Doriath

 

Doriath

Doriath

İlk zamanlardaki adıyla Eglador (Terk Edilmişler Ülkesi) Thingol ve Melian tarafından kurulmuştur ve kuruluş hikayesini anlatmadan önce nasıl tanıştıklarını anlatmak gerekir:

Thingol (o zamanki adıyla Elwe) daha sonraları Teleri adı verilecek olan, Noldor ve Vanyar’dan daha kalabalık ve yavaş, bir elf topluluğunu Orta-Dünya’dan Valinor’a götürmekle yükümlüdür. Melian ise Valinor’daki Lorien’de yaşayan bir Maia’dır. Hayvanların ve bitkilerin tanrıçası Yavanna ile akraba oldukları söylenir.Elflerin yolculukları sırasında Melian, Orta-Dünya’ya gelir.

Finwe önderliğindeki Noldor halkı daha sonra Region ve Neldoreth adı verilecek olan ormalarda yaşarken, Finwe’nin yakın arkadaşı Elwe ise Finwe’yi aramak için ormana girdiğinde bülbüllerin sesini duyar ve bu çok hoşuna gider.Sesi takip ettiğinde ise kalbinin tam on iki noktasından vurulur.Melian orada yıldızların altında duruyordur, yüzünde de Valinor’daki Ağaçlar’ın ışığı vardır.Melian tek kelime etmese de, Elwe, Melian’ın elini tutar.

O sırada Teleri halkı liderleri Elwe’yi arasalar da bir türlü bulamazlar. Bu yüzden kardeşi Olwe’yi lider olarak seçer ve yollarına devam ederler. Elwe ise artık tüm Beleriand’ın kralıdır ve bu krallık tamamen yok olmadan Melian, Valinor’a dönmeyecektir. O krallığın halkı ise Melian’ın ışığı sayesinde Sindar (Gri Olanlar; ne kara, ne de ak) olarak adlandırılır ve Elwe de artık Elu Thingol’dur.(Gri Pelerin)

Krallığın kalbi Region ve Neldoreth ormanları olur ve Melkor’un esaretinin ikinci çağında bu iki ormanı ayıran Esgalduin nehri kıyısına Menegroth inşa edilir; çünkü Melian, Beleriand’ın huzurunun sonsuza dek sürmeyeceğini bilmektedir ve Thingol’ü bu konuda uyarmıştır.Thingol de cüceleri ve elfleri seferber ederek Menegroth’u inşa ettirmiştir.Silmarillion’da bu konuyla ilgili şöyle bir paragraf buldum:

Esgalduin’in aşağılara akıp, Neldoreth’i Region’dan ayırdığı yerde, ormanın ortasında kayalık bir tepe yükseliyor ve nehir onun eteklerinden akıyormuş.Thingol’ün salonlarının kapılarını oraya yapmışlar, kapının tek girişi olarak nehrin üzerine taş bir köprü inşa etmişler.Kapıların ardında, kayaya oyulmuş geniş salonlara, derinlerdeki odalara öyle çok, öyle geniş dehlizler iniyormuş ki orasını Bin Mağara, Menegroth, diye isimlendirilmiş.

Menegroth’un inşası tamamlandığında, Doriath’taki huzur zirveye ulaşır. Cüceler ile Sindar arasındaki dostluk güçlenir; fakat sonra cüceler Doriath’a kötü haberler getirmeye başlarlar: Ered Luin’in ardındaki topraklarda çeşitli mahlukatların olduğu ve daha sonra Laiquendi adı verilecek olan bir elf halkının bu yüzden batıya doğru göç ettiği haberi gelir. Daha sonra ise bu mahlukatlar Beleriand’a girerler. Thingol daha önce halkının silaha ihtiyacı olduğunu düşünmemiştir. Neden olsundu ki? Halkı huzur içindeydi. Krallığı neredeyse tüm Beleriand’ı kapsıyordu. Şimdi ise Thingol, cücelere silahlar dövdürtmüştür. Cüceler bu konuda oldukça becerilidir. Noldor bile geçememiştir onları.

Thingol’ün ordusu bu yaratıkları def edince Beleriand’daki huzur yine sağlanır ve Thingol artık hazırlıksız değildir. Silah deposunda pek çok kılıç, balta, miğfer, zırh vb. şeyler bulundurur artık. Bu huzulu dönemde ise güzelliği Orta-Dünya’daki her şeyin üzerinde olan Luthien doğar.

Bu dönemde Ozan Daeron, Doriath Rünlerini tasarlar ve Cüceler zamanla bu harfleri kullanmaya başlarlar. Bu harfler Orta Dünya’nın her yanına yayılsa da Sindar halkı bu harfleri çok fazla kullanmayacaktır.

Bu huzurlu günlerden sonra Beleriand’a kuzeyden gelecek olan büyük bir karanlığın habercisi gelir: Ungoliant, Valinor’un Ağaçları’nı yok ettikten sonra Melkor ile anlaşamamış, Melkor’un yardımına Balroglar gelince de kuzeyden Belenriand’a girmiştir. Melian’ı kudreti onu Doriath’tan uzak tutar ve o da Doriath’ın kuzeyine; daha sonra Dehşet Dağları adı verilecek olan dağlara yerleşir.

Melkor, Morgoth olarak Angband’a geri döner. Orklar, Melkor, Valinor’da iken deli gibi artmıştır. Beleriand’a saldırı yapabilicek durumdadırlar. Bu yüzden Beleriand Savaşları’nın Birincisi çok gecikmez.Thingol, Laiquendi lideri Denethor’dan yardım ister ve Denethor kısa zamanda Sindar’a katılır. Savaş sırasında Laiquendi çok büyük acılar yaşar; çünkü onlar çok hafif silahlanmışlardır. Cirdan da yardıma gelemeyince çok fazla kayıp verirler. Laiquendi lideri Denethor o savaşta ölür ve halkı bir daha asla açık savaşa çıkmayacaklarına yemin eder. Denethor’un ölümünden sonra başka bir lider tanımadan ormanlarda gizlenerek yaşarlar.

Orklar bozguna uğratılmıştır ve kaçanlar da Cüceler tarafından katledilmiştir; ama Cirdan büyük kayıplar vererek Orklar ile Deniz arasında sıkışıp kalmıştır. Bunu öğrenen Thingol herkesi Region ve Neldoreth Ormanları’nda yaşamaya çağırır ve Melian bu iki ormanı bir kuşak ile çevirir. Bu kuşağa daha sonraları Melian Kuşağı denecektir ve Melian’dan daha büyük bir kudrete sahip olmayan kişiler geçemeyecektir bu barikatı. Bu kuşak bir kalkan gibi işlememekle beraber geçmeye çalışan kişiler akıl sağlıklarını yitirecektir. Bundan böyle Thingol ve Melian’ın ülkesi Eglador olarak değil, Doriath, Çit Ülkesi, olarak anılacaktır.

Kısa bir süre sonra Sindar halkı Ay’ın yükselişini hayret ve sevinç nidalarıyla seyrederler. Güneş alevlenerek Batı’dan yükselirken ise topraktan yeşillikler fışkırır. Ay’ın yükselişinden sonra ise kuzeyden Noldor’a dair haberler gelir. Noldor, Beleriand Savaşları’nın ikincisi olan Dagor-nuin- Giliath yapılmış ve Morgoth bu savaşı kaybetmiştir. Sindar, Noldor’un Valar tarafından kurtarıcı olarak gönderildiğini sanar. Oysa gerçeklerin çok korkunç olduğunu daha sonra öğreneceklerdir; fakat şimdi mutlulardır ve bu Noldor’un işine gelmektedir.

Sindar mutluydu ama Kral Thingol değildir. Onları kurtarıcı olarak değil, toprak peşinde olan prensler olarak görmektedir. Haklıdır da. Thingol’ün kardeşi Olwe’nin torunu olan Finarfin oğlu Angrod, ağabeyi Finrod’un sözcüsü olarak Menegroth’a gelir. Thingol onunla uzun uzun konuşur. Neden geldiklerini, kuzeyde neler olduğunu, kaç kişi olduklarını ve kimlerin olduğunu öğrenmesine rağmen bilmediği hala çok fazla şey vardır. Çok fazla karanlık şey. Angrod dilini iyi kullanmış ve geride bıraktıkları kederlerden hiç bahsetmemiştir.

Bu konuşmalar sırasında Thingol, Noldor’un hangi bölgelere yerleşebileceğini açıklar. Thingol’ün buyruğu şöyledir:

Thingol:  Benim adıma, seni gönderenlerle şöyle konuşmalısın; Noldor’un Hithlum’a yerleşme izinleri vardır ve Dorthonion’un dağlık topraklarına, Doriath’ın doğusundaki ıssız yabana; ama öbür topraklara halkımdan pek çok kişi yerleşmiştir, onların özgürlüğünü kısıtlamak istemem, hele yurtlarından edilmelerini hiç. Bu yüzden Batı’daki prenslerin sizleri nasıl getirdiğine dikkat edin; çünkü Beleriand’ın Efendisi benim ve buraya yerleşmeyi isteyenlerin hepsi sözümü dinlemelidir. Doriath’a yerleşmeye kimse gelemez, misafir diyebileceklerimiz ya da büyük bir gereksinim için beni arayanlar dışında.

Bu konuşmadan yirmi yıl kadar sonra Fingolfin’in habercileri gelir. Mereth Aderthad denen bir ziyafet verildiğini ve tüm Elflerin çağırıldığını müjdeler; fakat Thingol bu haberi soğuk karşılar ve Doriath adına sadece iki kişinin gitmesine razı olur: Ağır Elli Mablung ile Ozan Daeron.

Bu ziyafetten kısa bir süre sonra Finarfin’in çocuklarından Finrod ve Galadriel Thingol’e konuk olurlar. Finrod sıkıntılı bir rüyadan bahseder. O rüyanın içeriği Silmarillion’da şöyle anlatılır:

Yeniden otuz yıl geçtiğinde Fingolfin oğlu Turgon yerleştiği Nevrast’ı terk edip Tol Sirion adasına, arkadaşı Finrod’a gelmiş, bir süre kuzey dağlarından bıkarak, birlikte nehir boyunca güneye yolculuğa çıkmışlar; yolculuk ederlerken bir gece, Sirion sularının yakınında, Alacakaranlık Gölleri’nin ötesinde, yaz yıldızlarının altında suyun kıyısında uyumuşlar. Nehirden yukarı çıkan Ulmo, üzerlerine derin bir uyku ve sıkıntılı rüylar sermiş; rüyaların sıkıntısı uyandıktan sonra da sürmüş ama hiçbiri diğerine bir şey söylememiş; çünkü açıkça hatırlamıyorlarmış ve her biri Ulmo’nun sadece kendisine haberler yolladığına inanmış.

Ama daha sonra üzerlerinde sessizlik ve neler olacağına dair şüpheler uzanmış, sık sık gizli güçlere sahip bölgeler arayarak ayak basılmamış topraklarda gezinmişler; çünkü her birinr, kötülük gününe hazırlanmaları, Morgoth Angband’dan fırlamadan Kuzey’in orduları yenilmeden bir sığınak hazırlamaları emredilmiş gibi geliyormuş.

İşte Finrod bu konuda Thingol’ün yardımına ihtiyaç duyar. Menegroth’tan son derecede etkilenen Finrod böyle bir yeri nereye yapabileceğini sorar Thingol’e. Thingol ise Doriath’ın hemen batısındaki Yüce Faroth’un altındaki mağaraları anlatmış ve Finrod’un yanına rehberler vermiş o çok az kişinin bildiği yere gidebilmesi için.

Finrod kısa sürede oradan ayrılsa da Galadriel orada kalmış. Thingol’ün Teleri lideri Olwe’den başka bir kardeşinin daha olduğu söylenir: Elmo. Elmo’nun Celeborn adında da bir torunu vardır. Galadriel ile Celeborn’un aşkı o günlerde büyüktür ve Galadriel bu nedenle Finrod ile gitmeyi değil, kalmayı seçer. İlk Çağ’ın elli ikinci yılında evlendikleri söylenir.

Galadriel Doriath’ta kaldığı sürece Melian ile yakın arkadaş olurlar. Galadriel, Melian’dan Lembas’ın yapımı dahil çok fazla şey öğrenir hatta Galadriel’in bilgeliğinin kaynağı Melian’dır demek yanlış olmaz; fakat bu arkadaşlıktan Melian’ın da kazancı vardır; Noldor’un açıkça neden geldiğini bu arkadaşlık sayesinde öğrenir.

Galadriel ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir:

Melian:  Senin ve akrabalarının üzerinde bir keder var. Bunu senin içinde görebiliyorum, ama bundan gerisi benden saklı; çünkü Batı’da geçen ya da geçmiş hiçbir şeyi görüntü ya da düşünceyle algılayamam: Aman topraklarının tamamı üzerinde gölge var ve denizin ötesine dek uzanıyor. Neden bana daha fazlasını anlatmıyorsun?

Galadriel yanıtlar:

Galadriel: Çünkü bu keder geçmişte kaldı. Burada, anılar tarafından sıkıntıya düşmeden ne kadar haz varsa tatmak istiyorum. Umut hala parlak görünmesine rağmen, belki gelecek daha fazla keder var.

