Valinor (Ölümsüz Topraklar)

Valinor (Ölümsüz Topraklar)

Yüzüklerin Efendisi hikayesinin sonunda Frodo, Gri Liman’lardan Ölümsüz Topraklar’a yelken açar. Peki bu Ölümsüz Topraklar neresidir? Oraya kimler gidebilir ve gidenlere ne olur? Ölümsüz mü olurlar? Orası bir çeşit cennet ya da öteki dünya mıdır? Elfler neden Orta Dünya’yı terk ederek Ölümsüz Topraklara giderler? Ve Tek Yüzük neden Ölümsüz Topraklara götürülmemiştir?

Uzak diyarlardan gelen yabancılar ve kadim dostlar, Orta Dünya’ya hoş geldiniz.

Öncelikle, Orta Dünya’ya biraz yukarıdan bakalım. Gondor, Rohan, Isengard, Mordor ve Shire gibi yerlerin bulunduğu ve Orta Dünya adıyla bildiğimiz büyük kıta, dünyanın doğusunda yer alır. Bu dünyanın tümüne Arda denir.

Valinor Nerededir?

Valinor

Ölümsüz Topraklar diye bahsettiğimiz, diğer adı Valinor olan yer ise; Orta Dünya’nın batısında yer alan ve Aman Kıtasında bulunan bir bölgedir. Burada dünyayı şekillendiren ve yöneten, Arda’nın güçleri yer alır. Kafanızda daha net canlanması adına, bunlara bir nevi tanrı gibi varlıklar diyebiliriz. Tekil olarak Vala, çoğul olarak Valar ismiyle bilinirler. Valinor kelimesi bu yüzden “Valar’ın Krallığı” anlamına gelir.

Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit hikayelerinin anlatıldığı zaman dilimi Güneş’in 3. Çağı’nda geçer. Bundan on binlerce yıl önce Lambalar Çağı’nda, Valar Orta Dünya kıtasında Almaren adı verilen bir yerde yaşar. Melkor’un lambaları yok etmesinin ardından Aman kıtasına gelirler. Bu kıtanın batısında, Aman’ı ve Orta Dünya’yı çevreleyen Ekkaia denizi yer alır. Valar Melkor’a karşı savunma geliştirebilmek amacıyla Aman kıtasının etrafında Pelori dağlarını yükseltir. Aman ve Orta Dünya kıtalarının tek bağlantı noktası, kuzeydeki Gıcırdayan Buz olarak bilinen Helcaraxë Buzulu’dur. Bu nokta dışında iki kıtanın bir birleşim noktası yoktur.

Valinor

Valinor’un Coğrafyası

Valinor'un Coğrafyası

Valinor’un kurulmasının ardından, Yavanna İki Ağaç, yani Laurelin ve Telperion’u yaratır ve böylece Ağaçlar Çağı başlamış olur. Burada taşlardan sulara kadar her şey kutsanır. Nihayetinde ise Valinor, Almaren’den çok daha güzel bir yer haline gelir.

Coğrafyasına bakacak olursak, Valinor,  Valar’ın yaşadığı yerlere göre çeşitli bölgelere ayrılır. Merkezi Valmar şehridir. Yetişen tüm şeylerden sorumlu Yavanna, kıtanın güneyinde “Yavanna’nın Meraları” adı verilen yerde yaşarken, onun kuzey batısında hüküm veren Mandos, eşi Dokumacı Vaire ile birlikte Mandos’un salonlarında ikamet eder. Mandos’un Salonlarının hemen doğusunda ise, Rüyaların Vala’sı Irmo Lorien Bahçeleri’nde yaşar. Irmo’nun karısı, yaraların ve yorgunluğun şifacısı Este ise, Bahçelerin ortasındaki Lorellin gölünün ortasında bulunan minik bir adada bulunur.

Valinor

Bahçelerin hemen kuzeyinde, Demirci Aule’nin konakları yer alır. Konakların güney doğusunda ise Avcı Orome’nin bulunduğu “Orome Ormanları” vardır. Kıtanın uzak batısında ise, Yas Tutan Nienna’nın Salonları bulunur. Nienna burada günlerini denize bakıp ağlayarak geçirir. Valar’ın ve tüm Arda’nın Kralı Manwe ise, eşi yıldızların hanımı Varda ile beraber, kıtanın kuzey doğusunda Taniquetil’in zirvesinde yaşarlar.

Bu bölgeler dışında Valar’ın toplantı yaptığı yer olan Máhanaxar yani Hüküm Çemberi ve  Valinor’un Ağaçları, Laurelin ile Telperion’u da kapsayan Ezellohar tepesi bulunur. Aynı zamanda Tirion, Formenos, Alqualonde gibi şehirleri mevcuttur. Kıtanın en doğusunda ise Tol Eressëa adası bulunur. Güneyde yer alan Pelori dağlarının ardında ise pek bilinmeyen Avathar toprakları vardır.

Elflerin Valinor’a Gelişi

Elflerin Valinor'a gelişi

Elfler Orta Dünya’da Cuivienen Nehrinde uyandıktan sonra, Orome onları bulur ve Valinor’a davet eder. Ancak elfler, önce Melkor tarafından fark edildikleri ve bir kısmı kaçırılıp işkence gördüğü için ilk başta bu daveti kabul etmek istemezler. Daha sonra içlerinden 3 temsilci gönderirler. Vanyar Elflerinden Ingwe, Noldor elflerinden Finwe ve Teleri Elflerinden Elwe, Orome ile birlikte Valinor’a gelir ve buraya hayran kalırlar. Geri dönüp diğer elflerle konuşurlar. Bu konuşma üzerine elflerin çoğu daveti kabul eder.

Böylece Büyük Yolculuk başlar. Fakat bütün elfler bu yolculuğa çıkmaz. Çıkanların hepsi ise Valinor’a ulaşamaz. Yolda vazgeçenler ve yolu kaybedenler olur. Sonunda yine de büyük bir grup gemilerle Valinor’a ulaşır. Valinor’a ulaşan, Valar’ın ve Ağaçların Işığını gören elflere, Calaquendi, yani Işığı Gören Elfler adı verilir. Valinor’un farklı üç şehrinde üç elf soyu yaşar. Valmar’da yaşayan Vanyar elfleri, Valar’ın en sevdiği elfler olur ve onlarla beraber burada yaşarlar. Noldor elfleri Tirion’da, Teleri elfleri ise Alqualonde’de yaşarlar. Bu üç şehrin bulunduğu bölge Eldamar olarak adlandırılır.

Ağaçlar’ın Yok Edilişi

Valinor, Ağaçlar'ın yok edilişi

Ağaçlar Çağı’nın 1450 yılında, Noldor Kralı Finwe’nin en büyük oğlu ve Elflerin en kudretlisi Feanor, Silmaril adını verdiği 3 adet mücevher yapar. Silmariller, yapılmış en güzel mücevherlerdir. İçlerinde İki Ağaç’ın ışığı vardır ve her gören kişide büyük bir hayranlık uyandırırlar.

Elflerin Valinor’a ulaşmasından 250 Ağaç Yılı sonra ilk Karanlıklar Efendisi Melkor, Valar ve Manwe’den af dilemesi sonucu serbest kalır. Ancak içindeki kötülük geçmemiştir. Melkor da Silmarilleri görüp onlara hayran olur ve sahip olmak ister. Elflerin arasında gezerek yavaş yavaş zihinlerine kötü düşünceler eker. Elflerin Valinor’da tutsak olduğunu, Orta Dünya’ya hakim olmamaları için burada tutulduklarını fısıldar kulaklarına. Melkor, Feanor’a ise kardeşi Fingolfin’in Silmarilleri istediğini ve Krallıkta gözü olduğunu söyler. Feanor bu düşünceyi sesli bir şekilde dile getirdiği için suçlu ilan edilir ve Formenos’a sürgün edilir. Babası Finwe de onunla gider.

Aradan geçen 7 yılın ardından bir şölen tertip edilir. Feanor ile Finwe de bu şölene davet edilir. Feanor daveti kabul eder, fakat Finwe kabul etmez. Şölen sırasında Melkor, Formenos’a giderek Finwe’yi öldürür ve Silmarilleri çalar. Ardından dev örümcek Ungoliant ile birlikte Laurelin ve Telperion’u yok eder ve kaçar.

Feanor’un Yemini ve Noldor’un Orta Dünya’ya Yolculuğu

Bu olayın ardından Feanor’un yemini gerçekleşir.

“Neden, ey Noldor halkı, neden bizi ve hatta kendi ülkesini bile düşmandan koruyamayan, kıskanç Valar’a hizmet etmeliymişiz? Ayrıca, şimdi düşmanları olarak gördükleri, onlarla aynı soydan gelmiyor mu? Ama öyle olmasaydı da, babamın katilinin ve hazinemin hırsızının sülalesiyle aynı topraklar üzerinde daha fazla yaşamazdım. Bundan böyle intikam saatidir benim için. Zaten bu yiğit halkın tek yiğidi de ben değilim. Ve siz de kralınızı kaybetmediniz mi? Dağlarla deniz arasındaki bu daracık topraklarda kafese kapatılmışken, kaybetmediğiniz başka ne kaldı ki?”

Uzun uzun konuşur Fëanor. Noldor halkını peşinden sürükleyerek, çok geç olmadan özgürlüklerini ve Doğu’daki toprakların muazzam ülkelerini ele geçirmek için kışkırttıkça kışkırtır. Orta Dünya’nın hakimiyetini İnsanlara verebilmek için Valar’ın onları kandırıp hapsettiğini söyler. İşin aslı, ağzından çıkanlar Melkor’un yalanlarının yankısıdır. Eldar’ın pek çoğu sonradan gelenlerin, yani insanların bahsini ilk kez burada duyar.

Ardından Fëanor korkunç bir ant içer. Yedi oğlu da hep birden onun etrafına atılıp aynı yemini ederler. Ve kılıçları, meşalelerin göz kamaştıran ışığında kan kırmızı parıldar. Yeminlerini bozmayacaklarına Eru Ilúvatar adına söz verirler. Her kim olursa olsun, Silmarillerin tekini bile ellerine almaları, çalmaları, yahut da saklamaları durumunda, Dünya’nın sonuna dek intikam ve nefret hisleriyle takip edeceklerini söyleyip ant içerler.

Valinor'dan ayrılış

Bu yeminden sonra, Feanor, birçok elfle birlikte Orta Dünya’ya Melkor’un peşinden gitme kararı alır. Kendisine gemilerini vermeyen Teleri elflerini Alqualonde’de katleder. Bu durum ilk akraba katli olarak kayıtlara geçer. Ardından aldığı gemilerle Orta Dünya’ya ulaşır. Kardeşi Fingolfin’in  peşinden gelmemesi için de aldığı gemileri yakar. Böylece Fingolfin, aralarında Galadriel’in de bulunduğu bir grupla Helcaraxë Buzulu’ndan geçer. Melkor ve Ungoliant’ın kaçışlarını saymazsak Filgolfin ve beraberindekiler  Helcaraxë’den geçmeyi başaran ilk ve son grup olur. Bu zorlu geçiş “Noldor’un en büyük başarısı”  olarak değerlendirilir.

Valar’ın Hükmü

Bu olayların ardından Valar “Noldor’un Hükmü” diye anılan laneti ederek, Noldor Elflerinin Valinor’a gelmesini yasaklar. Valar Pelori dağlarını daha da yükseltir ve doğu kıyıları boyunca Gölgeli Denizler’i ve Büyülü Adaları yaratır. Böylece Aman’a ulaşım engellenir. Yani Valar’ın izni olmadan Ölümsüz Topraklar’a ulaşmak mümkün değildir. Ölümsüz Topraklar’a ulaşmayı başaran tek kişi Elrond’un babası, Denizci Eärendil’dir. Eärendil Birinci Çağ’ın sonunda Valinor’a ulaşır. Valar’dan tüm elfler ve insanlar adına özür dileyerek yardımlarını talep eder. Böylece Valar, ordusunu Orta Dünya’ya gönderir ve Öfke Savaşı gerçekleşir. Nihayetinde Melkor sonsuza dek hapsedilir.

Öfke Savaşı ve Beleriand’ın yok edilmesinden sonra, Aman’ın artık Helcaraxë üzerinden Orta Dünya’yla bir bağı kalmaz, yalnızca Elflerin gemileriyle oraya ulaşılabilir.

Bundan kısa bir süre sonra, Aman kıyılarından uzakta büyük Númenor adası Büyük Deniz’den (yani Belegaer’den) yükselir. Birinci Çağ’ın asil insanları Edain’in Üç Hanesi yaşamaları için oraya getirilir. Valar ve Tol Eressëa Elfleri tarafından birçok hünerle kutsanırlar ve Dúnedain olarak adlandırılırlar. Aman toprakları bir ölümlüyü ölümsüz yapmasa da, Valar, haklı olarak, Númenórluların ölümsüzlük için oraya gitmeye çalışmalarından çekinir. Bu yüzden insanların Númenor’un batısına yelken açmaları yasaklanır.

Zaman içinde ve Sauron’un etkisiyle Númenórlular Valar’ın yasağını ihlal ederler. Son Numenor kralı Ar-Pharazôn komutasındaki büyük bir orduyla Aman’a yelken açarlar. Pelóri Dağları’nın bir kısmı bu ordunun üzerine çökerek onları tuzağa düşürür ama öldürmez. Bu ordunun hala kayaların altındaki Unutulanların Mağarası’nda hayatta olduğu ve Son Savaş ile Hüküm Günü’ne dek burada hapsolacağı söylenir.

Valinor’un Elflere Yasaklanması

Númenor adası da büyük dalgalarla kaplanır ve batar. Valinor Dünya’nın geri kalanından ayrılır. Eru bir daha insanlar yelken açamasın diye düz olan dünyayı bükerek yuvarlak yapar. Valinor yalnızca Elf gemilerinin “Doğru Yol”u takip edebiliyor olmasıyla ulaşılır hale gelir. Ölümsüz Topraklar’a ulaşabilenler ise büyük ihtimalle Orta Dünya’ya bir daha geri dönemezler.

Ardından zaman içinde Elflerin Valinor’a dönüş yasağı kaldırılır. Elfler yavaş yavaş Gri Limanlar’dan kalkan, Cirdan’ın gemileriyle Orta Dünya’dan ayrılırlar. Galadriel, söz konusu yasağa neden olan isyanda elebaşlarından sayıldığı için onun yasağı  ancak Yüzük yok edildikten sonra kalkar. Çünkü Sauron’un mağlup edilmesinde çok ciddi katkıları vardır. Ama hiç kuşkusuz en önemli husus; Yüzük ona sunulduğu halde bunu kabul etmemesi ve kötülüğe yenik düşmemesidir.

Elfler Valinor’a Neden Dönerler?

Elfler Valinor'a döner

Elflerin Orta Dünya’dan ayrılıp Valinor’a gitmelerinin iki sebebi vardır.

İlki; Ainur’un, yani Valar ve Maiar’ın misyonudur. Bu misyon dünyayı, Iluvatar’ın Çocukları, yani Elfler ve İnsanlar için hazırlayarak, onlar için güzel bir yer haline getirip, huzur içinde yaşamalarını sağlamaktır. Elfler de ölümsüz oldukları ve ruhları dünyada kaldığı için aynı sorumluluğu hissederler. Sauron’un mağlup edilmesinin ardından misyonlarını tamamlamış olan Elfler, Valar’ın yanında yaşamak ve Valinor’un ışığını görmek için Ölümsüz Topraklar’a giderler.

İkinci sebep ise; Orta Dünya evrenindeki en önemli ırkın insanlar olmasıdır. Orta Dünya, dünyamızın unutulmuş geçmişi şeklinde kurgulandığı için, sonunda sadece insanların hüküm sürüyor olması gerekir. Bu nedenle, cücelerin soyu yavaş yavaş azalır. Entler zamanla ağaçlaşır. Hobbitler insanlardan iyice uzaklaşıp gözden kaybolur. Ve Elfler ise Ölümsüz Topraklar’a giderler. Sonucunda da, Orta Dünya insanlara kalır.

Ölümsüz Topraklar, oraya gidenleri ölümsüz yaptığı için değil, orada bulunanlar ölümsüz olduğu için Ölümsüz Topraklar ismiyle anılmaktadır. Yani bir ölümlü Valinor’a giderse ölümsüz olmaz. Fakat, Valar’ın ve Valinor’un ışığının etkisiyle daha uzun süre yaşar. Hastalık, üzüntü, keder nedir bilmez.

Valinor’da Yaşayan Ölümlüler

Ölümsüz Topraklar’da Ainur ve Elfler dışında sadece birkaç kişi yaşar. Valinor’da yaşadığı kesin olarak bilinen iki ölümlü, Frodo ve Bilbo Baggins’dir.  Her iki hobbit de, Yüzük Taşıyıcısı’dır. Aynı zamanda Orta Dünya’nın Düşmanı Sauron’un yok edilmesinde büyük pay sahibi olmuşlardır. Bu nedenle onların da Valinor’a gitmesine izin verilir. Ayrıca, Arwen Orta Dünya’da Aragorn ile birlikte kalmayı seçerek kendi yerini Frodo’ya bırakır. Frodo, Fırtınabaşı’nda Cadı Kral tarafından yaralanmış, Örümcek Shelob tarafından ısırılmış ve Yüzük’ün yoğun etkisine maruz kalmıştır. Yaşadıklarından ötürü bir türlü iyileşemez. Orta Dünya’da huzuru bulamaz. Dolayısıyla, bu yolculuğu kabul ederek Ölümsüz Topraklara yelken açar.

Frodo’nun Ölümsüz Toprakları gördüğü an şu şekilde tasvir edilir:

Valinor'da yaşan ölümlüler

“Gemi Yüksek Deniz’e çıktı. Sonunda yağmurlu bir gecede Frodo havada tatlı bir koku alıp, suyun üzerinden gelen şarkı sesini duyuncaya dek Batı’ya gitti. O zaman ona, tıpkı Bombadil’in evinde gördüğü rüyadaki gibi gri yağmur perdesi, gümüşten bir cama dönüşüp kalkmış gibi geldi. Ve sonra süratle atan bir şafakta ak sahilleri ve gerisindeki yemyeşil toprakları gördü.”

Filmde bu betimleme, Gandalf Pippin’e ölümü anlatırken kullanılıyor. Bu sebepten Ölümsüz Topraklar’ın cennet olduğu düşünülebiliyor, ancak Ölümsüz Topraklar öldükten sonra gidilen bir çeşit cennet kesinlikle değil.

Gimli ve Samwise Gamgee de Valinor’a yelken açtığını bildiğimiz ölümlüler. Sam de tıpkı Frodo ve Bilbo gibi, kısa bir süre dahi olsa Yüzük Taşıyıcısı olmuştur. Gimli, Sauron’un mağlup edilmesinde katkıda bulunmuş ve Legolas tarafından Ölümsüz Topraklar’a davet edilmiştir. Ancak, Gimli ve Samwise’ın Valinor’a ulaşıp ulaşmadıkları kesin olarak bilinmiyor. Yüzük Savaşı’ndaki katkıları sebebiyle Valinor’a kabul edilmiş olma ihtimalleri oldukça yüksek. Kabul edilmiş olması halinde, Gimli Valinor’a ayak basmış ilk ve tek cüce oluyor.

Frodo, Bilbo, Samwise ve Gimli, büyük ihtimalle sonradan affedilip Valinor’a gelen Elfler’le beraber Tol Eressëa adasında yaşarlar. Diğer şehirlere gidip gitmedikleri, Ainur ile görüşüp görüşmedikleri bilinmiyor. Ancak Valar’ın, belirli dönemlerde şölenler ve eğlenceler tertip ettiği biliniyor. Bu şölenlere hobbitler ile Gimli’nin de katılarak Ainur ile bir araya gelmiş olma ihtimalleri var. Eğer bu durum gerçeklemişse, cücelerin yaratıcısı olan Demirci Aule, Gimli’yle buluştuğu zaman, kendi yarattığı çocuklarından biriyle on binlerce yıl sonra tekrar bir araya gelmiş olacaktır.

Tek Yüzük Neden Valinor’a Götürülmedi?

Valinor

Son olarak, “Tek Yüzük Ölümsüz Topraklar’a götürülebilir miydi?” sorusuna değinecek olursak, Elrond’un Divanı’nda da belirtildiği gibi Yüzük Orta Dünya’nın meselesiydi:

“Deniz’in ötesindekiler Yüzük’ü bizden almayı kabul etmezler. Hayır da olsa, şer de olsa, Yüzük Orta Dünya’ya ait; onunla uğraşmak da hala burada ikamet etmekte olan bizlere düşüyor.”

Yani Elrond’un da söylediği gibi, Tek Yüzük Valinor’a kabul edilmezdi. Tem Yüzük’ü Valinor’a kabul etseler dahi, bu yalnızca kaçınılmaz sonu ertelemek anlamına gelirdi. Çünkü Sauron, yüzüğü olmadan da, er ya da geç tüm Orta Dünya’yı hükmü altına alacak kadar güçlüydü. Orta Dünya halklarının Yüzük yok edilmeden Sauron’u mağlup etmeleri mümkün değildi.

Peki siz sevdiklerinizle beraber Orta Dünya’da kalmayı mı, yoksa tek başınıza Ölümsüz Topraklar’a gitmeyi mi tercih ederdiniz? Yorumlarda bizimle paylaşın.

Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

Mutlaka Okuyun!

Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri 6 Dalda Emmy Adaylığı Aldı!

Bu yıl 75’incisi düzenlenecek olan Primetime Emmy Ödülleri’nin adayları açıklandı. Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri 6 …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir