Legolas Yeşilyaprak (Yüzük Kardeşliği’nin Orman Elfi)

Biyografik Bilgiler
- Irk: Orman Elfi (Sindar soyundan)
- İsimler ve Unvanlar: Legolas; Yeşilyaprak; Laicolassë (Quenya); Ormanlık Diyar Prensi
- Doğum Tarihi: Bilinmiyor (yüzlerce veya binlerce yaşında olduğu tahmin ediliyor)
- Ebeveynleri: Babası – Thranduil; Annesi – Bilinmiyor
- Kardeşleri / Eşi / Çocukları: Bilinmiyor
- Boyu: 1.83 metrenin üzerinde
- Saç Rengi: Bilinmiyor (tartışmalı)
- Giyimi: Yeşil ve kahverengi kıyafetler
- Silahları: Yay ve ok (daha sonra Galadhrim Yayı) ile “uzun beyaz bir bıçak”
- Bineği: Arod
- Ayrılışı: Dördüncü Çağ‘ın 120. yılında Batı’ya yelken açtı
“Orada yeşil ve kahverengilere bürünmüş garip bir Elf de vardı; babasından bir haberci olan Legolas…”
— Yüzük Kardeşliği, “Elrond’un Divanı“
Gençliği ve Geçmişi
Legolas, Sindar soyundan gelen bir Orman Elfi’ydi ve Kuyutorman‘daki Ormanlık Diyar’ın prensiydi. Büyükbabası Oropher, Doriath‘ın Sindar elflerindendi; babası Thranduil ise Kuyutorman’ın (Büyük Yeşilorman) kralıydı. Thranduil, İkinci Çağ‘ın 1000. yılından bir süre önce Lindon‘dan gelen Sindar elflerinden biriydi. Legolas’ın annesinin kim olduğu bilinmiyor. Bazıları onun bir Orman Elfi olabileceğini söylese de, metinlerde bunu destekleyecek hiçbir bilgi yok.
Doğum tarihi ve gençliğinde yaptıkları tam bir sır. Kendi yaşıyla ilgili yaptığı birkaç üstü kapalı yorum dışında, yetiştirilme tarzına veya erken dönem hayatına dair anlatılacak pek bir şey yok:
“Burası yaşlı, çok yaşlı,” dedi Elf. “Öyle yaşlı ki kendimi neredeyse yeniden genç hissediyorum; siz çocuklarla yola çıktığımdan beri böyle hissetmemiştim.”
— İki Kule, “Ak Süvari”
“O zamandan beri yuvam Kuyutorman’da kırmızı yapraklar beş yüz kez döküldü yere,” dedi Legolas, “ama bizim için bu sadece kısacık bir an demektir.”
— İki Kule, “Altın Salon’un Kralı”
“Gördüğüm en tuhaf ağaçlar bunlar,” dedi. “Oysa ben nice meşenin meşe palamudundan çürümüşlüğe doğru büyüdüğünü gördüm.”
— İki Kule, “Isengard’a Giden Yol”
Bu sözlerinden, Legolas’ın Yüzük Savaşı sırasında en az birkaç yüz, belki de birkaç bin yaşında olduğu anlaşılıyor. (Peter Jackson’ın sinema uyarlamasında ona 2931 yaşı verilse de, bu rakamın kitaplarda hiçbir dayanağı yok.) Üçüncü Çağ‘ın 2941 yılında Thorin Meşekalkan‘ın tutsak edilmesinde veya sonrasında yaşanan Beş Ordu Savaşı‘nda bizzat yer alıp almadığı da meçhul.
En unutulmaz rolünü, Elfleri temsilen Yüzük Kardeşliği’ne katıldığı Yüzük Savaşı’nda oynadı. Keskin görüşü, hassas duyuları, sessiz ve hafif adımları, usta okçuluğu gibi Elf yetenekleriyle sekiz yol arkadaşı için paha biçilmez bir yoldaş oldu. Legolas’ın, Glóin oğlu Cüce Gimli ile kurduğu beklenmedik dostluk ise epey tuhaf karşılanmıştı. Kadim Günler‘den beri süregelen husumetler yüzünden iki ırk arasında böyle bir dostluğa pek rastlanmazdı. Thranduil’in Thorin Meşekalkan’ın kafilesine sert davranmasının ardından bu iki hanedan arasına giren soğukluk düşünülürse, böyle bir bağ kurmaları daha da imkânsız görünüyordu.
Elrond’un Divanı
Üçüncü Çağ’ın 3017 yılı 21 Mart’ında, Gollum adlı yaratık Aragorn tarafından yakalandı ve Kuyutorman Elfleri tarafından hapsedildi. Ancak Elfler ona haddinden fazla merhamet gösterdiler ve tek başına duran bir ağaca tırmanmasına izin verdiler. 3018 yılının Haziran ayında bir gece, Gollum ağaçtan inmeyi reddetti ve Sauron‘un Orclarının ani saldırısından faydalanarak kaçmayı başardı.
Legolas, bu kara haberi Elrond ve Gandalf‘a iletmesi için Ayrıkvadi‘ye gönderildi. 25 Ekim’deki Elrond’un Divanı’nda hazır bulunan Legolas, Gollum’un kaçışını anlattı. Yaratığın ellerinden kaçmasının dikkatsizlikten kaynaklanmadığını hemen ekleyerek tüm olayı detaylarıyla aktardı. Raporunu sunduktan sonra mecliste pek az konuştu, fakat 18 Aralık’ta Yüzük Görevi‘ni üstlenecek Yüzük Kardeşliği’ndeki Dokuz Yaya arasında Elfleri temsil etmek üzere seçildi.
Yüzük Kardeşliği
Kardeşlik, 3018 yılının 25 Aralık’ında Ayrıkvadi’den ayrıldı. Yolculuğun başlarında bu dokuz yoldaş tek sıra halinde yürüyordu; kafilenin başında Gandalf, en arkada ise keskin gözleriyle çevreyi kollayan Legolas vardı. Kafile Hollin‘e ulaştığında Legolas derinden etkilendi. Bölgenin tertemiz havası hâlâ çok önceleri burada yaşayan Elflerin fısıltısını taşıyordu; keskin kulakları, onların gidişine ve geçmiş günlerin hatırasına yas tutup ağlayan taşların sesini duyabiliyordu.
11 ve 12 Ocak’ta kopan kar fırtınası, Caradhras‘a tırmanmalarını engelledi. Diğerleri karın içinde bata çıka yürümek zorundayken, Legolas hafif ayakkabılarıyla karın üzerinde süzülebiliyordu. Kar yağsın ya da yağmasın, hiçbir şey onun neşeli Elf ruhunu karartamıyordu; en karanlık anlarda bile Gandalf’la şakalaşıyordu. Grubun bir önüne bir arkasına gidip çevreyi kolaçan ediyor, karların üzerinde adeta dans ederek rahatça ilerliyordu. Karı aşıp kurtulmaları için pek bir mesafe kalmadığı müjdesini getirdi; ancak bu fırtınanın, yollarını kesmek isteyen onlardan çok daha büyük bir Güç tarafından çıkarıldığını da ekledi. Gandalf gönülsüzce Kızılboynuz Geçidi‘nden vazgeçme kararı aldı. Tehlikeli iniş sırasında Legolas, Hobbitlerin hemen yanından ayrılmadı.
Dağın eteklerine indiklerinde Gandalf, Moria üzerinden geçen alternatif bir rota önerdi. Kendisine sorulana dek sessiz kalan Legolas, orada uyanmış olan kötülüğü hissettiğinden kısa ve isteksiz bir şekilde, “Moria’ya gitmeyi hiç arzulamıyorum,” dedi. Yine de Aragorn ve Gandalf’ın kararlarına duyduğu sadakat ve saygı, onları zifiri karanlığa ve bilinmeyen dehşetlere kadar takip etmesine yetti. Tüm Kardeşlik içinde liderlere en sadık kişi oydu denilebilir. Warglar saldırdığında Gandalf dışında herkesten daha çok savaştı; pek çok Warg’u okla vurdu, harcadığı okları toplayıp tekrar fırlattı ve çatışma bittiğinde sorumlu bir okçu gibi tüm oklarını geri topladı.
Bir zamanlar Elfler ile Cüceler arasındaki ticaretin kalbi olan Moria’nın Batı Kapısı‘na vardılar. İki ırkın arasının açılmasından kendi halklarının sorumlu olmadığını savunan Legolas ve Gimli’yi gören Gandalf, onları birbirlerine dost kalmaları konusunda uyardı. İçerideki çukur o kadar zifiri karanlıktı ki, Legolas’ın gözleri bile hiçbir şey seçemiyordu. Gece boyunca nöbet sırası ona geldiğinde görevini eksiksiz yerine getirdi. 15 Ocak’ta Mazarbul Odası‘nda Balin‘in mezarını buldular. Orclar saldırdığında Legolas ikisini boğazından vurdu (yoldaşları on bir tane daha hakladı). Ardından diğerlerinin peşinden dışarı çıkarken, akrabasının mezarının başında bekleyen Gimli’yi zorla sürükleyerek oradan uzaklaştırmak zorunda kaldı. Khazad-dûm Köprüsü‘nde Durin’in Felaketi‘ni ilk fark eden Legolas oldu. Onun bir Balrog olduğunu anında anladı ve kayıtlara geçen tek gerçek korkusunu o an yaşadı. Bir Balrog, diğer ırklardan çok bir Elf için saf dehşet demekti; zira Ateş İblislerinin nereden geldiğini sadece onlar hatırlıyordu. Gandalf, ikisi de uçuruma düşene dek Balrog’la savaştı.
Gandalf’ın düşüşünün ardından Aragorn, Kardeşliği Lórien sınırlarına götürdü. Legolas büyük bir heyecana kapıldı, ancak mevsimin kış olmasına ve Mellyrn‘in görkeminin geçmiş olmasına da üzülmüştü. Kardeşlik suları sıçrata sıçrata Nimrodel nehrini geçerken tüm yorgunluklarının akıp gittiğini hissetti. Legolas onlara Lothlórien efsanelerini anlattı ve Nimrodel Destanı’nı söyledi. Sığınmak için bir ağaca tırmanmaya başladığı sırada Lórien sınır muhafızlarının baskınına uğradı ve onlara temkinli bir şekilde kendi dillerinde karşılık verdi. Samwise ne konuştuklarını sorduğunda Legolas muzipçe, “Karanlıkta bile vurulabilecek kadar gürültülü nefes aldığınızı söylüyorlar,” dedi, ancak korkmalarına gerek olmadığını eklemeyi de ihmal etmedi.
Muhafızların lideri Haldir Legolas’ı tanıdı, ancak Gimli’nin kalmasına yalnızca isteksizce izin verildi. Ertesi sabah Gimli, Legolas’ın da gözü bağlanmadığı sürece kendi gözlerinin bağlanmasını reddetti. Legolas çok öfkelendi: “Cücelerin ve o inatçı kafalarının canı cehenneme!” diye çıkıştı. Aragorn herkesin gözünü bağlatarak tartışmayı sonlandırdı. Legolas bu duruma hiç sevinmemişti:
“Yazıklar olsun bu günlerin akılsızlığına!” dedi Legolas. “Burada hepimiz o tek Düşman’ın düşmanlarıyız, buna rağmen altın yaprakların altında, ormanlıkta güneş neşeyle parlarken ben kör yürümeliyim!”
— Yüzük Kardeşliği, “Lothlórien”
17 Ocak’ta Caras Galadhon‘da Celeborn ve Galadriel ile tanıştılar. Lothlórien’deki birçok Elf, Gandalf için ağıtlar yaktı. Legolas bunları çevirmedi; ne yeteneğinin ne de yüreğinin buna elverdiğini söyledi. Yine de Galadriel’in etkisiyle Gimli ile yakın arkadaş oldular; bu öyle bir bağdı ki asla kopmayacaktı. 16 Şubat’ta Legolas, Galadriel’den bir Elf pelerini, bir broş, sağlam ve uzun bir yay ile oklarla dolu bir sadak aldı. Anduin nehrinde aşağı inerken aynı kayığı paylaştığı Gimli, Galadriel’den ayrıldığı için gözyaşı döküyordu. Legolas dostunu şu sözlerle teselli etti:
“Vah hepimize! Ve şu ahir zamanda dünyada yürüyen herkese! Çünkü düzen böyle: Suların akıntısına kapılmış kayıklardaki bizler için bir bulmak var, bir kaybetmek. Ancak ben seni şanslı sayıyorum Glóin oğlu Gimli: Çünkü sen bu kaybın acısını kendi hür iradenle çekiyorsun… ve alacağın en küçük ödül, Lothlórien hatırasının kalbinde daima taze ve lekesiz kalması olacak…”
— Yüzük Kardeşliği, “Lórien’e Veda”
23 Şubat’ta Orcların pususuna düştüler. Devasa bir gölge yıldızları kapatarak dondurucu bir dehşet saçtı. Legolas, “Elbereth Gilthoniel!” diye feryat ederek Lórien’in o büyük yayını gerdi ve gökten pike yapan kanatlı yaratığı vurdu; bu onun en ustaca hamlelerinden biriydi.
Üç Avcı
26 Şubat’ta Amon Hen‘de Kardeşlik dağıldı. Legolas bundan sonra ne yapacaklarına dair oylama yapılmasını önerdi. Kendi oyunu Minas Tirith‘ten yana kullanacağını ancak Frodo‘yu nereye giderse gitsin takip edeceğini söyledi: “Şimdi veda edip gitmek sadakatsizlik olur.” Boromir, Merry ve Pippin‘i savunurken düştüğünde Legolas okları tükenene kadar Orcları vurdu, ardından bıçağına sarıldı. Boromir’i katledilmiş halde bulduklarında Aragorn’la birlikte ağıt yaktı ve bu ağıtta Deniz’den esen Güney Rüzgârı rolünü üstlendi. Legolas, Boromir’in bedenini leş yiyicilere bırakmamaları gerektiğinde ısrar etti. Böylece cesedini bir kayıkla nehrin akıntısına bıraktılar.
Aragorn, Legolas ve Gimli, Uruk-hai‘lerin peşine düşüp Rohan düzlüklerini aşarak dört günden kısa bir sürede 217 kilometreye yakın yol katettiler. Uyumaya hiç ihtiyaç duymayan Legolas onları hep ileri gitmeye teşvik etti: “O neşeli gençlerin sığır gibi sürülmesi düşüncesi yüreğimi dağlıyor.” Gözleri fersahlarca ötesini görebiliyordu. Yolları Éomer komutasındaki Rohan Süvarileri tarafından kesildi. Yurtun Hükümdarı cüceyi tehdit ettiğinde Legolas Gimli’yi şiddetle savundu. Aragorn, Isildur‘un Vârisi olduğunu açıkladığında, Legolas’a onun alnında beyaz bir alev parlıyormuş gibi geldi. Éomer onlara at verdi. Hayvanların dilinden anlayan bir Elf olan Legolas, hırçın at Arod’un üzerine eyersiz sıçradı ve hayvan o anda ehlileşti.
Fangorn yakınlarında tüten Orc küllerini bulduklarında Hobbitleri boşuna aradılar. Ormanın eteklerinde kamp kurduklarında Legolas, dallarını ve yapraklarını kamp ateşinin sıcaklığına doğru uzatan bir ağaç fark etti. Daha sonra atları ortadan kayboldu; ama Legolas atların sesinin neşeli geldiğini, eski bir dostla karşılaşmış gibi duyulduklarını belirtti.
1 Mart’ta Fangorn’a girdiler. Legolas ormanın onları izlediğini ve öfkeli olduğunu hissetse de, kendini adeta yeniden gençleşmiş gibi hissettiğini ve burada mutlu olabileceğini söyledi. Gimli homurdanarak, “Tabii olursun. Elflerin her türlüsü gariptir ama ne de olsa sen bir Orman Elfi’sin,” dedi. Beyazlar içinde yaşlı bir adamla karşılaştıklarında Legolas önce yayını düşürdü. Sonra yayını alıp ateşlemeye hazırlanırken son anda onun Ak Gandalf olduğunu fark etti ve okunu gökyüzüne fırlatarak alevler içinde kül olmasını izledi. Gandalf serinkanlılıkla, “Sana tekrar hoş bulduk diyorum Legolas!” dedi.
Rohirrim ile Birlikte
Gandalf, Hobbitlerin Ağaçsakal‘ın yanında güvende olduğu haberini getirdi ve Galadriel’in mesajlarını iletti. Legolas’a yolladığı haber şuydu:
“Yeşilyaprak Legolas uzun zaman yaşadın mutlulukla ağaçların altında
Dikkat et denize! Duyarsan kıyıda martıların çığlığını,
Gayrı huzur bulmaz yüreğin ormanda.”
Gandalf Gölgeyele‘yi çağırdığında, Arod ve Hasufel de efendilerini takip ederek geri döndüler. Gandalf’ın Kral Théoden‘i iyileştireceği Edoras‘a sürdüler atlarını. Legolas orada parıldayan bir zırha büründü. Gimli, Éomer’in atına binmeyi ancak Legolas’ın yanlarında sürmesi şartıyla kabul etti. Éomer şöyle haykırdı: “Solumda Legolas, sağımda Aragorn varken karşımızda durmaya kimse cüret edemez!”
Miğferdibi Savaşı‘nda (3-4 Mart), Saruman‘ın 10.000 kişilik ordusuyla yüzleşirken Legolas Boynuzburg‘dan hiç hoşlanmadığını, yanında yüz tane Kuyutorman okçusunun olmasını dilediğini itiraf etti. Onu rahatlatan ise Gimli oldu. Savaşın başlarında en az yirmi düşman haklamıştı. Surlar patlatıldığında sadağı neredeyse boşalmıştı. Tökezleyen Aragorn’un hayatını, elinde kalan son okla kurtardı. Savaş bittiğinde kırk bir orc vurmuştu; ancak Gimli onu bir farkla geçmişti. Şafak sökerken Orcları tuzağa düşürmek için aniden ortaya çıkan Huorn ormanını görünce hayrete düştü. Onların büyük öfkesini hissetti, dallarının arasındaki gözleri gördü ama yine de Fangorn’u ziyaret etmeyi arzuluyordu. Fangorn’a onunla gelmesi şartıyla, Gimli’ye Aglarond’un Parıldayan Mağaraları‘na gitme sözü verdi.
5 Mart’ta Isengard‘da Merry, Pippin ve Ağaçsakal’la yeniden bir araya geldiler, ziyafet çektiler ve Saruman’ın düşüşüne şahit oldular.
Kralın Dönüşü
Aragorn güney sahillerine ulaşmak için Ölülerin Yolu‘na girmeyi seçtiğinde, Legolas ve Gimli tereddütsüz gönüllü oldular. Arod, Karanlık Kapı‘da huysuzlandı ama Legolas atı sakinleştirip onu içeri yönlendirdi. Gri Bölük içinde Yeminbozanlar‘dan korkmayan tek kişi (Elrond’un oğulları dışında) Legolas’tı; çünkü Yüce Elflerin hem görünen hem de görünmeyen dünyada kudreti vardı.
13 Mart’ta Pelargir‘de Korsanların gemilerini ele geçirdiler. Legolas işte burada martıları duydu ve Galadriel’in uyarısı gerçeğe dönüştü. Yüreğine derin bir Deniz özlemi düştü. Sonradan bunu anlattığında Gimli hemen araya girip, “Kendi adıma ben onları hiç umursamadım,” dedi. Legolas, Yüzük’ü alsaydı Aragorn’un ne kadar kudretli bir hükümdar olabileceğini burada bizzat gördü.
15 Mart’ta Minas Tirith’e vardıklarında, Pelennor Çayırları Savaşı‘nda yoldaşlarıyla omuz omuza savaştı. Savaştan sonra İnsanların uzun ömrü ve eninde sonunda kuracakları hakimiyet üzerine şüpheci Gimli’ye yorumlar yaptı. Dol Amroth Prensi Imrahil ile tanıştığında onda Nimrodel halkının kanını sezip saygıyla eğildi. Şehrin daha çok bahçeye ihtiyacı olduğunu belirterek, Aragorn taç giydiğinde kendi halkının buraya kuşlar ve ağaçlar getireceğine söz verdi.
Aragorn’a duyduğu sevgiden ötürü Morannon Savaşı‘na at sürdü. 25 Mart’ta Kara Kule‘nin düşüşüne şahit oldu. O gece Cormallen Kırları‘nda uyumak yerine ormanda yürüyüşe çıktı, Deniz hakkında şarkılar söyledi ve Thranduil izin verirse Ithilien‘e yerleşmeye karar verdi.
Yüzük Savaşı’ndan Sonra
Aragorn’un 1 Mayıs’taki taç giyme töreni ve Yılortası Günü’ndeki düğününün ardından Kardeşlik 22 Temmuz’da yola çıktı. Sözünü tutan Legolas, 19 Ağustos’ta Gimli ile birlikte Parıldayan Mağaralar‘a gitti ve gördükleri karşısında dili tutuldu. 22 Ağustos’ta ise Fangorn’u keşfetmek için geri döndüler.
Dördüncü Çağ’ın başlarında Elfleri Yeşilorman’dan güneye getirdi ve Ithilien’e yerleştiler. Orayı batı diyarlarının en güzel ülkesi haline getirdiler. Prens Faramir‘in yeni yuvasının meşhur bahçelerini de o tasarladı. Legolas ve Orman Elfleri ayrıca Gimli ile Cücelere Minas Tirith’in yeniden inşasında yardım ettiler.
Yine de Deniz’in çağrısı kulağından hiç eksilmedi. Dördüncü Çağ’ın 120. yılında Kral Elessar vefat ettiğinde Legolas, Ithilien’de gri bir gemi inşa etti. Anduin’den aşağıya süzülerek Batı’ya yelken açtı. Söylentilere göre Gimli’yi de yanına almıştı; onlar, Orta Dünya’dan ayrılan son iki Yüzük Kardeşliği üyesiydi.
Görünümü, Ekipmanları ve Kişiliği
Legolas, Caradhras’ı ve Ölülerin Yolu’nu hiç tereddüt etmeden geçerken, yolculuk boyunca neredeyse hiç sönmeyen bir neşe saçtı. Karda bata çıka yol açmak zorunda kalan “güçlü kuvvetli İnsanlarla” (Boromir ve Aragorn) dalga geçerken onun o genç doğası açıkça görülüyordu. Sadakati ve güzelliğe olan sevgisiyle hafızalara kazındı; Gimli’nin Parıldayan Mağaralar’ı anlatırken kullandığı o şiirsel ifadeler onu derinden etkilemişti.
Ayrıkvadi’de yeşil ve kahverengi kıyafetler içindeydi. Başlangıçta Kuyutorman yapımı bir yay taşıyordu, ancak daha sonra bunun yerini ulu Galadhrim Yayı aldı. Yanında taşıdığı uzun beyaz bıçağını, Miğferdibi’ndeki yakın dövüşte büyük bir ustalıkla kullandı. Eşsiz bir görüş yeteneğine sahip usta bir okçuydu. Christopher Tolkien, babasının (J.R.R. Tolkien) Legolas’ın “kadınsı” tasvirlerine karşı gösterdiği “öfkeli” itirazı şöyle not etmişti:
“Genç bir ağaç kadar uzun boylu, çevik, son derece güçlüydü. Devasa bir savaş yayını hızla gerip bir Nazgûl‘ü indirebiliyordu. Elf bedenlerinin o muazzam zindeliğiyle donatılmıştı; acıya o kadar dayanıklı ve sertti ki kayaların veya karların üzerinde sadece hafif pabuçlarla yürüyebiliyordu. Tüm Kardeşlik içindeki en yorulmak bilmez kişiydi.”
— Kayıp Öyküler Kitabı Bölüm İki
Saç rengine açıkça değinilmediği için bu konu hep tartışmalı kalmıştır. Anduin üzerindeyken Frodo, vuracak bir hedef arayan Legolas’ı şöyle tasvir eder: “Başı koyu renkti, keskin beyaz yıldızlarla taçlanmıştı…” Ancak bu, karanlıktaki silüetinin basit bir tasviri de olabilir. Hobbit’te babası Thranduil altın sarısı saçlı olarak betimlenir, bu da Legolas’ın bu özelliği ondan almış olabileceğini akla getirir. Ek F’de Eldar için “Finarfin‘in altın sarısı saçlı hanedanı hariç koyu renklidirler” denilse de Christopher Tolkien’in notları, bu kuralın başlangıçta sadece Noldor için geçerli olduğunu öne sürer. Sindar genelde koyu renk saçlıydı fakat gümüş saçlı Thingol ve Círdan gibi istisnalar da mevcuttu; bu da Thranduil (ve muhtemelen Legolas) gibi altın sarısı saçlı bir Sindar Elfinin varlığını tamamen makul kılıyor.
Etimoloji ve İsimler
Legolas adı, saf Sindarin dilinde “Yeşilyaprak” veya “yeşil yapraklar topluluğu” anlamına gelen Laegolas kelimesinin Orman Elfleri lehçesindeki halidir. Sindarin kelimeleri olan laeg (“yeşil” anlamına gelen nadir ve arkaik bir kelime) ile golas (yapraklar topluluğu, yeşillik; “yaprak” anlamına gelen las kelimesinin önekli çoğul hali) kelimelerinden oluşur. Dolayısıyla “Legolas Yeşilyaprak”, aslında sadece isminin ve Ortak Lisan‘daki çevirisinin yan yana kullanımından ibarettir. Quenya dilindeki kökteşi Laicolassë‘dir. Bir notunda Tolkien, Legolas’ı Ossiriand kökenli bir isim (laiquā > lēgo) olarak da değerlendirmiştir.
(Not: “Legolas Yeşilyaprak” ismi ilk olarak Gondolin’in Düşüşü‘nde, hayatta kalanları güvenliğe götüren Noldor soyundan bir Elf için kullanılmıştır. Ancak bu karakter Birinci Çağ‘da Tol Eressëa‘ya gitmiştir ve Kardeşlik’teki Legolas’la hiçbir alakası yoktur. Legolas karakteri, Yüzüklerin Efendisi‘nin yazım sürecinin geç aşamalarında Glorfindel‘in yerini alması için yaratılmıştır; bu durum onun orijinal Dokuzlu arasında neden bazen en az işlenmiş karakter olarak görüldüğünü de açıklayabilir.)
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Legolas’ın silahları ve donanımları nelerdir?
Legolas eşsiz bir okçudur. Başlangıçta Kuyutorman yapımı bir yay taşıyan Legolas’a, Lothlórien’de Galadriel tarafından ulu Galadhrim Yayı hediye edilmiştir. Ayrıca yakın dövüşlerde büyük bir ustalıkla kullandığı uzun beyaz bir bıçak da taşımaktadır.
Legolas kitaplarda kaç yaşındadır?
Legolas’ın kesin doğum tarihi J.R.R. Tolkien’in metinlerinde belirtilmemiştir. Ancak kitaplarda geçen ormanların yaşı ve dökülen yapraklar üzerine yaptığı yorumlardan, Yüzük Savaşı sırasında en az birkaç yüz, belki de binlerce yaşında olduğu tahmin edilmektedir. (Filmlerdeki 2931 yaşı kurgusaldır ve kitaba dayanmaz.)
Legolas’ın Cüce Gimli ile ilişkisi nasıldır?
Elfler ve Cüceler arasında Kadim Günler’den beri süregelen husumete rağmen, Legolas ve Gimli arasında Yüzük Kardeşliği yolculuğu sırasında eşine az rastlanır, sarsılmaz bir dostluk kurulmuştur. Bu bağ o kadar güçlüdür ki, Orta Dünya’dan ayrılırken bile birbirlerinden kopmamışlardır.
Yüzük Savaşı’ndan sonra Legolas nereye gitmiştir?
Legolas, Yüzük Savaşı’ndan sonra bir grup Orman Elfi’ni güneye getirerek Ithilien’e yerleşmiş ve burayı batı diyarlarının en güzel ülkesi haline getirmiştir. Ancak Dördüncü Çağ’ın 120. yılında Kral Elessar’ın (Aragorn) ölümü üzerine kalbindeki Deniz özlemine yenik düşmüş, yakın dostu Gimli ile birlikte Batı’ya yelken açmıştır.
Yüzüklerin Efendisi ile Orta Dünya’dan ilginç bilgileri kaçırmamak için takip etmeyi unutmayın.
Eğer bir Yüzüklerin Efendisi hayranıysanız, Orta Dünya sohbetleri için sizi Discord kanalımıza davet ediyoruz: https://discord.gg/ortadunya
Orta Dünya Yüzüklerin Efendisi ve Tolkien Rehberi
3 yorum
Yazıdan Bahsedenler Yüzüklerin Efendisi Dublajını EFSANE Yapan 24 Seslendirme Sanatçısı - The White Tree
Yazıdan Bahsedenler Yüzük Kardeşliği: Enneagram Kişilik Tipi Sınıflandırılması - Orta Dünya
Yazıdan Bahsedenler Yüzüklerin Efendisi Dublajını EFSANE Yapan 24 Seslendirme Sanatçısı