Galadriel haklıydı. Gelecekte çok büyük kederler yaşanacaktır; fakat Melian’ın şimdilik bununla ilgili konuşmaya niyeti yoktur. Konuyu değiştirmeden devam eder:

Melian: Ben Noldor’un başta söylendiği gibi, Valar’ın elçileri olarak geldiklerine inanmıyorum: her ne kadar tam ihtiyaç duyduğumuz bir anda gelmiş olsalar da; çünkü Valar hakkında hiç konuşmuyorlar, ulu efendilerden Manwe’den, Ulmo’dan hatta Kral’ın kardeşi Olwe’den Thingol’e tek bir mesaj getirmediler ya da denizin öte yanına giden kendi halkından. Galadriel, Noldor’un asil halkı neden Aman’dan sürüldü? Ya da Feanor oğulları üzerinde nasıl bir kötülük yatar ki böylesine kibirli ve zalimler? Sence gerçeğe yaklaşmadım mı?

Galadriel: Yaklaştın. Yalnızca, biz sürgün değiliz. Kendi irademizle Valar’ınkine karşı çıkarak geldik. Valar’a rağmen büyük tehlikelerin içinde şu nedenle geldik: Morgoth’tan intikam alıp onun çaldığını geri almak.

Ardından Galadriel Valinor’da olanları anlatmaya başlar. Büyük Noldor Kralı Finwe, Morgoth tarafından öldürülmüş ve oğlu Feanor’un, Valinor’un İki Ağaç’ının ışığını içine koyduğu mücevherler olan Silmariller çalınmıştır. Noldor halkı bunun intikamını ve o Silmarilleri istemektedir. Melian, Galadriel’e daha fazla anlatmamasını söyler; çünkü çok büyük bir karanlık hisseder Noldor’un takip ettiği yolda. Valar’ın öfkesini üzerlerine çekecek bir karanlık. Bu nedenle Galadriel’e der ki:

Melian: Şimdi bana çok şey anlatıyorsun hatta daha fazlasını algılıyorum. Tirion’dan gelen uzun yolun üzerine bir karanlık çökertecektin; ama ben orada öyle bir kötülük görüyorum ki ona rehberlik yapması için Thingol’ün bunları öğrenmesi gerekli.

Galadriel: Belki, ama benden değil.

Böylece Melian, Thingol’e Noldor’un geliş sebebini ve öfkesini anlatma görevini üstlenir. Galadriel olanları eksik anlattığı için Thingol’ün tepkisi sakin olmuştur. Melian ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir:

Melian:  Bu önemli bir konu. Hatta Noldor’un anladığından bile önemli; çünkü Aman’ın Işığı ve Arda’nın kaderi artık bu şeylerin içinde , ölen Feanor’un eseri içinde kilitli duruyor. Öngörüyorum ki onlar Eldar gücüyle iyileştirilemeyecek; onlar Morgoth’tan zorla geri alınmadan önce dünya gelecekteki savaşlarla yıkılacak. Bak şimdi! Feanor’u katlettiler, tahmin ediyorum ki birçoklarını da ; ama getirdikleri ve getirecek oldukları ölümlerin ilki dostun Finwe’ydi. Morgoth, Aman’dan kaçmadan önce onu katletti.

Thingol: Artık Noldor’un Batı’dan gelişini anlıyorum, ki daha önce buna çok şaşırmıştım. Rastlantılar bir yana yardımımıza gelmediler; çünkü Valar, Orta Dünya’da kalmış olanları, onlara en uç noktada ihtiyaç duyana dek kendi haline bırakacak. Noldor kaybettiğini bulmak ve intikam için geldi. Yine de Morgoth’a karşı ittifak oluşturacaklarına şüphe yok ve şimdi asla Morgoth’la anlaşma yapmaları olasılığı düşünülemeyecek.

Melian: Bu sebeple geldikleri doğru; ama başkaları da var. Feanor oğullarına dikkat et! Üzerlerinde Valar’ın öfkesinin gölgesi uzanıyor; anladığıma göre onlar Aman’da kötülük yaptılar hem de kendi akrabalarına. Noldor prensleri arasında uykuya yatırılmış bir keder var.

Thingol tüm bu laflara anlam verememiştir. Feanor ve oğullarını her zaman dost olarak gören Thingol şöyle yanıtlar:

Thingol: Bunun benim için anlamı ne? Feanor hakkında aslında onu yücelten haberler duydum. Oğulları içinse beni keyiflendiren çok az şey duydum; ama onlar bizim düşmanımızın en ölümcül düşmanları olacaklarını kanıtlayacak gibiler.

Melian onlara güvenmez. Onlardan gelecek olan yıkımı gördüğü için mi yoksa Aman’da yaptıklarını bir şekilde bildiği için mi bilinmez. Bu nedenle Thingol’ü uyarır ve der ki:

Melian:  Onların yüzlerinin ve kılıçlarının iki yüzü var.

Bu konu bir daha Thingol’ün meclisinde açılmaz; fakat Morgoth düşmanlarına karşı harekete geçmiştir. Noldor’un Aman’dan ayrılmadan önce yaptıklarını tüm Beleriand’a içine yalanlar karıştırarak yayar. En sonunda bunlar Thingol’ün kulağına da gelir. Rastlantı eseri bu haberler Finarfin oğulları Angrod, Aegnor ve Finrod , Thingol’e konuk olduğu zaman gelir. Thingol ilk önce öfkeli olsa da kendine hakim olarak Finarfin oğullarıyla şöyle konuşur:

Thingol: Akrabalar, benden böylesi büyük olayları sakladığınız için sizinle işim bitecek; çünkü artık Noldor’un yaptığı tüm kötü işleri öğrendim.

Finrod’un kafası karışmıştır.

Finrod: Size ne kötülük yaptım, efendim? Ya da Noldor halkı ülkenizde sizi kederlendirebilecek hangi kötü harekette bulundu? Ne krallığınıza ne de halkınızdan birine karşı hangi kötülüğü düşündüler veya yaptılar?

Thingol: Earwen’in oğlu, akrabalarının sofrasına kanlı ellerle anne soyunu katletmekten gelip, kendini savunacak bir şey söylememen veya özür dilememen beni hayrete düşürüyor!

İşte o anda Finrod üzüntü içindedir ve cevap veremez.. Kendini savunabilmek için diğer Noldor efendilerini suçlamak zorundadır; fakat bunu yapmak istemiyordur. Susar. Sadece susar. Finrod yerine kardeşi Angrod konuşur ateşle:

“Efendim, nasıl yalanlar duyduğunuzu ya da nereden kaynaklandıklarını bilmiyorum; ama biz kanlı ellerle gelmedik. Buralara belki akılsızlığımız dışında suçumuz olmadan, şarapla sarhoş olmuş gibi, zalim Feanor’un sözlerini dinleyerek, ani bir kararla geldik. Yolumuzda hiçbir kötülük yapmadık ama büyük bir hata yüzünden kendimize acı çektirdik; ve bu hatayı bağışladık. Bu yüzden adımız size yalan taşıyıcılar ve Noldor halkı da vatan haini olarak söyleniyor; bildiğiniz gibi bu gerçek değil, çünkü biz bağlılığımız yüzünden sizin huzurunuzda sessiz kaldık ve böylece kızgınlığınızı kazandık. Ama artık böyle suçlamalar doğmayacak, siz de gerçeği bileceksiniz.”

Ardından Angrod, Feanor’un Yemini’ni, Akrabakıyımı’nı, Losgar’daki gemilerin yakılışını ve Gıcırdayan Buz, Helcaraxe’den geçişleri’ni anlatır. Babası öldürüldüğü ve Silmarilleri çalındığı için ruhu öfkenin aleviyle yanarken Noldor’u etrafına toplayıp şöyle konuşmuştu:

Feanor: Neden, ey Noldor halkı! Neden bizi koruyamayan hatta kendi topraklarını bile düşmana karşı koruyamayan kıskanç Valar’a hizmete devam edelim? O, düşmanları olduğu halde, akrabaları değil mi? İntikam, bu yüzden beni çağırdı, ama öyle olsa bile, bundan sonra babamın katili ve hazinemin hırsızlarının akrabalarıyla aynı topraklar üzerinde yaşamayacağım. Bu cesur halk arasındaki tek cesur ben değilim. Hepiniz kralınızı kaybetmediniz mi? Kaybedecek daha neyiniz var ki dağlar ile deniz arasındaki bu dar toprağa tıkılıyorsunuz?

Bir zamanlar burada Valar’ın Orta Dünya’dan esirgediği ışık vardı, ama şimdi karanlık her tarafa yayıldı. Pusun tacizine uğrayan ve nankör denizde boşuna gözyaşı döken gölgelenmiş bir halk olarak sonsuza dek burada kıpırdamana yas mı tutacağız? Yoksa yurdumuza mı döneceğiz? Özgür halkın yürüdüğü Cuivienen’de bulutsuz yıldızların altında tatlı sular akıyor, geniş toprakları etrafına uzanıyor. Hepsi orada, delilik ederek terk ettiğimiz her şey orada hala bizi bekliyor. Gelin dönelim! Bırakın bu şehri korkaklar korusun!

Güzellik en sonunda olacak! Uzun ve zor bir yol olsa da! Esarete veda edin! Ama huzura da veda edin! Zayıflığa veda edin! Hazinelerinize veda edin! Daha çok şey yapacağız. Yolculuk hafif; ama kılıçlarınızı yanınızda getirin! Orome’nin gittiğinden daha ilerilere gideceğiz, Tulkas’tan daha fazla dayanacağız; kovalamamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Morgoth’un peşinden Dünya’nın sonuna kadar gideceğiz! Onunla savaşacağız, ölümsüz nefret duyacağız. Fetihlerimizi gerçekleştirdiğimizde ve Silmarilleri geri aldığımızda biz, sadece biz lekesiz Işık’ın kralları, mutluluğun efendileri ve Arda’nın güzelliği olacağız. Başka hiçbir ırk bizi kovamayacak!

Dost ya da düşman olsa, aydınlık Vala
Temiz ya da kokuşmuş, Morgoth-soyu
Elda, Maia ya da sonra-doğan
-Orta Dünya’ya daha doğmamış- da olsa
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor’un soyundan
Saklayan, sahabetine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silmaril’i.
Böylece hepimiz yemin ediyoruz ki:
Ölüm getireceğiz ona, gün bitmeden daha,
Ve ızdırap, dünyanın sonunda.
Sözlerimizi duy, Eru Ilúvatar!
Sonsuz karanlık alın yazımız olsun,
Yeminimiz kırılır ve boşa çıkarsa.
Kutsal dağda şehadetimizi duyun,
Ve yeminimizi hatırlayın o vakit,
Ey Manwë ile Varda!

Böyledir işte Feanor’un konuşması ve yemini. Akrabakıyımı ise Orta Dünya’ya gitmek isteyen Feanor’un Teleri halkından yardım talep etmesi ve Teleri’nin reddermesi sonucu çıkan bir iç savaştır. Feanor’un gemi isteği reddedilince Teleri lideri ve Thingol’ün kardeşi Olwe ile Feanor arasında şöyle bir konuşma geçer:

Feanor: İhtiyacımız olduğu anda dostluğumuzu tanımadın. Oysa, yüreksiz aylaklar olarak, neredeyse bomboş ellerle sonunda bu kıyıya geldiğinizde bizden aldığınız yardım için mutluydunuz. Hala bu kıyılardaki kulübelerinizde yaşıyorsunuz. Limanınızı oyan, duvarlarınız üzerinde yorulanlar Noldor değildi.

Olwe: Dostluğunuzu inkar etmedik. Ama dostunun çılgınlığını önlemek de dostluğun bir parçası olabilir. Noldor bize kucak açıp yardım ettiğinde sen şöyle demiştin: evleri yan yana duran kardeşler olarak sonsuza dek Aman topraklarında yerleşeceğiz. Ama ak gemilerimizi siz vermediniz. Bu zanaatı Noldor’dan öğrenmedik, Denizin Efendisi’nden öğrendik; ak keresteleri kendi ellerimizle işledik, ak yelkenlerimizi karılarımız, kızlarımız dokudu. Bu yüzden onları herhangi bir ittifak veya dostluk için ne veririz ne de satarız. Finwe oğlu Feanor, sana söyleyeceğim onlar bizim için Noldor mücevherleri gibidir; yüreklerimizin ürünü, yeniden yapamayacağımız.

Bunun üzerine Feanor gemileri zorla almaya kalkar. Teleri ise gemilerini korumak için savaşmaya hazırdırlar ve böylece bir Elf’in başka bir Elf’i katledişinin ilki meydana gelir ve bu hareket Feanor’un Yemini’nin getirdiği ilk kötülüktür. Feanor ve oğulları kendi akrabalarını katlederken arkadan gelen Fingolfin oğlu Fingon, Feanor’un savaştığını görünce Valar’ın ilerleyişi durdurmak için pusu kurduğunu sanarak savaşa dalar. Geri kalan prenslerin bu günah ile hiçbir bağlantıları yoktu ve görüldüğü üzere Angrod orada kendini savunurken doğruları söylüyordu.

Losgar’da ise Teleri ile yapılan mücadeleden bazı gemiler de nasibini alıp yanmıştır. Noldor halkının hepsi sığmaz gemilere ve Feanor oğulları ile beraber Orta Dünya’ya yelken açarlar. Orta Dünya’ya varıldığında Maedhros ile Feanor arasında şuna benzer bir diyalog geçer:

Maedhros: Hangi gemileri ve kürekçileri dönmek için ayırdın? Önce kimi taşıyacaklar? Cesur Fingon’u mu?

Feanor delirmiş gibidir. Kahkahalar eşliğinde haykırarak der ki:

Feanor: Hiçbirini! Hiçbirini! Ardımda bıraktıklarımı kayıp saymıyorum; yolda gereksiz yük oldukları kanıtlandı. Onlar adımı lanetledi, hala lanetliyorlar ve bırak Valar’ın kafeslerine inleyerek dönsünler.

Böylece Feanor Teleri gemilerini Losgar’da yakar ve Aman kıtasındaki Noldor’u terk ederler. Noldor, gökyüzüne yükselen kızıllığ görür ve ihanete uğradıklarını anlarlar; fakat Fingolfin her ne olursa olsun Feanor’u izleyecektir. Kan bağıyla üvey, yürek bağıyla öz kardeş olacaklarına Valar huzunda yemin etmişlerdir Feanor ve Fingolfin. Fingolfin de Feanor’u öz abisi kabul ettiğini söylemiş ve Feanor’un götürdüğü her yere gideceğine yemin etmiştir.

Bu nedenle kuzeyde Orta Dünya ile Aman’ı birleştiren buzulların üzerinden(Helcaraxe) gitmeye karar verir. Halkı o yolculuk sırasında ağır kayıplar verir. Açlık ve korkuyla yüzleşirler orada; fakat yine de azim ve cesaret galip gelir ve Orta Dünya’ya varırlar.

Thingol işte bunları öğrendi Angrod’dan. Angrod ise tüm bunlara şu sözleri ekler:

Angrod: Ne diye Gıcırdayan Buz’a katlanmış olan bizler akrabakatilleri ve hainler gibi isimler taşıyalım?

Melian: Yine de Mandos’un gölgesi senin üzerinde de uzanıyor.

Thingol gergin bir sessizliğin ardından konuşur:

Thingol: Şimdi gidin; çünkü yüreğim yanıyor. İsterseniz daha sonra dönebilirsiniz; çünkü kapılarımı size, katkıda bulunmadıkları bir kötülüğün tuzağına düşmüş akrabalarıma sonsuza dek asla kapatmayacağım. Fingolfin ve halkıyla da dostluğumu koruyacağım; çünkü onlar yaptıkları böylesi bir kötülüğü çok acı bir biçimde ödediler ve bu kaderi yaratan Güç’e duyduğumuz kin içinde kederimiz yok olacaktır; ama sözlerimi duyun! Kulaklarım bir daha asla Alqualonde’de akrabalarımı katledenlerin dilini duymayacaktır! Ülkemde iktidarım sürdüğü sürece bu dil açıkça konuşulmayacak. Tüm Sindar halkı Noldor diliyle konuşmama ya da onu yanıtlamama emrimi duyacaktır. Onu kullananların tümü akraba katili ve tövbe etmeyen akraba ihanetçileri sayılacaktır.

Tüm bu olanlardan kısa süre sonra Thingol’ün kulağına ne Elf ne Cüce ne de Ork olan başka bir ırkın Beleriand topraklarına girdiği ve Finrod ile dost olduğu haberi gelir. Bu ırk İnsan’dır. Finrod onları Nan Elmoth ormanının yakınındaki Estolad, Karargah, adı verilen yere yönlendirir.

Finrod bunu Kral Thingol’e danışarak yapsa da diğer Noldor prensleri insanlara kucak açarken Thigol’ün düşüncelerini sormamıştır ve bu durum bizim Thingol’ün sinirine dokunur. Thingol hiddetle der ki;

Thingol: Benim krallığım ayakta durdukça hiçbir İnsan Doriath’a giremeyecek. Hatta sevgili Finrod’ hizmet eden Beor Hanedanı’ndan olanlar bile.

Yine de öngörülü Melian bu konuda Thingol ile konuşmadı. Sessizliğini Finrod’un kardeşi Galadriel karşısında bozup dedi ki:

Melian: Dünya, şimdi büyük gelişmelere doğru hızla ilerliyor. İnsanlar içinden biri, hatta Beor’un hanedanından, gerçekten gelecek ve Melian Kuşağı onu durduramayacak; çünkü onu benim kudretimden daha büyük bir yazgı gönderecek; ve bu gelişten doğan şarkılar Orta Dünya değiştiğinde bile sürecek.

Bir süreliğine Feanor Oğulları’na hizmet etseler de bu hizmetten vazgeçerek kendilerine ait topraklar arayan tek Edain Hanedanı Haleth olmuştur. Beleriand’a girdiklerinde Morgoth ile verdikleri savaşta çok şey kaybetmişlerdir ve Haleth, Morgoth ile arasında kişisel bir dava olduğunu açıklamıştır.

Bir müddet Estolad’da yaşasalar da Haleth onları daha batıya götürür ve en sonunda Doriath’ın kuzey batısındaki Brethil Ormanı’na yerleşirler. Thingol küplere biner ve kendi toprakları içinde olduğunu iddia ettiği (Melian Kuşağı’nın dışında kalmasına rağmen) Brethil Ormanı’ndan çıkmalarını ister; fakat onlara acıyan bilge ve sevgi dolu Noldor Prensi Felagund Finrod, Elu Thingol’ü ikna etmeyi başarır ve Thingol, Brethil’deki İnsanlar’a dokunmaz. Yine de bir şartı vardır: Orkların herhangi bir şekilde Teiglin Nehri’ni aşmalarını önlemeleri gerekmektedir. Haleth’in bu şartı duyduğunda verdiği yanıt ise bu şartı koyanın yüzünü kızartmalıdır:

Haleth:  Babam Haldad ile kardeşim Haldar nerede? Eğer Doriath Kralı, Haleth ile onun akrabalarını parçalayanlar arasında bir dostluktan korkuyorsa, Eldar düşünceleri, İnsanlar için çok tuhaf.

İnsanlar’ın Beleriand’a yerleşmeleri süreci Haleth’in Halkı’nın Brethil’e yerleşmeleri ile son buluyor. İnsanlar tamamen yerleşince de artık Beleriand’ın dört yüz yıllık huzuru sonuna yaklaşmıştır artık.

Dagor Aglareb ile başlayan dört yıllık Angband Kuşatması ile beraber gelen dikkatli huzur dönemi Morgoth’un ani saldırısıyla kimse ne olduğunu anlayamadan sona erer. Noldor halkı toplayabildiği kadar güçle saldırıyı karşılamaya çalışsa da Balrog ve Orklar’dan oluşan bu seli bastırmak mümkün olmaz. Bu savaş sonunda Felagund Finrod’un Sirion Nehri üzerindeki Tol Sirion’da yaptırmış olduğu Minas Tirith, Sauron’un eline geçer. Yüce Noldor Kralı Fingolfin, Morgoth ile giriştiği birebir mücadelede kahramanca can verir ve Fingolfin oğlu Fingon yeni Noldor Kralı olur.

Feanor oğulları büyük ölçüde kayıplar verir ve bir daha toplanamazlar. Celegorm ve Caranthir, Nargothrond’a sığınırlar. Felagund Finrod, Beor Hanedanı’ndan Barahir tarafından ölümün pençesinden alınır ve Finrod, Barahir’e bin yıllar boyunca saklanacak bir yadigar olan yüzüğünü vererek borcunu ödeyeceğine dair yemin eder. Orklar, Beleriand’a hiç çıkmamak üzere girerler ve Finarfin oğulları ölmüş Angrod ile Aegnor’un hükmettiği, Beor Hanedanı’nın yurdu olan Dorthonion’u fethederler.

Bu savaşta Doriath’ın rolü yoktur; fakat yine de yukarıda sayılan tüm bu sonuçlar Doriath’ın kaderini etkilemiştir. Kılını kımıldatmayan veya kımıldatmaya fırsat bulamayan Thingol bu kayıp yüzünden çok acı çekecektir.

Savaştan birkaç yıl sonra Orta Dünya’nın en acıklı ve en büyük aşk hikayesi doğar. Babası, Sauron’un askerleri tarafından öldürülen Barahir oğlu Beren, Dorthonion’u terk ederek, büyük karanlıkların içinden geçerek, Melian’ın öngördüğü gibi Kuşak’tan etkilenmeden geçerek Doriath’a giriş yapar.

Doriath’ta iken Beren hayatını aşkını bulur. Doriath’ın Kralı, Beleriand’ın Efendisi ve ilk Teleri lideri, Valinor’daki Ağaçlar’ın ışığını görmüş olan Elu Thingol ile Valar’ın bilgeliğini öğrenmiş, Valinor’da yılların sayamayacağı kadar yaşamış, aşkı için Valar’ın görüntüsünden mahrum kalmayı seçmiş bir Ainu, bir Maia olan Melian’ın tek çocukları ve Orta Dünya’da yürümüş canlıların en güzeli Luthien’i ilk defa Doriath’ın ormanlarında dans ederken görüp vurulur ona.

Belki fazla abartıyorumdur, belki abartmıyorumdur. Sanırım Tolkien’in ağzından dinlerseniz buna daha sağlıklı karar verebilirsiniz:

Yazın Neldoreth Ormanı’nda dolaşırken, bir akşam ay doğarken, Esgalduin’in kıyısındaki açıklıkta hiç solmayan çimenler üzerinde dans eden, Thingol ile Melian’ın kızı Luthien’e rastlamış. Acısının tüm anıları ondan uzaklaşmış ve bir büyüye kapılmış; çünkü Luthien, Illuvatar’ın Çocukları’nın en güzeli idi. Elbisesi bulutsuz gök gibi mavi, gözleri yıldızla aydınlanmış akşam gibi griydi; pelerinine altın çiçekler işlenmişti; saçları alacakaranlığın gölgeleri gibi koyuydu. İhtişamı ve sevimliliği, yaprakların üzerindeki ışık gibiydi, berrak suların sesi, dünyanın puslarının üzerindeki yıldızlar gibiydi; ve yüzünde parıldayan bir ışık vardı.

Fakat Luthien, Beren’in varlığını bile fark etmeden ortadan kaybolur. Beren’i kırık kalbiyle baş başa bırakır. Beren henüz Luthien’in ismini bilmemektedir. Bu nedenle ona “bülbül” anlamına gelen “Tinuviel” adını takar. Beren ormanda, avlanan bir hayvan gibi Luthien’i aramaktadır artık.

Bahar’ın başlangıcındaki bir şafak vaktinde Beren nihayet aradığını bulur. Luthien yine oradadır işte. Yine dans etmektedir. Sesiyle ormandaki her canlıyı etkilemektedir yine. Usta’nın da dediği gibi cansız topraktan çiçekler fışkırtmaktadır ayakları. Beren bir süre Luthien’i sadece izler; çünkü ayakları zincirliymişcesine ağırdır. Luthien karşısında sesini kaybetmiştir Beren. Yine oradadır işte. Yine dans etmektedir. Sesiyle ormandaki her canlıyı etkilemektedir yine. Usta’nın da dediği gibi cansız topraktan çiçekler fışkırtmaktadır ayakları. Beren bir süre Luthien’i sadece izler; çünkü ayakları zincirliymişcesine ağırdır. Luthien karşısında sesini kaybetmiştir Beren. Yine de o an kader ve kaybetme korkusu Beren’e özgürlüğünü tekrar kazandırır ve Beren haykırır:

Beren: Tinuviel, Tinuviel!

Luthien o anda Beor Hanedanı’nı tek varisini, kellesine konmuş ödül Yüze Noldor Kralı Fingon’a denk olan Barahir oğlu Beren’i görür. O gün kader çok güçlüdür ve Luthien’i de Beren’e büyük bir aşkla bağlar. Beren artık Orta Dünya’nın en mutlu İnsan’ıdır. Öyle mutludur ki sevinçten bilincini kaybederek yere yığılır. Baygınken Valar’dan veya bizzat Illuvatar’dan gelen bir rüya görür. Bu rüyada Beren ile Luthien’in aşkı anlatılan en acıklı aşk hikayesi oluyor, Luthien, Beren’in ölümlülüğünü paylaşarak Eldar arasında gerçekten ölen tek Elf unvanına sahip olmaktadır.

Uyandığında Beren yalnızdır. Onun onda duyduğu hüznü ve kederi hangi kelimeler açıklayabilir? Fakat Luthien geri döner ve elini Beren’ini elinin üzerine koyar. O andan sonra gizli gizli buluşmaya başlarlar. Ta ki Yaz’a kadar. Yaz mevsiminde Luthien’e aşık olan Ozan Dearon, bu buluşmaları Thingol’e ispiyonlar. Thingol’ün o an öfkeyle dolar. Yine de kızına olan sevgisi üstün gelir ve ilk önce Luthien ile konuşur bu meseleyi. Thingol, Luthien’in ağzından laf almak için Beren’i hapsetmeyeceğine veya öldürmeyeceğine yemin eder.

Thingol, askerlerine Beren’in derhal Menegroth’a getirilmesi buyruğunu verse de Luthien önceden davranıp Beren’i kendi rızasıyla saygın bir konuk gibi sokmayı başarır. Thingol o gün öfkeli ve kibirlidir. Beren’e hitaben şunları söyler:

Thingol: Buraya bir hırsız gibi gelip tahtıma davetsizce yaklaşmaya cesaret eden sen, kimsin?

Beren’in dili tutulmuştur Menegroth’un görkemi ve Thingol’ün ihtişamı karşısında. Konuşamaz. Onun yerine sözü Luthien alır:

Luthien: O, Barahir oğlu Beren, İnsanların efendisi, Morgoth’un güçlü düşmanı, yaptıkları Elfler arasında bile şarkılaşan.

Thingol: Bırak, Beren konuşsun! Burada ne yapacaksın mutsuz ölümlü, neden kendi ülkeni terk edip senin gibilere yasaklanan bu ülkeye girdin? Küstahlığın ve ahmaklığın yüzünden kudretimin üzerine ağır bir ceza olarak çökmemesi için bir neden gösterebilir misin?

Beren üzerinden korkuyu atıp tekrar İnsanların en eski hanedanının guruna kavuşunca konuştu:

Beren: Yazgım, Ey Kral, Elflerin çok azının cesaret edebileceği tehlikelerden geçirerek beni buraya sürükledi. Ve burada aslında aramadığımı buldum; ama bulduğumda sonsuza dek sahip olmayı istedim; çünkü o, tüm altın ve gümüşlerin üstünde, tüm mücevherlerin ötesinde, ne taş ne çelik, ne Morgoth’un ateşleri ne de tüm Elf krallıklarının güçleri arzu ettiğim hazineden beni alıkoyabilir; çünkü kızınız Luthien, Dünyanın Çocukları’nın en güzeli.

Beren’e ölüm o an çok yakındır; fakat Thingol’ün bir yemini vardır. Yavaşça konuşur kibirli kral:

Thingol: Bu sözlerle ölümü hak ettin ve düşüncesizce bir yemin etmeseydim aniden ölümü bulacaktın. Bu yüzden pişmanım, Morgoth’un ülkesinde onun casusları ve köleleri gibi gizlilik içinde sürünmeyi öğrenen, sıradan ölümlü.

Thingol bir kral olabilir, Beleriand’ın Efendisi olabilir; fakat bu sözleri çok ağır gelmiştir Beren’e ve artık o bu sözleri kendisine yediremeyerek Thingol’e haklı cevabını verir:

Beren: Bana hak edilmiş veya hak edilmemiş bir ölüm verebilirsin; ama senin verdiğin sıradan, casus ya da köle isimlerini değil. Felagund’un Kuzey’in savaş alanında babam Barahir’e verdiği yüzük sayesinde hanedanım, kral olsun, olmasın hiçbir Elf’ten böyle isimler hak etmedi.

Bu sözlerden sonra Melian bilgelikle Thingol’e der ki:

Melian: Öfkenden vazgeç; çünkü Beren senin tarafından öldürülmeyecek; yazgısı onu sonunda uzağa ve özgürlüğe götürüyor ama seninkiyle sarmalanmış. Dikkat et!

Melian’ın bu sözü üzerine Thingol’ün gözleri dalar bir an. Luthien’e doğru bakarken aklından şunlar geçmektedir:

“Küçük efendilerin ve kısa kralların çocukları, mutsuz İnsanlar, ellerini senikinin üzerine koyacak ve hala yaşayacaklar mı?”

Thingol: Yüzüğü görüyorum Barahir oğlu ve gururlu olduğunu, kendini güçlü gördüğünü de anlıyorum. Ama bir babanın yaptıkları, bana faydası dokunmuş bile olsa, Thingol ve Melian’ın kızını kazanmak için işe yaramaz. Şimdi bak! Ben de geri verilmeyen bir hazine arzuluyorum. Çünkü taş, çelik ve Morgoth’un ateşleri, sahip olacağım mücevheri Elf krallıklarının güçlerine karşı saklıyor. Ancak bunların bile seni yıldıramayacağını duydum. Bu yüzden yoluna git! Benim için elinde Morgoth’un tacından bir Silmaril getir, o zaman, eğer isterse Luthien elini seninkinin üzerine koyabilir. O zaman benim mücevherime sahip olacaksın; ve Arda’nın kaderi o Silmariller’in içinde durmasına rağmen, hala beni cömert kabul edeceksin.

İşte bu sözlerdir Doriath’ın yıkımını belirleyecek kilit sözler. Doriath’ın kaderi belirlenmiştir artık. Sebep bu sözler değildir elbette Doriath’ın yıkımı için; ancak temelinin atıldığının işaretidir.

Bu sözler üzerine ise Beren acı bir kahkaha atar:

Beren:  Küçük bir değere Elf kralları kızlarını satıyor; değerli taşlara ve beceriyle yaratılan şeylere; ama eğer isteğin buysa Thingol, yerine getireceğim. Yeniden karşılaştığımızda elim Demir Taç’tan alınma bir Silmaril’i tutacak; sen Barahir oğlu Beren’e son kez bakmadan.

Ardından Beren, Luthien’e veda edip oradan ayrılır. O gittikten sonra Melian Thingol ile konuşur:

Melian: Ey Kralım, kurnazca bir fikir ürettiniz. Ama eğer gözlerim görüş güçlerini yitirmediyse, Beren bu işi başarsın ya da başaramasın, bu sizin için kötü olacak. Çünkü ya kızınızı ya da kendinizi mahkum ettiniz. Ve şimdi Doriath, daha kudretli bir diyarın yazgısı içinde sürükleniyor.

Thingol: Tüm hazinelerin üzerinde sevdiğim ve aziz tuttuğum Elfleri ya da İnsanları satmıyorum. Eğer Beren’in yeniden canlı olarak Menegroth’a gelme umudu ya da korkusu varsa, göğün ışığı üzerine tekrar bakamayacak, yemin etmiş olmama rağmen.

Luthien’in üzerine ise bir gölge çökmüştür. Bir daha ne şarkı söyler Doriath’ta ne de dans eder. Beren’in gidişinden birkaç gün sonra Luthien’in hisleri deli gibi uyarır onu. Yüreğine bir korku çökmüştür. Melian’a akıl danışmaya gittiğinde ise acı bir haber alır: Beren, Felagund Finrod ile beraber Sauron’un zindanlarına atılmıştır. Luthien, Beren’e yardım etmek ister ve güvenebileceği tek kişi olduğunu düşündüğü Ozan Daeron’dan yardım ister; fakat daha önce anlatıldığı gibi Daeron da Luthien’e aşıktır ve onun görüntüsünden mahrum olmak, onu gölgelere yollamak istemez. Onu durdurabilecek tek kişi olan Thingol’e Luthien’in niyetini açıklar. Thingol ise şaşırır ve sert önlemler alır. Thingol Luthien’i hapis edecek kadar ileri gider. Menegroth’un dışında Hirilorn denen bir kayın ağacına ev yaptırır Thingol ve Luthien’i oraya hapseder.

Hirilorn Ağacı için daha fazla bilgi için Tolkien’in sözlerine kulak verin:

Menegroth’un Kapıları’ndan çok uzakta olmayan, Neldoreth Ormanı’nda ağaçların en yücesi vardı: orası bir kayın ormanıydı ve krallığın kuzer bölümüydü. Ve o, Hirilorn denen görkemli bir kayın ağacıydı, eşit kalınlıkta, pürüzsüz bir kabuğu olan olağanüstü uzunlukta üç gövdesi vardı; gövdelerinden toprağın oldukça yukarılarına kadar hiçbir dal uzanmıyordu. Çok yukarıda, Hirilorn’un gövdeleri arasına ağaç bir ev inşa edilip Luthien’in orada yaşaması sağlandı; sadece gereken şeyleri ona getiren Thingol’ün hizmetkarları geldiğinde merdivenler kondu, sonra alındı.

Fakat bu Luthien’in aşkına angel değildir. Büyü kullanarak saçlarını uzattığı ve o saçlardan kendine bir pelerin ve bir halat yaptığı ve onların üzerine bir uyku büyüsü serptiği anlatılır Beleriand’ın Destanları kitabında. Böylece ağacın altındaki muhafızlar uyuyarak Luthien’in kaçışına engel olamamışlardır. Ördüğü pelerin sayesinde kimse tarafından tanınmayarak Doriath’tan çıkar gider.

Thingol bunu duyduğunda Doriath kedere boğulur; fakat birkaç gün sonra gelecek olan haber kadar hiçbir şey Thingol’ü hiddetlendirmemiştir. Nargothrond’da yaşayan Feanor oğlu Celegorm, Luthien’i hapsetmiştir ve onunla evlenmek istemektedir. Thingol, Nargothrond ile ciddi ciddi savaşmayı düşünerek casuslarını yollar. Casusların verdikleri haberler hem iyidir hem de kötü. İyi haber Luthien’in artık orada esir olmamasıdır. Kötü haber ise Felagund Finrod’un öldüğü haberidir. Celegorm ve Curufin’in ise Nargothrond’dan sürgün edildiğini öğrenir. Beren, Finrod’un babasına ettiği yemini hatırlayarak Nargothrond’u aramış ve sonunda bulmuştur. Finrod, Beren ve on yol arkadaşıyla çıktığı yolculukta Sauron tarafından esir edilmiş ve öldürülmüştür. Luthien ise hala Beren’i kurtarmaya çalışmaktadır.

Thingol’ün hiddeti yatışsa da hala da tedirgindir. Luthien kayıptır. Daeron Doriath’ı terk etmiş ve bir daha kimseye görünmemiştir. Thingol, Melian’a danışsa da Melian ona sadece bekleyip sabretmesi gerektiğini söyler. Luthien’in akıbetini öğrenmek için Himring’e elçiler yollamaya karar verir; fakat o elçiler Doriath’ın kuzey sınırında bir kurt tarafından saldırıya uğrarlar. Bu kutrun adı Carcaroth’tu ve Angband’ın bekçiliğini yapar. Onu bu kadar uzaklara getiren kader ise hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir kaderdir. Elçilerden sadece Ağır Elli Mablung sağ kalabilir ve Doriath sınırları içerisinde Carcaroth’un terör saçtığı haberini Thingol’e iletir.

Bu karanlık saatte Güneş tekrar parlar; çünkü Luthien evine dönmüştür. Yanında ise öldüğü sanılan Beren vardır. Thingol’ün Beren’e olan nefreti hiçbir zaman bu kadar derin olmamıştır. Gergin sessizliği Beren bozar:

Beren: Sözüme uyarak döndüm. Şimdi benim olduğunu iddia etmek için geldim.

Thingol: Macerandan ve yemininden ne haber?

Beren: Tamamlandı. Şimdi bir Silmaril elimde.

Thingol: Onu bana göster!

Sonra Beren sol elini açar. Boştur. Ardından sağ kolunu kaldırır. Eli yoktur. Ardından Thingol öfkesini bir kenara bırakıp Beren’e hikayesini anlatmasını söyledi. Beren ise anlattı:

Daha önce söylendiği gibi Beren yardım istemek için Nargothrond’u aramaya çıkmıştır. Orada Nargothrond’un kolcuları tarafından yakalansa da Barahir’in Yüzüğü sayesinde bir esir değil de saygın bir konuk olarak girer Nargothrond’a. Orada Finrod ile konuşur ve ondan yardım ister. Finrod ise Nargothrond’da Feanor oğulları ve hainlerle uğraşsa da kendine on tane yol arkadaşı bulur ve yola çıkarlar. Yolda bir ork grubuna rastlarlar ve onları katlederler. Finrod becerilerini kullanarak grubunu orklara benzeterek yollarına devam ederler; fakat artık Sauron’un elinde olan ve bizzat Finrod tarafından yaptırılmış Minas Tirith’in yakınından geçerken Sauron onları fark edip kalede esir eder.

Amaçlarını ve kimliklerini öğrenmek için her birini sorguya çekse de istediğine ulaşamaz ve her birini tek tek öldürür. Sıra Beren’e geldiğinde ise Finrod yeminin yerine getirir. Zincirlerini kırarak Beren’in önüne atılır ve dişe diş bir mücadele verir kurt ile. Kurt ölür; fakat Finrod da ölümcül yaralar almıştır. Finrod öldüğünde Beren bir şarkı duyar. Gelenler Celegorm’un sadık kurt köpeği Huan ile Luthien’dir. Sauron, Huan tarafından yenilgiye uğratılmış ve kaçmaya zorlanmıştır. Luthien ise bir şarkıyla kaleyi yıkmış ve Beren’i özgürlüğne kavuşturmuştur.

Ardından Doriath sınırlarının yakınlarıda Nargothrond’dan sürülmüş olan Celegorm ve Curufin’e rastlarlar. Ufak çaplı bir çatışmadan sonra Beren ağır yaralanır ve Huan o zamana kadar sahibi olan Celegorm’un hizmetini terk eder. Luthien’in sevgisi Beren’i iyileştirir. Bu kez Angband’a gitmeye hazırdır; fakat bunu tek başına yapmak istese de Luthien ve Huan onunla gider. Luthien, Angband’daki herkesi bir uyku büyüsüyle büyüler ve engellenmeden Morgoth’un huzuruna çıkarlar. Morgoth, Beren’i fark edemeden Luthien Morgoth için dans etmeye başlar.

Bu dans sırasında Morgoth da uykuya dalar ve tahtından yere düşer. Beren, Curufin’den almış olduğu hançerle Morgoth’un tacından bir Silmaril’i kesmeyi başarmıştır. İkinciyi de götürmek ister; fakat hançer parçalanır. Tam geri dönerlerken Angband’ın Kapıları’nda Carcaroth onları durdurur. Beren’in Silmaril’i tutan elini koparıp yutar ve Silmaril’in verdiği acıyla güneye kaçar. Beren ve Luthien’i Kartalların Kralı Thorondor kurtararak Doriath sınırına bırakır. Orada Luthien’in iyileştirici gücüyle tekrar canlanan Beren böylece Thingol’ün tahtının önüne gelebilmiştir.

Thingol artık anlamıştır; İnsanlar’ın sandığı kadar aşağılık olmadığını ve Beren ile Luthien’in aşkının dünya üzerindeki herhangi bir güçten daha güçlü olduğunu. Beren, Carcaroth’un Doriath’ta olduğunu öğrenir ve Macera’sını bitmiş kabul etmez. Thingol küçük, elit bir takım kurar Carcaroth’u avlamak için. Kendisi ile birliklte Beren, Güçlüyay Beleg, Ağır Elli Mablung ve bizzat Vala Orome tarafından yetiştirilmiş, Valar’ın ışığını taşıyan kurt-köpeği Huan vardır bu grupta. Kurt’un Avlanışı adı verilen bu olay Tolkien tarafından şöyle anlatılır Silmarillion’da:

Beren, Thingol’ün yanında duruyordu, birden Huan’ın yanlarından ayrılmış olduğunu fark ettiler. Sonra sık çalılığın içinden bir uluma geldi; çünkü Huan sabırsızlanıp, kurdu arayarak saklandığı yerden çıkarmak için tek başında gitmişti. Ama Carcaroth ondan uzak durarak dikenlerin arasından fırlayıp aniden Thingol’ün üzerine atladı. Beren hızla Thingol’ün önüne elinde mızrağı ile geçti ama Carcaroth onu yana sürükleyip yere yıktı ve göğsünü ısırdı.

O anda Huan çalılıktan fırlayıp Kurt’un üzerine atladı, şiddetle dövüşerek yere düştüler; hiçbir kurt ve kurt köpeğinin mücadelesi buna benzemiyordu; çünkü Huan’ın ulumasında Orome’nin borularının, Valar’ın öfkesinin sesi duyuldu ama Carcaroth’un ulumalarında Morgoth’un nefreti, çelik dişlerden daha zalim kötülük vardı; haykırışlarıyla tepelerden kayalar parçalanıp Esgalduin çağlayanlarına düşüyordu. Orada ölümüne dövüşüyorlardı; ama Thingol bunu önemsemeyip Beren’in kötü şekilde yaralandığını görerek yanına diz çöktü.

0cfea916fb_33563956_o2

Nihayet bu hayvani mücadeleden Huan galip gelir; fakat kendisi de ölümcül yaralar almıştır. Böylece Huan’ın yazgısı tamamlanmış ve dünya üzerindeki en güçlü kurt tarafından öldürülmüştür. Beleg ile Mablung onları bulduklarında ağladılar; çünkü Beren de iyileştirilemeyecek yaralar almıştır.

Carcaroth’un karnı yarılır ve Beren’in elinin hiç çürümemiş olduğunu görürler; fakat daha onlar dokunur dokunmaz el toz olur ve Silmaril ortaya çıkar. Silmaril’i Beren’in sol eline koyarlar ve Silmaril’in verdiği güçle ağzından Beren’in son sözleri dökülür:

Beren: Şimdi Macera başarıldı. Yazgım tamamlandı.

Beren’in ölümün pençesinde olduğunu öğrenen Luthien yıkılır. Beren’e Mandos’un Salonları’nda kendisini beklemesini söyleyerek onu öper. Beren ise ölmeden önce gördüğü son şey, Luthien’in gri gözleri olur. Kısa bir süre sonra ise Luthien’in kalbi bu acıya daha fazla dayanamaz ve Eldar içinde kederinden ölen tek kişi olur. Mandos’un Salonları’nda Mandos’a söylediği şarkı ile Mandos merhamet eder ve Manwe’ye danışır bu konuyu. Manwe ise önlerine iki seçenek sunar aşıkların: Birincisi Luthien’in Valinor’da yaşamasıydı; fakat Beren oraya gelemezdi.

İkinci seçenek ise; Beren ile Orta Dünya’ya dönmekti; fakat orada da bir İnsan hayatı yaşayacak ve ikinci kez, tamamen ölecekti. Luthien ikinci seçeneği seçerek Beren ile bir süre mutlu bir şekilde yaşamıştır. İlk durakları Doriath olur. Melian orada Luthien’in yazgısını öğrenerek üzüntüye boğulur. Ardından Gelion Nehri ile birleşen başka bir nehir olan Adurant’ın üzerindeki Tol Galen’de yaşamlarına devam ederler.

Silmaril’in Doriath’ta olduğunu haber alan Feanor Oğulları, Thingol’e elçi gönderir. Silmaril’in teslim edilmemesi halinde düşman olacaklarını açıklarlar. Melian verilmesinden yana olsa da Thingol, bu kibirli mesaj ve Luthien’in acısı nedeniyle Beren’in kanı vasıtasıyla alınmış bu mücevheri geri vermeyecektir. Maedhros daha fazla üstelemez; çünkü Morgoth’a karşı büyük bir ittifak kurmayı amaçlamaktadır ve Doriath’ın gücüne de ihtiyacı olduğunu bilmektedir. Doriath bu İttifak’a sadece Beleg ile Mablung katıldı. Thingol onlara, Feanor Oğulları’na hizmet etmedikleri sürece gitmelerinde bir sakınca görmediğini söylemiştir.

Morgoth düşmanlarının birleşmekte olduğunu görünce kendi planını da hazırlamış ve o dönemde yeni Beleriand’a girmiş olan Doğudölleri’ni kendi yanına çekmiştir; fakat onlar Maedhros’un yanına da girmişlerdir ve bazıları Maedhros’a sadık kalsa da çoğunluğunun ihaneti kaçınılmazdır.

Maedhros, Cüceleri de yanına çektiği zaman İttifak tamamlanır. İttifak içinde Maedhros’un yakın arkadaşı ve kuzeni Yüce Noldor Kralı Fingon ve ordusu, Hurin ve Huor ile birlikte Hador Halkı, Nargothrond ordusunun küçük bir bölümü, Doriath’tan Mablung ve Beleg, Belegost ve Nogrod Cüceleri ile Doğudölleri vardır. Saldırı zamanı çattığında ise Gondolin’den Fingon’un kardeşi Turgon’un gelişi ise yürekleri coşturan bir gelişme olur. Maedhros doğudan, Fingon ise güneyden saldıracak ve Angband’ın önünde buluşacaklardı; fakat Morgoth hazırlıklıdır.

Kurnazlığı sayesinde tüm Nargothrond birliklerini süpürür. Glaurung’u Maedhros’u karşılaması için gönderir ve büyük kayıplar verir orada Maedros’un birlikleri. Çoğu Doğudölü’nün de ihaneti Feanor Oğullarını bitirmiştir artık. Yine de ölmezler ve savaştan canlı kurtulurlar. Cüceler’den Azaghal ise Glaurung’u derin bir şekilde yaralayarak kaçmasını sağlar.

Fingon Cephesi’nde ise tüm orklar ve Balroglar savaşmaktadır. Fingon, Balroglar’ın Reisi Gothmog tarafından öldürülür. Huor öldürülür, Hurin esir alınır. Yine de Turgon kurtulur ve Gondolin’e döner. Böylece Morgoth’un zaferi ise amacına ulaşamaz.

Bu yenilgi tarihe Nirnaeth Arnoediad yani Sayısız Gözyaşı olarak geçer. Kral Fingon’un ülkesiistila edilir ve Hador Halkı’nın yaşadığı Dor-Lomin’e Doğudölleri girmeye başlar.

İşte bu yenilgiden birkaç yıl sonra Güçlüyay Beleg, Melian’ın Kuşağı’nda takılıp kalmış ve ölmek üzere olan biri çocuk üç İnsan’a rastlar. Çocuk, Nirnaeth Arnoediad’da esir düşmüş olan Hurin’in oğlu Turin’dir.

Onlarla konuşurken Turin ile aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Beleg: Kral Thingol’den ne lütuf isterdin?

Turin: Şövalyelerinden biri olup, Morgoth’a karşı at sürmek ve babamın intikamını almak.

Beleg:  Yaşın büyüdüğünde bu pekala olabilir; çünkü henüz küçük olmana rağmen, yiğit bir adam hamuruna sahipsin, eğer mümkün olursa, Sadık Hurin’in oğlu olmaya layıksın.

Beleg memnuniyetle rehberi olur Turin’in ve Menegroth’a getirildiğinde Thingol onu merhametle karşılar. Babası Hurin ve akrabası Beren’in şerefine Turin’i dizlerine oturtur. Bu orada bulunan hiç kimse için kabul edilmesi kolay olan bir görüntü değildir; çünkü artık Thingol kibirli bir kral olmaktan çıkmıştır ve İnsanlar’a olan önyargılarını bir kenara atarak Turin’i kendi evladı yerine koymuştur.

Turin’e şöyle der:

Thingol: Bundan böyle Hurin’in oğlu, evin burası olacak; tüm yaşamın boyunca, oğlum sayılacaksın, her ne kadar insan olsan da. Ölümlü insanların ölçütlerinin ötesinde bilgelik öğretilecek sana ve elf silahları yerleştirilecek ellerine. Bir ihtimal, öyle bir zaman gelir ki, babanın Hithlum’daki yurdunu yeniden ele geçirirsin; ama şimdilik burada sevgi içinde yaşa.

Doriath ile Turin’in kaderleri böyle birleşir. Melian, Turin’in üzerindeki karanlık kaderi sezer ve Morwen’i Doriath’a daver eder. Turin, annesi Morwen’in Doriath’a çağrıldığından haberdardır ve heyecanla Morwen ile birlikte dönecek olan habercileri gözler; fakat Turin’in kaderi buna mani olur. Morwen gururunu dinleyerek, biraz da kucağındaki Nienor’un bu yolculuğa dayanamayacağını düşünmesi nedeniyle teklifi reddetmiştir. Turin ise habercilerin yalnız döndüğünü görmüş ve ormana kaçarak ağlamıştır.

Morwen, Turin’e bir armağan göndermiştir; Dor-Lomin’in Ejdermiğferi. Thingol, onu gördüğünde şöyle der:

Thingol: Hurin’in atalarının taşıdığı bu miğferi takan baş, gururlu bir baştı.

Ardından onu Turin’e verir:

Thingol: Kuzeyin Ejder-başını al ve onu zamanı geldiğinde hakkıyla tak.

Turin’in Doriath’taki günlerinde Melian, ona göz kulak olması için Nellas adlı genç bir Elf kızını görevlendirir. Nellas ile Turin, o zamanlar sık sık beraber dolaşıyorlardı. Nellas, Turin’e Doriath hakkında çok şey öğretir. Sindarin dilini, Doriath’ın adetlerini, yararlı ve zararlı bitkileri ve daha birçok şeyi öğretir Nellas; fakat bu arkadaşlık çok fazla sürmez; çünkü Nellas, Menegroth’a gitmeye isteksizdir. Dolayısıyla Turin de zamanla unutur Nellas’ı; fakat Nellas, Turin’i hala gözlemektedir ve bu ileride Turin’e büyük fayda sağlayacaktır.

Turin’in Menegroth’ta dokuz sene yani on sekiz yaşına kadar yaşadığı söylenir. Bu zaman zarfında Thingol, Morwen’in durumunu kontrol edip Turin’in acısını hafifletmek amacıyla haberciler yollamaktadır. Morwen ile Nienor’un orada biraz daha rahatladığını öğrenirler. Yine bu zaman içinde Turin, Doriath Elfleri’nden bile uzun bir boya sahip olur. Nellas’tan öğrendiklerini iyice geliştirir. Yine de içine kapanık biridir. Bu nedenle de sadece onu çok iyi tanıyanlar ile arkadaşlık kurabilmektedir. Güçlüyay Beleg ile olan arkadaşlığı ise Beleg’in sık sık Menegroth’a gelmesi ve onu araziye çıkartarak el hünerlerini öğretmesiyle pekişir. Doğal bir yeteneği yoktur bu konuda; çünkü kendi gücünün farkında değildir ve her şeyi tek bir darbeyle bozmaktadır.

Turin’in Doriath’taki günlerinde onu kıskanan ve hor görenler de vardır ve bunların başında Thingol’ün danışmanı Saeros gelmektedir. Turin’i her görüşünde onu küçük gördüğünü belli eden bir üslupla konuşur. Turin ise her bir söze sessizliği ve efendiliğiyle yanıt verir. Saeros’a karşı dikkatlidir; çünkü Saeros, Kral’ın danışmanıdır.

On yedi yaşında ise Turin’in evinden gelen haberler kesilir. Morgoth artık Morwen’in bulunduğu bölge üzerinde yüzde yüz hakimiyet sahibidir ve her bir geçidi kollamaktadır. Thingol ise bunu göz önünde bulundurarak bir daha haberci yollamaz. Turin bunun üzerine Thingol ile konuşmaya gider. Onu ve Melian’ı Hirilorn’un altında bulur. Thingol’ün gözünden Turin şöyle betimlenir:

Thingol hayretle Turin’e baktı, aniden önünde evlatlığı yerine bir insan, sert ve gururlu, beyaz bir yüzdeki gözlerle ona bakan, uzun boylu, siyah saçlı bir yabancı gördü.

Thingol sessizliği bozar:

Thingol: Ne istiyorsun, evlatlığım?

Turin: Zincir zırh, kılıç ve boyuma uygun bir kalkan, beyim. Aynı zamanda, izninle, atalarımın Ejder-miğferini istiyorum.

Thingol: İstediklerini alacaksın; lakin, neye hizmet edecek bu silahlar?

Turin: Bir erkeğe ve hatırlayacak soydaşları olan bir oğula. Aynı zamanda, silah konusunda yiğit olan yoldaşlara ihtiyacım var.

Thingol: Sana kılıçlı şövalyelerimin arasında bir yer vereceğim, eğer ki bundan böyle silahın kılıç olacaksa. Dilediğin buysa, onlarla birlikta bataklıklarda savaş talimleri yapabilirsin.

Turin: Yüreğim Doriath Bataklıkları’nın ötesine gitmemi söylüyor; çünkü ben savunma yapmayı değil, düşmanımıza saldırmayı istiyorum.

Thingol: O halde yalnız gitmelisin. Angband’a karşı savaşta halkımın üstleneceği vazifeyi kendi bilgeliğimle tayin ediyorum, Hurin oğlu Turin. Bu zamanda, silah kuşanmış hiçbir Doriath gücü göndermeyeceğim; ne de öngörebildiğim bir gelecekte gerçekleşecek bu.

Melian: Ama sen dilediğin yere gitmekte serbestsin, Morwen’in oğlu. Melian Kuşağı, müsaademizle gelenlerin gidişine mani olmaz.

Thingol:  Bilgece öğütler seni durdurmazsa.

Turin: Öğüdünüz nedir, beyim?

Thingol: Boyun posun insan gibi ve hatta şimdiden çoğu insandan fazlasına sahipsin; lakin henüz rüştüne erişmiş sayılmazsın. Bu gerçekleşene kadar sabırlı olmalısın, gücünü sınamalı ve eğitmelisin. İşte bundan sonra, belki soydaşlarını hatırlayabilirsin; lakin bir insanın yalnız başına Karanlık Efendi’ye karşı, ne kadar sürerse sürsün, Elf beylerinin savunmasına yardım etmekten daha fazlasını yapabileceği umudu pek az.

Turin: Soydaşım Beren daha fazlasını yaptı.

Melian: Beren bir de Luthien; ama Luthien’in babasıyla bu şekilde konuşman fazla cesurca. Bana göre; alın yazın pek ala değil, Morwen’in oğlu Turin; lakin senin içinde bir yüzelik var ve iyi de olsa kötü de, kaderin Elf halkınınkine dolanmış. Kendine dikkat et, kaderin kötü olmasın diye. Şimdi git, evlatlığımız ve Kral’ın öğüdünü tut. Bu, kendi fikrinden daha bilgece olacaktırç Lakin rüştüne eriştikten sonra bizimle Doriath’ta uzun süre yaşayacağını sanmıyorum. Eğer ki, gelecek günlerde Melian’ın sözlerini hatırlarsan senin için iyi olacak: yüreğinin hararetinden ve soğuğundan kork ve elinden geliyorsa sabırlı olmaya gayret et.

Turin karşılarında eğilerek oradan ayrılır ve Doriath sınırında Morgoth’un hizmetkarlarıyla çarpışmaya gider. Çarpışmalarda gücünü ve cesaretini kanıtlar. Pek çok yara almasına rağmen onun ölümü orada olmayacaktır. Kaderi onu her zaman ölümden sakınmıştır. Dor-Lomin’in Ejder-miğferi’nin ortaya çıktığı haberi Beleriand’ın her tarafına yayılır. Hurin’in Angband’dan kaçtığı söylentileri dolanır etrafta. Turin’den daha iyi kılıç kullanan tek bir kişi vardır artık. O da hocası Güçlüyay Beleg’dir. Arkadaşlıkları çok ilerlemiştir artık ve Beleg her daim Turin’e memnuniyetle rehberlik etmektedir.

Üç yıl geçtikten sonra Turin, dinlenmek ve silahlarının onarılması için hiç beklenmezken Menegroth’a gelir. Thingol’ün malikanesine giderek oradaki bir toplantıya katılır; fakat bilmeden Saeros’un oturmaya alışık olduğu yere oturmuştur. Saeros geldiğinde Turin’in bunu kibirden yaptığını zanneder; fakat ona karşı konuşmak yerine şöyle der:

Saeros: Bataklık nöbetçisi aramıza nadiren teşrif ederek sevindiriyor bizi ve onunla konuşma şerefine nail olmak uğruna her zamanki yerimi memnunlukla bırakıyorum ona.

Turin kısa bir teşekkürle yanıt verir Saeros’a ve Mablung ile konuşmasına devam eder. Ardından Saeros sataşmayı sürdürür. Bunu kurnazlıkla yapar tabii ki. İşlerine dair yağdırdığı sorulardaki aşağılamayı fark etmemek imkansızdır. Ardından Turin’in dış görünüşüne takar kafayı ve önüne bir tarak fırlatarak şu acı sözleri söyler:

Saeros: Kuşkusuz ki, Hithlumlu İnsan, bu masaya aceleyle geldin ve hırpani pelerinin mazur görülebilir; ama kafanı da bir dikenli çalı kümesi gibi bakımsız bırakmanın manası yok ve belki kulakların açıkta olsaydı, sana söylenenleri daha iyi dinlerdin. Eğer bu kadar vahşi ve korkunçsa Hithlum’un İnsanları, o diyarın kadınları nasıldır kim bilir? Yoksa tıpkı geyikler gibi yalnızca kendi saçlarına bürünmüş bir biçimde koşuyorlar mı?

Bu kadarı Turin’e fazla gelir. Bilincini ve kaslarının kontrolünü kaybederek yakınında bulunan bir kadehi tahmini yüz metre bölü saniye hızla Saeros’un kafasına kondurur. Saeros sandalyesiyle beraber geriye düşer ve ciddi bir yara alır. Turin hızını alamaz ve kılıcını çekerek Saeros’un üzerine yürür. Turin’i sakinleştiren Saeros’un ağzından akan kanlar ile Mablung olur. Saeros yine konuşmaya devam eder:

Saeros:  Daha ne kadar barındıracağız bu orman kaçkınını? Bu gece kim yönetmekte burayı? Kral’ın kanunu, malikanesindeki kullarını incitenlere karşı ağırdır ve orada kılıç çekenler için kanun kaçağı ilan edilmek en hafif sondur. Sana dışarıda yanıt verebilirim Orman Kaçkını!

Turin tek bir söz etmeden oradan ayrılır. Mablung ise Saeros’u kenara çeker:

Mablung: Senin canını sıkan nedir bu akşam? Bu kötülükten seni sorumlu tutuyorum; hem belki Kral’ın kanunu, yaralı bir ağzın, sataşmalar için adil bir karşılık olduğuna karar verir

Saeros: O budalanın bir sıkıntısı varsa, bırak Kral’ın hükmüne sunsun; lakin burada kılıç çekilmesi, böyle bir sebepten mazur görülemez. Eğer ki Orman Kaçkını bana malikanenin dışında kılıç çekerse, onu öldüreceğim.

Mablung:  Aksi de olabilir; ancak ölen her kim olursa olsun, Doriath’tan çok Angband’a yaraşır bir şey olur ve daha muazzam bir şerrin önü açılır. Hakikat şu ki, kuzeyden gelen bir gölgenin uzandığını ve dokunduğunu hissediyorum. Kulak ver ki Saeros, gururun yüzünden Morgoth’un emelini gerçekleştirmeyesin ve unutma ki sen Eldar’dan birisin.

Saeros: Bunu unutmadım.

Unutmadım dese de Elfler’in yüzünü kızartan bir olaya sebep olur ertesi sabah. Bataklıklara geri dönmek amacıyla yola çıkmak üzere olan Turin’e pusu kurar. Saeros arkadan saldırmak üzere iken bir Elf kolcusundan farksız bir şekilde her daim ihtiyatlı olmak üzere eğitilmiş olan Turin gelen tehlikenin farkına varır ve kenara çekilerek kılıcını çeker.

Turin: Morwen! Seninle alay eden, şimdi horgörüsünün cezasını görecek.

Üstünlüğü kısa sürede Turin sağlar ve Saeros’un kılıcı tutan kolunu yaralar. Saeros’un kılıcı yere düşer ve Saeros tamamen Turin’in merhametine kalır; fakat Turin’in başka planları vardır:

Turin: Saeros, seni uzun bir yarış bekliyor ve giysilerin sana engel olacaktır; saçların yeterli olmalı. Koş, koş kadınlarla alay eden!

Searos çırılçıplak kalmıştır ve koşmaya başlar. Turin de arkasından kılıcıyla koşmaktadır.

Turin: Koş! Eğer geyikler kadar hızlı koşamazsan seni arkadan dürtüklerim.

Mablung onları bu şekilde yakalar ve Turin’in arkasından koşarak ona seslenir:

Mablung: Dur, dur, Turin! Ormanda ork-işi bu yaptığın!

Fakat Turin delirmiş gibidir:

Turin: Ork-işi önceydi: bu yalnızca ork-oyunu.

Ardından önlerine bir yarık çıkar ve Saeros oraya düşerek kafasını kırmak suretiyle can verir. Oysa o yarığı atlamaya kalkışmasa Turin’in niyeti onu serbest bırakmaktı.

Mablung nihayet Turin’e yetişir ve şöyle der:

Mablung: Heyhat! Yalnız şimdi bizimle birlikte geri dönmelisin Turin, zira Kral bu fiiliyat hakkında hüküm vermeli.

Turin: Kral adil olsaydı, beni suçsuz bulurdu; ama bu, onun danışmanlarından biri değil miydi? Bir kralı neden dostu olarak kötü yürekli birini seçsin? Onun kanununu ve hükmünü reddediyorum.

Mablung: Sözlerin fazlasıyla gururlu. Bilgelik öğren! Bir kaçağa dönüşmeyeceksin. Bir dost olarak, benimle dönmeni istiyorum. Başka tanıklar da var. Hakikati öğrendiğinde Kral’ın seni affedeceğini umabilirsin.

Turin: Talebini reddediyorum. Boş yere Kral Thingol’ün affını aramayacağım ve şimdi, onun benim için belirleyeceği sonun beni bulamayacağı bir yere gideceğim. İki seçeneğiniz var: ya gitmeme izin verirsiniz ya da kanunuza uyarsa beni öldürürsünüz.

Mablung, Turin’in gitmesine müsaade eder:

Mablung: Bir ölüm yeterli.

Turin: Bunu ben istemedim, ama yasını da tutmuyorum. Mandos onu adil bir biçimde yargılasın ve eğer canlıların dünyasına dönecek olursa, daha bilge olsun. Hoşçakalın!

Mablung: Uğurlar olsun! Zira dileğin budur. Şayet böyle devam edersen, yolunun iyi olmasını dilerim. Üzerinde bir gölge var. Yeniden karşılaştığımızda, onun daha da koyulaşmammış olmasını dilerim.

Bu konuşmadan sonra Turin bir daha Doriath’a dönmez; fakat yine de Doriath ile Turin’in kaderleri birbirine hala kenetlidir. Kısa bir süre sonra Thingol ile Melian yazlıklarından dönerler ve Turin’in yaptıklarından haberdar olurlar. Bataklıklardan bizzat Beleg Menegroth’a gelir. Thingol şöyle der:

Thingol:  Bu eksiksiz bir biçimde dinlemem gereken acı bir mesele. Danışmanım Saeros öldürülmüş, evlatlığım Turin kaçmış olsa dahi, yarın yargı makamına oturacak ve hükmümü açıklamadan önce her şeyi gerektiği gibi dinleyeceğim.

Ertesi gün ise Kral tüm tanıkları dinler. Tüm bu tanıklar arasında en açık ve kesin konuşan kişi ise bekleneceği üzere Mablung olmuştur.

Thingol: Hurin oğlu Turin’in dostu olarak mı konuşuyorsun?

Mablung: Öyleydim; lakin hakikati daha uzun vakittir, daha fazla seviyorum. Beni sonuna dek dinleyin, beyim!

Mablung, divandaki tartışmayı anlattıktan sonra ormandaki koşuşturmadan da bahseder ve Turin’in ayrılmadan önceki sözlerini aktarır.

Thingol: Heyhat! Yüzlerinizde bir gölge görüyorum. Diyarıma nasıl sızmış bu? Şer iş başında. Saeros’u sadık ve bilge bilirdim.; lakin yaşasaydı öfkemi hissederdi; zira yaptığı münasebetsizlik pek fena ve malikanede gerçekleşen her bir fiil için onu suçluyorum. Şimdilik, Turin’i affettim. Yalnız, gazabının dinmesi gerektiği vakit yaptıklarını göz ardı edemem. Saeros’un mahcup edilmesi ve ölümüne kovalanması, işlenen suçtan daha muazzam kusurlar. Sert ve kibir dolu bir yüreğe delalet ediyorlar.

Bu nankör bir evlatlık ve aslında konumuna göre fazla gururlu bir insan. Beni ve kanunumu küçük gören birini nasıl barındırabilirim, pişmanlık duymayan birini nasıl affederim? Kararım bu olmalı. Turin’i Doriath’tan sürüyorum. Diyarıma girmeye kalkışırsa, yargılanmak üzere huzuruma getirilecek ve eğer ayaklarımın dibinde af dilemezse, artık o, benim oğlum olmayacak. Bunu adil bulmayan biri varsa, şimdi konuşsun.

Tam o anda Güçlüyay Beleg girer içeri:

Beleg: Beyim, konuşabilir miyim?

Thingol: Geç kaldın. Diğerleri ile birlikte çağırılmamış mıydın?

Beleg: Çağrıldım, beyim. Ama geç kaldım; tanıdığım birini arıyordum. Şimdi hükmünüzü vermeden önce, dinlenmesi gereken bir tanık getiriyorum en nihayet.

Thingol: Söyleyecek sözü olan herkes çağırılmıştı. Dinlediklerimden daha fazla ağırlığı olacak ne söyleyebilir bana?

Beleg: İşittiğiniz zaman kendiniz karar verirsiniz. İnayetinzi hak etmişsem, bana müsaade edersiniz.

Thingol: Müsaade ediyorum.

Ardından Beleg, Turin’in hikayesinin başında anlatılan ama zamanla unutulan birisini getirir oraya; Melian’ın emriyle her daim Turin’i gözlemekte olan Nellas, Menegroth ve Kral Thingol’ün ihtişamı yüzünden çekine çekine Beleg’i takip etmektedir.

Nellas: Beyim, bir ağaçta oturuyordum…

Fakat tamamlayamaz. Korkudan donakalmıştır. Thingol devam ettirir cesaret verircesine:

Thingol: Bunu başkaları da yapmış; ama bana bahsetme gereği duymamışlardı.

Nellas: Başkaları da yaptı gerçekten. Luthien dahi! Ben de onu ve insan Beren’i düşünüyordum o sabah; zira Turin bana Beren’i hatırlatıyordu. Onların akraba olduğu söylendi bana ve bazıları tarafından yakınlıkları görülebiliyor; yakından bakan bazıları.

Thingol: Öyle olabilir; lakin Hurin oğlu Turin beni küçük görerek gitti ve bir daha onu görüp akrabalıklarını okumayacaksın; çünkü şimdi hükmümü açıklayacağım.

Nellas: Kralım, efendim! Bana tahammül et, bırak ilk önce ben konuşayım. Turin’in ayrılışını seyretmek maksadıyla bir ağaçta oturmuştum ve Saeros’un kılıç ve kalkanla ağaçların arasından fırlayıp, Turin’in üzerine atıldığını gördüm.

Thingol: Kulağıma, olası gelenden de vahim haberler getirmişsin. Söylediklerine dikkat et artık, zira bu bir hüküm oturumu.

Nellas: Beleg de bana öyle demişti ve sırf bu nedenle buraya gelmeye cüret edebildim, ki Turin yanlış yargılanmasın. O yiğit biri, lakin aynı zamanda merhametli. O ikisi dövüştüler, beyim, ta ki Turin, Saeros’u kılıcından ve kalkanından mahrum bırakana kadar; ama onu katletmedi. İşte budur, sonunda onun ölmesini istediğine inanmamamın nedeni. Eğer ki, Saeros mahçup olduysa, hak ettiği bir mahcubiyettir bu.

Thingol: Karar vermek bana düşer; lakin anlattıkların hesaba katılacak.

Ardından Nellas detaylı bir sorgulamaya tabii tutulur. Thingol, adil karar verebilmek için her bir detayı öğrenmek istemektedir. Sorgu tamamlanınca Mablung’a döner:

Thingol: Turin’in bundan sana bahsetmemiş olması bana tuhaf geldi.

Mablung: Ama söylemedi. Yoksa anlatırdım ve ayrılırken onunla başka şekilde konuşurdum.

Thingol: Bu durumda hüküm başka olacak. Dinleyin beni! Ona münasebetsizlik edildiğini ve kışkırtıldığını hesaba katarak, Turin’de bulunabilecek hataları affediyorum. Ve gerçekten de ona yanlış davranan, onun söylediği gibi, danışmanlarımdan biri olduğundan ötürü, bu affı kendisinin talep etmesi gerekmeyecek, her nerede bulunabilirse, ona ben göndereceğim; ve şerefle onu evime geri çağıracağım.

Nellas: Nerede bulunabilir ki? Diyarımızdan ayrıldı ve dünya büyüktür.

Thingol: Aranacak.

Ardından Menegroth’tan çıkarken Beleg, Nellas’ı yatıştırır:

Beleg: Ağlama; zira Turin hala dışarıda yaşıyorsa ve yürüyorsa, tüm diğerleri bulamasa dahi, ben onu bulacağım.

Ertesi gün Beleg, Thingol ile Melian’ın karşısına çıkar:

Thingol: Bana öğut ver, Beleg; zira kederliyim. Hurin’in oğlunu oğlum saydım ve Hurin’in kendisi gölgelerden sıyrılıp ona sahip çıkana dek öyle de kalacak. Kimsenin Turin’in yabana haksız yere sürüldüğünü zikretmesini istemem ve ona memnunlukla kucak açarım yine; çünkü onu çok severdim.

Beleg: Bana müsaade buyur beyim ve elimden gelirse, senin adına bu şerri telafi ederim. Zira onun olacağı gibi bir insan yabanda boşa harcanmamalı. Doriath’ın ona ihtiyacı ve be ihtiyaç daha da büyüyecek. Hem, onu ben de severim.

Thingol: Artık arayış konusunda umudum var! İyi dileklerimle git ve şayet bulursan, bildiğin gibi koru onu ve rehberlik et ona. Beleg Cuthalion, uzun zamandır Doriath’ın savunmasında en ön saftaydın ve yiğitliğin ve bilgeliğinle elde ettiğin pek çok başarıyla minnetimi hak ettin. Bunların en muazzamı olarak, Turin’in bulunmasını sayıyorum. Bu ayrılışta bir armağan iste. Senden esirgemeyeceğim.

Beleg: O zaman, kıymetli bir kılıç istiyorum; çünkü orklar sırf yayla idare edilemeyecek kadar kalabalık oldular ve yaklaştılar ve sahip olduğum kılıç onların zırhıyla baş edemiyor.

Thingol: Sahip olduklarımdan seç. Benim kılıcım Aranruth dışında.

Beleg ise Anglachel adında bir kılıç seçer. Bir meteordan yapılmış olan bu kılıç, her tür demiri yarabilmektedir. Karanlık Elf Eöl tarafından dövülmüştür. Kılıca bakan Melian der ki:

Melian: Bu kılıçta şer var. Demircinin yüreği hala içinde yaşıyor ve o yürek karanlık. Hizmet ettiği eli sevmeyecek, sana uzun vakit de tahammül etmeyecek.

Beleg: Yine de onu kullanabildiğimce kullanacağım.

Sonra Beleg, Turin’i aramak için Doriath’tan ayrılır. Doriath’ın bir yıl süren merak dolu bekleyişi Beleg’in aniden Menegroth’a gelmesiyle son bulur. Beleg, Turin’in Doriath’a gelmeyi nasıl reddettiğini anlatır Thingol’e:

Turin: Sözcükler boğazıma tıkandı. Yapmadığım bir iş hakkında bana sormadan gözlerinde azar vardı. Elf Kralı’nın söylediği gibi, benim İnsan yüreğim gururludur. Hala da öyledir, Beleg Cuthalion. Henüz Menegroth’a dönmeme ve ıslah olmuş dik başlı bir çocuğa yönetilene benzer acıma ve af dolu bakışlara tahammül etmeme gelemez. Ben affetmeliyim, af görmeli değil.

Thingol’ün affını öğrendiğinde, Beleg’in çağrısını reddetme gerekçesi budur Turin’in. Ardından Thingol yanıtını verir:

Thingol: Hurin’in oğlunun babalığını üstlendim ve Yiğit Hurin bizzat dönmediği müddetçe, bu, sevgi ya da nefret için bir kenara konamaz. Başka ne yapmamı umardı ki benden?

Melian: Şimdi yardımın ve şerefin karşılığında, benden bir armağan alacaksın, Cuthalion, zira bunu almayı ziyadesiyle hak eden kimse yok.

Ardından Melian, bir miktar lembas, yol azığı, verir Cuthalion’a.

Melian: Bu azık, Beleg, yabanda ve kışın yardımcın olacak, keza seçtiğin kişilerin de yardımcısı olacak. Zira şu anda sana, onu benim adımda dilediğin gibi paylaştırma hakkını veriyorum.

Ardından Beleg Menegroth’tan çıkarak bataklıklara döner ve ardından Doriath’a bir daha dönmemek üzere hiç kimseye haber vermeden gider. Beleg’in yokluğunda Orklar Dimbar’ı ele geçirir. Orklar Dimbar’ı ele geçirir geçirmesine de o yakınlardaki bir gücün söylentisi bile onları korkutup kaçıracak kadar etkilidir. Yay ve Miğfer adı takılmıştı o güce. Bunun haberi Doriath’a geldiğinde ise Thingol, Güçlüyay Beleg’in nereye kaybolduğunu ve kimin yanına gittiğini anlar. Beleg ve Turin, Morgoth’un güçlerine karşı koymaktaydılar Amon Rudh yakınlarında. Aynı yıl içerisinde ise düşmüş oldukları ve orkların artık korkmadan ilerlemeye devam ettikleri duyulur. Thingol ikisinin de öldüğünü düşünür ve kedere gömülür.

Yay ve Miğfer’in düşüşünden yaklaşık sekiz yıl sonra ise Turin’in annesi ile kız kardeşi, Dor-Lomin’deki şartların ağırlaşmasından dolayı nihayet Doriath’a gelirler. Büyük ihtimalle Turin’in ölümü onlardan gizlenir ve bir yıl boyunca böyle yaşarlar orada. O bir yıl içerisinde ise Nargothrond’da çok güçlü bir savaşçının ortaya çıktığı ve kendisine Kara Kılıç, Mormegil, dediği öğrenilir. Thingol’ün kafasını karıştıran bir haberdir bu; çünkü onun ölmüş olduğu söylentisine rağmen Turin olabileceğini düşünmüştür. Gerçek kimliğini hiçbir zaman öğrenememiş ve bu nedenle kafasını kurcalamaya devam etmiştir; fakat bu çok uzun sürmemiştir.

Yine aynı yıl Morgoth, Nargothrond’un yerini öğrenmiş ve başında ejder Glaurung’un olduğu bir ordu yollayarak Nargothrond’u yağmalamıştır.Nargothrond’dan kaçıp, Doriath’a sığınan Elfler, Mormegil’in Hurin oğlu Turin olduğunu doğrulamış; fakat orada öldüğünü söyleyerek yine Thingol’ü kederlerdirmişlerdir; fakat aynı haberleri işiten Morwen ile Nienor, Thingol kadar soğuk kanlı olmayacaklardır.

Morwen: Bu tür kuşkular Morgoth’un eseridir! Gerçeği öğrenmemiz, tahammül etmemiz gereken en kötü şeyi kesin olarak bilmemiz gerekmez mi?

Thingol: Bu vahim bir mesele, Dor-Lomin’in Hanımı ve üzerinde mutlaka düşünülmesi gerek. Bu tür kuşkular gerçekten de Morgoth’un işi olabilir, bizi düşüncesiz birharekete sevk etmeye çalışıyor olabilir.

Morwen: Düşüncesizlik mi, beyim! Oğlum aç açına ormanda saklanıyorsa, bağlanmışsa, cesedi açıkta yatıyorsa, gerçekten de düşüncesizce hareket ederim. Onu bulmak için zaman kaybetmem.

Thingol: Dor-Lomin’in Hanımı, Hurin’in oğlu bunu asla istemezdi. Senin, burada, Melian’ın korumasında, geriye kalan tüm topraklardan daha iyi bakıldığını düşünürdü. Hurin ve Turin’in hatırına, bu günlerin kara tehlikesi içinde dışarıda dolanmana izin veremem.

Morwen: Turin’i tehlikeden alıkoyamadın, ama beni ondan alıkoymak istiyorsun. Melian’ın korumasında! Evet, Kuşak’ın tutsağı olarak! Buraya gelmeden önce uzun zaman uzak durdur ve şimdi geldiğime üzülüyorum.

Thingol: Hayır, böyle konuşuyorsan, Dor-Lomin’in Hanımı, şunu bil: Kuşak açıktır. Özgürce geldin buraya: Kalmak ya da gitmekte de özgürsün.

Melian: Buradan gitme, Morwen. Doğru bir söz sarf ettin: Bu kuşku Morgoth’un işi. Gidersen, onun iradesiyle gitmiş olacaksın.

Morwen: Morgoth, beni oğlumun çağrısından alıkoyamaz. Ama benim için korkuyorsan ,beyim, halkından birkaç kişiyi bana ödünç ver.

Thingol: Sana ben emir vermiyorum; lakin halkım benim emrim altındadır. Onları kendi fikrime göre gönderirim.

Ardından Morwen ağlayarak dışarı çıkar ve kızına veda ederek ertesi gün Turin’den haber toplamak amacıyla yola koyulur. Bunu duyan Thingol ise hem Morwen’e göz kulak olması hem de Nargothrond’dan haber toplaması amacıyla başlarında Mablung’un bulunduğu küçük ama zorlu bir ekip gönderir.

Thingol: Hızla takip edin; ama ona kendinizi belli etmeyin. Ama Morwen yabana girdiğinde, tehlike tehdit ederse, kendinizi gösterin; ve eğer geri dönmezse elinizden geldiğince koruyun onu. Ama bazılarınızın gidebileceği kadar ileri gitmesini ve öğrenebileceği her şeyi öğrenmesini istiyorum.

Morwen ayrıldıktan sonra Nienor’un da gitmiş olduğunu fark ederler; fakat artık çok geçtir. Nienor kendisini bekleyen korkunç kadere doğru geri dönülemez bir hamle yapmıştır bile. İki haftaya yakın bir sürenin ardından Mablung birkaç yol arkadaşı ile beraber geri döner. Casusları fark eden Ejder Glaurung, Nargothrond’dan çıkıp onları karşılamaya gitmiştir.

Diğerlerinden ayrılan Mablung ise haber toplamak için Glaurung’un yokluğunda Nargothrond’a girer ve görevini yerine getirir; fakat arkadaşlarının yanına döndüğünde arkadaşlarının ve Morwen’in kaybolmuş olduğunu, Nienor’un ise bir çeşit büyü altında olduğunu fark etmiştir. Ne görmektedir ne de duyabilmektedir; fakat Doriath’a yaklaştıkça Nienor tekrar eski gücüne kavuşmaya başlar; fakat Orkların geldiklerini görünce ormanın derinliklerine kaçar. Mablung ve arkadaşları, Nienor’u kovalayan Orkları öldürseler de Nienor akla gelecek en son kişi tarafından bulunmak üzere Brethil Ormanı’na kaçar. Mablung ise günler süren meyvesiz aramalar sonunda Doriath’a dönmüştür.

Mablung:  Avcılarının başına yeni bir usta bul, beyim; çünkü ben şerefimi yitirdim.

Melian: Hiç de öyle değil, Mablung. Elinden gelen her şeyi yaptın ve Kral’ın hizmetkarları arasında başka hiç kimse bu kadarını yapamazdı. Lakin talihsizliğe bak ki, boy ölçüşemeyeceğin, hem de bugün Orta Dünya’da yaşayan kimsenin boy ölçüşemeyeceği bir güçle karşılaştın.

Thingol: Seni haber bulmaya yolladım ve bunu yaptın. Getirdiğin haberlere en çok ilgisi bulunan kişilerin artık işitemeyecek durumda olması senin hatan değil. Hurin’in tüm akrabalarının sonunun bu şekilde olması hakikaten üzüntü verici; ancak suç senin değil.

Thingol ve Melian’ın sözlerine rağmen Mablung kendini rahat hissetmez ve Morwen’in, Nienor’un hatta belki de Turin’in de kaderlerini öğrenmek amacıyla üç yıl boyunca dolanır durur. Nihayet araması bitip Doriath’a döndüğünde çok vahim haberler getirir: Mablung, Ejder Glaurung’u öldüren Turin’i bulmuştur ve onunla konuşur da; fakat Turin, ailesinin başına gelenleri öğrenince kaderinin onu her yerde takip ettiğini anlamış ve buna daha fazla dayanamayarak intihar etmiştir.

Nargothrond yıkıldıktan sonra Dor-Lomin’e ailesini bulmaya giden Turin, onların Doriath’a gitmiş olduklarını öğrenince Brethil Ormanı’na, Haladin Halkı’nın ihtiyaç zamanında gitmiş ve onlara savaşlarında yardım etmiştir; fakat ormanda bulduğu genç bir kızı sevmiş ve onunla evlenince bir süre savaşmayı bırakmıştır. Ardından Ejder öldükten sonra o kızın kız kardeşi Nienor olduğun öğrenmiş ve buna inanmayı reddederek ormanın içlerine doğru kaçmıştır. Mablung’a ise tam o anda rastlamış ve Nienor’un en son Brethil Ormanı’na koşarken görüldüğünü duyunca da kadersizliğine dayanamayarak intihar etmiştir.

Turin’in ölümü ile Doriath’ın da kaderi sonlarına yaklaşmıştır artık. Yaklaşık bir yıl sonra Turin’in babası Hurin, Angband’ın karanlığından çıkıp gelmiştir Doriath’a. Sınırlarda muhafızlar tarafından yakalanıp Menegroth’a getirilmiştir. Thingol şaşkındır. Şaşkınlığına rağmen karısını ve çocuklarını nasıl ağırladıysa onu da öyle ağırlamıştır. Hurin, Thingol’ün önüne bir mücevher fırlatır. Bu mücevher Cüceler tarafından yapılmış Nauglamir adında bir gerdanlıktır.

Hurin: Ücretini al! Çocuklarıma ve karıma iyi baktığın için! Bu Elf ve İnsanların çoğu tarafından adı bilinen Nauglamir’dir; onu Nargothrond’un karanlığından sana getirdim, akraban Finrod’un, Barahir oğlu Beren ile birlikte Doriath’lı Thingol’ün görevini tamamlamak için yola çıktığında geride bıraktığı şey!

Thingol’ün Hurin’e duyduğu acıma duygusu, öfkesini bastırır ve Hurin’in bu hakaretine karşı sessiz kalır; fakat Melian susmaz:

Melian: Thalion Hurin, Morgoth seni büyülemiş; çünkü her şeyi Morgoth’un gözlerinden, isteyerek ya da istemeyerek, hileli görmüşsün. Oğlun Turin, Menegroth salonlarında uzun süre büyütüldü, Kral’ın oğlu olarak ona sevgi ve onur gösterildi; Doriath’a asla geri dönmeyişi Kral’ın ve benim arzum dışındadır. Zaman içinde karın ve kızın da burada onurla, iyi niyetle ağırlandı; Morwen’i Nargothrond’a giden yoldan caydırmak için her yolu denedik. Şimdi Morgoth’un sesiyle dostlarını azarlıyorsun.

Bu sözlerden sonra Hurin’in ruh hali yumuşar:

Hurin: Şimdi alın, efendim, Cücelerin Gerdanlığı, hiçbir şeyi olmayandan bir hediye, Dor-Lominli Hurin’i hatırlaması için. Şimdi yazgım tamamlandı. Morgoth’un niyeti başarılı oldu; ama artık onun esiri değilim.

Bu sözlerin ardından Hurin hiç kimse tarafından kesin olarak bilinmeyecek bir yolculuğa çıkar ve bir daha ne Elf ne de İnsanlar arasında görülür. Thingol’ün ise gönlünde yeni tasarılar oluşmaya başlamıştır. Elinde iki büyük mücevher vardır şimdi ve onları birleştirmek ister ve Silmaril’i Nauglamir’e yerleştirmeleri için Nogrodlu Cücelerle anlaşır; fakat Cüceler bu işi hayrına yapmayacaklardır. Feanor’un, İki Ağaç’ın ışığını hapsetmiş olduğu Silmaril’e hayran olurlar ve onu yurtlarına götürmek için söndürülemez bir ateşle tutuşurlar.

Thingol, Nauglamir ile Silmaril’in birleşmesi sürecini yakından takip eder. Uzun süren çabaların ardından ortaya müthiş bir mücevher çıkar. Thingol, demirhanede tamamlanmış olan mücevheri takmaya hazırlanırken Cüceler ısrar eder:

“Elf kralı, öldürülmüş Felagund Finrod için babalarımız tarafından yapılan Nauglamir’e hangi hakla sahip çıkıyor? Bu ona, sadece bir hırsız gibi Nargothrond’un karanlığından alan Dor-Lominli İnsan Hurin’in eliyle geldi.”

Bu sözler üzerine Thingol Cücelerin asıl amacının Nauglamir ile beraber Silmaril’i götürmek olduğunu anlamıştır. Eski kibirli kral maskesini takarak onlarla konuşur:

Thingol: Nasıl sizin gibi kaba ırktan gelenler, bodur bırakılmış halkınızın babaları uyanmadan önce Cuivienen’in sularıyla yaşamı başlayan benden, Elu Thingol’den bir şey istemeye cesaret eder? Bu saygısızlığınız yüzünden ücretinizi ödemeyi reddediyorum! Derhal Doriath’ı terk edin.

Thingol

Bu sözler üzerine Cücelerin söyleyeceği bir şey yoktur. Bu nedenle de Thingol’ü kendi sarayının altındaki demirhanelerde katlederler ve böylece Orta Dünya’daki Sindar arasında İki Ağaç’ın ışığını gören tek kişi kibri yüzünden böylece öldürülür. Cüceler de Naugrim’i alarak kaçmaya çalışırlar; fakat daha onlar Region Ormanı’ndan çıkamadan Nauglamir Melian’ın eline ulaşır.

Bu olayların üzerine Nogrod, Doriath’a bir ordu yollar. Thingol’ün ölümünün kederi nedeniyle Melian Kuşağı kalkar ve Cüce ordusunun önü açılmış olur. Cüce ordusu varmadan Melian, Nauglamir’i Mablung’a vererek hala Adurant Nehri’ndeki Tol Galen’de yaşamakta olan Beren ile Luthien’e haber göndermesini emreder ve Orta Dünya’yı terk ederek Mandos’un Salonları’ndaki Thingol’ü aramaya gider.

Cüce ordusu ise Menegroth’a hiç engellenmeden girerler. Sayıca kalabalık olan vahşi Cüce ordusu kısa sürede üstünlüğü sağlarlar ve pek çok acı yaşanır orada. Nauglamir’i korumaya çalışan Ağır-Elli Mablung orada can verir. Çok sayıda Cüce ve Elf ölmüştür Menegroth Savaşı’nda ve bu savaş nedeniyle aradan çağlar geçse bile Elfler ve Cücelerin arası düzelmeyecektir bundan böyle.

Cüceler Menegroth’tan ayrılınca, orada olan bitenden haberdar olan Beren, Ossirianlı Gri Elfler ile birlikte son savaşını yapar. Cüceler evlerine giderken Sarn Athrand’da pusuya düşürülürler ve Cücelerin büyük bir kısmı öldürülür. Geriye kalan Cüceler ise Entler tarafınan katledilir ve böylece Cücelerden hiçbiri evine dönemez.

Beren, Nogrod Efendisi’ni öldürdükten sonra Morgoth’un tacınan kesmiş olduğu Silmaril’e şaşkınlıkla bakakalır. Onu Luthien’e verir ve oğlu Dior’u ailesiyle beraber Doriath’ı yeniden yükseltmesi için Menegroth’a gönderir. Böylece Eluchil Dior çocukları Elured, Elurin, Elwing ve karısı Nimloth ile beraber Menegroth’a yerleşir.

Dior, Menegroth’un tahtına oturduğunda yaşanan acıları telafi etmek için çok çabalar ve kısmen da başarılı olur; fakat bir yaz gününde Ossiriandlı Yeşil bir Elf gelerek Beren ile Luthien’in öldüğünü, Silmaril’in ise Dior’a kaldığını haber vererek Silmaril’i teslim eder. Dior, Silmaril’i boynuna takar ve taktıktan sonra, Sİlmaril’in Doriath’ta olduğu haberi Beleriand’ın her yanına yayılır. Feanor oğullarının kulağına da gider bu haber ve Silmaril’i geri istediklerini elçi aracılığıyla bildirirler. Dior bir yanıt vermeyince de yedi Feanor oğlu da birleşerek savaş düşüncesi ile gizlice Doriath’a girerler.

Elf’in Elf’i katletmesinin ikincisine tanık olur bu kez Menegroth. Cücelerle yaptıkları sert savaştan sonra Feanor oğullarının önünde Sindar dökülürler. Dior orada kendi elleriyle öldürür Feanor oğlu Celegorm’u. Curufin ve Caranthir de ölür Menegroth’ta; fakat Dior da ölecektir. Elured ve Elurin bir daha kimse tarafından görülmez o savaştan sonra. Celegorm’un hizmetkarları ormanda onları ölüme terk etmiştir. Elwing ise Arvernien’e kaçacaktır. Yanında Silmaril’i de götürdüğü için Feanor oğulları amaçlarına ulaşamaz.

Feanor oğulları amaçlarına ulaşamasa da İkinci Akrabakıyımı vakasında Doriath bir daha yükselmemek üzere tarihe karışır. Menegroth tahtına yükselebilecek hiç kimse kalmamıştır artık. Sindar halkı ise Sirion Deltası’ndaki Arvernien’de hayatlarına devam edeceklerdir. Morgoth’un korktuğu krallıklardan biri daha yıkılmıştır. Geriye dayanabilecek son bir krallık kalmış olsa da onun da sonu yakındır.

 Kaynakça

Silmarillion; 6.45 Yayınları

Hurin’in Çocukları; İthaki Yayınları


Eğer Orta Dünya hayranıysanız, bizi TwitterInstagram ve Facebook üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Yüzüklerin Efendisi dizisiyle ilgili son haberleri takip etmek için portalımıza, Orta Dünya ile ilgili tartışmalara katılmak için de forumumuza mutlaka bir göz atın.

YouTube ve Twitch kanallarımıza da bekleriz.

 

Mutlaka Okuyun!

Güç Yüzükleri İlk 2 Bölüm Detaylı İncelemesi

Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri İlk 2 Bölüm Detaylı İncelemesi (The Rings of Power 1. Sezon)

5 yıl süren uzun bekleyiş sona erdi ve Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri 1. sezonunun ilk …

Bir yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir