Imrahil

 

imrahil

Irk: İnsan
Dil: Westron
Cinsiyeti: Erkek
Soy: Gondorlu İnsan- Dunedain
Ebeveynleri: Babası Adrahil, annesinin adı bilinmiyor.
Kardeşleri: Ivriniel ve Finduilas
Çocukları: Elphir, Erchirion, Amrothos ve Lothíriel
Doğum Tarihi: 3.Çağ 2955
Hüküm Yılları: 3.Çağ 3010 – 4.Çağ 34
Ölüm Tarihi: 4.Çağ 34
İkamet Ettiği Yerler: Dol Amroth
Taşıdığı Ünvanlar: Dol Amroth Prensi

Imrahil

Yüzük Savaşı boyunca Dol Amroth Prensi olan Imrahil, güney Gondor’daki, Prensi olduğu kıyı şehri Dol Amroth’un yer aldığı geniş Belfalas topraklarını yönetti. Dol Amroth Prensleri’nin, bir Numenorlu olan ve Belfalas’ a gelip orada yaşamaya başlayan Imrazor ile Nimrodel’in yanında Belfalas’a gelen bir Lothlorien Elfi olan Mithrellas’ın soyundan geldikleri söylenir. Güney’de kralların devri sona erdiğinde, Dol Amroth Prensleri Belfalas’ı büyük çoğunlukla bağımsız olarak yönetmeye başladılar, ama buna rağmen Gondor Vekilharçlarına sadık kaldılar.

Adrahil’in oğlu olan Imrahil, 2955’de dünyaya gelmiştir. Davranışları ve uzun boyunun yanında koyu renk saçları ile mavi-gri gözleriyle soylu bir görünümü vardır. Ivriniel ve Finduilas büyük kızkardeşlerinin isimleridir ki, Finduilas; Gondor Vekilharcı Denethor ile evlenmiş ve ondan iki oğlu olmuştur; Boromir ve Faramir. Imrahil’in karısının isminin bilinmemesiyle birlikte dört çocuk sahibi olmuşlardır: Elphir 2987’de, Erchirion 2990’da, Amrothos 2994’de ve Lothiriel de 2999’da doğmuştur. Imrahil, babasının 3010’daki ölümüyle Dol Amroth’un 22.Prensi olur.
İsminin anlamına dair kesin bir bilgi yoktur ama “Imrazor’ un Varisi” olabileceği görüşler arasındadır.

9 Mart 3019’da, emrindeki 700 askerle Minas Tirith’i savunmaya gitti. Sauron’un birlikleri 13 Mart’ta Pelennor Çayırları’na ulaştığında, Imrahil askerleriyle, Osgiliath’tan Minas Tirith’e çekilen Faramir’e yardım için at sürdü. Gandalf da onlarla birlikte yola çıktı ve Nazgul’e karşı koydu. O sırada Faramir bir okla yaralanmıştı. Aslında Haradrim birimleri onu öldürebilirdi ama Dol Amroth süvarileri yetişti ve geri çekilmelerini sağladı. Imrahil oku Faramir’ in vücudundan çıkardı ve yarasının kanamasını durdurdu. Sonra da yeğenini kendi atı üzerinde şehre taşıdı. Denethor Faramir ile birlikte Ak Kule’ye çekildi ve geri de gelmedi. Bu durumda Gandalf kuşatılmış şehrin komutasını aldı ve Imrahil de ona yardımcı oldu.

Imrahil

Faramir adamlarının üçte birini kaybetmişti. İyi de o neredeydi? En son o geldi. Adamları içeri girdi. Şövalyeler geri geldi, onların ardından da Dol Amroth’un sancağı ile Prens. Atının üzerinde kollarında, bozguna uğramış cephede yerde bulmuş olduğu akrabası, Denethor oğlu Faramir’i taşıyordu. “Faramir! Faramir!” diye bağırdı adamlar sokaklarda ağlaşarak. Ama o cevap vermedi; Hisar’a ve babasına giden dolambaçlı yoldan yukarı taşıdılar bedenini.

Tam Nazgûl Ak Süvari’nin saldırısından kaçarken, öldürücü bir ok gelmiş ve Faramir Haradlı bir atlının önünü kesmişken, yere düşmüştü. Ancak Dol Amroth’un saldırısı, onu yattığı yerde güneyli al kılıçların kıyımından kurtarabilmişti. Prens Imrahil Faramir’i Ak Kule’ye getirdi ve şöyle dedi: “Oğlunuz döndü beyim, büyük işler başardıktan sonra,” ve gördüğü herşeyi anlattı.

15 Mart’ta Pelennor Çayırları Savaşı sırasında Imrahil, Rohan Kralı Theoden’in bedenini taşıyan bir grup insan gördü ve atından inip ona saygısını gösterdi. Ayrıca Theoden dışında kızı Eowyn’i de taşıyan insanlar gördü ama onun ölmediğini anladı ve yardım için şehre adam yolladı.

Artık yavaş yavaş ve hüzünle yürüyordu Merry taşıyıcıların yanında; çatışmaya kulak asmıyordu. Yorgundu, acı içindeydi ve elleri, kolları, bacakları sanki üşüyormuş gibi tir tir titriyordu. Denizden büyük bir yağmur geldi; sanki her şey Theoden ve Eowyn için ağlıyor, Şehir’deki yangını gri gözyaşlarıyla söndürüyordu. Derken puslar arasından Gondorlular’ın öncülerinin gelmekte olduğunu gördü. Dol Amroth Prensi Imrahil sürdü atını ve onların önünde dizginlerini çekti. “Yükünüz nedir Rohan’ın insanları?” diye bağırdı.

“Theoden Kral,” diye cevap verdiler. “Öldü. Fakat Eomer Kral yönetiyor artık cengi: Ak sorgucu rüzgârda dalgalanan o.” Bunun üzerine prens atından inerek krala ve kralın büyük saldırısına hürmeten tabutunun yanında diz çöküp ağladı. Sonra ayağa kalkarak Eowyn’e baktı ve şaşkınlıklar içinde kaldı. “Burada bir kadın var galiba?” dedi. “ihtiyacımız karşısında Rohirrim kadınları da mı savaşa geldi?”

“Hayır! Bir teki sadece,” diye cevap verdiler. “Hanım Eowyn’dir o, Eomer’ın kız kardeşi; bu saate kadar onun geldiğinden haberimiz yoktu, şimdi kahroluyoruz bu yüzden.” Sonra prens, yüzü solgun ve soğuk da olsa onun güzelliğini görerek, daha yakından bakmak için eğilirken kızın eline değdi. “Rohanlılar!” diye bağırdı. “Aranızda hiç hekim yok mu? Ölümcül bir yara ile yaralanmış olabilir ama kanımca hâlâ yaşıyor.” Kolundaki parlatılmış kol zırhını kızın soğuk dudaklarına götürdü: zırhın üzerinde ancak görülebilen minik bir buğu oluşmuştu. “Artık aceleye ihtiyaç var,” dedi ve birini hemen Şehir’e geri yolladı yardım getirmesi için. Kendisi ise ölmüş olana eğilerek veda etti ve atına atlayarak savaşa gitti.

Imrahil bundan sonra savaşa yöneldi, sayıca azalmış ve üzerlerindeki düşman baskısı artan Eomer ve süvarilerinin yardımına koştu.

Artık çatışma Pelennor tarlalarında bütün şiddetiyle artmaya başlamıştı; silahların gürültüsü arşa varıyordu adamların haykırışları ve atların kişnemeleriyle. Borular öttürülüyor, borazanlardan kulakları tırmalayan sesler çıkıyor, Mûmak’lar savaşa sürülürken böğürüyorlardı. Şehir’in güney surları altında Gondor’un piyadeleri, hâlâ burada büyük bir güç halinde toplanmış bulunan Morgul alaylarıyla karşılaşmışlardı. Fakat süvariler doğuya Eomer’ın imdadına gittiler: Anahtarlar Muhafızı, Lossarnach Beyi Uzun Hurin, Yeşil Tepeler’den Hirluin ve etrafında silahşörleriyle zarif Prens Imrahil.

Korsan gemileriyle Aragorn’un gelmesi savaşın kaderini değiştirdi. Imrahil doğuya ilerledi, Orklar ile Vargları kovaladı. Savaştan yara almadan çıktı. Pelennor’daki tüm düşmanların temizlenmesinden sonra Aragorn, Eomer ve Imrahil, Minas Tirith’in kapısına at sürdüler.

Sonra, sonunda Güneş Mindolluin’in ardından battı ve bütün gökyüzünü büyük bir yangınla doldurdu, böylece tepeler ve dağlar kanla boyanmış gibi oldu; Nehir’den ateş akıyordu ve gece çökerken Pelennor otları al al uzanıyordu. Ve tam o saatte Gondor Meydan Savaşı bitmişti; Rammas’ın çemberi içinde canlı tek bir düşman kalmamıştı. Ölümüne veya Nehir’in kızıl köpüğünde boğulmak için kaçanlar hariç hepsi kılıçtan geçmişti. Çok azı doğuya doğru Morgul veya Mordor’a gidebilmişti; Haradrim ülkesine ise uzaktan bir masal ulaşmıştı sadece:

Gondor’un hiddetinin ve dehşetinin bir söylentisi. Aragorn, Eomer ve Imrahil Şehir Cümlekapısı’na doğru geri sürdüler atlarını; artık yorgunluktan ne sevinecek, ne üzülecek durumdaydılar. Bu üçü hiç yara almamıştı; çünkü böyleydi onların yazgıları ve bileklerinin gücü ile hüneri; gerçekten de çok az kişi onlara dayanabilmiş veya hiddetleri sırasında yüzlerine bakabilmişti.

Aragorn Vekilharç’ın izni olmadan şehre girmek istemedi. Imrahil ise Aragorn’un Kral olmayı gerçekten hak ettiğini düşünüyordu ama yine de Denethor gelene kadar beklemenin akıllıca olacağını kabul etti; çünkü aynı zamanda damadı da olan Denethor’un çok gururlu biri olduğunu biliyordu. Ama sonra Denethor’un öldüğünü, Faramir’in ise ağır hasta olduğunu öğrenince Aragorn’a gerçek kral olarak şehre girmesini önerdi. Aragorn, Gandalf’ın Faramir, Eowyn ve Merry’i tedavi etme çağrısına da uyarak şehre girdi ama Faramir iyileşene kadar şehri, Imrahil’in yönetmesi gerektiğini belirtti.

Imrahil

Prens Imrahil de şöyle dedi: “Sözleriniz akıllıca efendim, eğer Hükümdar Denethor’un bir akrabasının bu konuda fikir yürütmesine izin verecek olursanız. Denethor güçlü bir iradeye sahip, mağrur biridir ama yaşlıdır; oğlu yaralandığından beri hareketleri de bir garipleşti. Yine de ben olsaydım, kapıdaki bir dilenci gibi burada kalmazdım.”

“Bir dilenci değil,” dedi Aragorn. “Şehirlere ve taştan evlere alışık olmayan Kolcuların bir komutanı diyelim.” Ve sancağını toparlamaları için emir verdi; Kuzey Krallığı’nın Yıldızı’nı saklayarak bunu Elrond’un oğullarına emanet etti. Sonra Prens Imrahil ile Rohanlı Eomer onu bıraktılar, Şehir’i ve insanlann yaygarasını geçerek Hisar’a tırmandılar ve Vekilharç’ı bulmak için Kule Binası’na geldiler. Fakat tahtı boş buldular ve kürsünün önünde Yurt Kralı Theoden’in naaşının katafalka konmuş olduğunu gördüler…

…Fakat İmrahil şöyle dedi: “Öyleyse bu zafer mutluluğu eksik ve pahalıya mal olmuş bir zafer, eğer aynı günde hem Gondor’u, hem de Rohan’ı hükümdarlarından mahrum ettiyse. Eomer Rohirrim’i yönetiyor. Bu arada Şehir’i kim yönetecek? Hâlâ Hükümdar Aragorn’u çağırmayacak mıyız?” Pelerinli adam konuştu ve dedi ki: “Geldi.” Kapının yanındaki lambanın ışığına bir adım atınca adamın, zırhlarının üzerine Lörien’in gri pelerinini giymiş olan ve üstünde Galadriel’in yeşil taşından başka hiçbir nişan taşımayan Aragorn olduğunu gördüler.

“Geldim çünkü Gandalf gelmem için yalvardı,” dedi. “Fakat şimdilik Arnorlu Dunedain’in Komutanı’yım; Faramir uyanıncaya kadar Şehir’i Dol Amroth Hükümdarı yönetecek. Fakat önümüzdeki günlerde ve Düşman ile yapacağımız bütün işlerimizde hepimizi Gandalf in yönetmesini öneririm.” Bu konuda hepsi hemfikir oldular.

Prens Imrahil 16 Mart’ ta Batı Komutanları’nın toplantısına katıldı. Gandalf kesin zaferin sadece Yüzük’ün yok edilmesiyle olacağını söyledi ve orduyu Kara Kapı’ya yönelterek Sauron’un dikkatini dağıtmaya çalışmanın, Sam ile Yüzük Taşıyıcısı Frodo’nun fark edilmeden Kıyamet Çatlağı’na gitmelerine büyük yararı olacağını da sözlerine ekledi. Imrahil hükümdar olarak gördüğü Aragorn’a uyacağını söyledi ama şehir onun yönetimindeydi ve herhangi bir saldırıya geçmeden önce şehri savunacak bir gücün şehirde kalmasını önerdi.

“Bense,” dedi Imrahil, “ben Hükümdar Aragorn’u, tabi olduğum hükümdarım olarak addediyorum, kendisi bunu talep etse de etmese de. Onun ricası benim için emirdir. Ben de gideceğim. Yine de bir süre için Gondor Vekilharcı’nın yerine bakıyorum, o yüzden öncelikle onun halkını düşünmek benim ilk görevimdir. Akl-ı selime de biraz hak tanınmalı, ister iyi, ister kötü her türlü ihtimale karsı hazırlanmamız icap eder. Bakarsınız zaferi biz kazanırız ve bu konuda hâlâ bir ümit varken Gondor korunmalı. Arkamızdan harabe haline sokulmus bir Şehir’e ve tahrip edilmis topraklara zafer kazanmıs olarak dönmek istemem. Rohirrim’den kuzey cenahta hâlâ savaşmamış bir ordu olduğunu öğreniyoruz.”

“Bu doğru,” dedi Gandalf. “Size bütün Şehir’i savunmasız bırakmanızı öğütlemiyorum. Aslında doğuya yönlendireceğimiz gücün, bir savaşı baslatacak kadar büyük olması yeterli, Mordor’a ciddi bir saldırıda bulunacak güçte olmasına gerek yok. En kısa zamanda harekete geçmesi gerek. O yüzden komutanlara sunu soruyorum: En kötü ihtimalle iki gün içinde ne büyüklükte bir güç toplayıp yola çıkartabiliriz? Ve bunların, içinde bulundukları tehlikeyi bilen, gitmeye kendiliklerinden gönüllü, dayanıklı adamlar olmaları gerek.”

Toplantının sonunda ise 7.000 kişilik bir ordunun Kara Kapı’ya gitmesine karar verildi. Imrahil’in buna tepkisi ise, bir kahkahanın ardından:

Imrahil: Muhakkak bu bütün Gondor tarihindeki en büyük latifedir: Dağlara ve Kara Ülke’nin devrilmez kapısına saldırmak için yedi bin kişiyle, yani ancak onun yükseliş devirlerinde kullandığı öncü kolu kadar bir kalabalıkla yola koyulalım! Bir çocuk da zırhlara bürünmüş bir silahşöre yeşil söğüt ağacından yayı ve okuyla ancak böyle kafa tutabilirdi! Eğer Karanlıklar Efendisi, senin dediğin kadar çok şey biliyorsa Mithrandir, korkacağına tebessüm edip de kendisini sokmak isteyen bir sineğe yapacağı gibi serçe parmağıyla ezmez mi bizi ?

Ordu 18 Mart’ta şehirden ayrıldı. Imrahil ilk saldırının Minas Morgul üzerine yapılmasını önerdi ama Gandalf bunu reddetti; çünkü Yüzük Taşıyıcısı gerçekten o yolu seçtiyse, her şeyden önce bu nedenle Sauron’un Gözü’nü o tarafa çevirmemeliydiler. Kuzeye doğru yol aldılar ve elçiler ordunun geldiğini haber verdi. Imrahil ise Aragorn’un artık Kral ilan edilmesini ve Elessar olarak anılmasını söyledi. 25 Mart’ta Sauron’un birlikleri Kapı’dan çıkmaya başladığında Imrahil de adamlarıyla ön saflardaydı. Yüzük yok edilip Sauron ile kulesi düşene kadar Morannon Savaşı sürdü.

Imrahil 8 Nisan’da, Sam ile Frodo’nun Cormallen Kırları’ndaki onurlandırılışında bulundu. 1 Mayıs’ta ise Kral Elessar’ın taç giyme törenine şahit oldu. Sonra Kral Theoden’ in cenaze töreni için Rohan’a at sürdü ve Kral’ın 10 Ağustos’taki defninin ardından da Edoras’ta kaldı. Imrahil ve Eomer çok yakın iki dost oldular. Üçüncü Çağ’ın son yıllarında Eomer, Imrahil’in kızı Lothiriel ile evlendi.

Yüzük Savaşından sonra Faramir ile birlikte Kral Elessar’ın başkomutanları oldular. Büyük toprakların lordu ve Kral’ın ülkeyle ilgili sorunları danıştığı Gondor Büyük Meclisi’nin de üyelerinden biri oldu. Prens Imrahil Dördüncü Çağ’ın 34’üncü yılında öldü ve yeni Dol Amroth Prensi, en büyük oğlu Elphir oldu.


Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

 

Mutlaka Okuyun!

Miğfer Tokmakel Helm Hammerhand Rohirrim'in Savaşı The War of the Rohirrim

Miğfer Tokmakel (Helm Hammerhand)

Orta Dünya için The War of the Rohirrim (yani Rohirrim’in Savaşı) anime filmi duyurulduktan sonra, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir