Istari (Büyücüler) Orta Dünya’nın 5 Büyücüsü Kimdir?

Herkese merhabalar. Bugün Gandalf, Saruman, Radagast ve mavi büyücülerden oluşan, Orta Dünya’nın büyücüleri yani Istari’den bahsedeceğiz.

Istari nedir? Kimlerden oluşur?

Istar sözcüğü Quenya lisanına göre “bilge olan” anlamına gelir, bu da ortak lisanda “Büyücü” olarak tercüme edilir. Istari ise bu sözcüğün çoğul hali olan “Büyücüler”dir.

Istari’nin üyeleri, Valar’a hizmet etmek için görevlendirilen, Maiar sınıfına ait ruhlardan oluşur. Istari’nin amacı ise, özgür halkları Melkor’un en sadık hizmetkarı olan Sauron’a karşı uyarmak ve örgütlemektir. Bunun için Üçüncü Çağ’ın 1000. yılında Orta Dünya’ya gönderilirler.

Istari’yi oluşturan Maia’ların seçimi

Istari

Bu görevle Orta Dünya’ya kimlerin gönderileceğine karar vermek için Eru’nun da rızasıyla, Manwe, Valinor yani Ölümsüz Topraklar’da bir toplantı düzenler. İlk başta üç kişinin gönderilmesine karar verilir. Bunlar, Orta Dünya’da Saruman olarak bilinen ve Aule’nin Maiası olan Curumo, Orome’nin Maia’sı olan Alatar ve son olarak Orta Dünya’da Gandalf olarak bilinen, Manwe ile Varda’nın Maia’sı olan Olorin‘dir.

Olorin, yani Gandalf Orta Dünya’ya gönderilme teklifini ilk başta reddeder. Çünkü, becerilerinin bu görev için zayıf kaldığını ve Sauron’dan korktuğunu söyler. Fakat, Manwe tam da bu yüzden Gandalf’ın korkularıyla yüzleşmesi için gitmesini istediğini söyler ve tartışmayı bitirir. Sonrasında Yavanna’nın ricası üzerine, Saruman yanına Aiwendil, yani Radagast’ı alır. Alatar ise yine Orome’nin Maia’sı olan Pallando’yu beraberinde götürür. Böylece Orta Dünya’ya gidecek olan Istari’nin sayısı beş olarak belirlenmiş olur.

Istari’nin özellikleri

Istari’nin güçleri Orta Dünya’ya gönderilirken sınırlandırılır. Çünkü Sauron’a karşı mücadelede asıl görevleri, insanların ve elflerin güvenini kazanarak onlara yol göstermektir. Yeni gönderilen temsilciler geçmiştekiler gibi yeteneklerini sınırsızca sergileyip elfler ve insanlar üzerinde etki sahibi olmaktansa; zayıf ve mütevazı bir görünümle elflere ve insanlara tavsiyeler verip onların iyilik yolunda ilerlemelerini sağlamaya çalışırlar. Bu nedenle orta yaşı geçmiş insan suretlerine bürünürler. Büründükleri bedenler öldürülebilir. Açlık, susuzluk, korku, endişe, yorgunluk ve kibir gibi özelliklerden muaf tutulmazlar. Bu nedenlerden ötürü, tıpkı diğer varlıklar gibi doğru yoldan sapma ihtimalleri de vardır. Sahip oldukları yeni bedenlerinde birçok şeyi en baştan öğrenmek zorundadırlar. Nereden geldiklerini hatırlıyor olsalar da, Valinor onlar için giderek silikleşen, özlemini çektikleri bir yer haline gelir.

Istari’nin her birinin belli birer rengi ve asası vardır. Genellikle isimleriyle renkleri beraber anılır: Gri Gandalf, Ak Saruman ve Boz Radagast gibi. Renklerinin sahip oldukları güçle veya Istari tarikatı içerisindeki konumlarıyla bir alakası olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak, Manwe’nin toplantısı sırasında, Orta Dünya’ya gidecekleri henüz belli değilken de, aynı renkte kıyafetler giymeleri ve Varda’nın Gandalf için “üçüncü olarak değil” diye özellikle belirtmesi aralarında bir hiyerarşi olmadığını düşündürüyor. Istari’nin lideri olarak Saruman’ın belirlenmesi ise Orta Dünya’ya gelmesinden sonra gerçekleşir. Diğerlerinden daha soylu ve kudretli görünmesi ve daha maharetli olmasından dolayı herkes tarafından Istari tarikatının lideri olarak kabul edilir. Daha sonraları renklere bağlı bir hiyerarşi olmuşsa da, ilk başta büyücülerin renklerinin bir önemi olmadığı tahmin edilmektedir.

Istari’nin Orta Dünya’ya gelişleri

Istari

Istari Orta Dünya’ya ilk geldiğinde, İnsanlar, onları engin bilgi birikimine sahip insan ırkından kişiler olarak düşünürler. Büyücüler, her ne kadar insanlara çok görünmeseler de, devamlı gezerler ve daha fazla şey öğrenmeye çalışırlar. Sauron’un tekrar güçlenmeye başladığı zamanlarda, Büyücüler daha açık bir şekilde insanlara ve elflere yardım etmeye başlarlar. Bu sırada onların yaşlanmadığını ve ölmediğini fark eden insanlar, onların aslında “Elf” olduklarını düşünürler. Nitekim Gandalf’ın kelime anlamı da, “Asalı Elf”dir.

Istari’nin gerçek kimliklerini çok az kişi bilmektedir. Bunlardan biri de Gri Limanlarda onları karşılayan Cirdan’dır. Cirdan, ilk uyanan elflerden biridir ve Orta Dünya’da bulunan en yaşlı elftir. Cirdan, Gri Gandalf’ı ilk gördüğünde büyücüler arasında en kudretli ruhun ve en yüksek zekanın ona ait olduğunu anlar. Bu nedenle ona, Üç Elf Yüzüğünden biri olan Narya’yı emanet eder ve şöyle der:

“Seni zorlu uğraşların ve büyük tehlikelerin beklediğini hissediyorum. Bu Yüzüğü yanında bulundur ki, üstlendiğin görevi yerine getirmekte zorlanırsan ve bitkin düşersen, onun yardımına başvurasın. Onu gizli tutmam kaydıyla bana emanet edilmişti bu yüzük. Fakat burada, batının bu uzak kıyılarında atıl kalıyor. Oysa içimden bir ses, bizi bekleyen günlerde onun benimkinden çok daha hünerli ellerde ve tüm yürekleri kutsal bir dava uğruna cesaretle doldurma yolunda kullanılmasının daha uygun olacağını söylüyor.”

Böylece Gri Gandalf, Narya’yı alır ve bir sır olarak saklar. Fakat, Saruman daha sonra bu durumu keşfeder. Varda’nın “üçüncü olarak değil” sözleri de önceden belleğine kazınan Saruman, Narya kendisine verilmediği için, Gandalf’a karşı kin duymaya başlar.

Orta Dünya’ya geldikten sonra Istari’nin uzun yıllar ön plana çıktığı bir olay yaşanmaz.

Istari’nin Ak Divan’ı toplaması

Üçüncü Çağ’ın 2063 yılında başlayan, tetikte yaşanan huzur dönemi, 2460 yılında Gölge’nin tekrar dönmesiyle sona erer. Böylece, ilk defa İkinci Çağ’da kurulan Ak Divan, diğer adıyla Bilgeler Divanı, 2463 yılında tekrar toplanır. Toplantıya, Gandalf, Saruman, Elrond, Galadriel ve Cirdan ile birlikte diğer Eldar efendileri de katılır. Galadriel Divan’ın başına Gandalf’ın geçmesini ister. Fakat Gandalf, sabit bir yerde yaşama fikrini benimsemediği için bu teklifi reddeder. Onun yerine Sauron ve tasarıları hakkında en ayrıntılı bilgiye sahip olduğu için Saruman Divan’ın başkanı olur. Yine de ilk başta Gandalf önerildiği için Gandalf’a ve diğerlerine duyduğu öfke artar.

Gandalf

Istari

Gri Gandalf, sivri mavi bir şapka, uzun bir gri pelerin ve gümüş bir fular giyen yaşlı bir adam görünümündedir. Uzun beyaz bir sakalı ve gür kaşları vardır. Görevde olduğu süreç boyunca birçok isim almıştır. Bunları kendi ağzından şöyle anlatır:

“Beni pek çok farklı ülkede pek çok farklı isimle anarlar. Elfler bana Mithrandir der. Cücelerse Tharkun. Batı’nın unutulup gitmiş topraklarında geçen gençlik dönemimde Olorin ismiyle tanınırdım. Güney diyarlarındaki adım Incanus, Kuzey’deki ise Gandalf’tır. Doğu’ya gelince… oraya yolum hiç düşmez.”

Sauron’un yenilgisinde Gandalf’ın herkesten fazla payı vardır. Tek Yüzük’ün bulunmasında ve yok edilmesinde, Ejderha Smaug’un öldürülmesinde, Orta Dünya’da birçok savaşın kazanılmasında ve Özgür Halkların kurtuluşunda çok ciddi katkıları olur.

2850 yılında, Dol-Guldur’daki kötülüğün Sauron olduğundan şüphelenir ve gizlice Dol-Guldur’a girer. Orada Thorin Meşekalkan’ın babası Thrain’i bulur. Ondan, Yalnız Dağ’ın anahtarını ve giriş yolunu gösteren haritayı alır.

Sauron’un, Angmar’ı geri almak istediğini tahmin eder. Bu nedenle olası bir iş birliğini engellemek için Smaug’un öldürülmesi gerektiğini düşünür. Thorin Meşekalkan’ı bulur ve onu Erebor Macerası’na atılmaya ikna eder. Bu sırada kendisi de Ölüm Büyücüsü’nü, yani Sauron’u, Ak Konsey’le beraber Dol-Guldur’dan atar.

Beş Ordular Muharebesi’nden sonra Bilbo Baggins ile yakın dost olan Gandalf, Bilbo’nun 111. doğum gününe iştirak eder. Bilbo’nun Goblin Kasabası’nda edindiği yüzüğünden iyice şüphelenir, yüzüğü Frodo’ya bırakması konusunda onu ikna eder ve kendi de uzun yıllar bu konuyu araştırır. 3018 yılında Bilbo’nun Yüzüğünün, Sauron’un Tek Yüzüğü olduğunu anlar ve derhal Frodo’ya gider. Yüzüğü ateşin üzerine fırlatarak, Kara Lisan’da yazılmış olan yüzük üzerindeki gizli yazıyı açığa vurarak kuşkularından emin olur. Gandalf daha sonra şaşkın Frodo’ya Tek Yüzük ve tarihi hakkında ve Sauron’un onu nasıl yeniden kazanmaya çalışacağını anlatır. Frodo’ya yüzük ile Ayrıkvadi’ye gitmesini söyleyen Gandalf, ona Shire’ı sessizce bırakacak düzenlemeler yapmasını söyler ve Frodo’yu Tek Yüzük Macerası’na başlatır.

O sırada Radagast’tan, Saruman’ın kendisini çağırdığını öğrenir ve Isengard’a gider. Burada Saruman tarafından tuzağa düşürülür ve tutsak edilir. Fakat, haber getirmek için Isengard’a gelen Gwaihir tarafından kurtarılır.

Frodo’yu bulmak için Fırtınabaşı’na geldiği sırada Kara Süvarilerin saldırısına uğrar. Fakat dokuzuyla da başa çıkar ve düşmanlarının geri çekilmesini sağlar. Aragorn ve Frodo’nun görmesi için gizli bir işaret bırakarak Ayrıkvadi’ye gider.

Frodo’nun kurtulmasıyla beraber Ayrıkvadi’de yapılan Elrond’un Divanı’nda Yüzüğün tüm tarihçesi anlatılır ve Yüzüğün yok edilmesi kararı alınır. Bu görev için bir araya gelen ve dokuz kişiden oluşan Yüzük Kardeşliği’ne Gandalf liderlik eder. Yola çıkan grup, Kızılboynuz geçidinden geçemedikleri için Moria’ya yönelmek zorunda kalır.

Moria’da yaşayan Durin’in Felaketi’ni öldürerek, Orta Dünya’da Balrog öldüren nadir kişilerden biri olur, ancak bu esnada kendisi de ölür. Istari içerisinde görevine sadık kalan tek büyücü olduğu için Eru tarafından Ak Gandalf olarak Orta Dünya’ya daha da güçlü bir biçimde geri gönderilir.

Grima’nın ve dolayısıyla Saruman’ın etkisi altındaki Kral Theoden’i iyileştirerek Rohan’ın yıkımına engel olur. Miğfer Dibi Savaşı’nda Erkenbrand ve birliklerini toplayarak savaşın kazanılmasını sağlar. Kötülüğü seçen Saruman’ı hem Istari hem de Ak Konsey’den atarak asasını kırar. Savaştan sonra Minas Tirith’e gider ve Pelennor Çayırları Savaşı’nda Gondor’a liderlik yaparak şehrin savunmasında büyük katkılar sağlar. Aynı zamanda Denethor’un, oğlu Faramir’i yakmasını engeller. Böylece Vekilharçlar soyu yok olmaz.

Pelennor Çayırları Savaşı’ndan sonra, Frodo’ya bir şans yaratabilmek için Mordor’a yürümeyi önerir. Kara Kapı önünde, savaş başladıktan kısa bir süre sonra Yüzük yok edilir. Gandalf’ın, Sauron’a karşı olan uzun gayretleri nihayete erer.

Saruman

Istari

Ak Saruman; Orta Dünya’ya ilk geldiğinde beyaz giysiler giyen, kuzgun gibi simsiyah saçları olan yaşlı bir adam görünümündedir. Saçları gitgide beyazlamaya başlar ve Üçüncü Çağ’ın sonunda kulağı ve dudağının çevresindeki siyahlıklar hariç saçları tamamen beyazlar. Saruman’ın, ayırt edici gücü sesindeki büyüdür. İradesi çok kuvvetli olmayan kişileri sesindeki büyüyle etkisi altına alır, istediği şeyi yapmaları konusunda ikna eder.

Valinor’daki adı olan Curumo, Quenya dilinde “Kurnaz Olan” anlamına gelir. Elfler Curunir, Kuzeyli insanlar ise Saruman derler. Her iki isim de “Yetenekli adam” anlamına gelir. Yüzük Savaşı’nın sonunda ise, Güneyli İnsanlar tarafından Sharkey, yani “Yaşlı Adam” ismini alır.

İlk başlarda Mavi Büyücüler ile Doğu’ya gidip uzun bir süre orada kalır. Daha sonraları ise yanında Mavi Büyücüler olmadan geri döner. Saruman ilk zamanlarda kendisine verilen görevi yerine getirerek Sauron’a karşı mücadele eder.

2759 yılında Saruman’a Orthanc’ın anahtarı verilir ve Saruman Isengard’a yerleşir. Zamanla artan kibirinin etkisiyle ve Sauron’u da daha iyi anlamak için Yüzüklerin yapımına merak salar. Orthanc Kulesi’nde bulduğu Palantir’e bakar ve Sauron’a yakalanarak yavaş yavaş onunla iş birliği yapmaya başlar. Böylece karanlığa yönelerek, açgözlülükle ak rengini terk edip Rengarenk Saruman olur.  Asıl amacı Tek Yüzük’ü ele geçirip Sauron’u alt ederek Orta Dünya’ya hükmetmek olsa da, Sauron’un hizmetkarı haline gelir.

3018 yılında, Radagast ile haber göndererek Gandalf’ı yanına çağırır. Gandalf geldiğinde, Sauron’a karşı işbirliği teklif eder. Elflerin ve insanların çağının geçtiğini, Arifler’in zamanının geldiğini söyler. Fakat Gandalf bu teklifi reddeder. Bunun ardından, Gandalf’ı Orthanc Kulesinin zirvesine çıkarır ve tutsak eder. Gandalf, Kule’den aşağı baktığında bir zamanlar yeşil ve güzel olan Isengard’ın çukurlarla ve demir ocaklarıyla dolu olduğunu görür. Isengard kurtlar ve orklarla dolmuştur. Ancak, bir de Saruman’ın ürettiği, diğer orklardan ve uruklardan daha güçlü ve dayanıklı olan Uruk-hai vardır.

Yüzük Savaşı’nı başlatan kişi Saruman olur. Isen Sığlıkları Muharebesi ile Rohan’a savaş açar. Batıağıl’ı yakıp yıkar, Theoden’in oğlu ve Rohan’ın komutanı Theodred’in ölümüne sebep olur. Vahşi dağlıları ve nehirlerin gerisindeki Dunland’ın çobanlarını da silahlandırır ve Rohan’a karşı kışkırtır. Miğfer Dibi’ne sığınan Rohan halkına, 10 binden fazla Uruk-hai ve Dunland’lı insanla beraber saldırır. Gandalf ile Erkenbrand’ın ordusunun ve Huorn’ların yardıma gelmesi sonucu Boruşehir Muharebesi’ni kaybeder ve ordusu tamamen yok olur.

Aynı anda Entlerin saldırısına uğrar ve Isengard yıkılır. Fakat Orthanc Kulesi Numenorlular tarafından yapılmıştır ve çok sağlamdır. Kuleye hiçbir zarar gelmez ve Saruman kulede esir kalır. Müzakereler esnasında sesini kullanarak önce Theoden’i, sonra da Gandalf’ı ikna etmeye çalışır, ancak başarısız olur. Istari Tarikatından ve Ak Konsey’den atılan ve asası kırılan Saruman’ın tüm güçleri elinden alınır. Yalnızca sesindeki büyü kalır.

Ağaçsakal’ı ve Ent’leri sesindeki büyüyle ikna eder, Grima’yla beraber Orthanc’tan kaçarak Shire’a gider. Giderken Orthanc’ın anahtarlarını Ent’lere teslim eder.

Shire’a hükmetmek için giriştiği savaşın sonunda hizmetkârı Grima’nın ihaneti ile ölür.

“Etrafta duranların dehşetli bakışları altında Saruman’ın bedeninin etrafında gri bir pus toplandı ve ateşten çıkan duman gibi yükseldi; soluk ve örtülü bir suret halinde Tepe’nin üzerinde toplandı. Bir an için Batı’ya bakarak dalgalandı; fakat Batı’dan serin bir yel geldi, onu çevirdi ve suret ah ederek yokluk içinde eridi gitti.”

Radagast

Istari

Boz Radagast ise, tıpkı hizmet ettiği Yavanna gibi, hayvanlara ve doğaya gönlünü kaptırmıştır. Zaten Radagast’ın kelime anlamı da “hayvanlarla ilgilenen”dir. Naif ve saf bir kişiliği vardır. Güç ve bilgelik olarak Gandalf ve Saruman’ın gerisinde kalmıştır.

Orta Dünya’daki zamanının çoğunu Kuyutorman’da geçiren Radagast, Rhosgobel’de yaşar. Deri değiştiren Beorn ile oğlu Grimbeorn ve Kartalların lideri, yel efendisi Gwaihir ile dostluklar kurar. Hayvanlarla ve özellikle de kuşlarla ilgilendikçe elfler ve insanlardan uzaklaşır.

Radagast, Saruman’ın mesajını ileterek, istemeden de olsa Gandalf’ın Isengard’ta esir düşmesine neden olur. Ancak daha sonra ise haber vermesi için Gwaihir’in Orthanc’a gelmesine vesile olur ve Gandalf’ın Isengard esaretinden kurtulmasını sağlar.

Radagast, geri kalan günlerinde hayvanlarla ilgilenmeye ve asıl görevini ihmal ederek Orta Dünya’da yaşamaya devam eder. Bu nedenle Sauron yok olduktan sonra, her ne kadar kötülüğe dönmemiş olsa da görevinde başarısız sayılır ve Valinor’a dönmesine müsaade edilmez.

Istari içinde Mavi Büyücüler ile birlikte hakkında az şey bilinen büyücülerdendir.

Mavi Büyücüler

ıstari istari mavi büyücüler orta dünyanın 5 büyücüsü

Mavi Büyücüler ise, Istari içinde en az şey bilinen büyücülerdir. Haklarında Tolkien tarafından yazılan iki farklı hikaye vardır. Hangisinde karar kıldığı bilinmediği için bu ihtimallerden ayrı ayrı bahsedeceğiz. Mavi Büyücüler, yani Sindar dilindeki isimleri ile Ithryn Luin, Orta Dünya’nın Doğu’suna giderler ve bir daha görülmezler. Görevlerine devam edip etmedikleri, yolda helak olup olmadıkları veya Sauron’un kölesi olup olmadıkları bilinmez.

İlk olarak, 1958 yılında 211 numaralı mektubunda Mavi büyücüler ile ilgili yazdığı kısma bakalım:

“Bana öyle geliyor ki; Orta Dünya’nın doğusu ile güneyindeki, Numenorluların henüz erişmediği çok uzak bölgelere temsilci olarak gönderilmişlerdi. Düşman elindeki toprakların derinliklerine doğru yola çıkmış misyonerlerdi bir bakıma. Kendilerine verilmiş olan görevde ne derece başarılı olduklarını bilmiyorum. Ama korkarım ki, her ne kadar onunkinden farklı bir vesileyle olsa da, tıpkı Saruman gibi onlar da bu yolda başarısızlığa uğradı. Bu ikisinin Sauron’un yok edilişinin sonrasına dek varlığını sürdürecek gizli mezhep ve tarikatların kurucusu ve büyü uğraşlarını temel alan geleneklerin başlatıcısı olduğundan şüpheleniyorum.

Bununla beraber, Bitmemiş Öyküler’de ve Kralın Dönüşü Ek B’de Üçüncü Çağ bölümünde Mavi Büyücülerin diğer Istari ile beraber Orta Dünya’ya geldikleri yazar. Ayrıca yine Bitmemiş Öyküler’de, Istari içinde görevine sadık kalıp başarılı olan tek kişinin Gandalf olduğu yazar.

Bu bilgiler ışığında, Mavi Büyücüler, Orta Dünya’ya diğer Büyücüler ile birlikte gelir. Saruman ile birlikte Doğu’ya giderler. Saruman geri döner fakat Mavi Büyücüler geri dönmez. Görevine sadık kalan tek kişi Gandalf olduğundan dolayı görevlerinde başarısız oldukları düşünülür. Tolkien’in mektubundaki ifadeye göre belki de onlar da Karanlığa döndüler. Çünkü gizli tarikatlar ve büyü uğraşlarını temel alan geleneklerin başlatıcısı olabilirler.

Bu da, her ne kadar tamamlanmamış olsa da Yeni Gölge bölümünde verilen bilgilerle örtüşüyor. Yeni Gölge, Gondor içerisinde çıkan tarikatların etkisiyle oluyor. Belki de bunda Mavi Büyücülerin bir etkisi vardır.

Tolkien’in bu konu hakkında bir şeyler yazdığı son yazı ise, The Peoples of Middle-Earth kitabının son bölümlerinde yer alıyor. Son Yazılar bölümünde, Mavi Büyücüler hakkında şu bilgileri veriyor:

Mavi Büyücüler, Orta Dünya’ya Üçüncü Çağ’da değil, İkinci Çağ’da gönderilirler. 1600 yılında, Tek Yüzük’ün yapıldığı yıl Glorfindel ile birlikte gelirler. Yine Doğu’ya giderler. Burada, Alatar, Morinehtar, yani Karanlık Avcısı adıyla, Pallando ise Romestamo, yani Doğu Yardımcısı adıyla bilinir. Ancak Mordor’un Batısında bir daha onlardan haber alan olmaz.

Mavi Büyücülerin görevlerinde başarılı olduğu, Sauron’a karşı Doğu İnsanlarını kışkırttıkları ve birçoğunun Sauron’a itaat etmelerini engelledikleri söylenir. Son İttifak Savaşı’nda ve Yüzük Savaşı’nda bu çalışmalarının çok büyük etkisi olduğu söylenir. Hatta Yüzük Savaşı’nın kazanılmasında, Doğu Güçlerinin Batı’dan fazla olmamasının büyük etkisi olduğu söylenir. Yani bu versiyona göre aslında görevlerinde başarılı olmuşlardır.

Ancak bu versiyon her ne kadar diğer versiyondan çok daha sonra yazılsa bile, Bitmemiş Öyküler’de Christopher Tolkien önceki versiyonu kullandığı için hangisi asıl hali bilmiyoruz. Nasıl düşündüğümüze bağlı olarak her iki versiyon da doğru sayılabilir.

Bu iki yaklaşımdan hangisi Tolkien’in nihai tasarımıydı veya bu iki yaklaşım arasında bir bağlantı var mıydı bilinmediği için, nasıl düşündüğümüze bağlı olarak her iki yaklaşımı da doğru kabul edebiliriz.

Üçüncü Çağ’ın sonunda, Sauron mağlup edildikten sonra Büyücülerin görevi sona ermiş olur. Istari içinde yalnızca Gandalf, görevini başarıyla tamamlar ve Valinor’a geri döner.

Sizce Mavi Büyücüler ile ilgili yazılan hangi bilgi daha doğru? Görevlerinde başarılı olmuşlar mıdır? Yoksa Gandalf dışında görevlerinde başarılı olan başka bir büyücü yok mudur? Fikirlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.


Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

 

 

 

 

 

Mutlaka Okuyun!

Return to Moria Ön Siparişe Açıldı

Return to Moria Ön Siparişe Açıldı! Oyun 24 Ekim’de Çıkıyor!

Yüzüklerin Efendisi’nin en yeni oyunu Return to Moria oyunu ön siparişe açıldı! Return to Moria …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir