Arkentaşı: Yalnız Dağ’ın Kalbi

Genel Bilgiler
- Diğer isimleri: Dağın Kalbi, Thráin‘in Arkentaşı
- Konumu: Erebor
- Sahibi: I. Thráin‘den bu yana Durin’in Halkının Kralları
“Bütün o hazine içinden o taşı kendime seçiyorum. Onu bulup da benden saklayandan da intikamımı alırım.”
— Thorin Meşekalkan, Hobbit, “Gecede Bir Hırsız”
Arkentaşı, I. Thráin’in saltanatı sırasında Yalnız Dağ‘ın derinliklerinde keşfedilen devasa, beyaz bir mücevherdi. Soyundan gelenler tarafından “Dağın Kalbi” olarak el üstünde tutulurdu.
Görünümü
Cüceler, taşı çok yüzlü, pırıl pırıl bir mücevhere dönüştürmek için tüm hünerlerini sergilemişti. Kendine has, soluk bir iç ışıkla parlıyordu. Ancak dışarıdan üzerine ışık vurduğunda, “…gökkuşağı pırıltılarıyla bezenmiş on binlerce beyaz kıvılcıma dönüşüyordu.” Thorin Meşekalkandı onu şu sözlerle tarif etmişti: “Bin yüzlü bir küre gibiydi; ateşin ışığında gümüş gibi, güneşte su gibi, yıldızların altında kar gibi, Ay’a düşen yağmur gibi parlardı!” Ağırca bir taştı. Bilbo Baggins‘in tek eliyle tutabileceği kadar küçük, ancak o minik avucunu etrafında tam olarak kapatamayacağı kadar da büyüktü.
Tarihçesi
Arkentaşı, Yalnız Dağ’da Cüce krallığının kurulmasından kısa bir süre sonra gün yüzüne çıkarıldı. Keşfedilmesini izleyen yüzyıllar boyunca, Durin’in Halkının Kralları için paha biçilmez bir yadigâr haline geldi.
Thráin’in oğlu I. Thorin onu alıp Gri Dağlar‘a götürdü ve taş birkaç nesil boyunca orada kaldı. Nihayetinde Kral Thrór onu Thráin’in Ulu Salonu’na geri getirecekti. Üçüncü Çağ‘ın 2770 yılında Ejderha Smaug Yalnız Dağ’ı yağmaladığında, Arkentaşı Durin’in Halkı için artık kaybedilmişti. Erebor’un salonlarında Smaug’un ganimetleri arasında yatıyordu.
Yıllar sonra, 2941’de Thorin kadim krallıklarını geri almak için bir grup Cüceye önderlik ettiğinde, Arkentaşı en çok geri kazanmak istediği hazineydi. Ancak kafile Smaug’un inine girdiğinde, Arkentaşı’nı ilk gören yoldaşları Bilbo Baggins oldu. Kimseye bir şey söylemeden taşı gizlice cebine attı. Bilbo bu “hırsızlığını”, Cücelerin ona hazineden kendi payını seçebileceğini söylediklerini hatırlatarak meşrulaştırmaya çalıştı. Yine de içten içe Arkentaşı’nın bu anlaşmanın dışında kaldığını ve başlarına iş açacağını biliyordu.
Thorin daha sonra kafileye Arkentaşı’nı bulmalarını emretti ve onu bilerek kendisinden saklayan herkesten intikamını alacağına dair yemin etti. Fakat mücevherle ilgili aklında bambaşka bir plan olan Bilbo, tüm bunlara rağmen sessizliğini korudu. Bu esnada Bard önderliğindeki Göl-kasabası İnsanları ve Kral Thranduil önderliğindeki Orman Elfleri, Smaug’un hazinesinden pay talep etmek için gelmişlerdi. Ordularıyla birlikte kapıların dışına kamp kurdular. Thorin ise ne hazineden bir parça vermeye yanaşıyor ne de onların taleplerine kulak asıyordu.
Thorin’in bu uzlaşmaz tavrı Bilbo’yu epey rahatsız etmişti. Üstelik Bard’ın taleplerini de haklı buluyordu. Savaşı önlemek ve bir an evvel evine dönebilmek umuduyla gizlice İnsanların ve Elflerin kampına sızdı. Pazarlıklarda ellerini güçlendirmesi için Arkentaşı’nı liderlerine teslim etti. Ertesi gün, halkının bu kutsal yadigârının fidyesi olarak Thorin’den, hazinenin on ikide biri oranında (daha sonra on dörtte biri olarak karara bağlandı) altın ve gümüş talep edildi.
Gerçeği öğrenen Thorin öfkeden deliye döndü ve Bilbo’yu kovdu. Arkentaşı karşılığında on dörtte birlik payı Bard’a ödemeyi kabul etse de ödemeyi hemen yapmadı. Akrabası Dáin ve ordusunun yardımıyla taşı zorla geri alabileceğini düşünüyordu. Ancak Cüceler harekete geçemeden, Bolg komutasındaki devasa bir Goblin ve Warg ordusu çıkageldi. Düşmanlıklar bir kenara bırakıldı. Cücelerin, Elflerin ve İnsanların liderleri, Beş Ordular Savaşı‘nda bu yeni tehdidi alt etmek için güçlerini birleştirdiler.
Thorin Meşekalkandı savaşta can verdi. Bedeni Yalnız Dağ’ın eteklerindeki bir kabre defnedildi. Vadi‘li Bard, Dağın Kalbi’ni Thorin’in göğsüne yerleştirdi ve şöyle dedi: “Dağ yıkılana dek orada yatsın! Bundan böyle burada yaşayacak olan halkına şans getirsin!” Böylece Arkentaşı, keşfedilmesinden neredeyse bin yıl sonra, bir kez daha Yalnız Dağ’ın derinliklerine gömülmüş oldu.
Etimolojisi
Arken kelimesi modern İngilizcede bulunmasa da, Arkentaşı kabaca “değerli taş” anlamına gelir. Anglo-Sakson (Eski İngilizce) kelimesi eorclanstán‘dan türetilmiştir. Kelimenin Eski Norsça formu olan iarknasteinn (veya iarknasteina), Büyük Edda‘da (Poetic Edda) karşımıza çıkar. Diğer tarihi biçimleri arasında Gotça aírkna-stáins (tam anlamıyla “kutsal taşlar”) ve Eski Yüksek Almanca erchan-stein bulunur.
Gerçek Dünyadaki Yeri ve Silmaril Bağlantısı
J.R.R. Tolkien‘in Ælfwine’in Eski İngilizce metinlerinde Silmarillerden bahsederken eorclanstánas kelimesini kullandığını belirtmek gerekir. Bazı hayranlar Arkentaşı’nın aslında Silmarillerden biri olabileceği ihtimali üzerinde durur. Bilhassa da Maedhros‘un dipsiz bir uçuruma fırlattığı ve sonradan Erebor Cüceleri tarafından bulunduğu varsayılan Silmaril olduğu düşünülür. Ne var ki J.R.R. Tolkien, 12 Ocak 1966’da Dick Plotz’a yazdığı bir mektupta durumu netleştirir: Şu an yalnızca Eärendil‘in gemisindeki (sabah yıldızı) Silmaril görünür durumdadır. Diğer ikisi ise dünyanın sonuna dek kaybolmuştur; biri denizin derinliklerinde, diğeri ise yerin altındadır.
Hobbit kitabının yazım sürecinde J.R.R. Tolkien, Cücelerin Orman Elfleri tarafından esir alınmasından sonra duraklamış ve hikayenin devamını taslak notlar halinde kurgulamıştır. Bu notlarda Bilbo bir “mücevher” çalar. Bu önce “harikulade bir mücevhere”, en sonunda da Vadi Kralı’nın oğlunun silahlandırılması için Cücelere verdiği “Girion‘un Mücevheri”ne dönüşür. John D. Rateliff’in de belirttiği gibi, Girion’un Mücevheri aslında Cüceler tarafından kendi payı olarak Bilbo’ya sunulacak, böylece Bilbo’nun on dörtte birlik devasa payını Çıkın Çıkmazı‘na nasıl taşıyacağı sorunu da çözülmüş olacaktı.
Başlangıçta Tolkien’in aklında Smaug’u Bilbo’nun öldüreceği fikri vardı. Hikaye ilerledikçe, bunun inandırıcılığı zorlayacağına karar verip ejderha katili olarak Bard’ı hikayeye dahil etti ve onu Girion’un varisi yaptı. Bu durum beraberinde bir dizi yeniden yapılandırmayı getirdi. Çünkü Göl İnsanları ve Elfler artık sadece fırsatçı yağmacılar değildi; aralarında hazinenin bir kısmında meşru hakkı olan biri vardı. Böylece Girion’un Mücevheri Arkentaşı’na evrildi ve Thorin’in elinde tutmakta ısrar edeceği tek hazine parçası haline geldi. Girion’un mücevherinin bu denli değer kazanması, Girion’un oğlunun silahlandırılması karşılığında Cücelere ödenen bedelin “Girion’un Kolyesi” olarak yeniden kurgulanmasına yol açtı.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
➡️ Arkentaşı nedir?
Arkentaşı, Yalnız Dağ’ın (Erebor) derinliklerinde keşfedilmiş, kendi içinden ışık saçan devasa ve paha biçilemez beyaz bir mücevherdir. “Dağın Kalbi” olarak da bilinir.
➡️ Arkentaşı bir Silmaril mi?
Hayır. Bazı hayran teorileri Arkentaşı’nın Maedhros’un yerin derinliklerine attığı Silmaril olduğunu iddia etse de, J.R.R. Tolkien bir mektubunda kayıp Silmarillerin dünyanın sonuna dek bulunamayacağını belirterek bu teoriyi çürütmüştür.
➡️ Arkentaşı’na ne oldu?
Beş Ordular Savaşı’nın ardından hayatını kaybeden Thorin Meşekalkandı’nın göğsüne Bard tarafından yerleştirilmiştir. Böylece Yalnız Dağ’ın derinliklerinde, ait olduğu yere geri dönmüştür.
Yüzüklerin Efendisi ile Orta Dünya’dan ilginç bilgileri kaçırmamak için takip etmeyi unutmayın.
Eğer bir Yüzüklerin Efendisi hayranıysanız, Orta Dünya sohbetleri için sizi Discord kanalımıza davet ediyoruz: https://discord.gg/ortadunya
Orta Dünya Yüzüklerin Efendisi ve Tolkien Rehberi