Ungoliant

 

Ungoliant

Ungoliant

Melkor’un Manwe’nin krallığını kıskandığı zamanlarda Avathar diyarında bir kötülük uyandı. Bu dar topraklar Eldamar Körfezi’nin güneyinde Pelori’nin doğu eteklerinde uzanıyodu. Uzun ve kederli kıyılar ışıksız ve keşfedilmemişti. İşte Melkor buraya geldi intikamını almak için Ungoliant’la birlik oldu. Eldar’ın onun nerden geldiğini bilmediği ve çağlar önce Arda’yı kaplayan karanlıktan indiği söylenmektedir.
Dar ve derin bir vadide dağların gövdelerindeki deliklere karanlık ağlarını örerek yaşadı ve canavar bir örümcek suretine büründü.

Melkor Avathar’a gelip onu buldu. Manwe’nin en yüksek salonlarından dahi görünmeyen kara gölgeler içinde intikam planları yaptı.

Melkor: Buyurduğum gibi yap eğer herşey bittiğinde hala aç olursan sana istediğini veririm hemde iki elimle.

Melkor yine yalanlarından birini söylemiş ve Ungoliant’ı kandırmıştı. Dev örümcek Melkor’la birlikte yola çıktıklarında üstlerine gölgeden bir pelerin örtmüş. Böylece gizli bir şekilde yola koyulmuşlardı. Birlikte yapacakları saldırı bayram zamanına denk geldi.

Melkor, kara mızrağıyla Ağaçlara saldırmış ve derin yaralar açmış. Ungoliant da ağaçlara kara gagasıyla kurutana kadar özlerini emdi.Böylece Ağaçlar yokedildi. Ölüm zehri dallarına kadar işleyip zehirledi, yaprakları soldu, gövdeleri kurudu. Susuzluğunu gideremedi ancak Varda pınarlarını kurutana kadar içti.İçtikçe kara dumanlar çıkarttı ve Morgoth’u dahi korkutacak büyüklüğe ulaştı.

Ungoliant

Birlikte Angband harabelerine doğru yol aldıkları sırada dev örümcek hala açlığını giderememişti.

Ungoliant: Karayürek; emirlerini bir bir yerine getirdim ve açım hala.

Melkor: Daha ne istiyorsun bütün dünyayı midene mi katmak derdindesin sana dünyayı vaat etmedim. Ben onun efendisiyim.

Ungoliant: O kadar da değil lakin Formenos’tan aldığın hazinenin tamamı benim olacak.

Melkor gönülsüzce de olsa yanındaki bütün mücevherleri teker teker ona verdi. O da hepsini midesine indirdi. Artık onların güzellikleri kaybolmuştu.

Bir elinle verdin verdiklerini sol elinle yanlızca sağ elini de aç.

Morgoth’un sağ elinde Silmariller vardı.  Kristal bir kutunun içinde durmasına rağmen elini yakmaya başlamıştı. Acılar içinde de olsa sımısıkı kapalıydı eli ve açmaya niyetli değildi.

Melkor: Hayır!! Sen aldın alacağını.Çünkü senin işin benim sana verdiğim güçle tamamlandı.İhtiyacım kalmadı artık sana. Bunları almayı da görmeyi de aklından geçirme. Kendime alıyorum onları hem de ebediyen.

Bu sözler üzerine Ungoliant büyüdükçe büyüdü ve Morgoth kendinden çıkan bu güç karşısında küçüldükçe küçüldü.  Morgoth’un üzerini sımsıkı ağlarıyla örttü, kara bulutlarıyla örttü.

Ungoliant

Morgoth’un çığlıkları dağlardan yankılanarak Angbad’a kadar ulaştı ve o bölgede çığlığın uzun süre kalmasından dolayı o bölgeye Lammoth adı verildi. Onun çığlıkları Valar’ın dahi girmediği Angband’ın zindanlarında uyuyan Balroglar’ı uyandırdı. Balroglar efendilerinin dönüşünü bekliyorlardı. Çığlıklar üzerine hemen dağları hızlıca aşıp o bölgeye geldiler. Kırbaçlarıyla kara ağları parçaladılar. Ungoliant korkudan kaçtı.

Bundan sonra Ered Gorgoroth yani Dehşet dağları eteklerindeki bölgeye yerleşti buralar sonralarda Korkunç Ölüm Vadisi, Nan Dungortheb adını aldı.Ungoliant burada döllerini bıraktı ve onun çocukları her tarafa iğrenç ağlarını ördü. Ungoliant bir süre sonra güneye indi ve açlığını bastıramayıp bir süre sonra yok oldu.

İki Kule kitabında Shelob için mutsuz dünyanın başına bela olan Ungoliant’ın son çocuğu deniyordu.


Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

 

Mutlaka Okuyun!

Tulkas

“Böylece, öfkesi güçlü bir rüzgar gibi eserek önündeki bulut ve karanlığı dağıtan Güçlü Tulkas geldi.” …

2 yorum

  1. Kuyutormanda bulunan örümceklere ne demeli ? Onlarda Shelobun çocukları bildiğim kadarıyla. Yüzük Savaşından sonra Dol Guldur yok edilmişti. Burada bulunan örümceklerde mi yok edildi ? Yani Orta Dünya tam anlamıyla örümceklerden temizlendi mi ?

    Bazıları Gandalfın Shelobu öldürdüğünü söylüyordu bazıları da Shelobun kendi kendini yediği. Merakımı giderirseniz sevinirim :D

  2. Kralın Dönüşü kitabında Shelob’un doğurduğu yavrularının Orta Dünya’nın dört bir yanına dağılmış olduğu yazar. Kuyutorman’daki örümceklerin Shelob’un soyundan gelmesi olasıdır ancak Büyük Örümcekler İlk Çağ’dan beri var olan yaratıklar oldukları için Shelob’dan çok önceleri Kuyutorman’a yerleşip ağlarını örmeye başlamış da olabilirler.

    Yüzük Savaşı’ndan sonra örümceklere ne olduğu konusunda net bir bilgi yoktur. Sauron’un düşüşünün ardından Kuyutorman’ın üzerindeki karanlığın dağılıp gittiği bilinmektedir ancak örümcekler hakkında detaylı bir şey söylenmez. Orta Dünya hayli geniş bir kıta olduğundan uzak doğuda veya güneyde, İnsanların gözlerinden uzakta yaşamlarını sürdürdüklerini varsaymak akla yatkın bir yaklaşımdır.

    Gandalf’ın Shelob’u öldürdüğü kesinlikle doğru bir bilgi değil internet efsanesidir. Atası Ungoliant gibi Shelob’un da hayatta kalıp kalmadığı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Ancak Sam ile olan mücadelesinde ağır bir biçimde yaralandığı ve Yüzük Savaşı’nın ardından Mordor’da beslenebileceği hiçbir Ork kalmadığı için ölmüş olması son derece muhtemeldir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir