Doğudölleri

 

Doğudölleri

Doğudölleri

Orta Dünyanın uzak doğusunda Cuivienen, yani uyanış suyu denilen, elflerin doğduğu bölge vardır. Burası aslında Rhun’un doğusundaki bölgedir ve o zamanlar oralarda kimse yoktur.

Elflerin ilk doğdukları yerin Doğudaki dev bir ormanın yanında olması da, elflerin, sonradan başka ihtimallerde ortaya atılmıştır ancak, ormanları sevmesinin nedeni olarak açıklanmıştır.

Onlar, Morgoth tarafından kandırılamadıklarında ve Valar tarafından batıya çağırıldığında bile bir kısım elf orada kalmıştır. Onlara Avari dendi ve onlar Sindarin’in kaba bir şeklini konuşuyorlardı.

Sonra, bir gün, kusurlu bir Halk Hildorien’de doğdu…

İlk İnsanlar ve Özellikleri Hakkında

İlk İnsan Halkına Atanatari denmişti, yani insanların babaları. Onlar kızıl/siyah saçlı ve koyu renk gözlüydüler. Güçlü olmalarının yanında, Çabuk ölmeleri elfleri şaşırtmıştı.

İlk Zamanları ve İlk Tanıştıkları Halklar

Onların ilk tanıştığı kişi Morgoth’un hizmetkarı Sauron’du. Çünkü o sıralar Morgoth Beleriand’daki elflerle uğraşıyordu. Ancak Sauron da kurnazdı ve İnsanların büyük bir kısmını kontrol altına aldı.

Hildorien’de bunun sonucunda büyük savaşlar oldu ve Elf-Dostları sürgüne gittiler. Bu sürgünlerin büyük kısmı Avari’den Batıdaki ışık efsanelerini öğrendiler ve Batıya yolculuğa çıktılar. Bu yolculukta Batıya ulaşamayanlar Rohirrim, Dale gibi halkları oluşturdular.

Sayısız Gözyaşı Savaşı:

Morgoth zaferi ne kurtla, ne Balrog’la, ne de ejderle kazandı; zaferinin esas sebebi İnsanların İhaneti’ydi.

Bu insanların boyları 1.70 ile 1.95 arasında değişir, kaslı yapılı, bronz tenlidirler. Genelde koyu renkleri kullanırlar. Gözleri genellikle siyah renklidir. Saçları siyah ya da kahverengi, erkeklerin saçları kısa, kadınların ki ise omuzlarına dökülecek şekilde uzundur.

İlk Çağ’da Doğulular:

“…İşte tam bu zamanda Esmer İnsanların Beleriand’a girdikleri anlatılır. Bazıları zaten gizliden gizliye Morgoth’un egemenliği altındaydı ve onun çağrısı üzerine gelmişlerdi, ama hepsi değil, çünkü Beleriand’a dair söylentiler, bu toprakların havasına suyuna, savaşlarına ve zenginliklerine dair anlatılanlar çok uzaklarda dahi duyulur olmuştu ve başıboş dolaşan insanlar o günlerde kendilerini batıya atıveriyorlardı. Bu insanlar tıknazdı, kolları uzun ve kuvvetliydi; tenleri koyu ya da soluktu ve saçları da gözleri de koyuydu. Bir sürü hanedanları vardı ve bazılarının gönlü Elflerden çok, dağlarda yaşayan Cücelerden yanaydı…”

İlk Çağ içinde, Bor ve Ulfang’ın oğulları ya da Esmer İnsanlar diye anılan bu topluluk, Edain’den sonra Beleriand’a gelmiştir. Çoğunluğunun Melkor’un hizmetinde olduğu söylenir.

Tarihçe:

Doğudölleri

Bor’un Oğulları:

“Ama Noldor ile Edain’in zayıf noktasını iyi bilen Maedhros, Angband çukurlarında her daim yeni ve bitip tükenmez kötülükler üretildiği görülmesine rağmen, bu yeni İnsanlarla ittifak kurdu ve en güçlü reislerinden ikisine, Bor ve Ulfang’a dostluk gösterdi. Ve Morgoth’u mesut etti, çünkü tam da onun tasarladığı şeyi yapmış oldu. Bor’un oğullarının adları Borlad, Borlach, ve Borthand’dı ve bunlar Maedhros ile Maglor’un hükmü altına girdiler ve Morgoth’un umutlarını boşa çıkararak efendilerine sadık kaldılar…”

Bor, Lothlann’a yerleşen Doğuluların lideridir. Beleriand’a İ.Ç. 463 te gelmişlerlerdir. Bor’un üç oğlu vardı; Borlach, Borlad ve Borthand. Bor, Maedhros tarafından hoş karşılanmış ve hizmetine kabul edilmiştir. Bor ve çocukları Maedhros’a bağlılık ve sadakat yemini etmişlerdir. Sadık da kalmışlardır. Ama bazıları hariç. Sayısız Gözyaşı Savaşı’nda akrabalarının hatalarını temizlemek için canla başla savaşmışlardır. Ve onlar hainlerden sayılmaz.

Kara Ulfang’ın Oğulları

“…Kara Ulfang’ın oğulları ise Ulfast, Ulwarth ve Lanetli Uldor’du ve bunlar Caranthir’in avaneleri olup, onunla ittifak yemini ettiler ve sadakatsizliklerini kanıtladılar…”

Ulfang, Bor’la aynı sene içinde lakin ondan sonra Beleriand’a gelmiştir. Onun da üç oğlu vardı; Ulfast, Ulwarth ve Lenetli Uldor. Ulfang da Feanor oğlu Caranthir tarafından kabul gömüş ve ona hizmet etmişlerdir. Maedhros Sınırları’nın kuzey ve güneyinde ikamet etmişlerdir. Ulfang ve oğulları gizlice Melkor’a tapıyorlardı ve Melkor tarafından görevlendirilmişlerdi. Onlar Sayısız Gözyaşı Savaşı’nda ihanet ettiler ve onların ihanetine İnsanların İhaneti denildi ve Eldar bunu asla unutmadı.

Burada savaşı ve yaşanan büyük acıları uzun uzun anlatmayacağım, sadece bu savaşta Doğuluların yaptığı hainliğe değineceğim. Bu savaşta doğulular Eldar ve Edain’e ihanet etmiş, Morgoth’un istediği şeyi yapmışlardı. Önce Uldor yanlış bir savaş sinyali vermiş sonra savaşta birçok acı olay yaşanmıştır.

“Ama yine de Morgoth zaferi ne kurtla, ne Balrog’la, ne de ejderle kazandı; zaferinin esas sebebi İnsanların İhaneti’ydi. Zaten o anda lanetlenmiş Ulfang’ın sahtekârlıkları açığa çıktı. Doğuluların pek çoğu, kalpleri yalanlar ve korkuyla dolmuş bir halde dönüp kaçtı, ama Ulfang’ın oğulları aniden Morgoth’un tarafına geçti ve Feanor’un oğullarına arkadan saldırıp yarattıkları karmaşadan istifade ederek Maedhros’un sancağına iyice yanaştılar.

Morgoth’un onlara vaat ettiği ödülün keyfini süremediler, çünkü Maglor ihanetin elebaşı olan Lanetli Uldor’u öldürdü; Bor’un oğulları da kendileri düşmeden evvel Ulfast ile Ulwarth’ın hakkından geldiler. Ama bu kez de Uldor’un çağırıp doğudaki tepelere gizlediği kötü insanlardan oluşan yeni birlikler saldırıya geçtiler ve Maedhros’un ordusu bu kez üç taraftan saldırıya uğrayıp birliğini yitirdi, dört bir yana dağıldı. Yine de kader Feanor’un oğullarını esirgedi…”

Hithlum’da Hüküm:

Sayısız Gözyaşı Savaşı’ndan sonra Melkor’un emri ile Hithlum’a saldırdılar. Geniş bir alan boyunca yayılarak; yağmaladılar, yok ettiler ve yerli halkı katlettiler. Orada yaşayan Eldar, istilacılardan kaçarak güneydeki dağlara sığındılar. Melkor onları kandırmıştı; onlara zengin ve verimli topraklar vaat etmişti, lakin aldıkları ödül böyle değildi. Melkor’un verdiği ödülle orayı acımasızlıkla, zorbalıkla, işkenceyle yönettiler. Soydular, çaldılar ve katlettiler. Onlar diğer insanların eşlerini kendilerine alıyorlardı. Örneğin, Aerin Hanım.

“…Ama Morgoth ona hizmette bulunan Doğuluları, göz koydukları zengin Beleriand topraklarına değil de buraya gönderdi ve onları Hithlum’a kapatıp, ayrılmalarını da yasak etti. Maedhros’a ihanetleri karşılığında onlara sunduğu ödül işte buydu: Hador halkının yaşlılarını ve kadınlarıyla çocuklarını yağmalayıp taciz etmek. Ondan paçalarını kurtarıp yaban araziye ya da dağlara kaçanlar dışında, Hithlumlu Eldar’dan geriye kalanlar kuzeydeki madenlere yollandı ve orada köle olarak çalıştırıldılar.”

Doğulular, Hithlum’da Melkor’un adamları olarak İ.Ç. 473-583 yılları arasında etkili oldular. Öfke Savaşı’nda doğuya Eriador ve ötesine kaçtılar.

Üçüncü ve Dördüncü Çağlarda Doğulular:

Üçüncü Çağ’da Rhun Denizi çevrisinde ve ötesinde yaşıyorlardı. Onların büyük kralı Khamul, (Dokuzlar içinde ikinci en kıdemli olanıdır.) zamanında Sauron ile ittifak yapmıştı.
Sauron Son İttifak’ta yenilgiye uğrayınca 1000 yıl boyunca etkisiz kalmıştır. Doğulular Ü.Ç. 490 yılında Gondor’un Dagorlad geçidine saldırıya geçtiler ve 60 yıl sürecek olan savaşı başlattılar. En sonunda Ü.Ç. 550 yılında Gondor’un dokuzuncu kralı Turambar tarafından yenilgiye uğratıldılar. Ondan sonra, Gondor onları geniş bir alana Rhovanion Krallığına ve Mordor’a doğru sürmüştür.

Gondor, aldığı yerleri ancak birkaç yüz yıl elinde tutabilmiş ve ondan sonra yavaş yavaş toprakları kaybetmeye başlamıştır ve Doğulular tekrar savaş açmıştır. Ü.Ç. 1248 yılı içinde bir dizi çatışma olmuş, lakin Doğulular halen Gondor’un gücüne karşı zafer kazanamamıştı. Doğulular yenilgiye uğratılmıştı lakin o sırada Gondor’un gücü azalıyordu ve yakın bir zaman içinde de Gondor bir iç savaş yaşadı. Yine de bu dönemde doğulular saldırıda bulunmadı ve uzunca bir süre barışçıl kaldılar.

Wainriders (Arabasürücüleri):

Doğuluların güneyde yaşayan bir kabilesi olup Sauron’la ittifak halindeydiler. Gondor’dan nefret ederlerdi ve onlarla her fırsatta savaşırlardı. Bu İnsanlar genelde savaş arabasıyla savaştıklarından bu adı almışlardır.

Büyük Veba baş gösterip Gondor zayıf düştüğünde yeniden saldırıya geçtiler( Ü.Ç. 1851). Arabasürücüleri Rhovanion’da terör estirerek yerli halkı esir ettiler. Gondor Kralı II.Narmacil onları durdurmak için Ü.Ç. 1856’da sefere çıktı. Kuzeyli İnsanların yardımlarına rağmen; yapılan Ovalar Savaşı’nı Gondor kaybetti. Gondor Kralı henüz saltanatının 6. yılında hayatını bu savaşta kaybetmiştir. Gondor bu savaş sonrası Anduin’in doğusundaki toprakların çoğundan çekilmek zorunda kaldı.

Otuzuncu Gondor Kralı, Narmacil oğlu Calimehtar; Eothed Lideri Marhwini ile birlikte bir plan yapar ve Doğuluları yenilgiye uğrattılar. Bu olaydan sonra uzunca bir süre huzur hâkim olsa da Ü.Ç. 1944 yılında Arabasürücüleri yeniden saldırıya geçti. Lakin bu sefer Haradrim ve Khand halkı Variaglarla ittifak yapmış halde döndüler. Gondor Kralı Ondoher ve bütün varislerini öldürmeyi başardılar. Ancak şehre saldırıp ele geçirmek yerine kamp kurup eğlenceye daldılar.

Bu sırada Gondor generallerinden Earnil, güney ordusunu kralı savunmak için kuzeye yönlendirmişti. Böylece Arabasürücüleri baskına uğrayarak imha edildi. Lakin geç kalmıştı, Minas Anor’a dönünce taç giyerek yeni kral o oldu. Bu yenilgiyle birlikte Arabasürücüleri’nin gücü kırıldı ve doğuya çekildiler. Rhovanion’da hala var olmalarına karşın, Gondor’a bir daha saldırmadılar. Yüzük Savaşı’na kadar…

Balcoth:

Doğuluların kötü bir ırkı olan bu insanlar, Dol Guldur emri altında Gondor’a saldırmışlardır. Ü.Ç. 2150 yılında Gondor’un Calenarhon Ovalarına saldırdılar. Vekilharç Cirion’un ordusu nerdeyse yok ediyorlardı. Lakin Eotheod Lideri Genç Eorl tarafından yenilgiye uğratıldılar. Bu insanlar da tıpkı Wainriders(Arabasürücüleri) gibi araba ve vagon kullanıyorlardı. Bu açıdan onlarla akraba olabilecekleri düşünülür.

Yüzük Savaşları:

Doğulular bu savaşta Mordor birliklerinde yer aldılar. Kuzeyde Mirkwood Elfleri, Dale İnsanları ve Erebor Cüceleri’yle savaştılar. Yüzük Savaşında yenilgiye uğratıldılar. Dördüncü Çağda biraz daha dert oluşturdular. Lakin Birleşik Krallık’ın Kralı Elessar tarafından yenilgiye uğratıldılar ve en sonunda barış ilan edildi.

Variaglar:

Khand’da yaşayan insanlardır. İlk kez 1944 yılında Gondor’a karşı savaşmışlardır. Sonra Yüzük Savaşı sırasında, Pelennor’da savaşmışlardır. Haklarında çok az şey bilinir.

Silahlar:

Doğulular üç ana silah kullanmışlardır; kargılı balta, scimitar denilen eğri kılıç ve birleşik yay. (Okçularının çok yetenekli olduğu bilinmektedir.)

Çelik kanatlı ahşap kargılı balta(teber) iki boyutlu silahtı, hem balta hem kargı. Beş metrelik bu silah kirpi oluşumları ve falanks yürüyüşleri için kullanılmıştır. Ondan biraz daha kısa olan her askerin sahip olduğu 1.5 m ile 2 m arasında değişen teberlerde mevcuttu. Bu silahlar ucu aşağıya eğimli testere dişli bir baltaya sahipti. Dayanıklı silahlardı. Atlılara karşı delme saldırısı yapma imkânı veriyordu. Bu silahlar hem savunma hem de saldırı silahı olarak kullanışlıydı. Rakibinin elinden silahını çekip alabilecek eğimli bıçağı ayrıca süvariler içinde tehdit oluştururdu.

Yaklaşık bir metrelik, ya da doksan santimlik bıçağı olan hafif içe doğru eğime sahip(hilal şekli gibi) palalar(scimitar) doğuluların kullandığı etkili kılıçlardı. Bu silahın Haradrim ile olan kaynaşmadan çıktığı söylenir. Tek parça çelikten dökülürdü. Kavraması kolay ve etkili saldırı yapılabilen bir silahtı. Teberleri savaş esnasında kaybederlerse yanlarındaki bu kılıçları kullanırlardı.

Birleşik yaylar çelik, bronz ve fildişi gibi malzemelerden yapılırdı. Güçlü ve dayanıklı yaylardır. Yay okçunun boyunun yarısı uzunluğunda olurdu. Oklar genelde doksan santim civarındaydı. Menzilleri 450 m civarındadır. Arabasürücüleri, atlılar ve piyadeler olarak okçu birlikler mevcuttu. Yayları düşman silahını karşılayacak kadar dayanıklı yapılmıştır.

Kitapta az da olsa balta kullandıklarından da bahsedilir.

Kültürleri:

Doğuluların kültürü ile ilgili bilgiler son derece azdır. İlk çağda oldukça ilkel oldukları görülür. Dor-Lomin’deki Brodda buna örnektir. Üçüncü çağda ise yaptıkları zarif nesnelere vb. bakılarak oldukça gelişmiş oldukları ve zengin oldukları görülür. Onların Cüce işçiliğine hayran oldukları bilinmektedir.

Her zaman savaşa hazır bir halde olmak için eğitilirler. Hatta kadınlar bile savaşta çok iyidir. Her türlü savaş şeklinde başarıyla mücadele verirler. Onlarda da kral ve kraliçeler hüküm sürer. Kabileler(basit anlamdaki kabile değil) halinde yaşarlar.

Üniforma ve Kalkan:

Doğudölleri

Doğulular yüksek bir kültüre sahip olup, demircileri Gondorlular kadar iyidir. Rhun Orta-Dünya’daki en zengin krallıklardandır. Sahip olduğu dağlardan kolaylıkla bakır, demir ve altın elde edilebilmektedir. Ve daha birçok ham malzemeye sahiptirler. Ayrıca geniş bir servet edinebilmektedirler.

Kolayca yiyecek, giyecek ve barınak imkânları mevcuttur. Kısa süre içinde çok sayıda askeri silahlandırabilecek ve kuşandırabilecek yapıdadırlar. Yetenekli demircileri nefis silahlar ve zırhlar yapabilmektedir. Silahları dayanıklı ve kalitelidir. Rhun zırhları kaskla birlikte altın renginde bronz ve pirinç kullanarak yapılmıştır. Miğferleri bir ejderha kafasına benzetilerek düşmanlara korku salma amaçlanmıştır.

Zırhları pullu gibi tasarlanmıştır ve her bir pul bronzdandır; mide, kalp, kasık bölgelerini koruyucu plakalarla desteklenmiştir. Zırh birçok parçadan oluşur. Rhun insanları kırmızı deri eldiven, uzun siyah deri çizmeler, uzun koyu mor pantolon, mor koyu mor bir tunik ve gömlek, koyu mor başörtüsü ve siyah bir mendilden oluşan üniformaya sahiptirler. Altın renkli bronzdan bir miğfer, eşarp üstünden giyilen özel yanak ve göz korumaları vardır. Miğferlerinde iki tane boynuz ve aralarından bir tane sorguç bulunur. Ejderha gibi yaratıklardan esinlenilerek yapılmıştır. Savaşlara giderlerken kaynayan altın gibi görünürler ve adımları yeri sarsardı adeta. Bütün bunlar psikolojik olarak düşmanlarını zayıflatırdı.

Savaşlarda Sauron’un birliklerinin çekirdeğini oluştururlardı. Orklardan eğitimli, düzenli ve akıllı oluşları, ayrıca zırh ve silah kaliteleri sayesinde çok etkiliydiler. Rhun askerleri savaşta tıpkı çimleri biçen bir tırpan gibi, düşmanları püskürtme işlevini yerine getiriyordu.

Rhun Askerleri giydikleri zırh ve giysilerle adeta kişisel servetlerini üstlerinde taşıyorlardı. Altın, bronz, yakut, gümüş vb. diğer değerli şeyler. Doğulular savaş ganimetlerinden giyinmeyi severlerdi. Tılsım niyetine çeşitli şeyler kullanırlar bunları şan, şöhret ve zenginliğin göstergesinin yanı sıra, savaşta düşmanları korkutan ve bakanı taşlaştıran nesneler olarak görürlerdi.

Tolkien’in yazılarında anlatıldığı üzere çok inatçı bir halktı. Pelennor muharebesinde az sayıda kalmalarına karşın pes etmemişler ve savaşmışlardır.

Kalkanları ise kavisli enine doksan, boyuna yüz yirmi santim civarında dikdörtgen ve iç bükeydir. Kalkanın kenarları keskinleştirilmiştir. Kalkan altın-bronz kullanılarak yapılmıştır. Kare çerçeveli bir şeklin ortasına elmas biçimli şekil yapılmıştır.

Askerler iki elini de kullanması gerekir diye kırmızı deri bir kemerle asılabilecek haldeydi. Ok kullanmaya da elverişlidir. Doğuluların zırhları üzerinde yanmış ova görüntüsü gibi bir kabartma bulunur.

Kaynakça
1) Yüzüklerin Efendisi Yüzük Kardeşliği; Metis Yayınları
2) Yüzüklerin Efendisi İki Kule; Metis Yayınları
3) Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü; Metis Yayınları
4) Silmarillion; İthaki Yayınları


Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

 

Mutlaka Okuyun!

Tar-Miriel ve Numenor’un Yöneten Kraliçeleri

Numenor Kraliçeleri Aslında doğrudan Yöneten Numenor Kraliçeleri olarak başlık atmayı düşündüm ama Tar-Míriel, Numenor yasalarına …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir