Ian McKellen: Gandalf’ı neden hevesle oynadığımı hatırladım

Yüzüklerin Efendisi üçlemesi ve Hobbit filmlerinde Gandalf’ı canlandıran Sir Ian McKellen, akşam saatlerinde bir tweet paylaştı. Sir Ian McKellen, David Martinez‘in “Gri ya da Ak, Gandalf Neden Gelmiş Geçmiş En İyi Mentordu?” başlıklı yazısını “David Martinez bana öncelikle Gandalf’ı oynamaya neden bu kadar heves duyduğumu hatırlattı ve Hobbit’te tekrar oynamaya neden karşı koyamadığımı.” şeklinde alıntılayarak paylaştı.

Biz de sizler için David Martinez‘in yazısını Türkçe’ye çevirdik iyi okumalar.

Ian McKellen’in paylaştığı David Martinez tarafından yazılan “Gri ya da Ak, Gandalf Neden Gelmiş Geçmiş En İyi Mentordu?” yazısı:

Harry Potter‘da Dumbledore vardı. Yüzüklerin Efendisi‘nde ise Gandalf. Evet Gandalf, Dumbledore gibi genç büyücülerle dolu bir okulun müdürü değildi ama her ikisi de bilge büyücülerdi. Peki Gandalf ve Dumbledore’u birbirinden ayıran şey neydi? Asa farklılığını bir kenara bırakırsak… Gandalf, Dumbledore’dan daha iyi bir mentordu. Hatta, Gandalf gelmiş geçmiş en iyi mentordu. Gri ya da Ak fark etmeksizin herkese huzur verecek sözleri söyleyebilecek kabiliyete sahipti. Belki de sözlerin bu kadar iyi yansımasında Sir Ian McKellen’ın etkisi de vardır ama bu söyleyeceklerimin sadece bir bölümü.”

Gandalf’ı bu kadar iyi yapan şey onun büyücü olarak statüsünden daha derin. Biliyorsunuz, Dumbledore büyücü dünyasında en bilge ve en kudretli büyücü olarak kabul görüyürodu. Orta Dünya’ya baktığımızda ise Saruman en bilge ve güçlü olarak kabul ediliyordu. Bu yüzden Istari’nin başıydı ve büyücülerin nasıl olması gerektiğine bir örnekti. Gandalf bile Saruman’ı takdir ediyor hatta zor durumlarda onun danışmanlığına güveniyordu. Saruman’ın ihanetini fark etmesi bu nedenle onun için oldukça üzücüydü. Dövüştüler ve Gandalf kaybetti.

Ian McKellen

Üçlemenin ilk kısımlarında geçen bu olaylar oldukça önemli. Eğer biz, güçlü büyücülerin yer aldığı bir evrende var olsaydık, Gandalf gibi olurduk. Grubun başarılı olması beklenmeyen üyesi, büyücülerin en büyük ve en kudretlisi değil ki zaten öyle olmasına gerek yok. Güçlü olmasına rağmen, gücünü kanıtlayıp kendine bir “isim” yapmış da değil.

Orta Dünya’da yaşayan çoğu kişi adını biliyor ve ona saygı duyuyor. Gandalf bu saygıyı onları koruyarak değil, onlardan biri olarak kazanıyor. Onu ilk gördüğümüzde Shire’a geliyor ve çocuklar onu gördükleri için çok mutlular. Hatta aracıyla gitmeye devam ederken onları neşelendirmek için havai fişekler patlatıyor. Daha sonra ise Bilbo’nun doğum günü partisindeki havai fişeklerle o geceyi unutulmaz kılıyor.

Biraz bunun hakkında düşünelim. Gandalf insanları eğlendirmeye vakit ayırabilen güçlü bir büyücü. Görevi herkesi kötülüğe karşı korumak olsa da onlarla olmayı es geçmiyor. Bu aslında düşündüğünüzden daha önemli. Çünkü Gandalf vaktinin tamamını kötülükle mücadeleye ayırsaydı, neden kötülükle mücadele ettiğini ve kimleri koruduğunu unutabilirdi. Sıradan insanlarla vakit geçirerek insan olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyor.

Demek istediğim şu, pipo içiyor ve Bilbo ile dumandan figürler yapıyor. Dumbledore bunu Harry Potter ile yaptı mı? Muhtemelen arkadaşlarıyla bu kadar çok vakit geçiren başka büyücü yoktur. Sadece halkın kahramanı değil, aynı zamanda yanında takılıp rahatlayabileceğiniz türde birisi.

Onu “daha insani” yapan tek şey bu değil. Yüzük Kardeşliği’nin başlarında Saruman’a karşı kaybetmesi onun çok güçlü olmadığını gösteriyor. Bu yenilgi onun karakterini zedelemiyor, savunmasız oluşu onu bizim için daha inandırıcı kılıyor. Yıkılmayan bir kahraman hiçbir zaman ilginç gelmez, sürekli kazandıklarını görmek sıkıcı hale getirir. Gandalf kazanırdı ama her kavgayı değil. Daha güçlü olduğunda, Ak Gandalf olduğunda bile halen savunmasız sayılırdı. Onun hakkında bu kadar takdire şayan olan şey, yenilgilerinin onu insanlaştırmaması, kibrine ya da egosuna yenik düşmemesiydi.

Bu konuda en iyi örnek Frodo’nun çaresizce ona yüzüğü teklif ettiği an olabilir. Gandalf, iyi niyetle kullanacağını, çoğunluğun iyiliğini gözeteceğini söylemesine rağmen teklifi reddetmişti. Eninde sonunda yüzüğün karanlık güçlerine kendisinin bile boyun eğeceğini söylemişti. Bu onunla Saruman arasındaki en kritik farklılık. Saruman bütün kibriyle, Sauron’a meydan okuyabileceğini düşünüyordu. Ancak Karanlık Efendisi‘nin gücü onu çabucak etkiledi. Öte yandan Gandalf, kendi sınırlarının farkındaydı ve yüzüğün gücünü reddetti. Saruman gücü ve bilgeliğiyle Istari’nin başı olmuştu ama insani yönlerini yitirmişti. Bu, onun için her şeye mâl olan bir dersti, Gandalf’ın ise bir parçasıydı.

Gandalf’ı anlatıp en ilham verici sözleri söylemekteki eşssiz yeteneğinden bahsetmemek olmaz. Daha da ilham verici olanıysa bunu yalnızca genç hobbitler için değil, kelimenin tam anlamıyla herkes için yapıyor olması. Aragorn’dan Thorin’e hatta Kral Theoden’e… Gandalf’ın sesini duyan herkes içten içe mutlu hissediyor. Hangi ilham verici sözünün daha iyi olduğuna karar veremiyorum. Ne kadar komik olabileceğinden de bahsedelim. Bilbo ile ilk tanıştığında Bilbo’nun “Günaydın.” demesini alaycı bir şekilde sorguluyor. Bir de büyücülerin asla geç kalmaması ile ilgili ünlü felsefesini kim unutabilir? Sadece ilham vermiyor, sizi güldürüyor da. Nadir ve dört dörtlük bir kahraman.

Tabi dürüst olmak gerekirse diğerlerine söylediği en iyi cümleler, bence, en kötü durumlarda birinin moralini yükseltmek için yaptığı konuşmalarda saklı. Pippin’e ölüm hakkında, bunun herkesin alması gereken bir yol olduğunu söylediği an bunun en iyi örneklerindendi. Bir de bu sözleri Ork ordusu her şeyin sonu olabilecek darbeleri vurmaya yakınken söylüyordu. Yani bu durum bile onun moralini bozmaya yetmiyor, bir de Pippin’e bunu yansıtıyordu. Bilgelik dolu sözleri kuşatma altındayken onu güldürmekle kalmıyor bir de umut veriyordu.

Gandalf’ın Orta Dünya’daki tek amacı başkalarına umut vermekti. Bu J.R.R. Tolkien‘in onu yaratmaktaki amacıydı. Var olan en saf meleksel formdandı ve ihtiyaç duyan insanları kolluyordu. Bunu özellikle Frodo için “hiçbirisi yaşanmasaydı” dediği talihsizlikler sırasında yapıyordu. Frodo’ya kötü şeylerin asla gerçekleşmemesini ne kadar dilersek dileyelim bazı şeylerin kontrolümüz dışında olduğunu söylediği an belki de Gandalf’ın en büyük anlarından biriydi. Frodo’ya, olacakları değiştiremeyeceğimizi ancak yapılması gerekenin nasıl ilerleyeceğimize karar vermek olduğunu anlatmıştı. Ve Frodo’yu macerasının sonuna kadar götüren de bu öğüt olmuştu. Gandalf’ın kelimelerle arası kesinlikle iyiydi.

Gandalf her zaman benim favori kurgusal karakterim olacak. Bilge, şefkatli, esprili ve tüm gücüne rağmen hala insan. Bu harika karakteri canlandırdığı için Ian McKellen’a ve tabi Peter Jackson’a da teşekkürler. Sonuç olarak hepimizin Gandalf’tan öğrenecekleri var.

Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

Mutlaka Okuyun!

Return to Moria Ön Siparişe Açıldı

Return to Moria Ön Siparişe Açıldı! Oyun 24 Ekim’de Çıkıyor!

Yüzüklerin Efendisi’nin en yeni oyunu Return to Moria oyunu ön siparişe açıldı! Return to Moria …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir