Mithril

 

mithril

Bulunduğu Yerler: Khazad-dum, Numenor
İçeriğinde Mithril Bulunan Nesneler: Bilbo’nun mithril zırhı, Nenya, Elendilmir, Minas Tirith’in Hisar Muhafızları’nın miğferleri, Arwen’in Aragorn için diktiği sancak, (4.Çağ ve sonrasında) Minas Tirith’in Cümlekapısı
Diğer İsimleri: Moria gümüşü, Çelik-gümüş, Hasgümüş, Mistarille

Mithril’in adı Sindarin’deki iki kelimeden gelir. ” mith ” gri ve ” ril ” parlak demektir. Quenya lisanındaki adı ise ” Mistarille ” ‘dir. Mithril bazı yerlerde ” Gerçek Gümüş ” ve ” Moria Gümüşü ” gibi isimlerle de kullanılır. Cücelerin Mithril için söyledikleri bir isim de vardır, bunu sır olarak saklarlar. Mithril bir çelikten daha güçlüdür ancak tüy kadar hafiftir de, bu özelliği onu oldukça kullanışlı yapar. Ne kadar işlense de eski halinden bir şey kaybetmez.

Her ne kadar değerli olsa da Üçüncü Çağ’ın sonunda Orta Dünya’da çok seyrek rastlanıyordu. Balrog Cücelerin Khazad-dum’daki krallıklarını yıktıktan sonra Orta Dünya’da bulunan tek Mithril madeni de kapandı. Moria cüceler tarafından terk edilmeden önce mithril’in değeri altının on katıydı fakat cüceler Moria’dan ayrıldıktan sonra mithril üretimi durdu ve adeta paha biçilmez oldu.

Mithril Yüzük Kardeşliği ve Hobbit’te şöyle anlatılmıştır;

“Mücevher yığınları mı?” dedi Gandalf. “Hayır. Orklar defalarca Moria’yı talan ettiler; yukarı salonlarda bir şey kalmadı. Ve cüceler kaçtığından beri kimse derinliklerdeki galerileri ve hazine dairelerini aramaya cesaret edemiyor: Buraları ya sulara ya da bir korku gölgesine gömülmüş durumda.”

“O halde cüceler ne zoruna geri gelmek istiyorlar?” diye sordu Sam.

“Mithril için,” diye cevapladı Gandalf. “Moria’nın zenginliği cücelerin oyuncağı olan altından ve değerli taşlardan gelmiyordu; onların hizmetkârı olan demirden de gelmiyordu. Onların hepsini burada buldular gerçi, özellikle de demiri; fakat bunun için kazmalarına gerek yoktu: istedikleri her şeyi ticaretle elde edebilirlerdi. Çünkü Moria Gümüşü dünyada bir tek burada çıkardı: Kimileri hasgümüş der ona, Elfçesi mithril’dir. Cücelerin de takmış olduğu bir isim var ama kimseye söylemezler. Altından on kez daha değerliydi mithril, şimdi ise paha biçilemez; çünkü toprak üzerinde çok az kaldı, burada kazı yapmaya ise orklar bile cesaret edemiyor.

Maden damarları kuzeye Caradhras’a ve derinlerdeki karanlığa doğru uzanmakta. Cüceler o günleri hiç anlatmazlar; fakat mithril nasıl servetlerinin temeli idiyse, çöküşlerinin de sebebi oldu: Açgözlülük edip çok derinleri kazdılar ve onları buradan süren şeyi, yani Durin’in Felaketi’ni uyandırdılar. Gün ışığına çıkardıkları kadarının da hemen hemen hepsi orkların eline geçip bu gömülere göz diken Sauron’a bac olarak gitti.

“Mithril’i kim istemezdi ki! Bakır gibi dövülebilir, cam gibi cilalanabilirdi; cüceler onunla su verilmiş çelikten hem daha sert, hem daha hafif bir metal yapıyorlardı. Güzelliği bildiğimiz gümüşe benziyordu ama mithril’in güzelliği ne kararır, ne donuklaşırdı. Elfler çok severlerdi onu; nice işlerin yanında, kapıların üzerinde görmüş olduğunuz ithildin’i yani yıldız-ay’ı da mithril’den yapmışlardır. Bilbo’ya Thorin’in verdiği mithril-örgüsü bir zırh vardı. Acaba o zırha ne oldu? Herhalde hâlâ Ulığ Kazın’daki Belek Evi’nde toz topluyordur.”

“Ne?” diye bağırdı Gimli sessizliğinden aniden çıkarak. “Moria gümüşünden bir zırh mı? Bu krallara layık bir hediye!”

“Evet,” dedi Gandalf. “Ona hiç söz etmedim, ama o zırhın değeri içindekilerle birlikte tüm Shire’ı satın almaya yeterde artardı.”

Frodo hiçbir şey söylemedi ama elini tuniğinin altına sokarak zırhının örgüsüne dokundu. Ceketinin altında Shire’a denk bir pahayla etrafta dolaşıyor olduğu düşüncesi elini ayağını birbirine dolaştırmıştı. Bilbo biliyor muydu acaba? Hem de gayet iyi bildiğinden emindi Frodo. Bu gerçekten de krallara layık bir hediyeydi. Fakat şimdi düşünceleri karanlık Madenler’den çıkmış, Ayrıkvadi’ye, Bilbo’ya ve Bilbo’nun hâlâ orada yaşadığı zamanlardaki Çıkın Çıkmazı’na gitmişti. Bütün kalbiyle yeniden orada, o günlerde olmayı, çimenleri biçmeyi, çiçekler arasında oyalanmayı, Moria’yı veya mithril’i veya Yüzük’ü-hiç duymamış olmayı diliyordu.

Yüzük Kardeşliği

Moria Khazad-dûm

Artık cüceler duvarlardan örgü zırh ve silahlar indirip silahlandılar. Thorin altın kaplamalı halkalardan yapılma bir zırh içinde, al taşlar kakılmış kemerine sıkıştırdığı gümüş saplı baltasıyla gerçekten de kral gibi görünüyordu.

“Bay Baggins!” diye haykırdı. “İşte ödülünüzün ilk ödemesi! Eski paltonu çıkar da bunu giy!”

Bunun üzerine Bilbo, uzun zaman önce genç bir elf prensi için yapılmış, örme zırhtan küçük bir yelek giydi. Elflerin mithril dediği, gümüş-çelikten yapılmıştı ve onunla takım inciler ve kristallerle süslü bir de kemeri vardı. Hobbitin başına alttan çelik kasnaklarla güçlendirilmiş ve kenarı beyaz mücevherlerle süslenmiş desenli meşinden hafif bir miğfer yerleştirildi.

The Hobbit

Mithril Yelek

Bilbo mithril yeleği ilk kez Beş Ordular Muharebesinde giydi ve onu Shire’dan ayrılırken bile yanında taşıdı. Bir süre sonra yeleği yeni bir görev aldığını öğrenen Frodo Baggins’e verdi. Yelek Frodo’nun hayatını üç kez kurtarmıştır.

Yelek Frodo’yu ilk kez Moria Mazarbul odasında da bir ork mızrağından korumuştur.

Çekilmeye başladıklarında, daha Pippin ile Merry dışarıdaki merdivene ulaşamadan, neredeyse insan boyunda, tepeden tırnağa kara zırhlara bürünmüş kocaman bir ork reisi odanın içine sıçradı- adamları da arkasından kapıya yığıldılar. Ablak ve basık yüzü esmerdi gözlen kömür gibi, dili kırmızıydı; büyük bir mızrak kullanıyordu’ Kocaman kalkanının bir hamlesiyle Boromir’in kılıcını karşılayıp onu geriye, yere düşürdü. Saldıran bir yılan hızıyla eğilip Aragorn’un hamlesinden sıyrılarak Grup’a daldı ve mızrağını dosdoğru Frodo’ya sapladı.

Darbe Frodo’yu sağ yanından yakalamış, savurup duvara yapıştırmıştı. Sam bir çığlık atarak kılıcını mızrağın sapına indirmeye koyuldu, sap koptu. Fakat ork tam elinde kalan sapı bir yana atıp palasını çekmişti ki, Anduril miğferine iniverdi. Alev gibi bir şimşek çaktı, miğfer paramparça oldu. Ork kafası yarılmış olarak yere yığıldı. Boromir ile Aragorn kapıya doğru atılınca orkun adamları uluyarak kaçtılar. Dum, dum diye yankılanmaktaydı davullar derinliklerden. O büyük ses yeniden gümbürdedi.

“Haydi!” diye bağırdı Gandalf. “Artık bu son şansımız. Var gücünüzle kaçın!”
Aragorn, Frodo’yu duvarın yanında yattığı yerden kucaklayıp Merry ile Pippin’i de öne doğru iterek merdivenlere yönlendi. Diğerleri de peşindeydiler; bir tek, bütün tehlikeye rağmen başı önünde Balin’in mezarının yanında oyalanan Gimli’nin Legolas tarafından zorla çıkarılması gerekmişti. Boromir menteşeleri üzerinde zorlukla hareket eden doğudaki kapıyı abanarak örttü: Kapının her iki yanında büyük demir halkalar vardı, fakat açılmayacak şekilde tutturmak mümkün değildi.

“Ben iyiyim,” dedi Frodo güçlükle. “Yürüyebilirim. Yere indir!”

Aragorn hayretten Frodo’yu düşürüyordu neredeyse. “Öldün sanıyordum!” diye bağırdı.
“Henüz değil!” dedi Gandalf. “Fakat hayreti sonraya bırakalım. Hemen gidin, hepiniz, merdivenlerden aşağıya! Aşağıda beni bir iki dakika bekleyin ama hemen gelmezsem yolunuza devam edin! Çabuk, çabuk gidin, sağa ve aşağıya giden yolları seçin.”

***
“Ben iyiyim,” dedi giysilerine dokunulmasına pek istekli olmayan Frodo. “Biraz yemek, biraz da istirahat yetti bana.”

“Hayır!” dedi Aragorn. “Şu Örsle çekicin sana ne yaptığına bir bakmamız lazım. Ben sağ kalmış olduğuna bile inanamıyorum hâlâ.” Frodo’nun eski ceketini ve yıpranmış tuniğini nazikçe sıyırdı ve hayretle nefesini tuttu. Sonra güldü. Gümüş yelek gözleri önünde çırpıntılı bir deniz üzerindeki ışık gibi parlamaktaydı. Dikkatlice çıkartıp havaya kaldırdı; yeleği süsleyen değerli taşlar yıldız gibi ışıldadı, halkaları göl üzerinde yağmuru andıran bir sesle titreşti.

“Bakın dostlarım!” diye haykırdı. “Burada, elf prenslerine layık güzel bir hobbit derisi var! Hobbitlerin böyle derileri olduğu bilineydi, Orta Dünya’nın bütün avcıları Shire’a akın ederdi.”

“Ve dünyadaki bütün avcıların okları da bir işe yaramazdı,” dedi hayranlıkla zırha bakakalan Gimli. “Bu mithril zırhı. Mührü! Bu kadar zarifini ne gördüm, ne duydum. Gandalfın sözünü ettiği zırh bu mu? Az bile söylemiş. Fakat münasip bir armağanmış doğrusu!”

“Ben de Bilbo ile o küçük odasına kapanıp ne yaptığınızı merak edip duruyordum,” dedi Merry. “Bizim ihtiyar hobbit çok yaşasın! Onu her zamankinden çok seviyorum. Umarım ona olanları anlatma fırsatımız olur!”

Frodo’nun sağ yanında ve göğsünde kararıp morarmış bir çürük görünüyordu. Zırhın altında yumuşak deriden bir gömleği vardı fakat bir noktada halkalar bundan geçerek etine batmıştı. Sol yanında da duvara çarptığı yer berelenip çürümüştü. Diğerleri yemeği hazırlarken Aragorn athelas’lı suyla yaraları yıkadı. Keskin bir rayiha bütün vadiye yayıldı ve dumanlan tüten suyun üzerine kim eğildiyse kendisini canlanmış ve güçlenmiş hissetti. Kısa bir süre sonra Frodo acısının geçtiğini fark etti, nefesi de rahatlamıştı: Gene de daha birkaç gün tutuk tutuk ve bereli kalacaktı. Aragorn Frodo’nun böğrüne yumuşak bezlerden bir destek yaptı.

“Zırh harikulade hafif,” dedi. “Eğer taşıyabileceksen yine giy. Üstünde böyle bir şey olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor. Uyurken bile çıkarma; tabii bir süre için emniyette olacağın bir yere yolun düşerse o başka, ama maceran devam ettiği sürece bu pek sık rast gelmeyecektir.”

Yemeklerini yedikten sonra Grup yola devam etmek için hazırlandı. Ateşi söndürüp bütün izlerini sakladılar.

Yüzük Kardeşliği

İkinci seferde Moria’dan kaçış sırasında ona isabet eden bir oku engelledi;

Mithril

“Önünüze bakın!” diye bağırdı Gandalf. “Köprüye yaklaştık. Tehlikeli ve dar bir köprüdür.”

Frodo aniden önünde kara bir uçurum gördü. Salonun sonunda zemin yok oluyor ve bilinmeyen bir derinliğe dalıyordu. Dış kapıya ulaşmak için, ne bir kenar taşı ne de parmaklığı olan ve elli ayak uzunluğunda tek bir yay çizerek uçurumu aşan dar bir taş köprüden geçmek gerekliydi. Bu, cücelerin herhangi bir düşman ilk Salon’la dış geçitleri ele geçirirse diye geliştirmiş olduğu çok eski bir savunma önlemiydi. Buradan sadece tek sıra halinde geçebilirlerdi. Gandalf tam kenarda durdu, diğerleri de arkasında toplandı.

“Önden git Gimli!” dedi. “Pippin ve Merry, onun arkasına. Doğru ileri, sonra kapının ardındaki merdivenlerden yukarı!”

Oklar aralarına düşüp duruyordu. Biri Frodo’ya çarpıp geri sekti. Bir diğeri kara bir tüy gibi Gandalf m şapkasına saplandı. Frodo arkaya baktı. Ateşin gerisinde kaynaşan kara şekiller görebiliyordu: Yüzlerce ork vardı sanki. Ateşin ışığında kan gibi al al parlayan mızraklarını ve palalarını sallıyorlardı. Dum, dum diye gürlüyordu davul sesleri, gitgide daha da güçlenerek, dum, dum.

Mesafe küçük yayının menzilinden fazla gibiydi, ama Legolas gene de dönüp yayına bir ok taktı. Yayı gerdi fakat eli boşaldı, ok kayıp düştü.

Yüzük Kardeşliği

Üçüncü seferdeyse Anduin’i kayıklarla geçerlerken bir Ork oku yeleğinden sekti;

“Hep beraber, asılın küreklere!” diye bağırdı Boromir. “Asılın! Yoksa sığlığa oturacağız.” Daha o seslenirken, Frodo kayığın alt omurgasının bir kayaya sürtündüğünü hissetti.

Tam o anda yay kirişinden çıkan sesler duyuldu: Üzerlerinden birkaç ok ıslık çalarak geçti, bazıları aralarına düştü. Bir tanesi Frodo’ nün omuzları arasına isabet etti; Frodo küreği bırakıp bağırarak öne sendeledi: Fakat ok, gizli zırhı tarafından engellenerek geri sekti. Bir başka ok Aragorn’un kukuletasını delip geçti; bir üçüncüsü Merry’nin elinin hemen yanına, ikinci kayığın borda tirizine saplandı kaldı. Sam, doğu kıyısının altında uzanan çakıllı sahilde kara kara şekillerin ileri geri koşturduklarını görebiliyordu. Çok yakın görünüyorlardı.

“Yrch!” dedi Legolas, kendi diline dönerek.

“Orklar!” diye bağırdı Gimli.

“Gollum’un işi değilse ne olayım,” dedi Sam Frodo’ya. “Öyle de güzel bir yer seçmişler ki. Nehir bizi tam kucaklarına atmaya aht etmiş sanki!”

Yüzük Kardeşliği

Orta Dünyadaki diğer Mithril objeler ;

Kral Elessar ve yardımcıları tarafından, Orthanc’ın bölmelerinden/hücrelerinden birinde; beyaz bir elf yıldızı şeklinde bir kristalin kurdele ile bir parça mithrill’e bağlandığı; uzun süredir kayıp olan Elendilmir bulundu.

Minas Tirith’in hisar muhafızlarının miğferleri de mithrilden yapılmıştı.

Aragorn’un gemileri Minas Tirith’i kurtarmak için Anduin’den geçerken gemide dalgalanan sancakta mithril ve altından yapılma bir taç vardı.

Cadı-Kral’ın kuşatma sırasında kırdığı Minas Tirith’in cümle kapısı; Gimli Aglarond’un lordu olduktan sonra o ve cüceleri tarafından çelik ve mithril kullanılarak yenilendi.

Galadriel’in Elf yüzüğü Nenya mithril’in içine yerleştirilmiş adamant mücevherinden oluşur.

Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

Mutlaka Okuyun!

Yüzüklerin Efendisi Ekler Türkçe Çeviri

Kralların ve Hükümdarların Yıllıkları – Yüzüklerin Efendisi Ekler- Ek A (Türkçe Çeviri)

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü kitabının sonunda Yüzüklerin Efendisi Ekler (ing. The Lord of the Rings: …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir