Shelob

 

Shelob

Shelob

Güneşin ilk çağlarında doğduğu ve Dördüncü Çağ’da da yaşamaya devam ettiğine inanılır. Örümcek gibi görünen kötü bir dişidir. Muhteşem Shelob ya da orklar tarafından Hanımefendi olarak da bilinir. İki Kule’de Shelob’un bir zamanlar, artık suyun altında olan, elf yurdunda yaşadığı geçmektedir. Ne zaman doğduğu ve ne zaman öldüğü bilinmemekle beraber Ungoliant adlı kötü huylu bir maianın da son kızıdır. Nasıl geldiği tam bir muamma olsa da Cirith Ungol’da merdivenlerinin sonundaki tünelde Torech Ungol’da (Shelob’un İni) yaşamaya başlamıştır. İninden kendi yaydığı güçlü bir koku yükselmektedir. Yaydığı koku zihni uyuşturan ve insanın üstüne miskinlik oturtan bir kokudur. Aynı zamanda bir çok zehri vardır. Ancak genellikle zehrini öldürmek için değil uyuşturmak için kullanmıştır.

“Garn!” dedi Shagrat. ” Onun birden fazla zehri var. Avlandığı zamanlar, avlarına enselerinden bir dokunur, onlar da kılçıkları çıkmış balık gibi gevşerler; sonra Shelob onlara istediğini yapar. Bizim Ufthak’ hatırlıyor musun? Günler boyu kaybolmuştu. Sonra onu bir köşede bulduk; asılmıştı ama tamamen kendindeydi ve dik dik bakıyordu…”

Sauron’dan önce oradaydı ve onun korkunç inine düşecek kadar talihsiz olan yolcularla beslenmiştir. Eğer şanslıysa bunlar elfler ve insanlar olmuştur. Aslında canlıların hepsi onun için bir yiyecekti. Böylece karanlık içinde kendisine ziyafetler çekmiş, şişmanlamış ve yıllar geçtikçe kabuğu daha da sertleşmiş, alttan gelen katmanlarla da sağlamlaşmıştı. Tek hassas noktası gözleri olmuştu Shelob’un. Yıllar içinde babalarının kim olduğu bilinmeyen yavruları olmuş ve bunlarda Kuyutorman’da yaşamışlardır. İki Kule bununla ilgili olarak şöyle demiş:

Dört bir yana, dere yataklarından dere yataklarına, Ephel Duath’tan doğudaki tepelere, Dol Guldur’a ve Kuyutorman’ın sığınağına yayılmıştı yavruları, sefil eşlerinin piçleri, ürettiği dölleri.,

Shelob

Sauron geldikten sonra bile yaşamaya devam etmiş, Sauron ise özellikle ona dokunulmamasını istemiştir. Ülkesine, gizlice girmeye çalışanları kendi yerleştireceği bir gözcüden daha iyi koruyacağını biliyordu. Bazen yemesi için bir kaç ork ve tutsak da göndermişti. Fakat orklar ona yakalanmamak için bir çok tünel kazmışlardır  ninin çevresine. Yine de Shelob bu tünelleri kısa sürede bulmuştur ve orklar için hiçbir işe yaramamıştır bu tüneller. Sadece daha karmaşık ve labirente benzer bir yuva kazandırmıştır Shelob’a. Sauron ise ona “Kedim” demesine rağmen Shelob, kendi kendisinin efendisi olarak görürdü kendini.

Serbest bırakılan Gollum’a rastlamış ve Gollum ona tapınmıştı. Shelob’a kendisine taze et getireciğine dair söz verip İn’den ayrılmıştı. 11 Mart 3019 günü Gollum büyük örümceğe iki taze hobbit eti getireceğini söylemişti. 12 Mart 3019 günü Gollum sözünü tutmuş ve Shelob’a, yüzüğü yok etmek için Mordor’a giden Frodo Baggins ile Sam Gamgee’yi getirmişti.

Ancak birkaç metre gitmişlerdi ki arkalarından bir ses geldi; bu ağır, yutucu sessizlikte şaşırtıcı ve korkunçtu: Bir fokurtu, bir gargara sesi ve uzun kin dolu bir tıslama. Derhal arkalarına döndüler ama hiç bir şey görünmüyordu.

Fokurtulu tıslama yaklaştı; karanlıkta ağır bir amaçla hareket eden koca eklemli bir şey çıtırdıyordu. Kendinde önce kötü kokusu geliyordu.

Gollum’un getirdiği avlarının peşinden giderken hiç ummadığı bir şeyle karşılaşıtı Shelob. Binlerce yıldır saklandığı, sakındığı şey ininde parlamaya başladı. Frodo’nun Lorien’den ayrılmadan önce Galadriel’in kendisine verdiği Yıldızcamı’nı kullanarak Shelob’u kaçırtmıştı.

Gözler yavaş yavaş yaklaştı. “Galadriel!” diye bağırdı ve bütün cesaretini toplayarak Şişecik’i bir kez daha kaldırdı. Gözler durakladı. Bir an için nazarları gevşedi, sanki bir kuşku kırıntısı onları huzursuz etmiş gibi. sonra Frodo’nun yüreği içeriden tutuştu ve ne yaptığını, bu bir aptallık mıdır, çaresizlik midir, cesaret midir düşünmeden, Şişecik’i sol eline aldı ve sağ eli ile kılıcını çekti. Sting kıvılcımlar saçarak çıktı ve keskin elf bıçağı gümüşsü bir ışıkla parladı ama kenarlarında da mavi bir ışık oynaşıyordu. Sonra yıldızı yukarıda tutarak, parlak kılıcıyla saldırdı Frodo, Shire’lı hobbit, gözlerle karşılaşmak için hızla ilerledi.

Gözler dalgalandı. Işık yaklaştıkça kuşku belirdi. Birer birer soldular ve yavaşça geri çekildiler. O kadar ölümcül bir parlaklık hiç yansımamıştı bu gözlere o güne kadar. Güneşten,aydan ve yıldızlardan korunmuştu yeraltında, ama şimdi bir yıldız toprağın içine kadar inmişti. Yaklaşmaya devam ediyordu ışık; gözler yılmaya başladı. Birer birer derken hepsi karardı; yana döndüler ve ışığın erişemediği bir yerdeki koca bir gövdenin gölgesi aralarına girdi. Gitmişlerdi.

Bundan sonra epey sinirlenmiş ve onları güvenli bir uzaklıktan seyretmişti. En sonunda Frodo’yu Şişecik elinde olmadan yakalayıp ensesinden zehirleyerek ağıyla sarmaya başlamıştı.

Ancak Gollum’un sürpriz saldırısından kurtulan Sam Gamgee, Shelob’u ilk baş bacağından, ardından gözlerinden yaralayınca, Shelob daha da sinirlendi ve zehrini ilk defa öldürmek için kullandı. Fakat işler istediği gibi gitmedi ve karnından da yaralanan Shelob iyice öfkeden kudurmaya başladı. Gondorlu yiğitlerin vahşi orkların yapamadığını yapmıştı bu hobbit. Geriye sıçrayıp biraz uzaklaştı. Sam’i öldürmek için kararlıyken, Sam Yıldızcamı’nı kullanarak Shelob’un kaçmasına sebep oldu.

Shelob

…Yaradan köpük köpük zehir saçılıyordu. Bacaklarını yayarak koca bedenini Sam’in üzerine indirmeye başladı yine. Fazla acele etmişti. Çünkü Sam hala ayakta duruyordu ve kendi kılıcını elinden bırakmış, elf kılıcını o dehşetli çatının inmesini engellemek için her iki eliyle yukarı tutmuştu; böylece Shelob kendi zalim iradesinin itme gücüyle, herhangi bir savaşçının elinden çok daha büyük bir kuvvetle kendi kendini sivri bir çiviye batırmış oldu. Çivi derine, daha derine sapladı, Sam yavaş yavaş yerde ezilirken.

Hiç böyle şiddetli bir ıstırap duymamıştı Shelob, duyabileceğini de hayal bile etmemişti bütün o kötülükle dolu hayatı boyunca. Eski Gondor’un en yiğit askeri veya tuzağa düşmüş en vahşi ork bile ona bu şekilde koyamamış vaya onun o sevgili etine bir bıçak saplayamamıştı. Bir sıtmadır tuttu Shelob’u…

Bunun üzerine Shelob inine kaçmıştır ve bilindiği kadarıyla bu da Shelob’un hikayesinin sonudur. Samwise Gamgee’nin darbesiyle ölüp ölmediği veya inini terk edip etmediği hiçbir zaman bilinmez.

Kaynakça
1) Yüzüklerin Efendisi İki Kule; Metis Yayınları
2) Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü; Metis Yayıları


Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

Mutlaka Okuyun!

Tulkas

“Böylece, öfkesi güçlü bir rüzgar gibi eserek önündeki bulut ve karanlığı dağıtan Güçlü Tulkas geldi.” …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir