şeydi, kayaları ekmek kırığı gibi parçalıyorlar, demiri tek darbede yamultuyorlardı. Entlerin daha bir “aceleyle” saldırmaya başlamalarıyla tüm Isengard kolayca ellerine geçmiş, Saruman kulesine hapsedilmişti. Fakat o anda Gandalf gelmiş, Pippin ve Merry hayretler içinde kalmıştı. Daha sonra Grima’dan, buldukları yiyceklerden, pipolardan bahsetti hobbitler ve böylece diğerlerinin yanına gittiler. Gandalf, son bir kez Saruman’la konuşmayı deneyecekti. Fakat hepsi onunla gitmek, Saruman’ı görmek istedi.

Merry ve Pippin’in Yolları Ayrılıyor

Saruman ile konuşmalarının sonunda kuleden bir cisim fırlamıştı. Pippin onu eline alsa da Gandalf vermesini istedi. Bu cisim bir Palantir’di. Pippin Gandalf’ın ikazına rağmen gizlice Gören Taş’ı alıp ona baktı. Sauron gelmiş, Pippin’i sorgulamıştı.

Pippin bir şey anlatmadan kurtulmayı başarmıştı. Tuhaf ama talihliydiler. Eğer Sauron o an sorguya çekmiş olsaydı, Pippin bütün bildiklerini anlatırdı.

Gandalf tehlikenin boyutlarını daha iyi anlıyordu. Artık çok daha fazla acele etmeleri gerekecekti. Minas Tirith’i uyarmak için de, Pippin’i de alıp doğruca Minas Tirith’e gitmeye karar verdi.

Merry Rohan Ordusunda

Merry Theoden’in Silahtarı Oluyor

Merry

Gölgeyele’nin gümbürtülü ayak sesleri gecenin içinde kaybolduktan sonra Merry Üç Avcılar’ın yanına gelmişti. Aragorn ve Legolas nereye gideceklerini tartışırken şöyle dedi:

“Beni bırakmayın sakın! Daha doğru dürüst bir işe yaramadım; ama bir torba gibi, her şey olup bittikten sonra alınmak üzere bir kenara bırakılmak istemem.Artık Süvariler’in umurunda olduğumu zannetmiyorum.Gerçi evine vardığımızda kral yanına oturup ona Shire’la ilgili şeyler anlatmamı isteyecektir tabii ki.”

Miğfer Dibine vardıklarında Theoden Merry’i silahtarı yaptı ve ona Stybba adında bir midili verdi:

“Buna hiç kuşkum yok.Sana güzel bir dağ midillisi hazırlattım. Gideceğimiz yollardan seni en az bir at kadar tez taşır. Çünkü Kent’ten dağ patikalarını izleyerek gideceğim, ovadan değil; böylece Hanım Eowyn’in beni beklemekte olduğu Edoras’a Dunharrow yoluyla ermiş olacağım. Sen benim silahtarım olacaksın, eğer kabul edersen. Eomer, burada kılıç taşıyıcım için savaş gereci var mı?”

“Burada pek saklanmış silah yok beyim. Belki hafif bir miğfer ona uyar; fakat onun boyuna göre zırhımız veya kılıcımız yok.”

“Benim kılıcım var,” dedi Merry. Oturduğu yerden kalkıp siyah kınından minik parlak kılıcını çekerek.

Ardından aniden bu yaşlı adama derin bir sevgi hissederek bir dizini yere koydu ve kralın elini alarak öptü. Ona kılıcını sundu ve silahtarı olmak istediğini söyledi:

“Büyük bir hoşnutlukla kabul ederim. Şimdi doğrul Rohanlı Tekev halkından silahtar Meriadoc! Kılıcını al, açık bir baht ile kullan onu!”

“Benim için bir baba olacaksınız,” dedi Merry.

“Kısa bir zaman için,” diye cevap verdi Theoden.

Merry Dunharrow’da

Miğfer Dibinden Dunharrow’a Kral ile yan yana at sürdüler.

Dunharrow’da Kral Théoden, Gondor tarafından gönderilen Kızıl Ok’u aldı. Bu, Gondor’un acilen Rohirrim’in yardımına ihtiyacı olduğunu gösteriyordu. Kızıl Ok’u getiren ulağı görünce Merry boğulur gibi bir çığlık attı; bir an için ona Boromir hayattaymış ve geri dönmüş gibi geldi. Sonra öyle olmadığını gördü; adam yabancı biriydi. Fakat akrabasıymış gibi Boromir’e benziyordu, uzun boylu, gri gözlü ve mağrur.

Kral ulak ile konuştuktan sonra Merry’e atını savaşa süreceğini fakat onun gelemeyeceğini söyledi. İsterse geride kalıp Eowyn Hanım’a hizmet edebilirdi. Merry gelmekte ısrar etse Kral kabul etmedi. Eowyn hobbiti Aragorn’un ayarladığı silahları vermek üzere yanına çağırdı. Ona küçük bir miğfer ve boyuna uygun bir kalkan verdiler. Şöyle dedi Eowyn ona:

“Bütün bunları al, bunları iyi yazgıya taşıyasın! Hoşça kal şimdilik Efendi Meriadoc! Yine de tekrar karşılaşırız, seninle belki.”

Merry Atını Savaşa Sürüyor

Mesajı almasının ertesi sabahında Théoden ve Süvariler’i yola çıktılar ancak Merry ve Éowyn’e kalmaları emredilmişti:

Theoden: Senin iyiliğin için hizmetini kabul ettim. Sonra dilediğim gibi buyurabilmek için. Süvarilerimden hiçbiri seni bir yük gibi taşıyamazlar. Eğer cenk benim kapılarım önünde olaydı, belki yaptıkların ozanlar tarafından unutulmazdı; fakat Denethor’un hükümdarlık yaptığı Mundburg’a yüz iki fersah var. Başka da bir şey söylemeyeceğim.

Bunun üzerine Merry eğilip selam vererek mutsuz şekilde uzaklaştı. Sıra sıra dizilen atlıları seyrederken bir Süvari yanına geldi:

“İradenin istediği yerde bir yol açılır, deriz biz. Ben de öyle olduğunu gördüm. Sen Yurt Hükümdarı’nın gittiği yere gitmek istiyorsun: Bunu yüzünden okuyabiliyorum.”

“Evet,” dedi Merry.

“O halde benimle geleceksin.Seni önümde taşıyacağım, iyice uzaklaşıncaya kadar pelerinimin altında; bu karanlık bile yeterince karanlık. Böylesine bir şans elden kaçırılmaz. Artık kimseye bir şey söyleme ve benimle gel!”

“Gerçekten de çok teşekkür ederim! Çok teşekkür ederim beyim, gerçi ismini bilmiyorum ya.”

“Bilmiyor musun? O zaman bana Saklımiğfer de.”

Yol boyunca Merry diğer adamlarla hiç konuşmadı. Sanki o yokmuş gibi davranıyorlardı. Merry’e Saklımiğfer ve bulundukları birliğin komutanı olan Elfmiğferi arasında gizli bir anlaşma var gibi geliyordu. Süvariler ona yol boyu sanki Saklımiğfer’in taşığıdı bir torbaymış gibi davrandılar. Saklımiğfer de cesaret vermiyordu. Çok az konuşuyordu ve yalnız kalmayı tercih ediyordu.

Merry sadece bir kere, Druadan ormanında komutan Elfmiğferi ile konuşma fırsatı bulabilecekti. Burada Ormanın Vahşi Adamları Rohirrim’e gizli bir yol göstererek yardım ettiler. Çünkü Anorien düşman tarafından tutulmuştu.

Pelennor Çayırları Savaşı

Merry Meriadoc Brandybuck Pelennor Çayırları

Minas Tirith şehrinin dışlarındaki Pelennor Çayırları’na, savaşın ortasına at sürdüler. Kral Théoden bu çayırlarda, kara bir okun delip geçtiği atı Karyele’nin altında kalarak ölümcül bir şekilde yaralandı. O esnada Angmar’ın Cadı Kralı, Nazgûl Efendisi, kanatlı bineğinin üzerinde savaş alanının üzerinde belirdi ve Kral Théoden’in yaralı vücudunun yanına indi.

Theoden’in Düşüşü

Fakat Theoden tamamen yüzüstü bırakılmamıştı. Hanedanından olan silahşörler ya etrafında katledilmiş olarak yatıyordu ya da çıldıran küheylanları gemi azıya alıp onları uzaklara taşımışlardı. Yine de hâlâ orada duran biri vardı: Genç Saklımiğfer, sadakati korkusuna baskın çıkmış, ağlıyordu çünkü beyini babası gibi severdi.

Bütün saldın boyunca Merry onun arkasında hiç yaralanmadan taşınmıştı, ta ki Gölge gelinceye kadar; o zaman Yeltay içine düştüğü dehşetle onları atmış şimdi de ovada deliler gibi koşturuyordu. Merry afallamış bir hayvan gibi emeklemeye başladı; üzerinde öyle büyük bir dehşet vardı ki etrafı göremiyor, midesi bulanıyordu. Şöyle dedi kendi kendine.

Merry: Kralın adamı! Kralın adamı! Onun yanında kalmalısın. Sizi babam sayıyorum, demiştin ona.

Cadı Kral

 

Fakat iradesi hiç cevap vermedi, bedeni titredi. Gözlerini açıp, yukarı bakmaya cesaret edemedi. Sonra aklına düşmüş karanlığın arasından Saklımiğfer’in sesini duyduğunu sandı; ama o anda ses bir tuhaf gelmişti, tanıdığı başka bir sesi çağrıştırıyordu.

Saklımiğfer: Yıkıl karşımdan leş kargalarının başı, iğrenç yaratık! Ölüleri rahat bırak!

Nazgul onu işkenceyle tehdit etse de Saklımiğfer geri adım atmayarak ona engel olacağını söyledi. Cadı Kral ise şöyle dedi:

“Engel olmak mı? Seni ahmak seni. Hiçbir ölümlü adam bana engel olamaz!”

Cadı Kral’ın Sonu

Merry Meriadoc Brandybuck Cadı Kral

Sonra Merry, o saatte duyduğu seslerin en garibini duydu. Sanki Saklımiğfer gülüyordu; berrak sesi çeliğin şakırtısı gibiydi.

“Ama adam değilim ki ben! Karşında bir kadın var! Eomund’un kızı Eowyn’ im ben. Sen benim ile beyim, hışmım arasında duruyorsun. Yıkıl, eğer ölümsüz değilsen! Yoksa canlı da olsan, kara bir ölmemiş de olsan biçerim seni, eğer ona dokunursan.”

Eowyn idi bu; hem de Saklımiğfer. Çünkü Merry’nin aklında, Dunharrow’dan ayrılırken gördüğü yüzün anısı şimşek gibi çaktı: Hiç umudu olmadan, ölümü aramaya giden birinin yüzü. Gönlünü acıma duygusu ve büyük bir merak aldı ve aniden soyunun o yavaş tutuşan cesareti uyandı. Ellerini sıktı. Bu kadar zarif, bu kadar umutsuz olan bu kız ölmemeliydi! En azından tek başına, yardım görmeden ölmeyecekti.

Düşmanın yüzü ona dönük değildi ama o hâlâ, ya o ölümcül gözler üzerine düşerse korkusuyla hareket etmeye pek cesaret edemiyordu. Yavaş yavaş yan tarafa doğru emeklemeye başladı; fakat kuşku ve garazla tüm dikkatini önünde duran kadına vermiş olan Kara Komutan, ona çamur içinde debelenen bir solucandan fazla bir önem vermedi.

Merry tam ölümcül darbesini vurmak üzereyken Nazgul Efendisini arkadan bıçakladı. Kılıcı kara pelerinini yırtıp zırhlı yeleğinin altına girerek o koca dizinin arkasındaki kirişi parçalamıştı. Eowyn de son gücüyle kılıcını Nazgul’un miğferine indirdi. Böylece tüyler ürperten bir sesle Cadı Kral yok oldu..

Theoden’in Ölümü

Oracıkta, ölenlerin ortasında duruyordu hobbit Meriadoc, gün ışığındaki bir baykuş gibi gözlerini kırpıştıra kırpıştıra, çünkü gözyaşları kör etmişti onu; buğular arasından, orada uzanmış hiç kıpırdamadan yatmakta olan Eowyn’in zarif saçlarına baktı; sonra zaferinin tam ortasında düşmüş olan kralın yüzüne de baktı. Çünkü Karyele can çekişirken yuvarlanarak kralın üzerinden kalkmıştı; ama yine de sahibinin felaketine neden olmuştu.

Bunun üzerine Merry eğilerek öpmek için kralın elini kaldırdı ve o da ne! Theoden gözlerini açtı; gözleri berraktı ve zorlanarak da olsa sakin bir sesle konuştu.

Theoden: Elveda Efendi Holbitla! Bedenim kırıldı. Atalarıma gidiyorum. Ve artık, onların o kudretli topluluklarında bile utanmayacağım. Kara yılanı düşürdüm. Ümitsiz bir sabah, mutlu bir gün ve altın bir gün batımı!

Merry konuşamadı, yine gözyaşlarına boğulmuştu:

“Affet beni beyim, emirlerine uymadıysam ve seninle ayrılırken ağlamaktan başka bir hizmet sunamadıysam sana…”

Yaşlı kral gülümsedi:

“Üzülme! Affedildin. Yürekli kişilere dizgin vurulamaz. Artık kutlu bir yaşamın olsun; ağzında piponla huzur içinde otururken beni hatırla! Artık seninle Tekev’de oturamayacağım söz vermiş olduğum gibi, veya senin ot bilimini dinleyemeyeceğim.”

Gözlerini kapattı, Merry onun yanında boynunu eğerek selama durdu. Sonra kral yeniden konuştu.

Theoden: Eomer nerede? Çünkü gözlerim kararıyor, gitmeden önce onu görmek isterim. Benden sonra kral o olmalı. Sonra Eowyn’e de haber yollamak istiyorum. O, benim ondan ayrılmamı istememişti, artık onu göremeyeceğim, benim için kızımdan da üstündü.

“Beyim, beyim,” dedi Merry.

Fakat Eowyn’in orada olduğunu söyleyemedi.

Merry Şifa Evlerinde

Éowyn ve Théoden Minas Tirith’teki karargâha taşındılar ancak Merry farke dilmemişti. Kendisini sersemlemiş hissediyordu ve kılıcı tutan eli uyuşmuştu. Pippin kendisini bulana değin, amaçsızca ortalıkta dolaştı durdu.

Yavaş yavaş önündeki meşalelerin ışıkları titreşerek söndü, o bir karanlıkta yürüyordu; şöyle düşündü: Bu mezara uzanan bir tünel; sonsuza kadar orada kalacağız. Fakat aniden rüyasının içine canlı bir ses düştü.

Pippin: Olur şey değil Merry! Şükürler olsun seni buldum!

Pippin’in rehberliğinde Şifa Evlerine çıktı.

Aragorn Merry’i İyileştiriyor

Merry ve Éowyn, Aragorn tarafından, Athelas ile iyileştirildiler:

Gandalf ile Pippin Merry’nin odasına gittiler ve Aragorn’u yatağın yanında dururken buldular:

“Zavallı Merry’cik! yatağın yanına koştu çünkü ona arkadaşı daha da kötüymüş gibi gelmişti; yüzü kül rengiydi, üzüntü dolu yılların ağırlığı üzerine çökmüştü adeta; aniden Pippin’i bir korku aldı, sanki Merry ölecekmiş gibi.

“Korkma!” dedi Aragorn. “Tam zamanında geldim ve onu geri çağırdım. Şimdi çok yorgun ve kederli; Eowyn Hanım gibi bir yara almış o korkunç şeye vurmaya cesaret etmekle. Fakat bu kötülükler iyileştirilebilir; içinde öyle güçlü ve neşeli bir ruh var ki. Kederini hiç unutmayacak; ama bu onun gönlünü karartmayacak, tersine ona bir bilgelik verecek.”

Sonra Aragorn elini Merry’nin başına koyarak hafifçe kahverengi bukleler arasında gezdirdi, gözkapaklarına dokunup ismini seslendi. Athelas’ın kokusu, bir meyva bahçesinin veya üzeri anlarla dolu güneş altındaki bir fundalığın kokusu gibi odaya yayılınca, Merry uyanarak şöyle dedi:

“Karnım acıktı. Saat kaç?”

Dostlarının tesellileriyle beraber canlanan Merry’nin ilk isteği yemek ve pipo oldu. Ancak pipo tüttürmek düşüncesi, Kral Théoden’in ölmeden önce kendisine söylediklerini hatırlattı ve Aragorn’a bir daha asla bu anları hatırlamadan pipo içemeyeceğini söyledi.

Fakat Aragorn ona hem pipo içmesini, hem de Kral’ı anmasını öğütledi:

“O halde hem piponu iç, hem onu düşün! Çünkü o çok iyi yürekliydi, büyük bir kraldı ve sözünü tutuyordu; son güzel sabahını görmek için gölgelerden çıkmıştı. Ona hizmetin kısa sürmüş olsa bile ömrünün sonuna kadar memnuniyetle ve şerefle hatırlayacağın bir anı olacak.”

Böylece Merry ve Pippin oturdular, hayallerinden ne kadar da öteye geldikleri hakkında konuştular.

Sauron’un Yok Oluşundan Sonra

Theoden’in Cenazesi

Sauron’un yenilmesi ve Aragorn’un evliliğinin ardından Merry Minas Tirith’den ayrıldı. Kral Éomer tarafından Atçanyurt Silahşörü ilan edilmişti. Kral Théoden’in cenaze töreninde silahtarı olduğu Kral’ın silahlarını son kez taşıdı ve altın tabutu taşıyan arabayı sürdü.

Nihayet, on beş gün süren bir yolculuktan sonra Kral Theoden’in arabası yeşil Rohan çayırlarını geçerek Edoras’a vardı; burada hepsi dinlendiler. Altın Salon zarif duvar kumaşları ile donatılmış, ışıklarla doldurulmuştu ve inşa edildiği günden beri eşi emsali yaşanmamış bir şölene tanık oluyordu.

Çünkü üç gün sonra Yurtlu insanlar Theoden’ in cenazesi için hazırlık yapmıştı; silahlan ve kendisine ait olan birçok başka zarif eşya ile taş bir eve yatırılıp üzerine yeşil çimenler ve ak hephatırlalarla örtülü büyük bir tepecik yükseltilmişti. Artık Höyükkırı’nda yan yana sekiz höyük yükseliyordu.

Sonra Kral Hanendanı’ndan Süvariler ak atlara binerek höyüğün etrafında döndüler ve ozanı Gleowine’in Thengel oğlu Theoden hakkında yaktığı türküyü söylediler; Gleowine bir daha türkü yakmadı.

Fakat Merry yeşil höyüğün ayakucunda durarak ağladı ve şarkı bittiğinde kalkarak şöyle seslendi:

“Theoden Kral, Theoden Kral! Hoşça kal! Kısa bir süre için de olsa babam gibiydin. Hoşça kal!”

Defin işleri bitip kadınların gözyaşları dinince ve Theoden sonunda höyüğünde tek başına bırakılınca, halk şölen için Altın Salon’da toplandı ve üzüntülerini bir yana bıraktı; çünkü Theoden dolu dolu yaşamıştı ve en ulu atalarından hiç de geri kalmayacak bir şerefle ölmüştü.

Merry Rohan’dan Ayrılıyor

Sonunda konuklar yola koyulmadan önce Eomer ve Eowyn Merry’ye gelerek şöyle dediler:

Eowyn: Hoşça kal Shire’lı Meriadoc ve Yurtlu Holdwine! İyi bir kadere sür atını ve kısa bir süre sonra hoşça karşılanmak üzere geri dön!

Eomer: Eski zamanların kralları seni Mundburg’da yaptıklarından dolayı bir yük arabasının taşıyamayacağı armağanlara boğarlardı; yine de sen, sana verilen silahlardan başkasını almayacağını söylüyorsun. Benim kederim de bu, çünkü gerçekten de sana layık olan bir armağanım yok ama kızkardeşim senden, Saklımiğfer’in ve sabahın gelişinde Yurt’ta çalınan boruların bir anısı olarak bu minik şeyi kabul etmeni rica ediyor.

Bunun üzerine Eowyn Merry’ye, zarif gümüşten büyük bir ustalıkla yapılmış yeşil kayışlı kadim bir boru verdi; sanatçılar boruya, ağızlığından tepesine kadar dolana dolana giden bir dizi atlı kabartması yapmışlar, ayrıca büyük tesirleri olan rünler kazımışlardı:

“Bu bizim evimizin yadigârıdır. Cüceler tarafından yapılmış; Solucan Scatha’nın hazinesinden alınmıştı. Genç Eorl onu Kuzey’den getirmiş. Bunu ihtiyaç anında çalan biri düşmanlarının gönüllerine korku, dostlarının gönüllerine de neşe salarmış, böylece dostları da onu duyar ve gelirmiş.”

Bunun üzerine Merry boruyu aldı çünkü bu reddedilemezdi; Eowyn’in elini öptü; onlar da ona sarıldılar ve bu defalık ayrıldılar.

Shire Temizliği

Hobbitler Shire’a dönüp de oraların haydutlar tarafından işgal edildiğini gördüklerinde, Merry Hobbitler’i bir araya toplamak için Eowyn’in kendisine hediye ettiği kadim Yurt Borusu’nu notayı değiştirerek Erdiyarı’nın çağrısıyla çaldı. Hobbit ahalisini Subaşı Muharebesi boyunca tertip etti. İri bir orka benzeyen haydut liderlerinden birini öldürdü. Subaşı Muharebesi’nden sonra yapılan Liste’nin en başında Komutanlar Meriadoc ve Peregrin’in ismi bulunmaktadır.

Sonunda her şey bitmişti. Hemen hemen yetmiş serseri alanda ölü yatıyordu, bir düzine kadarı da esir alınmıştı. On dokuz hobbit öldürülmüş, otuzu da yaralanmıştı. Ölü serseriler yük arabalarına koyularak yakınlardaki eski bir kum çukuruna taşındı ve buraya gömüldü: Daha sonraları verilen adla Muharebe Çukuru’na.

Ölen hobbitler hep birlikte tepe yanında, daha sonraları etrafına bir bahçe yapılan koca bir kayanın dikildiği bir mezara yatırıldı. Böylece yukarıda, uzakta Kuzey Topraklar’da yapılan 1147 yılındaki Yeşilçayırlar savaşından sonra Shire’da yapılan tek savaş olan 1419 yılındaki Subaşı Muharebesi de böylece bitmiş oldu. Sonuç olarak, seve seve verilen birkaç cana mal olsa da Kırmızı Kitap’ta koca bir bölüm tutar; ayrıca savaşa katılanların isimleri uzun bir Liste yapılarak bütün Shire tarihçileri tarafından ezberlenmiştir.

Pamuk’ların ünleri ve şanlarındaki hatırı sayılır yükseliş de bu zamana dayanır; fakat bütün hikâyelerde Liste’nin başında hep Komutanlar Meriadoc ile Peregrin’in ismi geçer.

Merry ve Pippin, Fangorn Ormanı’nda içtikleri ent içecekleri sayesinde boyları Hobbitler arasında bir rekor olan 135 cm.e ulaşmıştı. Böylece eski en uzun Hobbit Boğakükreten lakaplı Bandobras Took’un boyunu aşmıştı.

Frodo’nun Ayrılışı

Merry ile Pippin bir süre Çukurçay’da birlikte yaşadılar Erdiyarı ile Çıkın Çıkmazı arasında yoğun bir trafik vardı. İki genç Yolcu şarkılar öyküleri şıklıkları ve harika davetleriyle Shire’ı birbirine katmıştı. Bey gibi diyordu halk onlara iyi niyetle çünkü onları parlak zırhlarıyla, nefis kalkanlarıyla şen şakrak, uzak diyarların şarkılarını söyleyerek midillilerini sürerken görmek herkesin içini ısıtıyordu. Artık iri ve görkemli görünüyorlarsa bile başka hiçbir değişiklikleri yoktu eskisine nazaran gerçekten biraz daha nazik, daha neşeli olmaları hariç.

Dördüncü Çağ’ın 11. yılında, Merry, Erdiyarı Hükümdarı oldu. Muhteşem Meriadoc lakabıyla anılmaya başlandı. Estella Toluk ile evlendikleri ve en az bir oğlu olduğu bilinir.

Merry ve Pippin, 3021 yılında Frodo’yu yolcu etmek üzere Gri Limanlar’a seyahat ettiler. Orada ayrılmak üzere olan Frodo ve Gandalf’ı buldular:

Pippin: Daha önce de bizi atlatmaya çalışmış ama becerememiştin Frodo. Bu kez neredeyse başaracaktın da, ama yine olmadı. Gerçi bu kez seni ele veren Sam değil de Gandalf in ta kendisi oldu!

Gandalf: Evet, çünkü geriye bir kişi dönmektense üç kişi dönmek daha kolay. Evet, işte sevgili dostlar sonunda burada, Deniz’in kıyılarında Orta Dünya’daki yol arkadaşlığımız bitiyor Barışla gidesiniz! Ağlamayın, demeyeceğim; çünkü bütün gözyaşları kötü değildir.

Sonra Frodo, Merry ile Pippin’i ve son olarak da Sam’i öptü ve gemiye bindi; yelkenler açıldı, rüzgâr esti ve gemi yavaş yavaş uzun gri haliçten kaydı; Frodo’nun taşıdığı Galadriel’in şişeciği pırıldayarak gözden kayboldu.

Merry’nin Dördüncü Çağ’da Yaptıkları

Merry, Brendi Konağı’nda Eriador (Issız Diyar) ve Rohan tarihlerinin anlatıldığı kitaplarla bir kütüphane kurdu. ‘Shire’da Tarihlerin Hesaplanması’, ‘Eski Shire Kelimeleri ve İsimleri’ ve en çok bilineni olan ‘Shire’da Şifalıotlar Bilimi’ gibi pek çok kitap ve makale yazdı. Ayrıkvadi’yi yeniden ziyaret etme fırsatı buldu ve derlediği bilgileri ‘Yılların Öyküsü’ adı altında kitaplaştırdı. Ayrıca Merry düzenli aralıklarla Rohan ve Gondor’a seyahat etti, Ithilien’de Éowyn ile görüştü.

102 yaşındayken, Kral Éomer’den bir davet aldı. Erdiyarı Hükümdarı unvanını ve yetkilerini oğluna bırakarak Pippin ile beraber Rohan’a göçtüler. Kral Éomer Dördüncü Çağ’ın 64. yılının sonbaharında öldüğünde, Merry de onunla beraberdi. Daha sonra Merry ve Pippin, Gondor’a çekildiler ve geri kalan ömürlerini orada sürdürdüler. Öldüklerinde Gondor’un ulularının yanına, Rath Dínen’e gömüldüler. Dördüncü Çağ’ın 120. yılında, Kral Elessar öldükten sonra, denir ki Meriadoc ve Peregrin’in mezarları büyük kralın mezarının yanına getirilmiştir.

KRONOLOJİ

2982

Merry’nin doğumu.

3000

Merry Bilbo’nun sihirli yüzüğünü öğrenir.

3001

22 Eylül: Merry Bilbo’nun Veda Partisi’ne katılır.

23 Eylül: Merry Frodo’nun işleri yoluna koymasına yardımcı olur.

3018

Bahar: Merry, Frodo’nun derdini anlamak ve yardım etmek konusunda Pippin ve Sam’in yardımı alır…

Yaz: Merry, Frodo’nun Çukurçay’da ev almasına yardımcı olur.

23 Eylül: Merry Çukurçay’a gider ve Frodo’nun gelişi için hazırlıkları tamamlar.

25 Eylül: Merry diğer Hobbitlerle Erşehir Geçidi’nde buluşur. Akşamında Frodo’ya Yüzük hakkında bildiklerini açıklar.

26 Eylül: Merry diğer Hobbitler’e Yaşlı Orman’ın için değin rehberlik eder. Burada Yaşlı Söğüt Adam tarafından tuzağa düşürülürler ve Tom Bombadil tarafından kurtarılırlar.

28 Eylül: Hobbitler bir Höyüklü Kişi tarafından tutsak edilir..

29 Eylül: Hobbitler Tom tarafından kurtarılır. Merry Höyük’ten Batıelli’lerin Kılıcı’nı edinir. Bree’de Han’da oturmak yerine yürüyüş yapmayı tercih eder ve bir Nazgûl görür. Onu takip eder ancak Kara Nefes kendinden geçmesine sebep olur.

30 Eylül: Merry’nin midillileri kaybolur. Hobbitler Bree’ye Yolgezer ve Midilli Bill ile beraber terkederler.

25 Ekim: Merry, Frodo’nun Yüzüğü Taşıma Görevi’ni kabul ettiğini öğrenir ve onunla gitmeye karar verir.

18 Aralık: Merry Kardeşlik’in bir üyesi olarak seçilir.

25 Aralık: Kardeşlik Ayrıkvadi’den ayrılır.

3019

13 Ocak: Merry, Moria Kapıları’nı açan şifreyi bulmasında Gandalf’a yardım eder.

26 Şubat: Kardeşlik’in dağılışı. Merry, kendisini ve Pippin’i Uruk-hai saldırısından korumaya çalışır ama yakalanırlar.

28 Şubat: Rohan Süvarileri, Hobbitleri yakalayan Orkları kıstırır.

29 Şubat: Süvariler Orklar’a saldırır. Merry ve Pippin Fangorn’a kaçarlar ve Ağaçsakal ile karşılaşırlar.

30 Şubat: Ent Meclisi toplanır. Hobbitler Tezmertek ile bırakılır ve akşamı onun evinde geçirirler.

1 Mart: Ent Meclisi devam eder. Hobbitler Tezmertek’in yanında kalmaya devam ederler.

2 Mart: Ent Meclisi sona erer. Entler Isengard’a doğru yürüyüşe geçerler. Hobbitler bu uzun yürüyüşe Ağaçsakal’ın omuzlarında katılırlar.

3 Mart: Isengard’ın yıkımına devam edilir. Hobbitler Ak Gandalf ile bir araya gelirler.

5 Mart: Hobbitler Aragorn, Legolas ve Gimli ile bir araya gelirler. Merry, Kral Théoden ile karşılaşır ve ona pipo otları tarihini anlatmaya başlar.

6 Mart: Merry Kral Théoden’e sadakat yemini eder ve onunla birlikte Dunharrow’a doğru at sürerler.

9 Mart: Merry, Théoden ile beraber Dunharrow’a varır.

10 Mart: Théoden ve Süvariler’i atını cenge sürerken, Merry’ye geride kalmasını söyler. Merry, Saklımiğfer ile birlikte gizlilik içinde onları takip eder.

15 Mart: Pelennor Çayırları Savaşı. Merry ve Éowyn Cadı Kral’ı yok ederler ve Şifa Evleri’ne götürülürler.

25 Mart: Yüzük’ün yok edilişi ve Sauron’un düşüşü.

Yüzük Savaşının Bitiminden Sonra

14 Ağustos: Merry Kral Éomer ve Éowyn Hanım’ın yanından ayrılır. Ona armağan olarak kadim Yurt Borusu’nu verirler.

30 Ekim: Hobbitler Shire’a varırlar ve oranın haydutlar tarafından işgal edildiğini görürler.

2 Kasım: Merry Hobbitler’i bir araya toplamak için kadim Yurt Borusu’nu çalar.

3 Kasım: Merry ve Pippin Subaşı Muharebesi’nde diğer Hobbitler’e komuta ederler ve haydutları bozguna uğratırlar.

3021

29 Eylül: Pippin ve Merry, Frodo’ya veda etmek üzere Gri Limanlar’a giderler.

 

Dördüncü Çağ

11

Merry Erdiyarı Hükümdarı olur.

13

Merry Kuzey Krallığının Danışmanı ünvanını aldı.

15

Kral Elessar kuzeye gelerek, Merry, Pippin ve Sam ile buluşur.

63

Merry Erdiyarı Hükümdarı rütbe ve yetkilerini oğluna bırakır. Pippin ile beraber Rohan’a seyahat ederler ve ölümüne dek Kral Éomer’in yanında bulunurlar.

64

Merry ve Pippin Gondor’a seyahat ederler ve ölümlerine dek orada kalırlar.

120

Kral Elessar’ın ölümü. Merry ve Pippin’in mezarları Kral’ın mezarının yanına taşınır.

İSİMLER VE SIFATLAR

Meriadoc “Merry” Brandybuck:

Meriadoc ve Merry adları, Hobbit dilindeki asıl adı olan Kalimac’ın İngilizce çevirisiyle seçilmişlerdir. Kısaltılmış hali olan Kali “çok gülen, neşeli” anlamındadır.

Efendi Holbytla

Merry Rohan’da bu şekilde çağırılıyordu. Holbytla Rohan dilinde “oyuk sakini” anlamına gelmektedir.

Efendi Perian

Bergil Merry’yi bu şekilde çağırıyordu. Perian Sindarin Elfçesi’nde “Hobbit.” anlamına gelmektedir.

Tekev Halkından Silahtar Meriadoc

Merry, sadakatini sunduktan sonra Théoden’in silahtarı olmuştur.

Atçanyurt Silahşörü

Merry, Théoden ve Éowyn’i savunurken gösterdiği cesaretten dolayı bu unvanı almıştır.

Yurtlu Holdwine

Merry Kral Éomer tarafından bu şekilde çağırılmıştır. Eski İngilizce’de hold “sadık, vefalı” anlamına gelmekte, wine ise “dost” ya da “koruyucu” anlamında. Muhtemelen bu unvanın anlamı “vefalı dost” ya da “sadık şövalye” dir.

Erdiyarı Hükümdarı

Merry, babasının ölümü üzerine Dördüncü Çağ’ın 12. yılında Erdiyarı Hükümdarı oldu.

Muhteşem Meriadoc

Merry Erdiyarı Hükümdarı olarak “Muhteşem” lakabıyla anılmaya başlandı.

Kuzey Krallığının Danışmanı

Dördüncü Çağ’ın 14. yılında Kral Elessar, Merry’yi Kuzey Krallığının Danışmanı unvanıyla onurlandırdı.

Kalimac Brandagamba

Meriadoc Brandybuck’ın Hobbit lisanındaki ismidir.

Merry’nin Yazdığı Kitaplar Hakkında

Shire’da Tarihlerin Hesaplanması

Merry Orta Dünya takvimlerini birleştirip bu kitabı oluşturdu. İçinde Shire,Bree,Ayrıkvadi,Gondor ve Rohan takvimleriyle ilgili bilgiler vardır. Bu kitap Brandy Konağında bulunuyordu. Kitap hakkında daha fazla bilgi Yüzüklerin Efendisi Ek D’de bulunabilir.

Eski Shire Kelimeleri ve İsimleri

Merry tarafından yazlan bir kitaptır.Bu çalışmada Merry Rohirrim ve Shire dilindeki benzerlikleri belirtmiştir. Kitap Brandy Konağında bulunuyordu.

Shire’da Şifalıotlar Bilimi

Pipo otlarını anlatan bu kitap Merry tarafından yazılmıştır.Bu kitap tüm Orta Dünya’da ki pipo otları hakkında en geniş bilgileri içeriyordu. Bu kitapta diğer kitaplar gibi Brandy Konağında bulunuyordu.

Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

 

Mutlaka Okuyun!

lembas

Lembas (Elf Yol Ekmeği)

“Bir seferde az yiyin, ve sadece gerektiğinde; çünkü bunlar, diğer her şey başarısız olduğunda size …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir