Glorfindel

Glorfindel

Glorfindel Künye:

Irk: Elf
Dil: Quenya ve Sindarin, Ortak Lisan
Cinsiyeti: Erkek
Kültür: Noldor Elfleri
Doğum Tarihi: Bilinmiyor
Ölüm Tarihi: 1. Çağ, 510 tarihinde Gondolin’de öldü. Ama sonra tekrar yaşama döndü ve Orta Dünya’da yaşadı.
İkamet Ettiği Yerler: Valinor, Gondolin, Ayrıkvadi
Ebeveynleri: Bilinmiyor
Eşi, Kardeşleri ve Çocukları: Bilinmiyor
Saç ve Göz Rengi: Altın sarısı
Boy: Uzun boylu
Silahları: Bilinmiyor
Atı: Asfaloth
Diğer İsimler: Laurefindil(Glorfindel’in Quenya dilindeki şekli)(Altın Saçlı Kafa)

“İlkdoğanların en güçlülerindendir. Bir Elf Beyi’dir Glorfindel; prensler yetiştiren bir soydan gelir.”

Birinci Çağ’da Glorfindel

Glorfindel Finwe’yi öldürüp Silmarilleri’i çalan Morgoth’un peşine düşmek için Valar’a karşı gelerek Valinor’dan ayrılan Elf’ler arasındaydı. Glorfindel’in bu isyana katılmasının sebebi halkına olan sevgisi ve Turgon’a olan sadakatiydi. İşte bu sebeptendir ki Glorfindel Akraba Kıyımı’na katılmamıştır ama isyanın parçası olmuştur.

Glorfindel Orta-Dünya’ya geldiğinde Turgon’un yönettiği ”Saklı Krallık” Gondolin’de yaşamaya başladı. ”Altın Çiçek Hanedanı”nda lorduydu. 472 yılında ”Nirnaeth Arnoediad” Sayısız Gözyaşı Savaşında savaşmıştı. İnsanların ihanetiyle savaş kaybedildiğinde Fingon’un halkını bir araya toplayıp Sirion Geçiti’ne doğru çekilmiştir; reisleri Echtelion ve Glorfindel, sağ ve sol kanatları, düşmanın geçmesini engellemek için savunmuştu.

510 yılında Morgoth’un kuvvetleri Gondolin’e saldırmıştı. Turgon’un kızı Idril kocası Tuor ve oğlu Earendil, sağ kalan az sayıda Elf ile Idril’in hazırladığı gizli yoldan kaçmayı planlamışlardı. En yüce zirvelerin altında dar bir yolun dönerek girdiği Kartalların Yarığı, Cirith Thoronath, diye adlandırılan korkunç bir geçit vardı; sağ tarafı uçurumdu ve solda korkutucu bir yamaç boşluğa yükseliyordu.

Glorfindel Balrog’a Karşı

Glorfindel

Morgoth kuşatan tepelerin etrafına gözcüler yerleştirmişti ve Orklar tarafından pusuya düşürüldüklerinde o daracık yol boyunca sıra halinde yürüyorlardı; yanlarında bir Balrog da vardı. Çok kötü bir durumda yakalanmışlardı. Bunun üzerine Glorfindel Balrog’un önüne çıkarak meydan okumuş ve diğerlerinin kaçışına olanak sağlamıştı. O yüksek yerde bir kayanın üstünde Glorindel’in Balrog’la yaptığı düello hakkında söylenen birçok şarkı vardır; ve ikisi de ölerek derin uçuruma yuvarlanacaktı. Thorondor, derin uçurumun dibinden Glorfindel’in bedenini kaldırıp getirdi. Onu geçidin yanına koyup üzerine taştan tepecik oluşturdular; orada yemyeşil otlar bitti, dünya değişip yok oluncaya dek, sarı çiçekler taşların kıraçlığı ortasında onun üzerinde açacaktı. Böylece Glorfindel ölmüş ve Mandos’un Salonları’na gitmişti.

Glorfindel’in Orta Dünya’ya Dönüşü

Elfler ölümsüz canlılardı ve doğal yollardan ölmüyorlardı fakat Glorfindel’in olduğu gibi ancak büyük bir kötülük onları yok edebilirdi. Bu olduğunda ruhları yargılanmak üzere Bekleme Salonları’na yükseliyordu ve bir süre sonra ruhları tekrar vücut bulup yaşamaya gönderilebiliyordu.

Lakin isyana katılan diğer Elfler gibi Glorfindel’de ”Ölümsüz Topraklar”’dan men edilmişti. Fakat Glorfindel’in asil ve cesurca davranarak kendi halkını korumak adına hayatını feda etmiş olması ona verilen bu cezanın kaldırılmasına sebep olmuştur. Sonradan Gandalf olarak tanıyacağımız Maia Olorin ile tanışmış ve arkadaşlık kurmuş olabilir.(Ama bu konuda kesin bir bilgi yoktur.)

Orta-Dünya’ya ne zaman döndüğü hakkında kesin bir bilgi yoktur. Üçüncü Çağın 1000 yılı civarında Gandalf’a eşlik ederek dönmüş olabilir. Fakat Glorfindel’in daha erken bir tarihte İkinci Çağ’ın 1600 yılında Sauron’un Tek Yüzüğü dövdüğü sıralarda gelmiş olma olasılığı daha yüksektir. Sauron’un yükselen gücü karşısında, Gil-galad ve Elrond’a yardım etmek için Orta-Dünya’ya gelmiş olması daha muhtemeldir.

Üçüncü Çağ’da Glorfindel

Cadı-kral Hakkında Kehaneti

Orta Dünya’ya döndükten sonra Yarı Elf Elrond tarafından yönetilen Imladris’de yaşadı. 1974 yılında Angmar’ın Cadı Kralı Kuzey Krallığı Arnor’u istila etmişti. Glorfindel 1975 yılında Ayrıkvadi ordusuna komutanlık etmiş ve Fornost Savaşı’na katılarak Angmar’ın ordusunun yenilgiye uğratılmasında büyük katkı sağlamıştı. Bu yenilgi karşısında Angmar’ın Cadı Kralın kendisi öne çıkmış ve Earnur’u düelloya davet etmişti. Earnur onun karşısında durmaya cesaret etse de, atı buna dayanamadı ve Earnur’u üzerinde atarak kaçtı fakat tam o sırada Glorfindel ileri çıkmış ve Angmar’ın Cadı Kralı Glorfindel’in varlığından çekinmiş ve kaçmıştı. Earnur onu takip etmeye çalıştığında ise onu durdurarak şöyle demiştir;

Glorfindel: ”Onun sonu çok uzak ve bir erkeğin elinden olmayacak düşüşü.”

Glorfindel Frodo’yu Aramak İçin Ayrıkvadi’den Ayrılıyor

Glorfindel

3018 yılında Gildor Inglorion tarafından Ayrıkvadi’ye gönderilen bir habere göre, Ayrıkvadi’ye ulaşmaya çalışan Frodo Baggins Vadı Kral önderliğindeki Nazgul’lar tarafından takip ediliyordu. Fakat o zamanlarda Elflerin gücü azalmıştı. Dokuz Nazgul’e aynı anda karşı koyabilecek çok az kişi kalmıştı. Böylece 9 Ekim günü, beyaz atı Asfaloth ile Büyük Doğu Yolu’nu takip ederek, Hoarwell nehri üzerindeki Son Köprü’ye doğru yola çıktı.

11 Ekim’de Khamul’un da içlerinde olduğu üç Nazgul Glorfindel’i görüp kaçtılar. Köprüden geçişin emniyetli olduğu anlaşılsın diye, köprüye yeşil bir taş bıraktı ve batıya doğru Nazgul’ların izini sürdü. Kısa bir süre sonra da iki tane daha Nazgul ile karşılaştı. Fakat onlar da Glorfindel’den kaçtılar.

Glorfindel Çok Geçmeden Onlara Yetişti

13 Ekim günü köprü üzerindeki yeşil taşı bulan Aragorn Hobbit’leri sağ salim köprüden geçirmişti. Ekim 16’da izlerini sürmeyi başlayan Glorfindel 18 Ekim akşamında onlara yetişmişti:

At sesi gitgide yaklaştı. Hafif bir tıkırtıyla, hızla ilerliyordu at. Sonra belli belirsiz, sanki rüzgârın süpürüp uzaklaştırdığı uzak bir şıngırtı, çın çın öten minik çıngırak sesleri duyar gibi oldular.

“Bu Kara Süvariler’in atları gibi gelmiyor kulağıma!” dedi Frodo dikkatle dinleyerek. Diğer Hobbitler de ümitle onayladılar onu, fakat içleri hâlâ kuşku doluydu. O kadar uzun zamandır takip korkusuyla yaşıyorlardı ki, arkalarından gelen her ses uğursuz ve düşmancaydı onlar için. Fakat Yolgezer şimdi bir eli kulağında, yattığı yerde ileri doğru uzanmaktaydı; yüzünde sevinç vardı.

Işık soldu, ağaçların yapraklan hafif hafif hışırdadı. Artık çıngıraklar daha yakından ve daha net olarak şıngırdıyordu; dıgıdık dıgıdık yaklaştı tırıs giden ayaklar. Aniden aşağıda, gölgeler arasında ışıldayarak, hızla koşan beyaz bir at belirdi. Hayvanın baş bağı sanki canlı yıldızlardan yapılma taşlarla süslenmiş gibi loş ışıkta pırıltılar saçıyordu. Binicinin kukuletası geriye düşmüş, pelerini arkasında çırpınıyor; hızından oluşan rüzgârla altın saçı ışıl ışıl dalgalanıyordu. Frodo, binicinin bedeninden ve giysilerinden tıpkı ince bir peçenin ardından görünür gibi ak bir ışık parlıyormuş hissine kapıldı.

Glorfindel Hobbitler ve Aragorn’u Buluyor

Çok geçmeden Yolgezer Hobbitleri aşağı çağırdı. Böylece çalılıktan çıkıp tez elden Yol’a indiler. “Bu Glorfîndel, Elrond’un evinde yaşar,” dedi Yolgezer.

“Selam; nihayet kavuşabildik!” dedi Elf Beyi Frodo’ya. “Ayrıkvadi’den sizi bulayım diye gönderdiler beni. Yolda tehlikede olacağınızdan endişe ediyorduk.”

Daha sonra Frodo’yu yaralayan bıçağın kabzasını inceledi:

“Kabzaya şer yazıları yazılı,” dedi; “gerçi belki sizin gözleriniz bunları göremiyordur. Elrond’un evine varana dek sakla bunu Aragorn! Lâkin dikkatli ol ve mümkünse pek elini sürme! Heyhat! Bu silahın açtığı yaralara şifa vermek, benim kabiliyetim dışındadır. Elimden geleni yapacağım, fakat şimdi mola vermeden yola devam etmemiz daha da ehemmiyet kazanıyor.”

Frodo’nun omuzundaki yarayı parmakları ile muayene etti ve yüzü daha da ciddileşti, sanki gördüğü şeyden endişelenmiş gibiydi. Fakat Frodo yan tarafındaki ve kolundaki ürpertinin azaldığını hissetti; omzundan eline doğru hafif bit sıcaklık aktı, ağrısı hafifledi. Çevresindeki akşam loşluğu sanki bir bulut kalkmışçasına hafifler gibi oldu. Arkadaşlarının yüzünü yeniden net olarak görmeye başlamıştı ve bu da ona biraz da olsa umut ve güç veriyordu.

Yolculuk Devam Ediyor

Daha sonra Frodo’yu atına bindirdi. Hobbit arkadaşlarını geride bırakamayacağını söyledi. Fakat Glorfindel şöyle cevap verdi ona:

“Siz yanlarında olmazsanız,” dedi, “hiç zannetmem ki arkadaşlarınız tehlike içinde olsun! Takipçiler sizin peşinize düşüp bizi rahat bırakacaktır benim kanaatimce. Bizi siz ve o taşıdığınız nesne tehlikeye sokuyor Frodo.”

Buna Frodo’nun verebileceği bir cevap yoktu; Glorfîndel’in ak atına binmeye ikna oldu. Midilli, Frodo yerine diğerlerinin yüklerinin büyük bir bölümüyle yüklendi, böylece hafifleyip bir süre epey hızlı ilerleyebildiler; fakat elfin yorgunluk nedir bilmez tez ayaklarına adım uydurmak Hobbitlere giderek zor gelmeye başladı. Onlan karanlığın ağzına ve yoğun bulutlu gece altında daha da ilerilere yürütmekteydi durmaksızın. Ne yıldız vardı ne de ay. Gri şafak vaktine kadar durmalarına fırsat vermedi. Bu arada Pippin, Merry ve Sam neredeyse titreyen bacaklan üzerinde uyuklar hale gelmişlerdi; omuzlarının çöküklüğüne bakılırsa, Yolgezer bile yorgun görünüyordu.

Ertesi sabah uyandıklarında Glorfindel onlara güç veren bir içecek içirdi. Bu içeceğin verdiği enerjiyle akşam olmadan hemen hemen 20 mil ilerlemişlerdi. Hobbitler çok yorulmuşlardı fakat Glorfindel onları durdurmuyordu. Nehir geçidine kadar daha millerce yol vardı önlerinde; ellerinden geldiğince kör topal yürümeye koyuldular.

“Nehre vasıl olmamızdan hemen öncesi en tehlikeli vakittir,” dedi Glorfindel; “çünkü yüreğim takipçilerin arkamızda daha bir süratlendiğini, Geçit’te de ola ki başka tehlikelerin beklediğini haber vermekte.”,

Nehir Geçidine Kaçış

Öğleden sonra geç vakitte Ayrıkvadi Nehir Geçidini gördüler. Aynı anda arkalarından ayak seslerini andıran bir yankı geldi. Glorfindel bir an dönüp arkaya kulak kabarttı, sonra haykırarak ileri atıldı.

“Kaçın!” diye bağırıyordu. “Kaçın! Düşman yetişti!” Beyaz at ileri sıçradı.

Düzlüğün daha yarısını geçmişlerdi ki, dört nala gelen atların gürültüsünü duydular. Henüz arkalarında bırakmış oldukları ağaçlardaki kapıdan bir Kara Süvari çıktı. Atının dizginlerini çekip, eyeri üzerinde sallanarak durdu. Ve onu dört tane daha Nazgul izledi.

“Sürün atınızı! Sürün atınızı!” diye bağırdı Glorfindel, sonra yüksek ve berrak bir sesle elf dilinde ata seslendi: Noro lim, Noro lim, Asfaloth!

Beyaz at derhal fırlayarak Yol’un son kısmını rüzgâr gibi aştı. Aynı anda kara atlar da peşinden bayır aşağı koşmaya başladı ve Süvariler’den, Frodo’nun ta Doğudirhem’de ormanları korkuyla doldurduğunu işitmiş olduğu feci bir çığlık yükseldi. Çığlığa bir cevap geldi; Frodo ve arkadaşları dehşetle sol taraftaki ağaçlardan ve kayalardan da dört Süvari’nin daha uçarcasına geldiğini gördüler, îkisi Frodo’ya doğru sürmekteydi atlarını; iki tanesi de yolunu kesebilmek için çılgınca Geçit’e doğru koşturuyordu. Rüzgâr gibi koşuyorlar ve karşılaşacakları noktaya doğru yaklaştıkça süratle büyüyüp koyulaşıyorlar gibi geldi Frodo’ya.

Böylece elf atı takipçilerini geride bırakmıştı. Fakat pusuya yatanlar Frodo’nun önünü kesmek üzereydi.

Korku Frodo’nun zihnini tümüyle ele geçirdi. Artık kendi kılıcını düşünmüyordu. Haykırmıyordu da. Gözlerini yumup atın yelesine yapıştı. Rüzgâr kulaklarında ıslık çalıyor, koşum takımındaki çıngıraklar tiz notalarla delice çınlıyordu. Son bir hamle ile beyaz ateşten bir şimşek misali kanatlanmışçasına hızlanan elf-atı en öndeki Süvari’nin hemen önünden geçerken, öldürücü soğuklukta bir nefes mızrak gibi deşti Frodo’yu.

Elrond’un Divanı

Glorfindel’in emriyle at kıyıya ulaşmış ve Nehir uyandırılıp Nazgullerin geçişi engellenmişti Nazgullerin geri kaçmasını engellemek içinde Glorfindel ve Aragorn meşaleler yakmıştı. Böylece Yüzük Taşıyıcısı Ayrıkvadi’ye varmayı başarmıştı.

25 Ekim’de Elrond’un Konseyine katıldı. Elrond, bir yükselti üzerindeki uzun masanın en ucunda büyük bir koltukta oturuyordu; bir yanına Glorfindel, bir yanına Gandalf oturmuşlardı. Frodo kendi hikayesini anlattıktan sonra Erestor Tek Yüzüğü Tom Bombadil’e vermeyi önermişti. Glorfindel ise bu fikre kesinlikle karşı çıkmıştı:

Glorfindel: “Yüzük’ü ona yollamak sadece şer gününü ertelemek olurdu. O çok uzakta. Artık Yüzük’ü casuslara görünüp sezilmeden ona geri götüremeyiz. Götürebilsek bile Yüzüklerin Efendisi eninde sonunda saklandığı yeri öğrenip bütün gücünü oraya yönlendirir. Bombadil bu güce tek başına karşı koyabilir mi? Zannetmiyorum. Sanırım sonunda, eğer tüm diğer yerler ele geçerse Bombadil de düşer, ilk olduğu gibi Son olur ve o zaman Gece gelir.”

Daha sonra Glorfinden Yüzük’ü Deniz’e atmayı önerdi.  Lakin Gandalf bu görüşe karşı çıkmış, Yüzüğün kesinlikle yok edilmesi gerektiğini söylemişti. Çünkü Yüzüksüz veya Yüzüklü Sauron’un zaferi kaçınılmazdı. Ve konseyin sonunda da bu karar doğru bulundu. Yüzük Orodruin’e götürülüp Kıyamet Çatlaklarına atacaktı.

Yüzük Kardeşliği seçilirken Elrond kendi halkından birilerini göndermek istemiş lakin Gandalf Merry Brandybuck ve Peregrin Took’un gitmesini daha doğru bulmuştu:

Gandalf: “Hiçbirimiz ileriyi açıkça görüyor değiliz. Ama yine de gitmediklerine, cesaret gösteremediklerine yanar, utanıp mutsuz olurlardı. Elrond, sanırım bu konuda derin bir irfan aramaktansa onların dostluklarına güvenmek daha yerinde olacak. Bizim için Glorfindel gibi bir Elf Beyi bile seçsen, kudretiyle ne Karanlık Kule’ye saldırabilir ne de Ateş’e giden yolu açabilir nasıl olsa.”

Yüzük Savaşından Sonra Glorfindel

Glorfindel

Yüzük Savaşı esnasında ne yaptığı bilinmemektedir. Lakin 15 Mart’ta Glorfindel’in kehaneti doğru çıkmış; Nazgul Lordu Eowyn ve Merry tarafından yok edilmişti. Herşey nihayete erdikten sonra Glorfindel Arwen ve Aragorn’un düğünü için Minas Tirith’e gelmişti.

Minas Tirith’e gelip düğüne katıldıktan sonra yaptıkları hakkında bir bilgi yoktur ama büyük ihtimalle o da pek çok İlkdoğan gibi Ölümsüz Topraklar’a dönmüştür.

Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

Mutlaka Okuyun!

lembas

Lembas (Elf Yol Ekmeği)

“Bir seferde az yiyin, ve sadece gerektiğinde; çünkü bunlar, diğer her şey başarısız olduğunda size …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir