Sauron

Sauron

Sauron (Künye):

Irk: Maia
Dil: Ortak Lisan, Sindarin, Quenya, Kara Lisan
Cinsiyeti: Erkek
Soy: Ainur
Doğum Tarihi: Yok
Ölüm Tarihi: 25 Mart 3019, 3. Çağ
İkamet Ettiği Yerler: Barad-dur, Dol Guldur, Minas Tirith (Beleriand), Angband, Valinor

Kadim Günler & İlk Çağ’da Sauron

Sauron başlangıçta bir Maia idi. Valar‘ın hizmetkarı ve yardımcılarından biriydi. Orta-Dünya yaratılmadan önce Dünya’ya gelmişti. Başlangıçta kötü değildi, bir Vala olan Aule’nin Maia’sıydı. Aule bir demirciydi ve tüm zanaatların efendisiydi. Sauron ondan demirin ve altının işlenmesine dair pek çok şey öğrendi. Lakin Melkor tarafından kötü tarafa çevrilmişti. Ve Melkor’un Dünya’yı bu kadar bozmasında Melkor’un kendisinden sonra en büyük pay onundu. Melkor’un Maia’ları arasında adı en iyi bilinen ve en nefret edilendi. Uzun süre Karanlıklar Efendisine hizmet etti.

İlk Çağ’da Sauron özetini videodan izleyebilirsiniz:

Melkor Orta-Dünya’nın kuzeyinde Utumno’yu inşa etmişti. Sauron’a ise Valar’ın saldırılarına engel olması için Angband’ın Lordu olarak gönderdi. Valar Orta-Dünya’da İlluvatar’ın ilk çocukları elflerin uyandığını öğrendiği zaman Morgoth’a savaş açmaya karar verdi. Güçler savaşında Utumno yıkıldı ve Melkor yakalandı. Melkor’a üç çağ boyunca Mandos’un Salonlarına hapsedilmesine karar verildi. Güçler Savaşı’nda Melkor mahkum olup Angband Kalesi yıkıldıktan sonra Angband’ın derin mağaralarında saklandı ve Valar tarafından yakalanmadı.

Melkor Yakalandıktan Sonra Sauron

Melkor üç çağ boyunca Mandos salonlarında yaşadıktan sonra Valar’dan af diledi ve serbest bırakıldı. Bir süre Valinor’da yaşadıktan sonra Feanor tarafından yapılan Silmariller’i çalıp Feanor’un babası Finwe’yi katledip Orta-Dünya’ya kaçtı. Bunun üzerine Noldor Ölümsüz Toprakları terkedip Silmarilleri tekrar almak için Orta-Dünya’ya geldi.  Melkor yokken Angband’ı Melkor’un dönüşü için tekrar inşa etti. Ve Melkor döndüğünde tekrar onun emrine girdi.

Melkor yokken daha akıllanmış daha güçlü ve zalim olmuştu. En büyük özelliği birçok hayvan vücuduna bürünebiliyor yani istediği zaman form değiştirebiliyordu. Melkor için korkunç hayvanların bedenlerinden ve ruhlarından yararlanarak kurtadamları yarattı. Kölelerinden bir başkası da bir haberci olarak kullandığı vampir Thuringwethil’di.

Dagor Bragollach’tan yaklaşık iki yıl sonra, Noldor hâlâ Sirion’un kaynakları etrafında batı geçidini savunuyorlardı, suyunda Ulmo’nun kudreti olduğu için Minas Tirith, Orklara karşı dayanıyordu, ama sonunda, Fingolfin’in ölümünün ardından, Morgoth’un en büyük ve en korkunç hizmetkârı Sindar dilinde adına Gorthaur denen Sauron, Tol Sirion üzerindeki kulenin muhafızı Orodreth’in karsısına çıktı.

Korkunç kudretin büyücüsü haline gelmişti, gölgelerin ve hayaletlerin efendisi, akılda iğrenç, güçte zalim, dokunduğunu biçimsizleştiren, hükmettiğinde boyun eğdiren, kurtadamların efendisi; egemenlik alanı işkenceydi.

Sauron Minas Tirith’i Ele Geçirir

Savunanların üzerine karanlık bir korku bulutu çökertip saldırarak Minas Tirith’i ele geçirdi; ve Orodreth, Nargothrond’a kaçtı. Ardından orasını Morgoth için bir koruma kulesine çevirdi, kötülüğün kalesi, bir tehdit noktası; ve güzel Tol Sirion uğursuzlaştı, adına Kurtadamlar Adası, Tol-in-Gaurhoth dendi.

Artık hiçbir canlı yaratık, kulesinde oturan Sauron tarafından görülmeden vadiden geçemezdi. Simdi Morgoth, batıya geçişi ele geçirmişti ve dehşeti Beleriand düzlüklerini, ormanlarını doldurdu.

Sauron Barahir’in Peşinde

Melkor Barahir’i öldürmesi için Sauron’a emir vermişti. Sauron Barahir’in yoldaşlarından Mutsuz Gorlim’i tuzağa düşürmüştü. Gorlim karısı Eilinel’in yaşadığını düşünüyordu. Bir güz zamanı akşamın alacakaranlığında gelip pencereye yaklaştığında düşündüğü gibi bir ışık gördü; çekinerek içeriye baktı. Eilinel’i gördü, yüzü keder ve açlıkla yıpranmıştı; duyduğu kadarıyla onu terk ettiği için ağıt yakıyormuş gibi geldi, ama ona bağırıldığı anda ışık rüzgarda üflenip söndürüldü; kurtlar uludu ve aniden omuzların da Sauron’un avcılarının ağır ellerini hissetti.

Böylece Gorlim tuzağa düşürüldü; onu kamplarına götürüp Barahir ile ilgili haberleri öğrenmeye çabalayarak işkence yaptılar. Ama Gorlim hiçbir şey söylemedi, o zaman eğer kabul ederse, serbest bırakılacağını ve Eilinel’in geri verileceğini vaat ettiler; acıyla yıpranan Gorlim, karısını arzulayarak sonunda tereddüt etti. Onu hemen Sauron’un korkutucu huzuruna götürdüler. Sauron dedi ki;

”Şimdi benimle takas istediğini duyuyorum. İstediğin bedel nedir?”

Ve Gorlim Eilinel’e yeniden kavuşmayı, onunla serbest bırakılmayı istedi; çünkü Eilinel’in esir edildiğini düşünüyordu. Sauron gülümseyerek,

”Böylesi büyük bir ihanet için küçük bir bedel. O zaman kesinlikle yapılacak. Konuş.”

Gorlim vazgeçecekti ama Sauron’un gözlerinden korkarak sonunda tüm bildiklerini anlattı.
O zaman Sauron güldü; Gorlim’le alay edip onu tuzağa düşürmek için sadece büyüyle yaratılmış bir hayalet gördüğünü açıkladı; çünkü Eilinel ölmüştü.

”Her şeye rağmen dileğini kabul edeceğim. Eilinel’in yanına gidecek ve hizmetimden azad edileceksin.”

Ve sonra onu zalimce öldürdü.

Barahir’in yeri açığa çıkar

Böyece Barahir’in gizlenişi açığa çıkmıştı, Morgoth etraflarına ağını ördü; ve orklar şafaktan önceki sessiz saatlerde gelip Barahir’i öldürdüler. Orkların Barahir’i öldürdüklerine kanıt olarak Barahir’in yüzüğünü istemişti. Bunun için orkların komutanı Barahir’in bileğini kesip yüzüğü almıştı ama Barahir oğlu Beren babasından kalan son yadigarı ele geçirmek için bir kayanın arkasından fırladı ve ork komutanını öldürüp yüzüğü ele geçirip kaçtı.

Beren’i öldürüp yüzüğü ele geçirmek için kurtadamlarını yolladı ama Beren onlardan kaçmayı başardı. Beren orklardan ve kurtadamlardan kaçarken Luthien’e rastladı ve ona aşık oldu. Beren Thingol’un huzuruna çıkıp Luthien’le evlenmek istediğini söylediğinde Thingol şart olarak Melkor’un tacından bir silmaril istedi. Bir güz akşamında, Finrod, Beren ve yanlarında on yoldaşıyla birlikte Nargothrond’dan yola çıktılar; Ivrin Çağlayanları’ndaki kaynağına dek Narog’un kıyısı boyunca kuzeye çıktılar. Gölgeli Dağlar’in eteklerinde bir Ork birliğine rastladılar, geceleyin hepsini kamplarında öldürdüler; esyaları ve silahlarını aldılar.

Sauron, Felagund Finrod mücadelesi

Felagund’un hünerleriyle biçimlerini ve yüzlerini Orklara benzettiler; böylece kılık değiştirmiş şekilde kuzeye giden yollarında ilerleyerek Ered Wethrin ile Taur-nu-Fuin’in dağlık yerleri arasındaki batı geçidine girmeye cesaret ettiler. Ama kulesindeki Sauron onları hissetti ve şüphelendi; çünkü oradan geçen Morgoth’un tüm hizmetkârlarına emredildiği gibi yaptıklarını bildirmek için durmayıp hızla devam etmişlerdi.

Bu yüzden yollarını kesip huzuruna getirmek için hizmetkârlarını gönderdi. Böylece Sauron ve Felagund’un ünlü mücadelesi gerçekleşti; çünkü Felagund gücün şarkılarında Sauron ile uğraştı ve Kral’ın gücü çok büyüktü; ama O da, Leithian Destanı’nda anlatıldığı gibi üstattı.

Sonra Sauron onların gizliliklerini açığa çıkardı, huzurunda çıplak korku içinde durdular. Soyları açığa çıkmasına rağmen isimlerini ya da amaçlarını keşfedemedi. Karanlık, sessiz ve derin bir çukura atarak, biri gerçeği söylemedikçe, onları zalimce öldürmekle tehdit etti. Ara sıra karanlıkta parlayan iki göz gördüler ve bir kurtadam, yoldaşlardan birini yuttu; ama hiçbiri efendilerine ihanet etmedi.

Beren ve Felagund, Sauron’un çukurlarındaydılar ve tüm yoldaşları ölmüştü; Sauron, Felagund’u en sona saklamak amacındaydı, çünkü onun büyük kudrete ve bilgeliğe sahip bir Noldo olduğunu anlamıştı, onların gizli islerinin sırrının onda yattığını düşünüyordu. Ama kurt Beren için geldiğinde, Felagund tüm gücünü kullanarak birden zincirlerini kırdı; kurtadamla boğuşarak onu elleri ve dişleriyle öldürdü; ancak kendisi de ölümcül yaralar almıştı.

Felagund Finrod’un ölümü

Ve Felagund Finrod işte böyle Orta-Dünya’yı terk edip Mandos’un salonlarına gitti. Tam o anda Lûthien geldi ye Sauron’un adasına yönelen köprü üzerinde durup hiçbir taş duvarın engelleyemediği bir şarkı söyledi. Beren onu duydu, düş gördüğünü sandı; çünkü yıldızlar üzerinde parıldıyor, ağaçlarda bülbüller şakıyordu. Ve yanıt olarak, Morgoth’un ölümü için bir işaret olarak Varda’nın Kuzey’in göklerine astığı Yedi Yıldız’ı, Valar Orağı’nı övmek için yazdığı bir meydan okuma şarkısı söyledi. Sonra tüm gücü ondan ayrıldı ve karanlığın içine yığıldı.

Ama Luthien, onun yanıtlayan sesini duymuştu ve daha büyük güçlere dair bir şarkı söyledi.

Kurtlar uludu, ada sallandı. Sauron kara düşüncesiyle sarılı olarak yüce kulesinde dikiliyordu sesini duyduğunda gülümsedi, çünkü onun Melian’ın kızı olduğunu anlamıştı. Luthien’in güzelliği ve şarkısının mucizesi Doriath’tan çok uzaklara dek yayılmıştı; onu yakalayıp Morgoth’un kudretine teslim etmeyi düşündü, ödülü çok büyük olacaktı. Bu yüzden köprüye bir kurt yolladı. Ama Huan onu sessizce öldürdü.

Sauron teker teker diğerlerini de gönderdi; Huan onları teker teker boğazlayıp öldürdü. Sonra, kötülük kadar kadim, korkutucu bir hayvan olan Draugluin’i, Angband’daki kurtadamların efendisi ve babasını gönderdi. Gücü çok büyüktü; Huan ile Draugluin’in mücadelesi uzun ve şiddetliydi.

Sauron ve Huan’ın dövüşü

Ama sonunda Draugluin kaçıp kuleye sığınarak Sauron’un ayakları dibinde öldü; ölürken efendisine dedi ki: “Huan orada!” Sauron, o ülkede herkesin bildiği gibi, Valinor’un kurt köpeği için emredilen yazgıyı biliyordu, bunu kendisinin başarabileceğini düşündü. Bu yüzden bir kurtadam suretine bürünerek kendini dünya üzerinde yürümüş en güçlü kişi yaptı; ve kazanmak için köprünün ağzına ilerledi. Yaklaşmasının dehşeti öyle büyüktü ki Huan kenara sıçradı.

Sonra, Lûthien’in üstüne atıldı; kız onun gözlerindeki korkunç ruhun kötülüğü ve soluğunun pis dumanı yüzünden bayıldı. Ama Luthien düşerken onun gözlerinin önüne koyu pelerininin bir kıvrımını fırlattı; Sauron sendeledi, çünkü çabuk geçen bir uyuşukluk içinde kalmıştı. Sonra Huan atıldı. Huan ve Kurt- Sauron’un mücadelesi başladı, uluma ve havlayışlar tepelerde yankılandı; vadinin öte yakasındaki Ered Wethrin’in duvarları üstündeki nöbetçiler, bu sesleri uzaklardan duyarak korku içinde titrediler.

Ama ne büyücülük ne büyü, ne pençe ya da zehir, ne şeytanın marifeti ne de hayvan kuvveti Valinor’lu Huan’ı yenemezdi; düşmanı boğazından yakalayıp altına aldı. Sonra Sauron, biçim değiştirerek yılan suretine ve ardından alışılmış suretine dönüştü; ama bedenini tamamen terk etmeden Huan’ın kavrayışından kurtulamazdı. Kötü ruhu karanlık yuvasını terk etmeden önce Lûthien yanına geldi ve et suretinden sıyrılmasını, hayaletinin titreşerek Morgoth’a gönderilmesi gerektiğini söyledi; ve dedi ki:

”Kulenin yönetimini bana teslim etmedikçe çıplak varlığın, orada ebediyen Morgoth’un gözleriyle delinecek ve aşağılanmanın eziyetine katlanacak.”

Sauron Minas Tirith’i terk ediyor

Sauron kabul etti, Lûthien adanın ve oradaki her şeyin yönetimini aldı; ve Huan onu serbest bıraktı. Hemen, ayın önünden geçen karanlık bir bulut gibi vampir suretine bürünüp boğazından ağaçların üzerine kan damlatarak kaçarak Taur-nu-Fuin’e ulaştı ve bölgeyi dehşetle doldurarak oraya yerleşti. Luthien ve Beren ise Silmarili ele geçirmek için yollarına devam ettiler ve sonunda bunu başardılar.

İlk Çağ’ın sonunda Earendil’in Valinor gidişi Valar’ın ordusunun Melkor’a savaş açmasıyla Gazap Savaşı ile Melkor yenildi sonsuza dek sürgüne gönderildi ve boşluğa atıldı. Thangorodrim yıkılıp Morgoth alt edildiğinde yine hoş yüzünü takınıp, Manwe’nin habercisi Eönwe’nin önünde kapandı ve yaptığı tüm kötülükleri inkar etti. Lakin bu suçları affetmek Eönwe’nin yetkisini aşıyordu bu yüzden Sauron’un Aman’a gelip Manwe’nin huzurunda yargılanmasına karar verdi.

Utanç içindeydi, küçük düşmüş bir şekilde geri dönmeye, Valar’ın hükmünü kabullenmeye gönülsüzdü, hüküm iyi niyetini kanıtlamak için uzun bir kölelik olabilirdi; çünkü Morgoth’un iradesi altındayken kudreti çok büyüktü. Böylece Eonwë’nin ayrılışının ardından Orta Dünya’da gizlendi ve yeniden kötülüğe bulandı; çünkü Morgoth’un onu bağladığı zincirler çok sağlamdı.

İkinci Çağ

İkinci Çağ’ın 500. yılında Sauron’un gücü artmaya başlamıştı. Valar Orta-Dünya’yı terk ettikten sonra kendi planlarını uygulamaya karar verdi. Sauron’un Melkor’dan farklı olarak insanları yok etmeyi değil onları yönetmek ve kontrol etmek istiyordu. Ve bu yolda ustası Melkor’dan çok daha akıllıca hamleler yapacaktı.

Orta-Dünya’nın doğusunda ve güneyinde yaşayan insanlara geniş topraklar ve hükümdarlık vaatleriyle kandırarak kendi tarafına çekmişti. İnsanları tuzağa düşürmek daha kolaydı çünkü insanlar güce karşı büyük zaafları vardı. O zamanlar İlk Çağda Morgoth’a karşı savaşmış olan Noldor’un yanında savaşa giren Numenorean insanlarının arasına girmekten korkmuştu çünkü o zamanlar Numenorean kralları çok yüceydi.

İkinci Çağın 1000 yılında krallığını kuracağı yer olarak Mordor’u seçmişti. Mordor doğal bir kale gibiydi üç tarafı aşılması neredeyse imkansız dağ sıraları ile korunuyordu. Kuzeyde Kül Dağları ve batı ile güneyde Gölge Dağları Dağları ile sınırlanan Mordor’a sadece iki giriş vardı: Kuzeybatıdaki Cirith Gorgor ve batıdaki Cirith Ungol. Aynı zamanda burada yüce bir kule olan Barad-dur’un yapımına başladı.

Sauron Annatar kılığında

Aslında gerçek planı Elfleri kendi yanına çekmekti. Çünkü İlkdoğanlar’ın o zamanlarda gücü çok büyüktü. 1200 yıllarda Eriador’a Valar’ın bir hizmetkarı gibi Eriador’a gitti ve burada Annatar ”Hediyelerin Lordu” ünvanını aldı.

Sadece Lindon’a girememişti. Çünkü Yüce Noldor Kralı Gil-Galad ve Elrond ondan ve hoş görünümden şüpheleniyorlardı ve gerçekte kim olduğunu bilmeseler de onun topraklarına girmesine izin vermediler.

Öğütleri en çok Eregion’da karşılık bulmuştu. Noldor’da Batı’ya dönmeyi reddettikleri için yüreklerinde huzur yoktu ve aslında hem sevdikleri Orta Dünya’da kalmak hem de geride bıraktıkları şeylerin mutluluğunu yaşmak istiyorlardı. Böylece Sauron’a kulak verdiler ve bilgisi engin olduğu için ondan çok şey öğendiler.

Celebrimbor büyükbabası Feanor’un ününe göz dikti. Celebrimbor, Sauron tarafından bozulmadı, ama Sauron’un yalanları ile aldatıldı. Sauron’un talimatıyla Celebrimbor ve Elf demirciler 1500 yılında daha sonra Cüceler’e verilecek yedi güç yüzüğünü ve Numenorian Kralları’na verilecek dokuz yüzüğü yaptılar. Ama Celebrimbor Sauron’dan gizli olarak üç yüzük daha dövdü ve bunlara Narya, Nenya, ve Vilya adını verdi.

Tek Yüzük ve diğer yüzüklerin yapımı

1600 yılında Mordor’a dönüp tek yüzüğü yaptı. Tüm diğer yüzüklerde bu tek yüzüğe bağlıydı. Hatta yapıldığından haberi bile olmayan üç Elf yüzüğünün bile, ama Sauron tek yüzüğü dövdüğünde diğer üç yüzükten de haberdar oldu ve Celebrimbor’un onu kandırdığını anladı, ama Elfler de Tek Yüzükten haberdar olmuşlardı. Tek Yüzük’ü taktığında daha küçük yüzüklerin yaptıkları şeylerin anlamını kavrayabiliyor, onları takanların bütün düşüncelerini görüp yönetebiliyordu.

Elfler bu kadar kolayca yakalanamazlardı. Sauron, Tek Yüzük’ü parmağına taktığı anda varlığının farkına vardılar; onu tanıyorlardı, kendilerinin ve tüm yaptıklarının efendisi olacağını kavramışlardı. Kızgınlık ve korku içinde yüzüklerini çıkardılar. Sauron düşüncelerinin açığa çıktığını, Elflerin aldanmadığını anladığında öfkeyle doldu; onlara karşı açıkça savaş açtı, Elf demircilerinin kendi bilgisi ve öğütleri olmadan yüzükleri yapamayacağını söyleyerek bütün yüzüklerin kendisine verilmesini istedi, ama Elfler ondan kaçtı; yüzüklerinin üç tanesini kurtarıp uzaklaşırdılar, sakladılar.

Sauron ve elflerin savaşı

O andan itibaren Sauron ile Elfler arasındaki savaş hiç bitmedi; İlk savaşın olduğu yer Eregion’du ve 1697 yılında Celebrimbor’un tüm savunma hatları ele geçirildi. Ve Mirdain’in evinin merdivenlerinde Sauron tarafından yakalandı. Sauron Mirdain’in evinde diğer dokuz güç yüzüğünü ve diğer hazineleri de buldu. Moria’nın kapıları kapandı.

İnsanların Yarmavadi adını verdiği Imladris denilen kale ve sığınak, Yarı Elf Elrond tarafından o günlerde kuruldu; ve uzun süre varlığını korudu. Ama Sauron geri kalan tüm Güç Yüzükleri’ni elinde topladı; kendi egemenliği altına almak umuduyla, kendi soylarının sahip olduğundan daha fazla gizli güç arzulayan Orta Dünya halklarına yüzükleri dağıttı. Cücelere yedi yüzük verdi; ama iradesine boyun eğmeye diğerlerinden daha hazır olduğunu ispatlayan İnsanoğlu’na dokuz yüzük verdi.

Yapımlarında payı olduğu için daha kolay bir şekilde tüm yüzükleri yönetip bozdu, yüzükler lanetlendi ve sonunda onları kullanan herkese ihanet etti. Cüceler daha sert ve ehlileştirilmesi daha zor görünüyordu; başkalarının egemenliğine katlanamayacak gibiydiler, ne kalplerindeki düşüncelerin iç yüzünü kavramak ne de gölgeye dönüp dönmeyeceklerini anlamak kolaydı.

Cüceler yüzükleri sadece servet elde etmek için kullandı; öfke ve kontrolsüz servet edinme hırsı yüreklerini tutuşurdu, bunda Sauron’un işine yarayacak kadar kötülük vardı. Denir ki, eskinin Cüce Kralları’nın Yedi Yığını’nın her birinin oluşumunda bir altın yüzük vardır; ama bütün bu hazine yığınları çok önceleri yağmalanmış Ejderler hepsini yiyip yutmuş Yedi Yüzük ateşler arasında yok olup gitmiş ama bazılarını Sauron kurtarmıştı.

Nazgul’un ortaya çıkışı

İnsanoğlu kolaylıkla tuzağa düşebildiğini kanıtlamıştı. O günlerde Dokuz Yüzük’ü kullananlar giderek güçlendiler, eskinin kralları, büyücüleri ve savaşçıları oldular. Zaferler ve büyük servetler kazandılar ama yüzükler onların felaketleri oldu. Sahip oldukları sonsuz yaşam sonunda onlara dayanılmaz gözükmeye başladı. Eğer isterlerse, güneşin altındaki bu dünyada, bütün gözlere görünmeden yürüyebilir ve ölümlü insanoğluna görünmez olan her şeyi görebilirlerdi; ama sık sık hayaletler ve Sauron’un görüntüleri olarak görülürlerdi. Ve birer birer, er ya da geç, başlangıçtaki isteklerinin iyi ya da kötü oluşuna, doğuştan gelen güçlerine göre taktıkları yüzüğün kölesi haline geldiler,

Sauron’un taktığı Tek’in egemenliği altına girdiler. Hükmeden Yüzük’ü takanı korumak için sonsuza dek görünmez oldular, böylece gölgeler krallığına girdiler. Onlar artık Yüzüktayfları’ydı, Nazgûl, Düşman’ın en korkunç hizmetkârları; karanlık onların yanında ilerledi, ölümün sesiyle haykırdılar.

Artık Sauron’un hırsı ve kibri hiçbir sınır tanımayacak kadar artmıştı, kendisini Orta Dünya’daki her şeyin efendisi yapmaya karar verdi, Elfleri yok etmeye, eğer yapabilirse Númenór’u yıkmaya. Ne özgürlüğe ne de rekabete tahammülü vardı ve kendisini Dünya’nın Efendisi diye isimlendirdi. İnsanoğlu’nun gözlerine nazik ve bilge görünmek istediği zaman onları aldatmak için hâlâ bir maskeye bürünebiliyordu.

Ama eğer işe yarayacaksa, güç ve korkuyla hükmetmeyi tercih ediyordu; gölgesinin tüm dünyaya yayılmakta olduğunu kavrayanlar, ondan Kara Efendi diye bahsettiler, Düşman diye isimlendirdiler; yeryüzünde ve yeraltında Morgoth’un döneminden kalan tüm şeytani varlıkları yönetimi altında yeniden bir araya topladı, orklar onun idaresindeydi ve sinekler gibi çoğaldılar.

Kara Yıllar

Böylece Elflerin Kaçış Günleri dediği Kara Yıllar başladı. O günlerde Orta Dünya Elflerinin çoğu Lindon’a kaçtı ve oradan denizleri aşıp bir daha asla geriye dönmediler; çoğu da Sauron ve hizmetkârları tarafından yok edildi. Ama Lindon’da Gil-galad hala güçlüydü ve şimdilik Ered Luin dağlarını aşarak Limanlar’a saldırmaya cesaret edemiyordu; ve Gil-galad Nûmenöreanlardan yardım alıyordu.

Diğer her yerde saltanat sürdü, özgür kalabilenler ormanların ve dağların korunaklı yerlerine sığındılar, ama korku peşlerini asla bırakmadı. Doğuda ve güneyde nerdeyse tüm İnsanlar onun egemenliği altına girmişlerdi, insanların o günlerde güçleri çoğalmışı, birçok şehir ve taş duvarlar inşa ettiler, demirle silahlanmışlardı, savaşta kalabalık ve vahşiydiler. Onlar için Sauron hem kral hem de tanrıydı; yaşadığı yeri ateşle kuşattığı için ondan fazlasıyla korkuyorlardı. Sauron Numenor’un topraklarına saldırıyor kıyılardaki şehirleri yağmalıyordu. Amacının Numenor’u yıkmak olduğunu açıklamıştı.

Uzun bir bekleyişin ardından Sauron’un batı topraklarına yaptığı istila geldi. Ama orada Nûmenor’un gerçek kudretiyle karşılaştı. Krallıklarının zirvelerinde olan Nûmenoreanların gücü ve görkemi öyle büyüktü ki Sauron’un hizmetkârları onlara karşı dayanamazdı. Deniz’in Kralı, Orta Dünya’nın üzerine yürüdüğünde, o topraklar bomboş ve sessizdi.

Yedi gün boyunca sancaklar ve borularla ilerledi. Bir tepeye geldi, tepenin üzerine otağını ve tahtını kurdu; toprakların ortasına kuruldu, ordusunun çadırları çevresinde mavi, altın rengi ve beyaz renklerde, uzun çiçeklerden oluşan bir tarla görüntüsü sergileyerek dizildi. Ardından haberciler göndererek Sauron’a huzuruna gelip sadakat yemini etmesini emretti.

Sauron esir alınıp Numenor’a götürülüyor

Sauron geldi. Hatta güçlü kulesi Barad-dûr’dan kalkıp geldi, savaşa hiç yeltenmedi. Çünkü Deniz’in Kralı’nın kudretinin ve görkeminin söylenenlerin üzerinde olduğunu anlamıştı, en kudretli hizmetkârlarına bile onlara karşı koyabilmeleri konusunda güvenemezdi; Dúnedain hakkındaki istekleri için henüz zamanın gelmediğini görmüşü. Güç iş yaramadığında, hilekârlığına başvurarak kazanacak kadar becerikli ve kurnazdı. Böylece, Ar-Pharazôn’un huzurunda boyun eğerek dilini yumuşattı; ve insanlar söylediklerinin adilliğine ve bilgeliğine hayran kaldı.

Ama Ar-Pharazôn tamamen kanmamıştı, aklına Sauron’un ve içtiği sadakat andının daha iyi korunabilmesi için onun ve Orta Dünya’daki tüm hizmetkârlarının rehine olarak yaşamak üzere Númenór’a götürülmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu Sauron’un razı olduğu bir tutsaklıktı, gizli düşüncelerinde bunu memnunlukla kabul ediyordu çünkü bu durum aslında onun arzularına uyuyordu. Denizi aşıp Númenór diyarına baktı, görkemli günlerini yaşayan Armenelos şehrini şaşkınlıkla seyretti; ama kalbi kıskançlık ve nefretle daha da doldu.

Numenor’un çöküşü

Ar-Pharazon güç yüzüklerinden habersizdi, bu yüzden Tek Yüzüğü Sauron’dan almadı. Kısa bir zamanda tutsak olmaktan kurtulmuş kralın danışmanı olmuştu. Sonunda Ar- Pharazon’un Yüksek Rahibi olmuştu. On yıl sonra Ar-Pharazon’u, Valinor’a saldırması konusunda ikna etmiş, Ar-Pharazon’u Ölümsüz Topraklar’a hakim olduğu taktirde sonsuza dek yaşayacağına inandırmıştı.

Bir kaç yıl sonra Orta-Dünya’nın o güne dek görmediği büyüklükteki askeri güçlerini Valinor kıyılarına çıkarmıştı. Tam bu noktada Eru direk olarak müdahaleci olmuştur: Numenor denizler altında bırakılmış ve büyük donanması yok edilmiştir. Şimdi Ulu Yüzük’ü yeniden takmış kendini güçle örtmüştü; Sauron kötülüğüne Elf ve İnsanların en güçlüleri bile zor dayanabilirdi. Lakin çok az sayıdaki sadık Numenorean’lı sağ kurtulacak ve daha sonra Gondor ve Arnor olarak bildiğimiz krallıklar kurulacaktır.

Sauron artık Eldar ve Batıil İnsanları’na karşı savaşa hazırlanıyordu, Dağın ateşleri yeniden uyanmıştı. Böylece, uzaklardaki Orodruin’in dumanları görüldüğünde anlaşıldı ki Sauron dönmüştü ve Númenóreanlar dağı Kıyamet Dağı, Amon Amarth diye yeniden isimlendirdiler. Doğudaki ve güneydeki hizmetkârlarını bir araya getirerek büyük bir güç topladı; onların arasında Númenór’un soylu ırkından gelenler de az değildi. Çünkü Sauron’un ülkelerindeki konukluğu döneminde halkın hemen hemen tamamının yürekleri karanlığa dönmüştü.

Böylece o günlerde doğuya yelken açarak, kaleler kurarak kıyılara yerleşenler onun iradesine boyun eğmeye zaten hazırdı ve Orta Dünya’da memnuniyetle ona hizmet etmeyi sürdürdüler. Onlar Gil-galad’ın gücü yüzünden, çok uzaklardaki güney diyarlarına yerleşen kaçaklardı, kudretli ve kötü efendilerdi; yine de aralarından iki kişi orada kaldı, Anduin’in ağızlarının ötesinde Mordor’un güneyindeki geniş topraklara yerleşmiş güçlü, zalim bir halk olan Haradrim arasında güç kazanan Herumor ve Fuinur.

Sauron Orta Dünya’ya saldırıyor

Artık zamanının geldiğine inanıyordu. Yanında büyük ve güçlü bir ordu ile Gondor krallığına saldırdı. Minas Ithil’i ele geçirip Isildur’un Ak Ağacı’nı yok etti. Ama Isildur, yanına Ağaç’ın bir fidesini alarak, karısı ve oğullarıyla birlikte kaçmıştı, gemisine binip Nehir’den aşağıya ilerleyerek Andiun’in ağızlarından yelken açarak Elendil’i aramaya gitti.

Bu arada Anarion, Osgiliath’ı Düşman’a karşı savunmuş ve bir süre için onu dağlardan geriye püskürtmüştü; ama güçlerini yeniden bir araya topladı ve Anarion, yardım gelmeden krallığının onun karşısında uzun süre dayanamayacağını biliyordu.

Elf ve İnsanlar’dan oluşan ordu Imladris’ten Puslu Dağlar’ı aştılar, Anduin Nehri boyunca aşağıya doğu ilerlediler, sonunda Kara Diyar’ın kapısının önünde uzanan Muharebe Alanı’nda, Dagorlad’da, Sauron’un ordusuyla karşı karşıya geldiler. Yaşayan her şey, bütün soylar, hatta hayvanlar ve kuşlar bile, o gün ikiye ayrılarak iki orduya katılmıştı; sadece Elfler dışında. Bir tek onlar bölünmemiş ve Gil-galad’ı izlemişti. Cücelerin küçük bir bölümü karşı safa geçmişi; ama Moria’lı Durin’in soyu Sauron’un karşısındaydı.

Son İttifak Savaşı

Gil-galad ve Elendil’in ordusu zafer kazandı, çünkü o günlerde Elflerin kudreti hâlâ büyüktü ve kuvvetli, uzun boylu Nûmenöreanların öfkeleri korkunçtu. Gil-galad’ın mızrağı Aeglos’un karşısında kimse dayanamıyordu; Elendil’in kılıcıysa insanları ve orkları korkuyla dolduruyordu, çünkü Güneş ve Ay’ın ışığında parıldıyordu, adı Narsil’di.

Gil-galad ve Elendil, Mordor’un içlerine ilerleyerek Sauron’un kalesini kuşattılar; kuşatma yedi yıl boyunca sürdü, kuşatmayı yarmak için Sauron sayısız saldırılar düzenledi. Düşman’ın fırlattığı oklar, kargılar ve ateş yüzünden keder verici kayıplar yaşandı. Son İttifak Muharebesin’de Gorgoroth vadisinde birçok kişinin yanında Elendil oğlu Anarion’da katledildi. Ama sonunda kuşatma öylesine daraltıldı ki kendisi öne çıkarak saldırdı; Gil-Galad ve Elendil’le boğuştu, ikisini de öldürdü,

Elendil’in kılıcı yere düşen bedeninin altında kalarak kırıldı. Ama Sauron da yere yıkılmıştı ve Isildur, kırılmış Narsil’in kabza parçasıyla Hükmeden Yüzük’ü Sauron’un elinden keserek aldı. Artık Sauron için yenilgi zamanı gelmişti, bedenini terk etti ve ruhu uçarak uzaklara kaçtı. Issız yerlere saklandı; bir daha görünür bir biçim alabilmek için uzun yılların geçmesi gerekiyordu.

Üçüncü Çağ’da Sauron

Isildur Elrond ve Cirdan’ın öğütlerine rağmen Tek Yüzük’ü yok etmeyi reddetmişti. Yüzüğü babamın ve kardeşimin canlarının diyeti olacağını söyleyerek yanına almıştı. Lakin Yüzük İsildur’a da bir fayda sağlamadı. Ferah Çayırlar Felaketi diye adlandırılan baskında İsildur nehirden yüzerek kaçmak istemişti. Lakin Yüzük İsildur’a ihanet ederek parmaklarından çıkmış ve ork oklarıyla ölmesine neden olmuştu.

Yüzük suyun içinde 2000 yıldan fazla kayıp olarak durdu. Bir gün Tek Yüzük’ü, Smeagol adında bir Hobbit bulacak, ve zamanla yozlaşıp Gollum olarak bildiğimiz yaratık haline dönüşecek ve yüzüğü Sisli Dağlar’a götürecektir.

Tek Yüzük parmaklarından sökülüp alınınca bedenini kaybetmişti lakin ruhu yok olmamıştı. Çünkü ruhu yüzüğe bağlıydı ve yüzükte yok olmamıştı. Kendi zamanının gelmesini bekleyerek 1000 yıl boyunca çorak arazilerde saklandı. Barad-dur yok edilmemişti lakin Mordor’a gözcüler bırakılmıştı.

Bu yüzden Mordor’a dönmek yerine Yeşilorman’daki Dol Guldur kalesinde tekrar kendini göstermiştir. Sauron Yeşilorman’da kendini gösterdikten sonra ormana bir gölge düştü ve Kuyutorman (Mirkwood) diye anılır oldu. Lakin başta hiç kimse Dol Guldur’daki kötülüğün Ölümbüyücüsü Sauron olduğunu düşünmemişti.

Sauron Mordor’u yeniden ele geçiriyor

Üçüncü Çağ’ın ilerleyen yıllarında kötülük Orta-Dünya’da kendini iyice göstermeye başlamıştı. Orklar Dumanlı Dağlar’ı işgal etmiş ve Dağın Altındaki Krallıkta Balrog uyanmıştı. Kötülük uyanıyordu. Kuzeyde Nazgul Lordu 1300’lü yıllarda Angmar Krallığı’nı kurdu. Güneyde Gondor ve Arnor adına büyük salgın hastalıklar olmuş Gondor Kralı ve halkın büyük bir bölümü telef olmuştu.

Bu olaylardan sonra Mordor’daki savunmada da azalma olmuştu. Bu salgın hastalıklar Sauron’un işiydi amacı da Mordor’u savunmasız bırakmaktı. Aynı zamanda hastalığın Eriador’u da vurması Dunedain’in de gerilemesine neden olmuştu.

1851 yılında Rhun halkının Arabasürücüleri diye adlandırılan askerlerini Gondor’a saldırmaları için ayaklandırdı. Gondor Kralı II. Narmacil muharebede katledildi. Gondor sınırları daralmış, Emyn Muil elden çıkmış, Anduin’in doğusundaki çoğu toprak kaybedilmişti. 1899 yılında Narmacil oğlu Calimehtar Arabasürücülerini yendi ama Rhun askerleri Harad’lı ordularla ittifak yapıp 1944 yılında büyük bir kuvvetle tekrar saldırdı.

Bu saldırıda Kral Ondoher katledildi ve Gondor yıkılmanın eşiğine geldi. Ama Güney Orduları’nın komutanı Earnil zamanında yardıma geldi Kamp Savaşı diye adlandırılan savaşta düşman ordularını altetti.

Gondor Krallarının sonu

Nazgul Lordu 1980’de Angmar’ın Earnur tarafından yıkılması nedeniyle Mordor’a dönmüş ve Sauron’un gelişi için hazırlanmaya başlamıştı. Nazgul Lordu 2000 yılında Minas Ithil’i kuşattı ve 2002 yılında orayı ele geçirip, Minas Morgul (Karabüyü Kulesi) adını verdi. Minas Ithil’de bulunan palantire ise el konulup Sauron’un kullanması için Barad-dur’a götürüldü.

2050 yılında Gondor Kralı Earnur Cadı-Kral’ın meydan okumasını kabul edip Minas Morgul’a doğru yürüdü ve bir daha ondan hiç haber alınamadı. Earnur arkasında bir varis bırakmadığı için o zamandan sonra Gondor vekilharçlar tarafından yönetilecekti.

Bu olaylardan sonra kısa bir süre daha Dol Guldur’da kaldı ve orada gücü daha da büyüdü. Lakin Gri Gandalf Dol Guldur’daki kötülüğün Sauron olabileceğinden şüphelenmeye başlamıştı ve araştırmak için Dol Guldur’a gitti bunun üzerine Sauron doğuya kaçtı ve birkaç yüzyıl boyunca orada saklandı. Bu süre zarfında Orta-Dünya üzerinde barış hüküm sürdü. Lakin bu huzur zamanı 2460 yılında Sauron’un büyük bir kuvvetle Dol Guldur’a geri dönmesiyle son buldu.

Eski gücünü tekrar kazanmak isteyen Sauron yüzüğün kaybolduğu Anduin nehrini araştırmaya başladı. Lakin araması boşunaydı Hobbit halkından Deagol Anduin’de balık avlarken Tek Yüzük’ü bulmuştu ama Deagol arkadaşı Smeagol tarafından öldürülüp yüzük elinden alındı. Gollum Tek Yüzük’ü neredeyse 500 yıl boyunca Puslu Dağlar’ın mağaralarında sakladı.

Bu zamanlarda kötülüğünde etkisiyle Ork nüfusu artmaya başlamıştı ve diğer başka kuvvetlerinde yardımıyla Moria’ya yerleşmeye başlamışlardı. Mordor’da ”Kara Uruk” denilen yeni bir tür üretilmeye başlamıştı. 2475 yılında Kara Uruklar İthilien’e saldırdı orayı ele geçirdi ve Osgiliath Gondorlular tarafından terkedildi.

Eorl’un gelişi ve Rohan’ın kurulması

Mirkwood’un doğusunda Balchoth adıyla bilinen bir ordusu da vardı. Bu ordu 2510 yılında Gondor’un kuzeybatısındaki Calenardhon’a saldırdı. Yeşil Çayırlar Muharebesinde Genç Eorl’un yardımıyla Gondor zafere ulaştı. Gondor mükafat olarak Calenardhon topraklarını Eorl ve insanlarına bıraktı burası daha sonraları Rohan diye adlandırılacaktı. 2758 yılında Sauron’un kuvvetleri eş zamanlı olarak Rohan ve Gondor’a saldırdı ama bu Batı’nın İnsanları bu saldırıyı da savuşturmayı başardı.

2845 yılında II. Thrain’i yakaladı ve ondan Cüceler’e verilen yedi yüzüğün sonuncusunu aldı. Gandalf 2850 yılında Dol Guldur’da bir zindanda Thrain’i buldu ve Ölümbüyücüsünün Sauron olduğunu, İsildur’un varislerini ve Tek Yüzük’ü aradığını öğrendi. Gandalf 2851 yılında Ak Konsey’in toplantısında Dol Guldur’a bir saldırı yapılmasını önerdi lakin bu karar Divan’ın başı Saruman tarafından reddedildi; çünkü Saruman Tek Yüzük’ü kendisine istiyordu.

Elçileri 2885 yılında güneyden Gondor’a saldırması için Haradrim’i ikna etti. Haradrim ordusu daha önce I.Denethor oğlu Boromir tarafından geri alınan İthilien’i istila etti. Gondor ve Rohan orduları Haradrim orduları tarafından püskürtüldü. Ithilien’e Uruklar tarafından baskınlar yapılmaya devam etti ve sonunda orada yaşayan tüm halk orayı terk etti.

Sauron’un Dol Guldur’dan atılması

2941 yılında Gandalf Ak Konsey’e Dol Guldur’un yok edilmesi için teklif götürdü ve bu sefer Saruman tarafından da kabul edildi. Çünkü Saruman Sauron’un yüzüğü aradığını öğrenmişti. Dol Guldur’a saldırı yapıldı ve imha edildi ve bu olaydan bir yıl sonra Mordor’a döndü. Bu zamanlarda Tek Yüzük Shire’lı bir Hobbit olan Bilbo Baggins tarafından bulunmuş ve ele geçirilmişti. Gandalf zaman içinde onun büyülü bir yüzük olduğunu öğrenmişti ama ancak yüzük Bilbo’dan Frodo’ya geçince onun Tek Yüzük olduğunu öğrenmişti.

2951 yılında kendini iyice belli edip Barad-dur’u tamire başladı. Bu sırada ordusunu tekrar oluşturuyordu. Ordusunda orkların yanı sıra Troller ve güneş ışığınada dayanıklı olan Olog-Hai adında özel bir trol üretmişti. Aynı zamanda Doğuluları ve Harad’lıları da tekrar kendi yanına çeknişti. Khamul ve iki Nazgul’u ise Dol Guldur’u tekrar ele geçirmek için Mirkwood’a yolladı.

Sauron, Saruman’ı kendi yanına çekiyor

Sauron

Sauron’un şimdi Ithil taşı vardı. Onu kullanarak Orta-Dünya’da bulunan diğer iki palantir ile temasa geçti. Orthanc’taki taş sayesinde Saruman’ı tuzağa düşürdü ve onu kendi hizmetine çevirdi. Saruman Gondor’un baş müttefiki Rohan’ı yoketmekle görevlendirilmişti. Diğer taş ise Gondor vekilharcı II. Denethor’daydı Sauron onu da Mordor’un Gondor’a neler yapacağını göstererek kullandı ve Vekilharcı umutsuzluğa düşürdü.

3017 yılında Gollum Mordor’un dış sınırında yakalandı ve Barad-dur’a getirdi. Gollum’dan yüzüğün akıbetini Shire’ı ve Baggins ismini öğrendi. Bu bilgileri ele geçirdikten sonra Gollum bir işine yaramazdı ve onu serbest bıraktı. Artık yüzüğün nerede olduğunu biliyordu, harekete geçme zamanı gelmişti.

Yüzük Savaşı

20 Haziran 3018 yılında Sauron’un emriyle Nazguller Mordor’dan ayrıldı. Nazguller’in bir kısmı Anduin’in üzerinde karakol görevi gören Osgiliath’a saldırdı. Bu saldırıda iki amacı vardı. Birincisi Gondor’un savunmasını test etmek ikincisi ise Tek Yüzük’ü bulmak için Shire’a yollanan Nazguller’in ne yaptığının gizlenmesiydi.

Nazguller 3018 yılının Eylül ayında Shire’ı bulmayı başardılar aynı zamanda yüzük taşıyıcısının Frodo Baggins olduğunu öğrenmişlerdi. Ama Frodo Nazguller’den kaçmayı başararak Ayrıkvadi’ye sığındı Elrond’da nehri uyandırarak Nazguller’i atlarından mahrum bıraktı. Ayrıkvadi’de Elrond’un Divanı toplandı burada Tek Yüzük’ün yok edilmesine karar verildi.

Gandalf bu konuda şöyle demiştir:

“Bu şey hakkında efendiler, hem bizim hem de Sauron’un içinde bulunduğumuz kötü durumu kavrayacak kadar bilgisi var hepinizin. Eğer onu yeniden ele geçirirse sizin bütün yiğitlikleriniz boşa gider ve onun zaferi hem hızlanır hem de mükemmel olur: O kadar mükemmel olur ki, bu dünya ayaktayken kimse bu zaferin nihayetini göremez. Eğer bu şey yok edilirse, o zaman o düşecektir; o kadar aşağıya düşecektir ki kimse bir daha onun yeniden doğrulusunu göremeyecektir.

Çünkü başlangıcında kendisi için tabii olan gücün en mükemmel kısmını kaybetmiş olacak ve o güçle yapılmış veya başlamış olan her şey ufalanacak, o sonsuza kadar sakat kalıp kendi kendini gölgelerde kemiren önemsiz bir ruh halini alacak, ama bir daha ne büyüyebilecek ne de bir biçimi olacaktır. Ve böylece bu dünyanın büyük bir kötülüğü ortadan kaldırılmış olacak.”

Yüzük Kardeşliği yola çıkıyor

Frodo Baggins yüzüğü tekrar taşımaya gönüllü olmuştu ve sekiz yoldaş daha ona eşlik etmesi için seçildi. Yüzük Kardeşliği 25 Aralık 3018’de Ayrıkvadi’den ayrıldı.

Nazguller yaşadıkları başarısızlıktan sonra Mordor’a geri döndüler. Sauron onların hizmetine kanatlı hayvanlar vermişti. Başta Nazguller’in Anduin’i geçmesine izin vermedi ve onlarda doğuda devriye olarak dolaştılar. Hatta bu devriye görevlerinden birinde Yüzük Kardeşliğinden Legolas’ın okuyla bir Nazgul bineği öldürülmüştür.

26 Şubat’ta Amon Hen’de Frodo Boromir’in kendisine saldırdığı zaman kaçmak için Yüzük’ü kullandı. Frodo yüzüğü kullanınca Sauron’un Gözü’nü yakından fark etti. Sauron onu yüzüğü kendisine getirmesi için düşüncesiyle zorladı. Lakin çok uzakta Gandalf Frodo’nun tehlike içinde olduğunu farketti. Frodo kendine hakim olana kadar Sauron ile düşüncede savaştı. Sauron’un yüzüğü almasına engel olunmuştu.

Grishnakh yönetimindeki orklar Mordor’dan Amon Hen’e gelmişti. Orada Merry ve Pippin’i yakalamış olan Uruk-Hai grubuyla karşılaştılar. Grishnakh Mordor’dan bir mesaj getirdiğini söyledi ve Hobbitler’in kendine verilmesini istedi. Bu teklif reddedilince Grishnakh ve orklar Uruk-Hai’leri izledi. Ama tüm ork ve Uruk-Hai’ler Rohan Süvarileri tarafından yapılan baskında öldürüldü. Böylece Merry ile Pippin kurtuldu.

Sauron, Saruman’ın ihanetini anlıyor

Sauron iki Hobbit’in Isengard’a doğru gittiğini öğrendi ama onların yüzük taşıyıcısı olup olmadıklarını bilmiyordu. Pippin 5 Mart’ta Orthanc Taşı’na baktığında Sauron’un gözü ile karşılaştı. Sauron onun Yüzük Taşıyıcısı olduğunu Saruman’ın elinde olduğunu sandı. Ve Sauron yüzüğü almak için geleceğini söyledi. Ertesi gün Aragorn Orthanc Taşı’na baktı ve Sauron ile karşılaştı, ona İsildur’un varisi olduğunu söyleyip kırılmış kılıcın tekrar işlendiğini gösterdi. Sonra Aragorn Sauron taş üzerindeki etkisini kırabildi ve taşı kontrolü altına aldı. Sauron bu olaydan sonra İsildur’un varisi olan Aragorn’dan korktu çünkü yüzüğün onda olduğunu ve onu kullanabileceğini düşünüyordu. Aklından yüzüğün yok edilmek için Orodruin’e doğru gittiğine dair bir düşünce yoktu. Sauron şimdi gözünü Gondor’a dikmişti.

Sauron 10 Mart’ta Gondor’a saldırması için ordusunu yollamıştı. Aynı zamanda Rohan ile Gondor’un umutsuzluğa düşmesi içinde kara bulutlar gönderdi. Ordu Cair Andros’u ele geçirdi ve kuzey Gondor’dan Anorien nehrini geçti. Sauron Minas Morgul’daki Nazgul Lordu’na sinyal için Orodruin’den kırmızı alevler yükseltti.

Pelennor Çayırları Savaşı

12 Mart’ta Sauron’un ordusu Rammas Echor’a varıp Minas Tirith’in dış surunu yıktı. 13 Mart’ta Pelennor Çayırlıkları istila edildi ve Minas Tirith kuşatması başladı. O gece Denethor Anor taşına bakmış ve Sauron ona umudunu köreltmek için güneyden Minas Tirith’i vurmak için gelen Umbar korsanlarını göstermişti, ama aslında korsanların filosu ölülerin yardımıyla Aragorn tarafından ele geçirilmişti ve Minas Tirith’e güneyden yardım geliyordu.

13 Mart’ta Rohan ordusu Pelennor Çayırlıkları’na Gondor’a yardım için gelmişti. Rohirrim savaş alanına geldiğinde şafak yeni sökmüştü. Ve yeni günün umuduyla Rohirrim Sauron’un orklarının büyük bir bölümünü yoketmişti. Nazgul Lordu Eowyn ve Merry Brandybuck tarafından altedilmiş komuta Gothmog’a geçmişti. Bu sırada Haradrimliler savaş alanına girmişti ve filleriyle savaşı Mordor lehine çevirmişti. Ama Aragorn’un güneyden büyük bir orduyla gelişiyle Mordor kuvvetleri iki ateş arasında kalmış ve yokedilmişlerdi.

Kara Kapılar’da müzakere

Aslında Sauron’un Pelennor Çayırlıkları’nda kaybettiği kuvvetler ordusunun küçük bir parçasıydı. Bunu Batı’nın Efendileri de biliyordu ama buna rağmen Kara Kapılar’a doğru yürüyüşe geçtiler. Sauron Kara Kapılar önünde olacak savaşta Aragorn’un Tek Yüzük’ü kullanacağını sanıyordu. Bu yüzden tüm dikkatini savaşa vermişti. Böylece Frodo’ya görevini tamamlaması için bir şans doğmuştu.

Frodo aslında 13 Mart’ta Orklar tarafından yakalanmış sorgu ve eşyalarının alınması için Orklar tarafından Cirith Ungol’a götürülmüştü. Ama Frodo’da Tek’i bulamamışlardı çünkü yardımcısı Sam Frodo’nun öldüğünü düşünerek yüzüğü yanına almıştı. Shagrat Frodo’nun mithril yeleğini ve Sam’in kılıcını Sauron’a götürdü. Fakat tek yüzüğün orada olmadığı görünce çok sinirlendi ve onu öldürttü.

Sauron’un Ağzı

Sauron kendi topraklarında bir Hobbit’in ne aradığını anlayamamıştı Sauron hala yüzüğün yokedilmesi için çabalandığını anlamamıştı. Lakin Sauron hala Hobbitlerin eşyalarını kullanabilirdi ve onları Gandalf’a göstermesi için Sauron’un Ağzına verdi.
Gandalf ve Batı’nın Orduları Kara Kapılar’a dayandığı zaman müzakere için Sauron’un Ağzı öne çıktı ve;

”Şartlar şunlar, Gondor’un kuru kalabalığı ve aldanmış müttefikleri önce Ulu Sauron’a bir daha ister alenen ister gizli gizli olsun silahlanmayacak ve Anduin’in gerisine çekilecek. Dumanlı Dağlar ve Rohan Geçidi’ne kadar olan her yer Mordor’a haraç verecek ve Isengard tekrar inşa edilecek.”

Gandalf ise bunu reddetti:

”Sizin şartlarınızı reddediyoruz. Şimdi çek git, çünkü elçilik görevin sona erdi ve ölümün yaklaşıyor.”

Tek Yüzük yok ediliyor

Ve komutanlar ve diğerleri geri döndükten sonra savaş başladı. İlk saldırı orklardan geldi. Orklar oklarını savunma hatlarına yağdırdılar. Sonrada Gorgoroth’un büyük bir dağ devi bölüğü geldi. Bir fırtına gibi Gondorlu adamların saflarına saldırdılar. Sauron’un ordusu Batı’nın ordusundan on kat kalabalıktı zafer neredeyse kesin gibiydi. Bu sırada Frodo ve Sam Ateş Dağı’na girmiş ama burada Frodo yüzüğü sahiplenip atmayı reddetmişti. Tam o sırada Gollum Frodo’ya saldırdı ve yüzüğü ele geçirdi.

Lakin sevinirken Ateş Dağı’na düşmüştü ve böylece yüzük yok edilmiş oldu. Her şey en sonunda nihayete ermişti. Orodruin yüzük yok edilince alev püskürtmüş ve bu alevler Nazguller’i yutmuştu. Sauron’un ordusu yüzük yok edilince tereddüte düşmüş Batı halkı için bir umut doğmuştu. Batı’nın orduları tereddüt içindeki düşmanlarına saldırmış ve orkları mızraklarıyla parçalamıştı. Bazıları da umutsuzluktan kendini katletti veya kendiliğinden teslim oldu. Barad-dur kulesi ise bir daha inşa edilmemek üzere yıkıldı.

Kötülük yok ediliyor

Sauron
Tek Yüzük’ün yok edilmesiyle gücü tamamen tükenmişti ve Orta-Dünya’dan sonsuza dek gitmişti. Sauron’un göçmekte olan ruhu Mordor’un üzerinde bir kara bulut gibi yükselmiş fakat Batı’dan esen sert rüzgarla dağılmıştı. Bu durum Kralın Dönüşü’nde şöyle anlatılır:

”Komutanlar Mordor ülkesine doğru bakarken, onlara öyle geldi ki sanki bulutun kasvetinin üzerine kapkara, koskoca gölgeden bir suret yükseldi; kopkoyu, şimşeklerle taçlanmış, bütün gökyüzünü dolduran bir suret. Dünyanın üzerinde bir dev gibi yükseldi ve onlara doğru tehditkar bir kol uzattı, korkunç ama aciz: Çünkü onların üzerine uzanırken büyük bir rüzgar onu alarak savurdu ve gölge geçip gitti; sonra bir sessizlik çöktü.”

Sauron tamamen altedilmiş Batı’nın Halkı savaşı kazanmıştı. Dünyada bıraktığı kötülük tohumları birisi o yöne meylettiğinde hemen meyve veriyordu ama Sauron bir daha hiç ortaya çıkmadı.

Eğer siz de Orta Dünya hayranıysanız bizi twitterinstagram ve facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın! Yüzüklerin Efendisi ile ilgili tüm haber ve yazılar için portalımızı inceleyebilirsiniz.

Twitch kanalımıza da bekleriz.

Mutlaka Okuyun!

rings of power güç yüzükleri ar pharazon

Güç Yüzükleri dizisi: Numenor ve Pharazon’a yakından bakış! (ComicBook Özel Haberi)

ComicBook, Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri dizisinin Pharazon’u nasıl işleyeceğine dair ipuçları içeren özel bir haber …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir