Şiir Seslendirmeleri: Orta Dünya ve J.R.R. Tolkien

Lay lom! Lay la lom! Gongu çal da gel!
Gongu çal! Zıpla gel! Söğütler içinden!
Tom Bom, şen Tom, Tom Bombadil!

şiir seslendirmeleri

Şiir Seslendirmeleri: Orta Dünya ve J.R.R. Tolkien

Kendisiyle çok uzun bir tanışıklığımız olmamasına, hatta kim olduğunu, nereden geldiğini bile tam olarak bilmememize rağmen Tom Bombadil denilince aklımıza şiirleri, şarkı söyleyip zıplayarak Yaşlı Orman’da dolaşması gelir hep aklımıza. Bu durumun böyle olması oldukça da doğaldır lakin bir an durup dikkat kesildiğimizde fark ederiz, Tolkien’in büyük bir edebiyat ustası olduğunu. O uzun düz yazıların, paragrafların arasına giren birkaç dizelik, dörtlüklük şiirler, belki de bir sayfa sürecek bir düz yazıyı, hikayeyi, duyguları kafiyeli bir şekilde anlatır bizlere.

Bir kısmına hepimiz aşinayız, “Far over the misty mountains cold…” aralarında en meşhur olanı. Birkaç bölüm olarak yayınlayacağım bu yazı dizisiyle beraber bağımsız sanatçılar tarafından yapılan şiir seslendirmelerine yer vereceğim. Dinledikten sonra belki sizlere filmleri yeniden izlettirecek hatta kim bilir, soğuk kış günleri de gelmişken kitapları yeniden okurken bulabilirsiniz kendinizi.

Öncelikle Clamavi de Profundis’den başlamak istiyorum. Birçok vokalden oluşan bir topluluk aslında kendileri ve tam anlamıyla harika işler yapıyorlar. Şiir seslendirmelerini dinledikçe neden bahsettiğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

YouTube kanalları ve Patreon sayfalarına buradan ulaşabilirsiniz.

Song of Durin (Complete Edition)

İlk olarak favori şarkımla başlamak istedim. Uzunsakallılar (Longbeards) soyunun atası Durin’in hikayesini anlatır bu şiir. Kardeşliğin Moria yolcuğu sırasında Gimli bu şiiri söylemiş, hatta baştan sona dinleyen Sam de çok beğendiğini ve öğrenmek istediğini belirtmiştir.

Spotify | Apple Music

The world was young, the mountains green,
No stain yet on the Moon was seen,
No words were laid on stream or stone
When Durin woke and walked alone.
He named the nameless hills and dells;
He drank from yet untasted wells;
He stooped and looked in Mirrormere,
And saw a crown of stars appear,
As gems upon a silver thread,
Above the shadow of his head.

The world was fair, the mountains tall,
In Elder Days before the fall
Of mighty kings in Nargothrond
And Gondolin, who now beyond
The Western Seas have passed away:
The world was fair in Durin’s Day.

A king he was on carven throne
In many-pillared halls of stone
With golden roof and silver floor,
And runes of power upon the door.
The light of sun and star and moon
In shining lamps of crystal hewn
Undimmed by cloud or shade of night
There shone for ever fair and bright.

There hammer on the anvil smote,
There chisel clove, and graver wrote;
There forged was blade, and bound was hilt;
The delver mined, the mason built.
There beryl, pearl, and opal pale,
And metal wrought like fishes’ mail,
Buckler and corslet, axe and sword,
And shining spears were laid in hoard.

Unwearied then were Durin’s folk;
Beneath the mountains music woke:
The harpers harped, the minstrels sang,
And at the gates the trumpets rang.

The world is grey, the mountains old,
The forge’s fire is ashen-cold;
No harp is wrung, no hammer falls:
The darkness dwells in Durin’s halls;
The shadow lies upon his tomb
In Moria, in Khazad-dûm.
But still the sunken stars appear
In dark and windless Mirrormere;
There lies his crown in water deep,
Till Durin wakes again from sleep.

Bu ekibin keşfettiğim ilk şarkısı buydu. Diğer tüm şarkılarını dinledim ancak içlerimde hala en sevdiğim bu. Orta Dünya’da en çok cüceleri sevdiğimden de kaynaklı olabilir tabii ki bu durum.

The King Beneath The Mountains

E cücelerle başladık onlarla devam edelim. Bu şiir, Smaug’un saldırısı sonrası Erebor’un ve Dale’in düşüşüyle Thrór ve Thráin hakkında dilegelen bir kehanet aslında. Kehanet direkt olarak Thrór veya Thráin’in değil de Dağaltı’nın Kralı’nın dönüşünden bahseder. Thorin ve kafilesinin Göl Kasabası’na gelişiyle beraber Göl Kasabası halkı tarafından dillendirilmiştir.

Spotify

The King beneath the mountains,
The King of carven stone,
The lord of silver fountains
Shall come into his own!

His crown shall be upholden,
His harp shall be restrung,
His halls shall echo golden
To songs of yore re-sung.

The woods shall wave on mountains
And grass beneath the sun;
His wealth shall flow in fountains
And the rivers golden run.

The streams shall run in gladness,
The lakes shall shine and burn,
All sorrow fail and sadness
At the Mountain-king’s return!

Dağaltı’nın Kralı’nın dönüşünden, Erebor’u tekrar geri alışından kısa bir süre sonra Beş Ordular Muhaberesi’nde hayatını kaybetmesi bu şarkının hüzünlü arkaplanı olmuştur hep benim için.

Far Over Misty Mountains Cold

Beklenmedik Yolculuk’dan ve Çıkın Çıkmazı’nda Bilbo’nun evindeki ziyafetten hepimiz aşinayız bu şiire. Tabi filmde dinlediğimiz gibi kısa değil, çok daha uzun bir şiir. Sizi bu ziyafetle başbaşa bırakayım.

SpotifyApple Music

Far over the misty mountains cold
To dungeons deep and caverns old
We must away ere break of day
To seek the pale enchanted gold.

The dwarves of yore made mighty spells,
While hammers fell like ringing bells
In places deep, where dark things sleep,
In hollow halls beneath the fells.

For ancient king and elvish lord
There many a gleaming golden hoard
They shaped and wrought, and light they caught
To hide in gems on hilt of sword.

On silver necklaces they strung
The flowering stars, on crowns they hung
The dragon-fire, in twisted wire
They meshed the light of moon and sun.

Far over the misty mountains cold
To dungeons deep and caverns old
We must away, ere break of day,
To claim our long-forgotten gold.

Goblets they carved there for themselves
And harps of gold; where no man delves
There lay they long, and many a song
Was sung unheard by men or elves.

The pines were roaring on the height,
The winds were moaning in the night.
The fire was red, it flaming spread;
The trees like torches blazed with light.

The bells were ringing in the dale
And men they looked up with faces pale;
The dragon’s ire more fierce than fire
Laid low their towers and houses frail.

The mountain smoked beneath the moon;
The dwarves they heard the tramp of doom.
They fled their hall to dying fall
Beneath his feet, beneath the moon.

Far over the misty mountains grim
To dungeons deep and caverns dim
We must away, ere break of day,
To win our harps and gold from him!

Yetmedi mi? Daha da uzunu, Song of Durin ile birleştirilmiş Complete Edition’u var bu şiir seslendirmesinin 20 dakikalık. Onu da şöyle bırakayım:

SpotifyApple Music

Roads Go Ever On

Bir Yürüyüş Şarkısı olarak da bilinen bu şarkı en maceraperest Hobbitimiz Bilbo Baggins tarafından yazılan, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi’nde farklı olmak üzere birkaç versiyonu bulunan bir şarkıdır. Bir yandan şarkıyı dinlerken ben de diğer versiyonlarından bahsedeyim. Şarkıda aşağıdaki versiyonların sırasına göre, 2-1-3 şeklinde, şiir seslendirilmiş. Yani önce Yüzüklerin Efendisi’ndeki Bilbo’nun Ayrıkvadi’ye giderken söylediği kısım, sonra Hobbit’deki kısım ve son olarak Yaşlı Bilbo’nun Ayrıkvadi’de söyleyip uyuyakaldığı kısım.

Spotify

Bilbo, Erebor macerasından sonra Shire’a dönüş yolunda, Hobbit’in son bölümünde, evine oldukça yaklaşmışken bir tepe üzerinde evini ilk gördüğü an kısa bir süreliğine durmuş ve şu şekilde söylemeye başlamış:

Roads go ever ever on,
Over rock and under tree,
By caves where never sun has shone,
By streams that never find the sea;
Over snow by winter sown,
And through the merry flowers of June,
Over grass and over stone,
And under mountains of the moon.

Roads go ever ever on
Under cloud and under star,
Yet feet that wandering have gone
Turn at last to home afar.
Eyes that fire and sword have seen
And horror in the halls of stone
Look at last on meadows green
And trees and hills they long have known.

Yüzüklerin Efendisi’nde ise Bilbo Shire’dan ayrılıp Ayrıkvadi’ye olan yolculuğuna çıkarken şöyle söylemiş:

The Road goes ever on and on,
Down from the door where it began.
Now far ahead the Road has gone,
And I must follow, if I can,
Pursuing it with eager feet,
Until it joins some larger way
Where many paths and errands meet.
And whither then? I cannot say.

Yüzüklerin Efendisi’ndeki ikinci versiyon ise üstteki kısmın 5. Dizesindeki “eager” (istekli) kelimesinin “weary” (yorgun) olarak değiştirilerek Çukurçay’da, daha önce hiç görmedikleri topraklara ayak basacakları sırada Frodo tarafından söylenmiş halidir.

Son olarak da Tek Yüzük yok edildikten ve dört Hobbitimiz Ayrıkvadi’ye geri döndükten sonra artık yaşlı ve uykucu bir Hobbit olan Bilbo, şu dizeleri söyleyip uyuyakalmış:

The Road goes ever on and on 
Out from the door where it began.
Now far ahead the Road has gone,
Let others follow it who can!
Let them a journey new begin,
But I at last with weary feet
Will turn towards the lighted inn,
My evening-rest and sleep to meet.

Lament For Rohirrim

Bu şiire neredeyse hepimiz aşinayız aslında. “Atla binicisi nerede? Öten o boru nerede?” Rohan’ın kurucusu Eorl hakkındadır bu şarkı. Theoden ile aklımıza kazınan “Forth Eorlingas” da Eorl’dan gelir, “İleri Eorloğulları” anlamına gelir. Rohan halkı ve Rohirrim için tarafından sıkça kullanılır.

Aragorn, Legolas, Gimli ve Gandalf Edoras’a vardıklarında Aragorn söylemiştir bu şiiri. İlk olarak kim tarafından yazıldığı bilinmemektedir, unutulmuştur.

Spotify

Where now the horse and the rider? Where is the horn that was blowing? 
Where is the helm and the hauberk, and the bright hair flowing?
Where is the hand on the harpstring, and the red fire glowing?
Where is the spring and the harvest and the tall corn growing?
They have passed like rain on the mountain, like a wind in the meadow;
The days have gone down in the West behind the hills into shadow.
Who shall gather the smoke of the dead wood burning,
Or behold the flowing years from the Sea returning?

Lament For Boromir

Geldik içlerindeki en hüzünlü şiire. Amon Hen’de Merry ve Pippin’i korumaya çalışırken orklarla yiğitçe savaşan, son çare olarak kılıçlarla geçilemeyeceği anlaşılıp oklarla öldürülen Gondor’un oğlu, Muhafız Kulesi Hükümdarı Boromir’in son hikayesidir bu şiir.

Boromir, Rauros şelalesinde gözden kaybolurken Aragorn ve Legolas arkasından şu ağıtı yaktılar:

Spotify

Aragorn:

Through Rohan over fen and field where the long grass grows
The West Wind comes walking, and about the walls it goes.
‘What news from the West, O wandering wind, do you bring to me tonight?
Have you seen Boromir the Tall by moon or by starlight?
‘I saw him ride over seven streams, over waters wide and grey,
I saw him walk in empty lands until he passed away
Into the shadows of the North, I saw him then no more.
The North Wind may have heard the horn of the son of Denethor,
‘O Boromir! From the high walls westward I looked afar,
But you came not from the empty lands where no men are.’

Legolas:

From the mouths of the Sea the South Wind flies, from the sandhills and the stones,
The wailing of the gulls it bears, and at the gate it moans.
‘What news from the South, O sighing wind, do you bring to me at eve?
Where now is Boromir the Fair? He tarries and I grieve.
‘Ask not of me where he doth dwell – so many bones there lie,
On the white shores and the dark shores under the stormy sky,
So many have passed down Anduin to find the flowing Sea.
Ask of the North Wind news of them the North Wind sends to me!’
‘O Boromir! Beyond the gate the seaward roads runs south,
But you came not with the wailing gulls from the grey sea’s mouth’.

Aragorn:

From the Gate of the Kings the North Wind rides, and past the roaring falls,
And clear and cold about the tower its loud horn calls.
‘What news from the North, O mighty wind, do you bring to me today?
What news of Boromir the bold? For he is long away.’
‘Beneath Amon Hen I heard his cry. There many foes he fought,
His cloven shield, his broken sword, they to the water brought.
His head so proud, his face so fair, his limbs they laid to rest,
And Rauros, golden Rauros-falls, bore him upon its breast.
‘O Boromir! The Tower of Guard shall ever northward gaze,
To Rauros, golden Rauros-falls, until the end of days. 

Misty Mountains (Malukah)

Beklenmedik Yolculuk’da Thorin ve cüceler tarafından seslendirilen Misty Mountains’ın Malukah tarafından seslendirilmiş versiyonu. Üzerine söylenebilecek pek bir şey olduğunu düşünmüyorum, sadece dinleyin ve müziği büyüsüne kendinizi bırakın.

Spotify

Far over the misty mountains cold
To dungeons deep and caverns old
We must away ere break of day
To find our long-forgotten gold

The pines were roaring on the height
The winds were moaning in hte night
The fire was red, it flaming spread
The trees like torches blazed with light

Bu şiir seslendirmelerini ne zaman dinlesem kendimi Orta Dünya’ya ait hissediyorum. Hobbit’i, Yüzüklerin Efendisi’ni, Orta Dünya’yı olduğu şey yapan Tolkien’in böylesine güzellik ve incelikte yazdığı eserler değil midir? Burada dinlediğiniz her şiirin arkasında sayfalar sürebilecek hikayeler, mutluluklar, hüzünler var. Şiirleri okurken, seslendirmeleri dinlerken tüm bu duyguları hissedebiliyoruz. Bize tüm bunları verdiğin için teşekkür ederiz J.R.R. Tolkien.

Başta da belirttiğim gibi birkaç bölüm daha yayınlayacağım önümüzdeki günlerde. Buradaki şiirler ve seslendirmeler hakkındaki yorumlarınızı, düşüncelerinizi, sizlerde nasıl etkiler bıraktığını bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Mutlaka Okuyun!

Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri 4. Bölüm Detaylı İncelemesi (The Rings of Power 1. Sezon)

Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri 4. bölümüyle beraber bu sezon dizide göreceğimiz ana karakterlerin tümü hikayeye …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir