Troller: Morgoth’un Ent Taklidi Dev Yaratıkları

Genel Bilgiler
- Diğer İsimleri: torog (Sindarin; tekil), olog (Kara Lisan; tekil)
- Kökeni: Birinci Çağ‘da Morgoth tarafından yaratılmış veya yozlaştırılmıştır (Ağaçsakal, Entlerle “alay etmek amacıyla” yapıldıklarına inanırdı)
- Yaşadıkları Yerler: Beleriand, Güney Kuyutorman, Mordor, Ettenavlakları, Trol Bükü, Moria
- Bağlılıkları: Başlangıçta Morgoth; daha sonra Sauron
- Düşmanları: Entler
- Dilleri: Kara Lisan (Olog-hai), Ortak Lisan‘ın oldukça bozulmuş bir şivesi
- Bilinen Üyeleri: William Huggins, Tom, Bert
Fiziksel Özellikler
- Ömürleri: Bilinmiyor
- Ayırt Edici Özellikleri: Korkunç görünümlü, kıt akıllı, son derece güçlü canavarlar
- Ortalama Boyları: İri yarı; bazıları en az 3.66 metre boyunda
- Ciltleri: Koyu renkli, yeşilimsi ve pullu
Troller; devasa boyutlara sahip, korkunç görünümlü ve pek de zeki olmayan insansı yaratıklardan oluşan bir ırktı. Akıl almaz derecede güçlüydüler ve onları öldürmek hiç de kolay değildi. Doğaları gereği acımasızdılar. En büyük zaafları ise gün ışığına dayanamamalarıydı; güneşe çıktıkları an taşa dönüşüp sonsuza dek cansız kalıyorlardı.
Birinci Çağ
Kökenleri
Morgoth, Trolleri Birinci Çağ’da (“Kadim Günler‘in alacakaranlığında”) yarattı veya yozlaştırdı. Tam olarak nasıl ortaya çıktıkları meçhul olsa da, Ağaçsakal bu yaratıkların Karanlık Lord tarafından “Entlerle alay etmek amacıyla” yapıldığına inanıyordu; tıpkı Orkların Elflerin çarpık bir taklidi olduğuna duyulan inanç gibi. Kökenleri ne olursa olsun, Troller son derece hantal ve kalın kafalıydı; en azından ilk zamanlarında tıpkı hayvanlar gibi konuşmaktan acizdiler.
Nirnaeth Arnoediad
Mücevherler Savaşı‘nda Trollerin sahneye çıkışı, B.Ç. 472 yılında yaşanan Sayısız Gözyaşı Savaşı‘na kadar Kadim Günler’in efsanelerinde yer bulmadı.
Angband orduları saldırıya geçtiğinde, Húrin ile Huor kardeşlerin artçı kuvvetlerini ve Dor-lómin‘den gelen Hador Hanedanı İnsanlarının kalıntılarını Rivil nehrinde, Húrin hariç, kılıçtan geçirdi.
Savaş alanında ayakta kalan son insan Húrin’di. Kalkanını fırlatıp attı, baltasını iki eliyle birden kavradı. Şarkılarda anlatılana göre baltası, Balrogların Efendisi ve Angband’ın Yüce Komutanı Gothmog‘un Trol muhafızlarının kara kanıyla tütene dek durmadı. Sonunda Morgoth’un emriyle Orklar tarafından canlı yakalandı; Gothmog onu zincire vurup Angband’a sürükledi.
İkinci ve Üçüncü Çağlar
Daha sonraları Sauron onlara öğrenebilecekleri kırıntı halindeki bilgileri aşıladı, içlerindeki kötülüğü besleyerek zekalarını bir nebze de olsa biledi. Zaten kendilerine ait bir dilleri olmayan Troller, Orklardan ne kapabildilerse onunla yetindiler. Batıdiyar‘da Taş Trolleri, Ortak Lisan’ın oldukça bozulmuş, kaba bir şivesini konuşuyordu. Olog-hai’ler ise yalnızca Sauron’un onlara öğrettiği Barad-dûr‘un Kara Lisan’ını konuşurdu.
Zamanın ötesinden beri Troller Dumanlı Dağlar‘ın kuzeyini, bilhassa da Ettenavlakları civarını mesken tutmuştu. Angmar diyarı tam da onların yaşadığı bölgede kuruldu. Bu krallık ayakta kaldığı sürece (yaklaşık Ü.Ç. 1300 – 1975) Trollerin hem sayısı hem de içlerindeki kötülük giderek arttı. Angmar’ın düşüşünün ardından Dumanlı Dağlar’ın doğusuna çekildiler ancak Yüzük Savaşı‘ndan tam 300 yıl önce Eriador‘a geri döndüler. Kuzey Kolcularının bölgeyi gözetim altında tutma çabalarına rağmen, ta Kuzey Yarları‘na kadar uzanan tepelerde kendilerine inler oymayı başardılar.
Sauron’un gücü arttıkça Troller de Orta Dünya için giderek daha büyük bir tehdit halini aldı. Dúnedain‘in 14. Reisi Arador‘un zamanında, Trol Bükü’nün kuzeyinde, Bozpınar (Mitheithel) nehri yakınlarındaki ormanda yaşayan bir grup Trol onun hanesini tehdit ediyordu. Ü.Ç. 2930’da Tepe Trolleri, Arador’u Ayrıkvadi‘nin kuzeyinde pusuya düşürüp katletti.
Üçüncü Çağ’da Sauron, Kara Lisan’da Olog-hai olarak bilinen yeni ve üstün bir Trol ırkı yetiştirdi. Birinci Çağ’daki o eski soydan farklı olarak Olog-hai, Sauron’un iradesi altında olduğu sürece doğrudan gün ışığına dayanabiliyordu. Diğer trollerden çok daha kurnaz, çevik ve vahşiydiler; derileri ise taş kadar sertti. İradeleri tamamen Sauron’un elindeydi ve sadece ona hizmet ediyorlardı. İlk kez Üçüncü Çağ’ın sonlarında, Sauron’un güney Kuyutorman’daki kalesi Dol Guldur civarında ve Mordor’un dağlık sınırlarında görüldüler.
Erebor Macerası
Ü.Ç. 2941’de Thorin ve Kafilesi dağlardan inip oraya yerleşen; o güne dek bir buçuk köy dolusu İnsanı ve bir o kadar da koyunu midesine indiren Bert, Tom ve William Huggins (Bill) adında üç Taş Trolü ile karşılaştı. Bu Troller, Trol Bükü’nde dolanıyor ve yağmaladıkları zenginlikleri istifledikleri bir mağarayı mesken tutuyorlardı. Ortak Lisan’ı oldukça bozuk bir ağızla konuşan bu üçlü, koyun kızartmasına ve yakalayabildiklerinde yoldan geçen yolcuları mideye indirmeye bayılırdı.
Bilbo ve Cüceleri esir aldılar fakat Gandalf tam zamanında yetişti. Büyücü, saklandığı yerden onların seslerini taklit ederek Trolleri Cüceleri nasıl pişirecekleri konusunda birbirine düşürdü. Tartışma o kadar uzadı ki sabah güneşinin ilk ışıkları tepenin ardından kendini gösterip hepsini taşa çevirdi. Ardından Thorin ve Kafilesi trollerin mağarasını buldu; içerideki hazineden Glamdring ile Orcrist kılıçlarını, İğne adlı hançeri, altın sikkeleri ve erzakları aldılar.
Trollerin bu kılıçları nereden veya kimden çaldığı bilinmiyordu. Ancak Elrond, ya başka soyguncuları soyduklarını ya da bu silahları dağlardaki eski yağmalardan kalma bir zulada bulduklarını tahmin ediyordu. Taşa dönen bu üç Trol, heykeller gibi orada öylece kaldı; 77 yıl sonra Frodo Baggins ve yol arkadaşları Ayrıkvadi’ye doğru ilerlerken onları görecekti.
Yüzük Savaşı
Frodo Baggins’in ellinci yaş günü yaklaşırken (muhtemelen Ü.Ç. 3018’in başlarında) Shire‘a bir sürü dedikodu ulaştı: Sınırların ötesinde her zamankinden çok daha kurnaz, korkunç silahlar kuşanan Troller kol geziyordu. Aragorn ve Hobbitlerin Fırtınabaşı‘nda saldırıya uğradığı Ü.Ç. 3018 yılına gelindiğinde, Fırtınabaşı’nın doğusundaki topraklar tamamen ıssızlaşmıştı; zira Dumanlı Dağlar’ın kuzey vadilerinden inen Troller halkı canından bezdirmişti. O günlerde Troller hâlâ Ayrıkvadi’nin çok kuzeyinde, Dumanlı Dağlar’ın eteklerine kadar uzanan Ettenavlakları vadilerinde, Etten Vadileri‘nde yaşamlarını sürdürüyordu.
18 Ekim Ü.Ç. 3018’de Aragorn ve Hobbitler, Trol Bükü’nde muhtemelen o üç Trolün açtığı bir patika buldu. İzi sürdüklerinde patika onları trollerin eski mağarasına, oradan da mağaranın hemen aşağısındaki, taşa dönmüş üç trolün hâlâ oldukları yerde dikildiği orman açıklığına götürdü.
15 Ocak Ü.Ç. 3019’da Yüzük Kardeşliği, Moria’daki Mazarbul Odası‘nda Orklar ve bir Mağara Trolünün saldırısına uğradı. Boromir, kapıdaki aralıktan içeri uzanan trol koluna kılıcıyla öyle bir çaldı ki kılıcı çentildi, sekip elinden düştü. Ancak Frodo, kılıcı İğne’yi trolün ayağına saplayınca canavar geri çekilmek zorunda kaldı.
15 Mart Ü.Ç. 3019’un erken saatlerinde, Minas Tirith kuşatmasında dağ trolleri sahnedeydi. 30 metre uzunluğundaki devasa şahmerdan Grond‘un arkasına geçip onu Cümlekapısı’na doğru sürenler onlardı. Minas Tirith’in kapısı kırılana dek Grond’u tam dört kez kapıya indirdiler.
25 Mart Ü.Ç. 3019’da Morannon Savaşı‘nın başında, Gondor ve Rohan kuvvetlerinden oluşan Batı Ordusu, Mordor’un Kara Kapı‘sı önlerindeki Cüruf Tepeleri‘nde Gorgoroth‘tan gelen koca bir Tepe Trolü bölüğünün saldırısına uğradı. Devasa yuvarlak kalkanlar ve ağır çekiçler kuşanan bu Troller gün ortasında savaştıklarına göre muhtemelen Olog-hai soyundandılar. Gondorlu birçok adamı ezip geçtiler. Devrildikten sonra canavarın altında kalan Beregond tam boğazından ısırılacakken Pippin araya girdi. Höyük kılıcını —ki daha sonra ona “Trolkatili” adını verecekti— Trol reisinin bedenine saplayıp onu devirmeyi başardı. Savaşın ardından Gimli, Pippin’i o ağır leşin altında sağ salim buldu.
Sauron’un düşüşünden sonra hizmetindeki Troller, onları yönlendiren o karanlık irade ortadan kalktığı için akıllarını yitirip ne yapacaklarını şaşırdılar. Kimi kendi canına kıydı, kimi ise kaçıp saklandı. Dördüncü Çağ‘ın başlarında Gondor ve Rohan İnsanları, Sauron’un kalan hizmetkârlarını avlamaya devam etti. Zamanla Trollerin Orta Dünya halkları için bir tehdit olmaktan çıktığı tahmin edilmektedir.
Mirası
Bütün Trollerin nihai akıbeti meçhul olsa da, hobbit Samwise Gamgee içlerinde trollerin geçtiği iki şiir kaleme aldı. Taş Trolü adını taşıyan ilk şiir; Trol Bükü yakınlarında konakladıkları sırada Sam tarafından Aragorn, Frodo, Merry ve Pippin’e okundu. Yine Sam’in bestelediği Denizminaresi Perry adlı ikinci şiirde ise baş karakterlerden biri bir Yalnız Trol’dü. Fakat bu Yalnız Trol, diğerlerinin aksine dost canlısı ve iyi huyluydu.
“Maalesef troller gerçekten de böyle davranırlar, tek başlı olanları bile.”
— Hobbit, “Koyun Kızartması”
Fiziksel Özellikler ve Davranış Biçimi
Troller İnsanlardan çok daha uzun ve yapılıydı; boyları 3.66 metreyi, hatta bazen daha fazlasını buluyordu. Yeşilimsi tonda, koyu renkli, pul pul bir derileri; parmaksız iri, düz ayakları ve pençeli, boğum boğum elleri vardı. Kanları kapkaraydı.
Genel olarak oldukça aptaldılar. Bir şeyler inşa etme veya yaratma yetenekleri yoktu; karanlık mağaralarda ya da çukurlarda uyurlardı. Sadece çalıp çırptıklarını istifler ve çoğu zaman da gasp ettikleri insanları midelerine indirirlerdi.
Bazı Trollerin birden fazla kafası olabileceği, Hobbit kitabında William’ın dudaklarını koluna silmesiyle ilgili bir espri üzerinden kısaca ima edilir. Eğer bu cümle yalnızca bir lafın gelişi değilse, belki de Orta Dünya’da gerçekten de Taş Trollerinden farklı, birden fazla kafaya sahip ve çok daha beteri Troller mevcuttu.
Sıradan Troller gün ışığına maruz kaldıklarında büyük ihtimalle ilk yaratıldıkları madde olan taşa dönüyorlardı. Ancak Olog-hai denen üstün Trol ırkı, Sauron’un iradesine bağlı kaldıkları sürece güneşe dayanabiliyordu.
Olası Trol Türleri
Farklı coğrafyalara uyum sağlayan Troller, çeşitli alt türlere ayrılmıştı:
- Mağara Trolleri
- Yarı Troller
- Tepe Trolleri
- Dağ Trolleri
- Olog-hai
- Taş Trolleri: Bu isim belirli bir Trol cinsini veya güneşte taşa dönen tüm Trolleri kapsayan genel bir terimi ifade ediyor olabilir.
- Kar Trolleri: Miğfer Tokmakel‘in bir keresinde Kar Trolüne benzetilmesi dışında, böyle bir yaratığın varlığına dair başka hiçbir kayıt yoktur.
İsimler ve Etimoloji
Sindarin dilinde “trol” kelimesinin karşılığı torogdur. Kara Lisan’daki eşdeğeri ise ologdur. Sonuna eklenen -hai takısı, Uruk-hai kelimesinde de görüldüğü üzere kolektif bir çoğul ekidir. Rhudaur kelimesini Tolkien “Trol Bükü” olarak çevirmiş, rhû kelimesinin ise “kötü, şeytani” anlamına geldiğini belirtmiştir.
Erken Dönem Efsanevî Külliyat
Farklı yaratıkların listelendiği erken dönem bir tabloda Troller için Quenya dilinde maulir ismi kullanılmıştır. Patrick H. Wynne ve Christopher Gilson, maulir kelimesinin muhtemelen Quenya’daki maule (“ağlamak, sızlamak”) kelimesiyle bağlantılı olduğunu öne sürerler. Buradan yola çıkarak “bu canavarların çıkardığı çığlıklara veya kurbanlarının feryatlarına bir atıf” olabileceğini belirtmişlerdir.
Leithian Destanı 13. Kanto’da (Beren ve Lúthien Angband’da), Beren ve Lúthien Angband’ın derinliklerine inerken karşılaştıkları diğer dehşetler arasında troller de yer alır: “orada tıpkı ölümlülerin suretiyle alay edercesine çatlamış kayalardan yontulmuş devasa oyma troller gibi silüetler dikiliyordu; her köşebaşında, bir parlayıp bir sönen alevlerin ışığında, mezardan çıkmışçasına sessiz, devasa ve tehditkâr bir şekilde dikiliyorlardı.”
Sonraki Dönem Efsanevî Külliyat
Yüzüklerin Efendisi taslaklarında Tolkien, trollerin Goblin ruhları tarafından ele geçirilmiş canlı taşlar olabileceğini düşünmüştü.
Ek F’nin erken bir versiyonunda, karanlık Güç’ün Trollerin soyunu daha iri Orklarlarla çiftleştirdiği de geçer. Hangi tarihte yazıldığı belli olmayan, Orkların kökeni hakkındaki yayımlanmamış bir notta ise Tolkien; Elflerin, karakterleri ve kökenleri bakımından Trolleri -daha iri ve hantal olmalarına rağmen- bir tür Ork olarak gördüklerini belirtir. Görünüşe göre Olog-hai’ler kastedilerek, “Bunların ilkel insan türlerinin yozlaşmış bir hali olduğu açıktır,” şeklinde bir ifade de kullanılmıştır.
Tolkien’in bizzat kendisi de kökenleri konusunda emin değildi:
“Troller konusunda pek emin değilim. Sanırım onlar sadece birer ‘taklit’ ve bu yüzden… karanlıkta olmadıkları vakit o basit taştan formlarına geri dönüyorlar. Ama bu acımasız ve bir o kadar da gülünç Taş Trolleri dışında, başka kökenlere sahip olabilecek farklı Trol türleri de mevcut.”
— J.R.R. Tolkien’in Mektupları, 153. Mektup
Troller esasen İskandinav mitolojisinin (devler anlamındaki jötunn kelimesinin olumsuz bir eşanlamlısı olarak) ve İskandinav folklorunun (ıssız doğada yaşayan çirkin, iri yaratıklar olarak) bir parçasıydı. J.R.R. Tolkien, Trollerin karanlıkta kalmadıklarında taşa dönüştüğü o kadim ve barbarca efsanelerin unsurlarını eserlerinde ustalıkla kullandı.
Helen Buckhurst, a friend and colleague of J.R.R. Tolkien, presented a paper titled Icelandic Folklore in 1926 in which she stated that Icelandic Trolls in the Sagas and in more recent tales were huge, misshapen, and ugly creatures who generally lived in caves in the mountains, were almost always evil, often raided outlying farms at night to take sheep, horses, children, men, and women, and ate them in their homes in the mountains. She also mentioned that some kinds of Trolls must stay in caves during the day, because the light of the sun turns them to stone.
(Bu paragrafın çevirisi: J.R.R. Tolkien’in arkadaşı ve meslektaşı olan Helen Buckhurst, 1926’da sunduğu İzlanda Folkloru başlıklı makalesinde Sagalarda ve daha yakın tarihli efsanelerde geçen İzlanda Trollerinden bahsetmiştir. Bunları; dağlardaki mağaralarda yaşayan, neredeyse her zaman kötücül olan, koyun, at, çocuk, erkek veya kadın demeden kaçırmak için geceleri ücra çiftliklere baskın yapan ve avlarını dağlardaki inlerinde yiyen devasa, biçimsiz ve çirkin yaratıklar olarak tanımlamıştır. Ayrıca ışığın onları taşa çevirmesinden ötürü bazı Trol türlerinin gündüzleri mağaralarda kalmak zorunda olduğunu da belirtmiştir.)
J.R.R. Tolkien’in arkadaşı ve meslektaşı olan Helen Buckhurst, 1926’da sunduğu İzlanda Folkloru başlıklı makalesinde Sagalarda ve daha yakın tarihli efsanelerde geçen İzlanda Trollerinden bahsetmiştir. Bunları; dağlardaki mağaralarda yaşayan, neredeyse her zaman kötücül olan, koyun, at, çocuk, kadın erkek demeden kaçırmak için geceleri ücra çiftliklere baskın yapan ve avlarını dağlardaki inlerinde yiyen devasa, biçimsiz ve çirkin yaratıklar olarak tanımlamıştır. Ayrıca ışığın onları taşa çevirmesinden ötürü bazı Trol türlerinin gündüzleri mağaralarda kalmak zorunda olduğunu da belirtmiştir.
Trollerin birden fazla kafaya sahip olma ihtimali üzerine yorum yapan John D. Rateliff, “çok başlı trollerin pek çok hikâyede karşımıza çıktığına” dikkat çekmiş, bilhassa George Webbe Dasent’in “Soria Moria Kalesi” masalına işaret etmiştir. C.S. Lewis de Narnia’daki Etten Çoraklıkları’nda yaşayan ve bazılarının iki kafası olan Ettenlerden bahseder. Sonraki pek çok fantastik eserde ve Orta Dünya uyarlamalarında genellikle “etten” olarak adlandırılan iki başlı canavarlar bulunur.
Sir Gawain ve Yeşil Şövalye adlı eserde “orman trolleri”ne atıflar yer alır (J.R.R. Tolkien tarafından elyazmasındaki wodwos kelimesinden çevrilmiştir). Bu kelimenin Vahşiler (Woses) ile de bağlantısı vardır.
Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)
➡️ Troller güneşe çıkınca ne olur?
Sıradan trollerin en büyük zaafı gün ışığına dayanamamalarıdır; güneşe çıktıkları an taşa dönüşüp sonsuza dek cansız kalırlar. Ancak Olog-hai olarak bilinen tür, Sauron’un iradesine bağlı kaldığı sürece güneşe dayanabilir.
➡️ Troller kim tarafından ve nasıl yaratıldı?
Troller, Birinci Çağ’da Morgoth tarafından yaratılmış veya yozlaştırılmıştır. Ağaçsakal, bu yaratıkların Karanlık Lord tarafından Entlerle alay etmek amacıyla yapıldığına inanıyordu.
➡️ Olog-hai nedir ve diğer trollerden farkı nedir?
Üçüncü Çağ’da Sauron tarafından yetiştirilen yeni ve üstün bir trol ırkıdır. Diğer trollerden daha kurnaz, çevik ve vahşidirler, derileri taş kadar serttir ve doğrudan gün ışığına dayanabilirler.
➡️ Troller hangi dilleri konuşur?
Kendilerine ait bir dilleri yoktur. Batıdiyar’da Taş Trolleri Ortak Lisan’ın bozulmuş, kaba bir şivesini konuşurken, Olog-hai’ler yalnızca Sauron’un onlara öğrettiği Kara Lisan’ı konuşur.
Yüzüklerin Efendisi ile Orta Dünya’dan ilginç bilgileri kaçırmamak için takip etmeyi unutmayın.
Eğer bir Yüzüklerin Efendisi hayranıysanız, Orta Dünya sohbetleri için sizi Discord kanalımıza davet ediyoruz: https://discord.gg/ortadunya
Orta Dünya Yüzüklerin Efendisi ve Tolkien Rehberi